Foti Benlisoy ve Stefo Benlisoy – Türk Milliyetçiliğinde Katedilmemiş Bir Yol: ‘Hıristiyan Türkler’ ve Papa Eftim (2022)

Foti Benlisoy ve Stefo Benlisoy tarafından uzun yıllara yayılan, geniş kapsamlı bir çalışma neticesinde kaleme alınan ‘Türk Milliyetçiliğinde Katedilmemiş

Bir Yol ‘Hıristiyan Türkler’ ve Papa Eftim’ kitabında birbiriyle bağlantılı bir dizi sorunun cevabı aranıyor:

  • Yunan ve Türk milliyetçilikleri Anadolulu Türkdil Ortodoksları kendi ulusal cemaatlerine dahil etmek adına hangi söylemsel stratejileri devreye soktular?
  • “Karamanlıların” Yunan milliyetçiliği açısından dilsel, Türk milliyetçiliği açısındansa dinsel “anomalisi” nasıl bertaraf edilmeye çalışıldı?
  • Söz konusu söylemsel stratejiler, aynı milliyetçi projeye bağlı farklı ulusal kimlik tanımları arasındaki rekabet bağlamında kimin Yunan ya da Türk sayılıp sayılmaması gerektiğine dair tanımlarda hangi değişiklikleri gündeme getiriyordu?
  • “Hıristiyan Türkler” teması Türk milliyetçiliğinin dini aidiyetle, spesifik olarak da İslam’la ilişkisinde nasıl bir kırılmaya denk düşüyordu?

“Türkdil Hıristiyanlar” vakası, Türk milliyetçiliğinin seküler ve etnik sınırlarının anlaşılması açısından kritik önemdedir.

Milli Mücadele dönemi, farklı ve bazen birbirine rakip milliyetçi ulusal inşa projeleri arasında kararsız olunduğu bir dönemdi.

Kimin inşa halindeki Türk ulusal kimliğine içerilip kimin dışlanacağı meselesi, bu alternatif milliyetçi projeksiyonlar arasındaki rekabetin bir ürünü olarak ortaya çıkacaktı.

Bu anlamda Anadolulu Türkdil Hıristiyanların Türklüğünün kabul ya da reddedilişi, bizatihi Türklük tanımı üzerinde, yani ulusal topluluğun sınırlarına dair de sonuçlar doğuracaktı.

  • Künye: Foti Benlisoy ve Stefo Benlisoy – Türk Milliyetçiliğinde Katedilmemiş Bir Yol: ‘Hıristiyan Türkler’ ve Papa Eftim, İstos Yayın, inceleme, 343 sayfa, 2022

Arhangelos Gavril – Anadolu Osmanlı Demiryolu ve Bağdat Demiryolu Şirket-i Osmaniyesi İdaresi’nin İçyüzü (2022)

1911 tarihli bu kitap, Anadolu ve Bağdat demiryollarının işleyişi ve çalışma koşulları hakkında altın değerinde bir kaynak.

Nevşehirli bir Osmanlı Rumu olan Arhangelos Gavril’in kitabı, şirket yönetiminin haksız uygulama, yolsuzluk ve kanun tanımazlıklarına, bilhassa II. Abdülhamit yönetiminin kimi ileri gelenleri ile şirket idaresi arasındaki samimi ilişki ve menfaat ortaklığına ve bunun halka ve ülkeye bedeline dair bir iddianame niteliği taşıyor.

“Namuslu olabilecek kadar sâhib-i iz’ân olmayanların sülûk edecekleri tarîk, hile ve mefsedettir!”

Doktor Gavril, yıllarca çalıştığı şirkette edindiği deneyimler ve bir araştırmacı titizliğiyle derlediği belgeler aracılığıyla şirketin  yolsuzluk ve kanunsuzluklarını okura sunarken, Anadolu Demiryolları Şirketi’nin –en başta Genel Müdür Hugue’nin olmak üzere– yabancı sermaye ağırlıklı yönetimini ağır ithamlarla suçluyor ve demiryolu hattı idaresinin denetimi ve ıslahına ilişkin Osmanlı yurtseverliği ve meşrutiyetçiliğini temel alan bir siyasal pozisyonu savunuyor.

Üstelik Gavril’in her satırından, demiryolu hattında çalışan emekçilere karşı derin bir ilgi ve yakınlık ile hattın gerçek sahibi olarak nitelediği Osmanlı halkının menfaatlerini gözetmenin en üstün değer olduğunun idrakindeki yurtsever bir bilinç süzülmekte.

Demiryolu emekçilerinin şirket idaresinin keyfilik ve zorbalıklarına karşı örgütlenme çabaları ve gerçekleştirdikleri grevin de örgütleyicilerden olan Gavril’in ilk elden tanıklıkları, geç dönem Osmanlı emek ve iktisat tarihçiliği açısından paha biçilmez bir kaynak.

Memleketin ilk modern büyük projesinin kilometre garantili sözleşmeleri, tarifelerde şirket yararına yapılan oynamalar, akraba kayırmacılığı, liyakatsiz atamalar, sermayeye hükûmet eliyle aktarılan devasa kamu kaynakları, siyaset ile ticaretin iç içe geçişi ve elbette acımasız emek sömürüsüne dair içerden bilgiler aktaran Doktor Gavril’in bu tarihi vesikası, ne hazindir ki yüz yıl sonrasının okuruna da pek tanıdık gelecek!

Stefo Benlisoy’un Önsöz’üyle…

  • Künye: Arhangelos Gavril – Anadolu Osmanlı Demiryolu ve Bağdat Demiryolu Şirket-i Osmaniyesi İdaresi’nin İçyüzü, çeviren: Hamit Erdem, Baha Coşkun ve Fadime Ersin, İstos Yayın, tarih, 352 sayfa, 2022

Kolektif – Osmanlı’da Marksizm ve Sosyalizm (2021)

Osmanlı ve Türkiye işçi sınıfı tarihi üzerine yeni kuşak araştırma arayanların bu çalışmayı bilhassa edinmesi gerekiyor.

Bizden yüz yıl önce bu topraklarda sosyalizm mücadelesini var etmek için çalışanların faaliyetlerine ışık tutan çok önemli bir kitap.

Kitapta,

  • 1908 Devrimi öncesinde Selanik’te sosyalizm ile tanışan Müslüman/Türkler bağlamında “Türk sosyalistlerinin” ilk faaliyetleri,
  • Ermeni Hınçak Partisi’nin uzun soluklu öğrenci dergisi olan Gaydz’ın yayın hattı bağlamında dönemin dinamikleri,
  • Bulgar “dar” sosyalistlerinin etkisiyle Marksist sosyalizmin işçi sınıfı içerisinde yer bulmasında önemli rol oynamış ve II. Meşrutiyet İstanbul’unda ağırlıklı olarak Rumların oluşturduğu Türkiye Sosyalist Merkezi ya da İşçi Merkezi’nin rolü,
  • 1908 Devrimi’nden sonra patlayan tiyatro salgını ve politik tiyatro hareketi içinde sosyalizmin nasıl Osmanlı sahnelerinde sahnelenen Türkçe oyunlarda arz-ı endam ettiği,
  • Meşrutiyet döneminde güçlenen sosyalist düşüncenin ve hareketin 1919 seçimleri çerçevesinde gelmiş olduğu durum,
  • Ve Karl Marx ile Friedrich Engels’in ‘Komünist Manifesto’sunun Türkçe çevirisinin yapılması serüveni gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Y. Doğan Çetinkaya, İ. Arda Odabaşı, Stefo Benlisoy, Yaşar Tolga Cora, Bilge Seçkin Çetinkaya, Erol Ülker ve Mehmet Ö. Alkan.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı’da Marksizm ve Sosyalizm: Yeni Kuşak Çalışmalar, derleyen: Y. Doğan Çetinkaya, İletişim Yayınları, tarih, 248 sayfa, 2021

Kolektif – En Uzak Sahilin Kıyısında (2021)

Bugün yaşadığımız felaketi tarihsel koşullarıyla irdelerken alternatif bir yaşamın koşulları üzerine de düşünen iyi bir derleme.

Çalışma, geleceğe dair umutla düşünmek için bugünü iyi kavramamız gerektiği gerçeğinden yola çıkıyor.

‘En Uzak Sahilin Kıyısında: Yeni Bir Yaşam Kurabilir miyiz?’ bir felaket kitabı değil.

Ama bir ütopya da değil.

Bugünü tarihsel koşullarıyla birlikte anlamanın geleceği kurmak için elzem olduğunu savunan çok sesli bir kitap.

Çalışma, pandeminin yarattığı sağlık krizi üzerinden açtığı tartışma, neoliberal toplumların kırıIganlıklarını ortaya koyarken geleceğin muhtemel su, gıda, iklim ve benzeri çevre felaketlerinin toplumsal çerçevesini ortaya koyuyor.

Üstelik bunu yaparken bir yandan da başka bir yaşamın somut izleklerini tartışıyor.

Her biri alanında bilimsel çalışmalarıyla tanınan yazarların kaleminden toplumsal bir sorumlulukla çıkan derleme, geleceğe dair umutla bakmamıza olanak sağlayacak, çözüm önerilerine ilham olacak türden.

Kitaba yazılarıyla katılan isimler ise şöyle: Gökhan Demir, Cihan Özpınar, Cemil Yıldızcan, Ali Yalçın Göymen, Özgür Narin, Ali Rıza Güngen, Arif Arslan, Stefo Benlisoy, Foti Benlisoy, Nilay Etiler, Selma Değirmenci, Özlem Saadet Işıl, T. Gül Köksal, Melda Yaman ve Uraz Aydın.

  • Künye: Kolektif – En Uzak Sahilin Kıyısında: Yeni Bir Yaşam Kurabilir miyiz?, editör: Ali Yalçın Göymen, Habitus Kitap, inceleme, 328 sayfa, 2021

Stefo Benlisoy – İstanbul’un Irgatları (2018)

“Türkiye işçileri, Ermeniler, Yahudiler, Rumlar ve Türkler, elinizi verin, iş kollarınızdaki sendikalarda sosyalistçe birleşin; çünkü o görkemli çıkarlarınızı ancak böyle müdafaa edebileceksiniz.” – O Ergatis Gazetesi, 1910

İkinci Meşrutiyet döneminde örgütlenmiş, ağırlığını Rumların oluşturduğu Türkiye Sosyalist Merkezi, İstanbul’un ilk sosyalist kurumu sayılır.

Stefo Benlisoy’un elimizdeki nitelikli incelemesi, söz konusu örgütün kuruluşu ve çalışmalarını kapsamlı bir bakışla irdeliyor, ayrıca dönemin siyasi ve toplumsal bir fotoğrafını da çekerek önemli bir boşluğu dolduruyor.

Çalışmanın odağında ise, Türkiye Sosyalist Merkezi’nin Haziran 1910’da yayımlamaya başladığı on beş günlük O Ergatis (Irgat) adlı gazete yer alıyor.

Türkiye Sosyalist Merkezi’nin önemi, İstanbul’da dikkat çekici bir işçi mücadelesi yaratmasının yanı sıra, Osmanlı’nın başkentinde güçlü bir grev dalgasının ortaya çıkışında önemli rol üstlenmesi, ayrıca daha sonra Türkiye ve Yunanistan’da güç kazanacak bir işçi kuşağını yaratmayı başarmasıdır.

Benlisoy, bu özgün hareketi merkeze alarak İstanbul’daki ilk 1 Mayıs kutlamasını, Osmanlı meclisindeki sosyalizm tartışmalarını, Bomonti çocuk işçilerini, ilk sosyalist kadın örgütlenmesini ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konuyu irdeliyor.

Ezilenlerin geleneğinde önemli yer tutan bu hareketi ve ülkenin işçi mücadele tarihinin önemli bir aşamasını merak edenler bu çalışmayı sevecektir.

  • Künye: Stefo Benlisoy – İstanbul’un Irgatları: II. Meşrutiyet’te Sosyalist Bir İşçi Örgütü, İstos Yayın, tarih, 200 sayfa, 2018

Melisinos Hristodulu – Tatavla Tarihi (2013)

TATAVLA

On dokuzuncu yüzyılın başlarında, dönemin Pamfilos Episkoposu Melisinos Hristodulu tarafından yazılmış ‘Tatavla Tarihi’, Tatavla Ayios Dimitrios Rum Ortodoks cemaatine dair en önemli çalışmalardan biri olarak kabul ediliyor.

Hristodulu, şimdi Yunanca ve Türkçe yayınlanan kitabında, dönemin belgelerine, cemaat arşivlerine, Patriklik defterlerine ve Osmanlı belgelerine başvurarak, Tatavla’nın, yani bugünün Kurtuluş’unun mahallelerini, buralardaki yaşamı ve semtin sakinlerinin kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

Yazar ayrıca, sözlü tarih aktarımlarının yanı sıra, eski gelenekler ve Rum cemaatinin önemli şahsiyetlerine dair anekdotlarla da çalışmasını zenginleştirmiş.

Arşivlik bir eser.

  • Künye: Melisinos Hristodulu – Tatavla Tarihi, çeviren: Anna Maria Aslanoğlu ve Stefo Benlisoy, yayına hazırlayan: Foti Benlisoy ve Fivos Nomikos, İstos Yayın, tarih, 396 sayfa