Emel Akal – Müslüman Komünistler (2020)

Uluslararası literatürde 1917 Devrimleri üzerine yazılanlar genel olarak Pertograd ve Moskova merkezlidir.

Emel Akal ise, 1917 Ekim Devrimi öncesi ve sonrasında Petrograd ve Moskova merkezli faaliyetlere paralel olarak Rusya’daki Müslüman toplulukların faaliyetlerini takip ediyor.

Lenin Petrograd’da Nisan Tezleri’ni sunarken, Mollanur Vahidof, Sultan Galiyef veya Mustafa Suphi nerede, ne yapıyordu?

Akal, Rusya’daki Müslümanların 1917-1918 yılları arasındaki, yani Ekim Devrimi’nin öncesi ve sonrasındaki siyasi deneyimini çok yönlü bir bakışla inceleyerek bu soruya yanıt veriyor.

Akal, bunu yaparken de Yusuf Akçura, Şerif Manatof, Ahmetzaki Validov, Sultan Galiyef, Mustafa Suphi ve Mollanur Vahidof gibi dönemin etkili figürlerinin çalışmalarına yakından bakıyor.

  • Künye: Emel Akal – Müslüman Komünistler: Petrograd-Kazan (1917-1918), İletişim Yayınları, tarih, 440 sayfa, 2020

Louise Bryant – Moskova’dan Devrim Portreleri (2020)

1917 Devrimi, Lenin ve etrafındaki çekirdek ekibin olağanüstü liderliğinde ortaya çıkıp gelişti.

Louise Bryant’ın bu enfes çalışması ise, bu figürleri sıradan hayatları içinde izlemesiyle dikkat çekiyor.

‘Moskova’dan Devrim Portreleri’, Lenin başta olmak üzere Troçki, Kalinin ve Çiçerin gibi, 1917 Ayaklanmasını devrime dönüştüren isimlerin hayatlarına dair birçok ilginç detaylar vermesiyle de önemli.

Örneğin burada her bir ismin evlerinde hangi mobilyaları kullandıklarından ofislerinde hangi özel misafirleri nasıl ağırladıklarına ve onlarla neler konuştuklarına kadar, tarihin bilinen kayıtlarına girmeyen pek çok ayrıntı yer alıyor.

Kitabın bizi ayrıca ilgilendiren kısmıysa, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından devrim Moskova’sına geçmiş Enver Paşa’nın ve maiyetindekilerle ilgili önemli bilgiler vermesi.

  • Künye: Louise Bryant – Moskova’dan Devrim Portreleri, çeviren: Yahya Yeşilyurt, Runik Kitap, tarih, 126 sayfa, 2020

Kolektif – 100 Yılın Ötesinde Ekim Devrimi ve Türkiye (2020)

Ekim Devrimi, yalnızca Rusya İmparatorluğu’nun değil, bütün bir dünyanın kaderini yeni baştan belirledi.

Yirminci yüzyılın bu en önemli toplumsal-tarihsel gelişmesi, çok özgün şartlar neticesinde ortaya çıktı.

Bizim açımızdan bu büyük devrimi ayrıca dikkat çekici kılan husus ise, o dönemde Ankara hükümeti kadar, başta Enver Paşa olmak üzere faaliyetlerini yurtdışında sürdüren İttihatçılar da Bolşeviklerle temas halinde olmasıydı.

İşte bu özenli derleme, hem yüz yılı aşkın süre önce gerçekleşmiş Ekim Devrimi’nin dinamiklerini hem de bunun dönemin Türkiye’si üzerindeki etkilerini çok yönlü bir şekilde izlemesiyle dikkat çekiyor.

Kitap ayrıca, milli mücadele döneminde Türkiye komünist hareketinin Bolşevikler ve Komintern ile bağlantı halinde nasıl şekillendiğini, başka bir deyişle Ekim Devrimi’nin yarattığı özgün bağlamın gerek Türkiye’nin ve gerek Türkiye komünist hareketinin kuruluş sürecine ne gibi etkilerde bulunduğunu ortaya koyuyor.

Kitapta,

  • Ekim Devrimi ve Osmanlı-Türk basınında Lenin,
  • Osmanlı hariciyesinin Ekim Devrimi’ne nasıl baktığı,
  • Devrimin Kars gibi sınır illerindeki yankıları,
  • Beyaz Ordu ve 1917’den sonra Rus diasporasında devrim karşıtı siyaset,
  • İttihatçılar ve Asya’da devrimci diplomasi,
  • Georgiy Çiçerin, Sovyet dış politikası ve Türk ihtilali,
  • Ekim Devrimi’nden sonra Türkiye’de komünist hareketin biçimlenişi,
  • Ve Mütareke döneminin başlarında İstanbul’da sol hareketler gibi ilgi çekici konular irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Zafer Toprak, Cengiz Yolcu, Alexander E. Balistreri, Pınar Üre, Alp Yenen, Samuel J. Hirst, Erden Akbulut ve Erol Ülker.

  • Künye: Kolektif – 100 Yılın Ötesinde Ekim Devrimi ve Türkiye, derleyen: Erden Akbulut ve Erol Ülker, Sosyal Tarih Yayınları, tarih, 238 sayfa, 2020

Michael Löwy (der.) – Devrimler (2019)

Tarihe yön vermiş büyük devrimler, bu şahane kitabın konusu.

Michael Löwy’nin derlediği kitap, Paris Komünü’nden Küba Devrimi’ne uzanıyor.

Kitap, söz konusu devrimler açısından altın değerinde olan fotoğraflarla da zenginleşmiş.

Çalışma, Löwy’nin fotoğraf ve tarihsel anlatıyı karşılaştırdığı ve fotoğrafı, gerçekliğin tarihçilerin elinden kaçan yönlerini görünür kılan yeri doldurulamaz bir bilgilenme aracı olarak tartıştığı makalesiyle açılıyor.

Kitabın devamında ise,

  • Gilbert Achcar, 1871 Paris Komünü, 1905 Rus Devrimi ve 1936 İspanya Savaşı’nı,
  • Rebecca Houzel ve Enzo Traverso, 1917 Rus Devrimi’ni,
  • Michael Löwy, 1919 Macar Devrimi’ni,
  • Enzo Traverso, 1918-1919 Alman Devrimi’ni,
  • Bernard Oudin, 1910-1920 Meksika Devrimi’ni,
  • Pierre Rousset, 1911-1949 Çin Devrimleri’ni,
  • Ve Janette Habel de, 1953-1967 Küba Devrimi’ni ele alıyor.

Devrimler tarihine yakından bakmak, onların dünyayı nasıl değiştirdiğine tanık olmak ve en önemlisi de geleceğe daha ümitle bakmak isteyenler, bu kitabı kaçırmamalı.

  • Künye: Michael Löwy (der.) – Devrimler, çeviren: U. Uraz Aydın, Ayrıntı Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2019

Ronald Grigor Suny – Bakü Komünü (2019)

Batı ülkelerinde Ekim Devrimi’nin tarihi yazımı, olayları neredeyse tamamen Petrograd ve Moskova ekseninde ele alarak 1917-1918’deki geniş tabloyu görmezden gelir.

Oysa Bakü örneğine bakıldığında, bazı merkezlerde devrimin izlediği yol Petrograd’da yaşanılandan oldukça farklı bir çizgide gelişmişti.

İşte Ronald Grigory Suny’nin bizde yeniden basılan, ilk kez 1972’de yayımlanmış elimizdeki çalışması, Rus İmparatorluğu’nun Hazar limanı, petrol başkenti Bakü’de devrimin ilk bir buçuk yılına yakından bir göz atarak bu dengesizliği gidermesiyle büyük önem arz ediyor.

Bilindiği gibi, Rus, Müslüman, Ermeni gibi farklı etnik gruplardan emekçilerin bir arada yaşadığı kozmopolit bir petrol ve işçi kenti olan Bakü’de Bolşevik önder Isdepan Şahumyan önderliğinde, Paris Komünü’nden esinlenerek ilan edilen bir Komün kurulmuştu.

Suny’nin de gözler önüne serdiği gibi, Bakü’nün kendine özgü durumu, sınıf ve ulus savaşımının birlikte yaşanması, daha iyi bilinen merkezi Rusya’ya dayandırılan genellemelerin doğrulanması için çok yararlı bir kaynak oluşturuyor.

Suny’nin çalışması, Bakü Komünü’nün devrim tarihi içinde nasıl çok hayati bir durak olduğunu ortaya koyduğu gibi, bu deneyimi enine boyuna izleyerek Sovyet Devrimi’nin bütünlüğüne katkıda bulunuyor.

Kitap, Bakü Komünü’nün hangi çelişkilerle malul olduğunu, kentteki işçi hareketinin kendine has karakterinin ne olduğunu ve kentin nasıl olup da işçi hareketi için önemli bir merkez haline dönüştüğünü ve Komün’ün başarılarını ve karşılaştığı sorunları kapsamlı bir şekilde izliyor.

  • Künye: Ronald Grigor Suny – Bakü Komünü, çeviren: Kudret Emiroğlu, Aras Yayıncılık, tarih, 368 sayfa, 2019

Hasan Basri Efendi – Bir Gemi Kâtibinin Esaret Hatıraları (2009)

‘Bir Gemi Kâtibinin Esaret Hatıraları’, 1. Dünya Savaşı’nda batırılan Mithatpaşa Şilebi’nin kâtibi Hasan Basri Efendi’nin Rus esaretinde geçirdiği günlerine dair anlatımlarını barındırıyor.

Kitapta, Hasan Basri Efendi’nin Sibirya’daki esir kamplarında yaşadıklarının yanı sıra, duyguları, sıkıntıları, gözlem, düşünce ve eleştirileri samimi bir üslupla okurun karşısına çıkıyor.

Anılarda ayrıca, o günün şartlarında ulaşabilen savaş haberleri ile sonraki yıllarda meydana gelen Bolşevik İhtilali ile ilgili bilgiler de yer alıyor.

6 Kasım 1914’te, yazarının içinde bulunduğu şilep ile birlikte Bezm-i Âlem ve Bahr-i Ahmer şilepleri, konvoy halinde seyrederken Rus donanmasına ait savaş gemileri tarafından batırılır.

Şileplerden sağ kurtulanlardan Hasan Basri Efendi, bu trajik anı ve devamındaki esaret günlerini anlatıyor.

  • Künye: Hasan Basri Efendi – Bir Gemi Kâtibinin Esaret Hatıraları, hazırlayan: Bedrettin Görgün, Yapı Kredi Yayınları, anı, 423 sayfa

Geoffrey Swain – Rus Devrimi’nin Kısa Tarihi (2019)

Rusya’daki 1917 Ekim Devrimi, 20. yüzyılın geri kalanı için politik haritayı yeni baştan çizdi.

Devrim, dünyadaki ilk komünist deneyi başlattığı gibi, devrimin 1920’ler ve 30’lardaki zaferi, bir tepki olarak Avrupa’da faşizm ile Nazizmin yükselişini tetikledi ve yaşanan gelişmeler İkinci Dünya Savaşı’nın barbarca dehşeti ile doruğa ulaştı.

Geoffrey Swain de elimizdeki çalışmasında, , Şubat 1917 ile Temmuz 1918 arasında Rusya’da yaşanan karmaşık olayların kısa tarihini ayrıntılı bir bakışla izliyor.

Swain, Ekim Devrimi’nin, daha önce başarısız 1905 Devrimi’nde Rus kitleler tarafından ifade edilen devrimci arzuların zirvesini temsil ettiği, “Ekim”in özünün, devrimi, Çar’ın devrildiği Şubat’ta bulunmuş olduğu yola geri döndüren itibarsız bir Geçici Hükümet’e karşı bir halk ayaklanması olduğunu iddia ediyor.

Swain’in bir diğer iddiası da şöyle:

Rus işçi sınıfı 1905’ten itibaren istikrarlı bir biçimde reformistten ziyade devrimciydi ve Şubat 1917’de ortaya çıkan sapma yeni kurulan Sovyet’in başına önde gelen reformistleri rastlantısal olaylar sonucu getirdi, Haziran sona ermeden, belki de daha öncesinde Bolşevikler işçi sınıfının geleneksel devrimci reaksiyonunu yeniden ortaya çıkarmak için büyük çaba harcadı.

Yazar bu iddiaları açıklamaya koyulurken, Çar’ın Şubat 1917’de alaşağı edilmesi ile başlayan sürecin ne zaman ve nasıl raydan çıktığını ve parti disiplinine dair Bolşevik teorilerle köylülüğün sosyalizme yönlendirilmesi gerektiğine dair bir ideolojik kanaatin nasıl olup da bir tek parti diktatörlüğü ile sonuçlandığını araştırıyor.

  • Künye: Geoffrey Swain – Rus Devrimi’nin Kısa Tarihi, çeviren: Mert Büyükkarabacak, İletişim Yayınları, tarih, 288 sayfa, 2019

Y. Doğan Çetinkaya ve Foti Benlisoy – Gelecek 1917 (2018)

Her ne kadar kimileri tarafından epeyi gerilerde kaldı denilse de, 1917 Ekim Devrimi ufkumuzu genişletmeye devam ediyor.

Hele hele kapitalizmin kendi iç çelişkileri ve krizleriyle boğuştuğu, yoksulluğun yığınları esir aldığı, neoliberalizmin azgınlıkta sınır tanımadığı bugün, alternatif bir dünya kurmak yakıcı bir hal almış durumda.

İşte, Ekim Devrimi, bugünün karanlığında devrim ihtimalini hep diri tutmasıyla çok önemlidir ve bu düzen böyle sürdükçe de bu ihtimalin daha da yükseleceği kesindir.

Doğan Çetinkaya ve Foti Benlisoy’un elimizdeki önemli çalışması da, Sovyet deneyiminden başlayarak sosyalizmin dünya üzerindeki serüveninin geniş bir analizi eşliğinde 1917 Devrimi’nin bize bıraktığı mirası tartışıyor.

Ekim Devrimi’nin sınıftan kültüre ve devrime, bugün ve gelecekte bizi nasıl besleyeceği konusunda sıkı bir analiz arayanlar kitabı muhakkak okumalı.

  • Künye: Y. Doğan Çetinkaya ve Foti Benlisoy – Gelecek 1917: Tarih, Devrim, Kültür, Habitus Kitap, siyaset, 2018

August H. Nimtz – Lenin’in Seçim Stratejisi, Cilt: 1–2 (2018)

Dünya tarihine yön veren Ekim Devrimi’nin arkasında, Lenin’in ve Bolşeviklerin dehası yatar.

Bu nedenle, Bolşevik örneği, yerkürenin herhangi bir köşesinde günümüz protestocularına potansiyel olarak zengin dersler sunuyor.

İşte August Nimtz’in bu şahane kitabı, tam da bu derslerin neler olduğunu bu iki ciltlik kapsamlı çalışmasında bizlere sunuyor.

Tamı tamına 704 sayfa bulan çalışmasının ilk cildinde Nimtz, Marx ve Engels’ten yola çıkıp 1905 Devrimi’ne uzanarak seçim kampanyalarının nasıl yürütüleceğinden vekillerin partiye karşı sorumluluklarının ne olması gerektiğine ve bütün bu seçim çalışmalarının Ekim Devrimi’ne giden yolda ne denli büyük önem teşkil ettiğine odaklanıyor.

Kitabın ikinci cildi ise, 1905’ten 1917’ye uzanarak 3. ve 4. Duma deneyimlerini, Alman sosyal demokrasisi ile yaşanan ayrımları, 1. Dünya Savaşı koşullarını, Troçki ve Stalin’in seçim stratejilerini ve bunun gibi, o süreçte yaşanmış daha pek çok konuyu irdeliyor.

Lenin, Ekim Devrimi’nden tam üç yıl sonra, parlamentoda yer almanın sadece yararlı değil, aynı zamanda zorunlu olduğunu da söylemişti.

Bu önemli, çünkü Rus devriminin işçi sınıfının devlet iktidarına tırmanmasında parlamenter alanı kullanan tarihteki ilk devrim olduğu anlamına geliyor.

Peki, Lenin, parlamentoda olmaktan tam olarak neyi kastediyordu?

İşte Nimtz’in çalışması tam da “Sandık mı, sokak mı, her ikisi mi?” sorusuna yanıt vermesi ve bu yönüyle Bolşevik devriminin günümüz protestocularına potansiyel olarak nasıl zengin dersler sunduğunu gözler önüne sermesiyle çok önemli.

  • Künye: August H. Nimtz – Lenin’in Seçim Stratejisi, çeviren: Deniz Tuna, Yordam Kitap, siyaset, 2 Cilt, 704 sayfa

Victor Serge – Gücümüzün Doğuşu (2018)

Victor Serge’in elimizdeki epik romanı, devrimci hareketlerin Avrupa’yı kasıp kavurduğu 1917-1919 yıllarını, İspanya ve Rusya’da yaşanan büyük devrimci atılımları merkeze alarak anlatıyor.

Dünyanın büyük bir savaşla boğuştuğu 1917 yılının baharıyla açılan roman, Rusya’da ve İspanya’da önlenemez bir şekilde ortaya çıkan devrimci kalkışmaların işçilerin yanı sıra bütün bir toplumu nasıl dönüştürdüğünü gözler önüne seriyor.

İspanya’daki devrim fiyaskoyla sonuçlansa da, Rusya’da işçiler, köylüler ve askerlerin bir araya geldiği mücadele başarıya ulaşarak tarihi yeniden yazacak Ekim Devrimi’yle neticelenecekti.

Serge’in, iki şehirde yaşananları birbiriyle karşılaştırarak hikâyesini kurgulaması ise, romanı etkili kılan başlıca husus.

Sıkı bir devrimci olan Victor Serge, 1912-1917 yılları arasını hapiste geçirdi.

Hapisteyken Bolşevik Devrimi’ni heyecanla izleyen Serge, çıktıktan sonra sonra Rusya’ya gitti. 1919’da, devrimden iki yıl sonra Bolşeviklere katılan Serge, karşıdevrimci Beyaz Ordu’ya karşı Petrograd savunmasında yer aldı ve ayrıca gazeteci, editör ve çevirmen olarak Komintern’in ilk üç kongresinde görev üstlendi.

Serge bu romanını da, Stalin’in devrimi boğmaya varan diktatörlük uygulamalarına açıkça karşı çıktığı için yarı-tutuklu bulunduğu bir dönemde kaleme aldı.

  • Künye: Victor Serge – Gücümüzün Doğuşu, çeviren: Gülen Aktaş, Ayrıntı Yayınları, 224 sayfa, 2018