Günther Anders — İnsanın Eskimişliği (2026)

‘İnsanın Eskimişliği’ (‘Die Antiquiertheit des Menschen’) modern teknolojik uygarlığın insanı nasıl aşındırdığını, dönüştürdüğünü ve varoluşsal olarak geride bıraktığını analiz eden radikal bir uygarlık eleştirisi sunuyor. Anders, bu çalışmalarda insanın artık kendi ürettiği dünyaya yabancılaştığını ve teknolojik sistemlerin hızına, ölçeğine ve mantığına ayak uyduramaz hale geldiğini söylüyor. İnsan, yarattığı araçların gölgesinde kalıyor ve kendi ürünleri karşısında küçülüyor. Üretim gücü artıyor, fakat anlam üretme kapasitesi zayıflıyor.

Birinci ciltte teknoloji ile insanın etik ve duygusal dünyası arasındaki kopuş merkeze alınıyor. Anders, modern insanın yapabildiği şeyleri ahlaken kavrayamadığını, sorumluluk bilincinin üretim süreçlerinde parçalandığını gösteriyor. İnsan üretmeye devam ediyor ama sonuçları içselleştiremiyor, böylece fail oluyor fakat özne olamıyor. Ruh, vicdan ve hayal gücü teknik rasyonalite karşısında geri çekiliyor.

İkinci ciltte analiz daha karanlık bir düzleme geçiyor. Nükleer silahlar, kitlesel imha teknolojileri ve ekolojik yıkım üzerinden yaşamın doğrudan yok edilme kapasitesi tartışılıyor. Anders, insanlığın dünyayı yok etme gücüne sahip olduğunu ama bu yıkımı zihinsel ve etik olarak kavrayamadığını söylüyor. Felaket bilgisi sıradanlaşıyor, yıkım ihtimali normalleşiyor, sorumluluk duygusu silikleşiyor.

Eser, modernliği ilerleme hikâyesi olarak değil, etik bir kriz olarak okuyor. Anders, teknolojinin insanı özgürleştirmediğini, onu psikolojik, ahlaki ve varoluşsal olarak zayıflattığını ortaya koyuyor. Bu yönüyle çalışma, modern uygarlık eleştirisinin en radikal metinlerinden biri olarak insanın eskimişliğini felsefi ve toplumsal bir problem olarak temellendiriyor.

Heidegger, Husserl ve Cassirer’in öğrencisi, Hannah Arendt’in eşi, Walter Benjamin’in kuzeni olan Günther Anders, modern dünyaya dair keskin eleştirileriyle bugün yeniden keşfedilen bir filozof. Hans Jonas, Bertolt Brecht, Ernst Bloch ve Herbert Marcuse gibi isimlerle de yolları kesişti.

Günther Anders — İnsanın Eskimişliği
Çeviren: Herdem Belen, Hüseyin Ertürk • Alfa Yayınları
Felsefe • 440 sayfa • 2026

Günther Anders – İnsanın Eskimişliği, 1. Cilt: İkinci Endüstri Devrimi Çağında İnsan Ruhu Üzerine (2018)

Bir süre önce yayınlanan ve burada da yer verdiğimiz ‘Kafka’dan Yana Kafka’ya Karşı’ adlı önemli çalışması Türkçeye kazandırılan Günther Anders’ten teknolojik gelişmeler hakkında tam bir kült kitap.

1992’da aramızdan ayrılan Anders’in kitabı, teknolojiye yönelik en erken ve en zengin eleştiriler sunmasıyla büyük öneme haiz.

“İddialı hiçbir yalan, gerçek olmayan bir şey içermez.” diyen Anders, burada “Prometheusçu Utanç” kavramını ortaya atan yazar,

  • Teknolojinin günlük hayatımıza nüfuz etmesinin beraberinde getirdiği çıkmazları,
  • Teknolojiyi dört başı mamur bir ideoloji olarak nasıl okuyacağımızı,
  • Teknolojik başarıların neden özünde büyük bir gerilemeye işaret ettiğini,
  • Teknoloji ile kapitalizm ve iktidar arasındaki ittifakı,
  • Teknolojiye karşı nasıl bir tavır takınacağımızı,
  • Ve bunun gibi, halen güncelliğini koruyan pek çok konuyu tartışıyor.

Kitap, bugün gibi, artık teknolojinin neredeyse elimiz, ayağımız hatta aklımız olduğu bir çağda, hayatımıza farklı bir gözle bakmak ve ne yapabileceğimize dair kafa yormak için birebir.

Çalışmanın ikinci cildinin de, yakın zamanda yayınlanacağını belirtelim.

  • Künye: Günther Anders – İnsanın Eskimişliği, 1. Cilt: İkinci Endüstri Devrimi Çağında İnsan Ruhu Üzerine, çeviren: Herdem Belen ve Hüseyin Ertürk, İthaki Yayınları, felsefe, 440 sayfa, 2018

Günther Anders – Kafka’dan Yana Kafka’ya Karşı (2017)

Her ne hikmetse şu ana Türkçeye bir türlü çevrilememiş Günther Anders’in ‘Kafka’dan Yana Kafka’ya Karşı’ adlı yapıtı, nihayet yerli okurun karşısına çıktı!

Bu önemli çalışma, Kafka’nın olağanüstü edebiyatına ve bu edebiyatı mümkün kılan yazarın özgün dünyasına odaklanıyor.

Max Brod ile de arkadaş olan Anders, Kafka’nın dehasını, daha kendisi bilinen bir yazar haline gelmeden önce fark etmişti.

Kitap, Kafka’nın tüm edebiyatıyla ilgilense de, ağırlıklı olarak yazarın tamamlanmamış romanı ‘Şato’yu merkeze alıyor.

Anders, yalnızca bir roman olarak ‘Şato’yu ayrıntılı bir şekilde irdelemekle kalmıyor, aynı zamanda romanın başkahramanı K. üzerinden bizzat Kafka’nın bir yazar olarak portresini de çizmeye koyuluyor.

Son olarak özellikle belirtmekte fayda var: Anders, Kafka’nın dehasını teslim ediyor etmesine, fakat aynı zamanda bir düşünür ciddiyetiyle Kafka’yı eleştiriyor ve onun temel çelişkilerini, kafa karışıklıklarını da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Günther Anders – Kafka’dan Yana Kafka’ya Karşı, çeviren: Herdem Belen ve Hüseyin Ertürk, İthaki Yayınları, edebiyat inceleme, 144 sayfa