Kolektif – Kente ve Çevreye Karşı İşlenen Suçlar 1 (2025)

Kentlere ve çevreye yönelik ihlaller, artık yalnızca hukuki bir mesele ya da görsel bozulma değil. Bu ihlaller, toplumsal dokunun derin çatlaklarını da gün yüzüne çıkarıyor. Plansız yapılaşma, doğal kaynakların hoyratça kullanılması, tarihî ve kültürel mirasın göz ardı edilmesi, şehirlerin ekonomik çıkarlar uğruna feda edilmesi gibi süreçler; yalnızca fiziksel çevreyi değil, toplumsal adaleti, kentli haklarını ve ortak yaşam vicdanını doğrudan etkiliyor. Bu durum, kentsel yaşamın sadece mekânsal değil, aynı zamanda etik ve politik bir mesele olduğunu hatırlatıyor.

İki ciltlik bu kapsamlı eser, yalnızca akademik bir derleme olmanın ötesinde, topluma yönelik bir uyarı ve sorumluluk çağrısı taşıyor. Kent planlamasından mimarlığa, çevre hukukundan kamu yönetimine kadar farklı alanlardan uzmanların katkısıyla hazırlanan kitap, sistematik kent ve çevre ihlallerini çok boyutlu bir yaklaşımla ele alıyor. Hem kuramsal tartışmaları içeriyor hem de güncel örneklerle durumu somutlaştırıyor. Bu yönüyle eser, sadece kent çalışmalarıyla ilgilenenler için değil, toplumsal adalet arayışı içinde olan herkes için yol gösterici bir kaynak sunuyor.

Prof. Dr. Ruşen Keleş ve Prof. Dr. Mithat Arman Karasu’nun editörlüğünde hazırlanan çalışma, sessizliğin suçla eşdeğer hâle geldiği bir dönemde, vicdan sahibi yurttaşlara hitap ediyor. Kitap, kent ve çevre haklarının yalnızca bugüne değil, gelecek nesillere karşı da bir sorumluluk taşıdığını vurguluyor. Geleceğin şehirleri, bugünün sessizliğinde şekilleniyor. Doğayı, hukuku ve kamusal alanı birlikte savunmak, hepimizin ortak görevi!

  • Künye: Kolektif – Kente ve Çevreye Karşı İşlenen Suçlar 1, editör: Ruşen Keleş, Mithat Arman Karasu, İdealKent Yayınları, kent çalışmaları, 500 sayfa, 2025

Kolektif – Pandeminin Dönüştürdüğü Mekân ve İnsana Dair (2024)

‘Pandeminin Dönüştürdüğü Mekân ve İnsana Dair’, COVID-19 pandemisinin günlük yaşam, kentler ve mekân kullanımındaki derin etkilerini keşfeden bir çalışma.

Pandemiyle birlikte evlerimiz, balkonlarımız ve kamusal alanlarımız farklı roller üstlendi.

Bu kitap, salgının bu mekânlara ve toplumsal yaşama getirdiği yeni gerçeklikleri, çeşitli disiplinlerden yazarların bakış açılarıyla ele alıyor.

Evden çalışma, sosyal mesafe, toplu taşıma, dijital alışveriş gibi pandemiyle hız kazanan yeni yaşam pratikleri, hem bireyler hem de kentler için derin değişiklikler getirdi.

Kadınların, mültecilerin ve farklı sosyal grupların bu süreçte yaşadığı deneyimler ve mekânsal talepleri kitabın merkezinde yer alıyor.

Kitapta aynı zamanda, pandeminin ardından daha sürdürülebilir ve dirençli şehirler tasarlamanın yolları üzerine çözüm önerileri sunuluyor.

Kitap, sosyal ve mekânsal ayrışmaların, kentlerdeki hareketlilik ve kamusal alan kullanımının nasıl değiştiğine dair çarpıcı analizler içeriyor.

Salgının günlük yaşamdaki ve mekânlardaki izlerini, geleceğin kentlerine ve mekânlarına dair dersler çıkarmayı amaçlayan bu çalışma, pandemi sonrası dönemde şehirler ve toplumlar üzerine düşünen herkes için anlamlı bir kaynak.

  • Künye: Kolektif – Pandeminin Dönüştürdüğü Mekân ve İnsana Dair, editör: Melis Oğuz Çevik, Ayçin Vural, Ayşegül Yarış, İdelKent Yayınları, inceleme, 350 sayfa, 2024

Kolektif – Dış Göçün Odağında Türkiye Kentleri (2024)

Kent ve göç hareketleri arasındaki ilişki, gündelik yaşamın tüm bileşenlerinde hissedilebilir hâldedir.

Türkiye kentlerinde de ekonomik, yönetsel, toplumsal ve mekânsal birçok boyut; göç yönetimi ile kesişimlere sahiptir.

Bu kitabın amacı, günümüzde gitgide daha geniş bir nüfusa ve mekâna karşılık gelen dış göç hareketlerinin kentlerdeki izini sürmektir.

Bu arayış; farklı ölçeklerde, Türkiye’nin farklı kentlerinde, geniş bir teorik çerçeveden beslenerek, çeşitli gündelik yaşam bileşenlerine odaklanarak gerçekleşti.

Araştırma sahası olarak; İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropol kentlerin yanı sıra, Mersin, Gaziantep, Kayseri, Bursa, Manisa, Aydın, Denizli, Van gibi farklı kentlerin deneyimleri de bu kitapta yer aldı.

Yine pek çok farklı ülkeden göç eden kişilerin Türkiye kentlerindeki deneyimleri ses buldu.

Suriye, Afganistan, İran, Irak, Pakistan, Özbekistan, Ukrayna ve hatta Avrupa ve Afrika’dan göç etmiş kişi ve gruplara ulaşıldı.

Tekil bölümlerin art arda geldiği bir derleme olmanın ötesine geçebilecek, bölümlerinin birbiriyle konuşup, birbirini besleyerek bütünsel toplamın parçaları haline gelen bir kitap meydana geldi.

Mekânsal ayrışma, toplumsal roller, sosyal uyum ve göçmenlerin kentle kurduğu ilişkiler gibi konular üzerine yapılan değerlendirmeler, kitabı yalnızca akademik bir kaynak değil, aynı zamanda sosyal politikalar ve kentsel planlama için önemli bir referans haline getiriyor.

‘Dış Göçün Odağında Türkiye Kentleri’ kitabı, dış göç ve mekân ilişkisine dair yeni tartışmalara kapı aralayarak, göç ve kentsel dönüşüm üzerine çalışan araştırmacılar ve karar vericiler için bir rehber niteliğinde.

  • Künye: Kolektif – Dış Göçün Odağında Türkiye Kentleri: Kuram, Uygulama ve Mekânın Değişimi, editör: Sezen Savran Penbecioğlu, Atahan Demirkol, İdealKent Yayınları, kent çalışmaları, 343 sayfa, 2024

Bürge Elvan Erginli – İlişkilerin Sosyal Alanı (2024)

Modern şehirlerde toplumsal dinamikler, bireylerin ikamet ettiği yerlerle sosyal ilişkilerinin nasıl şekillendiğine dair önemli ipuçları verir.

Elinizdeki kitap, sosyal ağların bireylerin göç süreçlerinde nasıl kritik bir rol oynadığını incelerken, İstanbul’un iki farklı ilçesi olan Beşiktaş ve Bayrampaşa’da yaşayan göçmenlerin kişisel ağlarını mercek altına alıyor.

Göçmenlerin benzer sosyal ve coğrafi bağlarla nasıl ayrıştıkları, bu ayrışmanın sosyal ağlar üzerindeki etkileri ve ilişkilerin mekânsal boyutları bu araştırmanın merkezinde yer alıyor.

Kitap, bireylerin sosyal eylemlerinin yalnızca ekonomik veya demografik faktörlerle açıklanamayacağını, aynı zamanda sosyal ilişkiler ağının bu süreçlerde ne denli belirleyici olduğunu ortaya koyuyor.

Karmaşık kentsel sistemlerde mekân ve toplumsal süreçlerin birbirini nasıl etkilediğini anlamaya yönelik yeni bir perspektif sunan bu çalışma, göç olgusuna sosyal ağ analiziyle bakan ilk çalışmalardan biridir.

Çalışma, şehir ve bölge planlama, sosyoloji ve göç üzerine çalışmalar yapan araştırmacılar için zengin bir kaynak sunuyor.

Bu eser, sosyal bilimler alanında teori ve pratik arasında köprü kurarak göç, sosyal ilişkiler ve mekân arasındaki dinamikleri derinlemesine analiz ediyor.

Her okur, bu çalışmada kendi hikayesine, toplumun mekanla kurduğu aidiyete ve toplumsal/mekânsal örgütlenmeye dair yeni bakış açıları bulacak.

  • Künye: Bürge Elvan Erginli – İlişkilerin Sosyal Alanı: İstanbul’daki Göçmenlerin Yerel ve Yerelden Bağımsız Ağları, İdealKent Yayınları, sosyoloji, 250 sayfa, 2024

Kolektif – Cumhuriyetin 100. Yılında Kentleşme ve Kentsel Toplum (2024)

29 Ekim 2023 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti 100. yaşını doldurdu.

Bu yüzyıllık zaman zarfında, tüm dünya ülkeleri gibi, Türkiye toplumu da demografik, ekonomik, siyasal, sosyo-mekânsal, kültürel ve ekolojik boyutlarda devasa dönüşümler yaşadı ve yaşamaya devam ediyor.

Bu dönüşümlerin gözlemlendiği en önemli alanlardan biri kuşkusuz kentleşme alanıdır.

Cumhuriyet ilan edildiğinde nüfusun sadece %24,2’si kentsel alanlarda yaşıyordu.

Bugün ise karşımızda bambaşka bir tablo var.

Aralık 2022 TÜİK verilerine göre, nüfusumuzun %67,9’u yoğun kent, %14,8’i de orta yoğun kent olarak sınıflandırılan yerleşim yerlerinde ikamet ediyor.

Toplamda nüfusun %82,7’si kentlerde, %17,3’ü ise kırsal alanlarda yaşıyor.

Bu rakamlar, günümüz Türkiye’sinin hem dünya ortalamasının üzerinde kentleştiğini hem de Avrupa’nın en yüksek oranda kentleşmiş toplumları arasında yer aldığını gösteriyor.

  • Peki, ülkemiz bu yüzyıllık süre zarfında nasıl bir kentleşme süreci yaşadı ve nasıl kentler yaratabildi?
  • Kentlerimiz adil, eşit, yaşanabilir ve erişilebilir olma kriterlerini ne ölçüde sağlıyor?

Editörlüğünü Şerife Geniş ve Neslihan Demirtaş-Milz’in üstlendiği bu kitap, Cumhuriyet’in 100 yıllık kentleşme serüveninin bir bilançosundan ziyade, bu soruları merkeze alarak, Türkiye kentleşmesinin ve kentsel toplumunun güncel panoramik bir resmini sunmayı amaçlıyor.

Kent ve konut politikalarını, kentlerin dönüşümünü, kentsel miraslarımızın kaderini, kent-kır etkileşimlerini, yapılı ve doğal çevre ilişkilerini, kentliliğin değişen anlamlarını, yaşlılar, kadınlar, çocuklar yanı sıra yoksul ve yoksun gruplar gibi dezavantajlı kesimlerin kent mekânına ve kentsel haklara erişimini irdeleyen çalışmalar, bugünün sorunlarını tespit etmeye, geleceğe dair sorular sormaya ve çözüm önerileri sunmaya çalışıyor.

Çağımızda insanlığın büyük çoğunluğunun yaşam alanı haline gelmiş olan kentlerin geleceğini belirleyecek olan şey eğer kolektif düşünce, çaba, emek ve mücadele ise, bugün hepimizin yanıt araması gereken en temel soru şudur: Anayasamızda yazdığı üzere laik, demokratik ve sosyal bir hukuk devleti olan Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılında hiçbir toplumsal grubu dışarıda bırakmayan, insan onuruna yaraşır, doğaya ve insan dışındaki tüm canlıların yaşam hakkına saygılı, sürdürülebilir ve yaşanabilir kentleri nasıl inşa edebiliriz?

  • Künye: Kolektif – Cumhuriyetin 100. Yılında Kentleşme ve Kentsel Toplum, editör: Şerife Geniş, Neslihan Demirtaş Milz, İdealKent Yayınları, kent çalışmaları, 672 sayfa, 2024

Evrim Özkan, Yasemin Erkan Yazıcı, Zeynep Ayşe Gökşin – Bir Kentsel Dönüşüm Hikayesi (2024)

Bu kitap, Türkiye bağlamı içinde düşündüğümüzde günümüz kentinde en sorunlu alanlardan birine odaklanıyor: Kentsel dönüşüm.

Kitap, kentsel dönüşüm süreçlerinde gerek yönetici pozisyonunda olan kurum ve kuruluşlara, gerekse alan sakinlerine fayda sağlayacak olmanın yanı sıra, toplumsal olarak sürdürülebilir bir dönüşüm için gerekli olan katılımcı yaklaşımı tartışıyor.

Kitapta Sarıgöl-Yenidoğan Mahalleleri üzerinden kentsel dönüşüme ilişkin birçok sorun ve toplumsallık katmanına ulaşılmaya çalışılıyor.

Birinci nesil gecekondu mahallelerinin özgün niteliklerini taşıyan bu alanda 2005 yılında başlayan ve farklı kanunları dayanak alarak yürütülen süreçteki kırılmalar gözlemleniyor ve okuyucuya aktarılıyor.

Saha bilgisinin yanı sıra kitapta katılımcı kentsel dönüşüme dair önemli bir literatür de sunuluyor.

Alan çalışması sürecinde ise mekânsal tespitlerin yanı sıra, sürecin nasıl yönetildiğine, halkın süreçten ne yönde etkilendiğine ve katılım unsuruna ilişkin bilgilerin edinilmesinde farklı yöntemler kullanılıyor, neredeyse bütün aktörlerle görüşmeler yapılıyor.

Her biri kendi içinde sorun alanlarını da üreten bu görüşmelerde karşılaşılan bu sorunların da aktarıldığı çalışma “alana dair” önemli ipuçları içeriyor.

Kitap kentsel dönüşümün hikayesini alandan yola çıkarak aktarmasıyla önemli.

  • Künye: Evrim Özkan, Yasemin Erkan Yazıcı, Zeynep Ayşe Gökşin – Bir Kentsel Dönüşüm Hikayesi: Sarıgöl – Yenidoğan, İdealKent Yayınları, kent çalışmaları, 251 sayfa, 2024

Kolektif – Konut ve Yaşam Çevreleri (2023)

Türkiye’de inşaata dayalı ekonomik büyüme modeli, büyük ölçekli altyapı ve konut projeleri, konut üretim seferberliği, sosyal konut projeleri ve kentsel dönüşüm hamlelerinin yanında ortaya çıkan konut ve yaşam çevreleri krizini nasıl yorumlayabiliriz?

Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümü öğretim üyesi Ö. Burcu Özdemir Sarı’nın editörlüğünü üstlendiği ‘Konut ve Yaşam Çevreleri: Çok Boyutlu Bir Sorun Alanı’; sosyal politikalara, konuta, kente, yaşam çevrelerine ve alternatif yaşam kurgularına ulusal ve küresel ölçekte odaklanıyor.

Yirmi birinci yüzyılda konut sorununun; yeterli, yaşanabilir, insana yakışır ve karşılanabilir konuta erişim krizine dönüştüğü iddiasını taşıyan bu çalışma, konut ve yaşam çevrelerine ilişkin konuları irdeliyor.

Bu çalışma, özellikle 2000’li yıllarda; iklim değişikliği, ekonomik krizler ve Covid-19 gibi küresel ölçekte etkileri olan olayların konut ve yaşam alanlarımızı nasıl etkilediğiyle ilgileniyor.

Konuta erişim krizinin her geçen gün arttığı günümüzde, dünya çapında bu krizden etkilenen toplum kesimlerinin genişlediği biliniyor.

Çalışma, odağını Türkiye’ye çevirdiğinde; son yirmi yıllık süreçte, küresel boyuttaki konut krizinin ulusal ölçekteki yansımalarının yanı sıra konut ve yaşam çevrelerinde ülkemize özgü çok sayıda konu ve sorun alanı geliştiğini ortaya koyuyor.

Mimarlık, şehir planlama, kentsel politika, sosyoloji gibi alanlardan beslenen çok disiplinli çalışma, sosyal konut politikalarından afetlere dirençli konut politikalarına, enerji verimlilik yaklaşımlarından yakıt yoksulluğuna, Covid-19 salgınından toplumsal cinsiyete, toplu konut alanlarında mekân kalitesinden sürdürülebilirlik kavramına birçok konuda, okurları konut krizi hakkında soru sormaya ve ortak çözümler aramaya davet ediyor.

  • Künye: Kolektif – Konut ve Yaşam Çevreleri: Çok Boyutlu Bir Sorun Alanı, editör: Ö. Burcu Özdemir Sarı, İdealKent Yayınları, kent çalışmaları, 470 sayfa, 2023

Kolektif – Anadolu’nun İmarında Yarışmalar (2023)

Kuşkusuz, mimari proje yarışmaları, Cumhuriyetin ilanının hemen ardından ülkede modern mimari kimliğin oluşturulması ve modern mimarlık anlayışının yaygınlaştırılması sürecinde önemli roller üstlendi.

Anadolu’nun farklı şehirlerinde kamu yapılarına odaklanan mimari proje yarışmaları düzenlenmiştir.

Bu kitap, İstanbul, Ankara, İzmir gibi büyük kentlerin dışındaki Anadolu coğrafyasında, modern mimarlık örneklerinin belgelendiği bir çalışma olmanın ötesinde, 1930-1990 yılları arasındaki bir dönemin “mimarlık ortamının” anlaşılmasına katkı sağlıyor.

Literatüre eksik olarak eklemlenmiş veya hiç ele alınmamış yarışmaları belgelemek, yapıların güncel durumlarını ortaya koymak ve sonuç olarak mimarlık yazınına bir kaynak eser kazandırmak hedefiyle tasarlanmış geniş katılımlı bir projedir.

Mimari projelerin gerçekleştirildiği 10’ar yıllık periyotlar halinde ait oldukları dönemlerin sosyal, kültürel ve siyasi bağlamları da dikkate alınarak, seçilen yapılar değerlendirilmiş, analiz edilmiş.

  • Künye: Kolektif – Anadolu’nun İmarında Yarışmalar (1930-1990), editör: Filiz Sönmez, Semra Arslan Selçuk, İdealKent Yayınları, mimari, 480 sayfa, 2023

Kolektif – İklim Değişikliği (2023)

 

Önceleri sadece yaşamını idame ettirmek amacıyla doğaya yaklaşan insan, modern çağda çevreyi faydacı bir yaklaşımla ele aldı, çevreyi kendine göre, şekillendirdi, tamamen kendi amaçlarına ve çıkarlarına hizmet eder hale getirdi.

Endüstrileşme, kentleşme ve nüfus artışı gibi faktörler dünyanın üzerindeki yükü artırdı ve özellikle dünyanın gelişmiş ülkelerinin benimsemiş olduğu “sürekli tüketim” ve “sürekli üretim” yaklaşımı iklim değişikliği gibi bir küresel sorununu doğurdu.

İklim değişikliği aşırı ısınma veya aşırı soğuma şeklinde kendini gösteren, yağış rejimleri, hava olayları ve tarımsal üretim üzerine etki ederek insan hayatını önemli ölçüde etkileyen bir sorun haline geldi.

Bütün bunlarla birlikte, sınır aşan felaketlere sebebiyet vermesi nedeniyle uluslararası düzeyde önlem alınması gereken bir sorun haline geldi.

İklim değişikliğinin yol açtığı problemlere çözüm üretmek amacıyla, özellikle 20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlatılan uluslararası çalışmalar neticesinde pek çok çevre koruma politikası ve mevzuat üretilmesine rağmen bugün gelinen aşamada maalesef hala istenilen düzeylere ulaşılamadı.

Kentler, nüfusun ve ekonomik etkinliklerin yoğunlaştığı merkezler olarak küresel sera gazı salımında önemli bir paya sahip olduğundan iklim değişikliğinin hem sorumlusu hem de mağdurudur.

Ayrıca kentler, sahip oldukları beşerî, ekonomik ve kültürel zenginlikler nedeniyle iklim değişikliğine bağlı olumsuz etkiler karşısında ciddi bir risk altındadırlar.

İklim değişikliğinin farklı boyutlarıyla ele alındığı bu çalışma bu riskleri gözler önüne sererek varolan ve yaklaşan tehlikelere karşı bir uyarıcı niteliğinde.

  • Künye: Kolektif – İklim Değişikliği, editör: Murat Sezik, Gülizar Çakır Sümer, İdealKent Yayınları, ekoloji, 318 sayfa, 2023

Leyla Bektaş Ata, Defne Karaosmanoğlu, Bahar Emgin – Bu Ev İşlerini Kim Yapıyor Kuzum? (2023)

Bu çalışma Türkiye’nin modernleşme tarihini, ev teknolojileriyle ilgili anlam ve söylemlerin değişimi ve dönüşümü üzerinden inceliyor.

Her dönemin hâkim söylemini açığa çıkarmaya çalışırken, bu hâkim söylemi yekpare ve sabit olarak düşünmek yerine, paradokslarıyla, karmaşıklığıyla ve dinamik yapısıyla düşünüp anlamaya çalışıyor.

Toplumsal cinsiyet ve teknoloji arasındaki ilişkiyi yeniden kurarak, Türkiye’deki elektrikli ev teknolojilerinin toplumsal tarihini ve kadınların gündelik hayatlarındaki modernleşmenin izini medya içerikleri aracılığıyla açığa çıkarmayı hedefliyor.

1930-2020 yılları arasında çeşitlenerek ülkeye giren elektrikli ev aletlerinin kadınların gündelik hayatlarında yarattığı değişimi, bu değişimin ev içi iş bölümüne ve ev işinin tanımlanmasına etkisini ve tüm bunların modernleşme anlayışındaki yerini çeşitli ulusal gazeteler ve ekleri; kadın, yemek ve bilim ve teknik dergileri; TV reklamları; filmler; elektrikli ev aleti üreten çeşitli firmaların sosyal medya hesaplarını inceleyerek değerlendiriyor ve elde edilen verilerin analizini kronolojik bir hat izleyerek sunuyor.

Bu inceleme yapılırken toplumsal cinsiyet rolleri ve bunun hanedeki yansımalarının yanı sıra Cumhuriyet yönetiminin kuruluşundan bu yana farklı biçimlerde üretilmeye devam edilen modernlik algısı, modernleşme pratikleri ve bununla bağlantılı ikilikler (Batılı-Doğulu, varsıl-yoksul gibi) üzerinde duruyor.

Buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, fırın, ocak, elektrikli süpürge, küçük ev aletleri gibi ev teknolojilerinin haneye dahil oluş hikâyesi, ne tür söylemler ve vaatlerle (ve hangi) kullanıcılarla buluşturuldukları, bu esnada toplumsal yapıda meydana getirdikleri değişiklikler bu kitabın temel izleklerini oluşturuyor.

  • Künye: Leyla Bektaş Ata, Defne Karaosmanoğlu, Bahar Emgin – Bu Ev İşlerini Kim Yapıyor Kuzum?: Asrileşmeden Robotlaşmaya Ev ve Kadınlık Tezahürleri, İdealKent Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 424 sayfa, 2023