Kolektif – Koruma, Kabul ve Entegrasyon (2021)

Türkiye’deki göçmen koruma, kabul ve entegrasyon politikaları ve uygulamaları hakkında kapsamlı ve güncel bir kaynak arayanlara bu çalışmayı şiddetle öneririz.

Kitap, AB projesi olan “RESPOND: Avrupa ve Ötesinde Kitlesel Göçün Çok Düzeyli Yönetişimi” başlıklı araştırmanın Türkiye ayağında yapılan çalışmanın ürünü.

Kitap, Türkiye’deki göçmen koruma, kabul ve entegrasyon politikalarına, düzenlemelerine, uygulamalarına ve deneyimlerine kapsamlı bir bakış açısı sağlamak için farklı kaynaklardan veri derliyor.

Aynı zamanda ilgili uluslararası, ulusüstü, ulusal yasal mevzuatın yanı sıra yargı yetkisi ve hassas grupların korunmasına ilişkin mevzuaatı da içeriyor.

Kitap, mülakatlarla da zenginleşmiş.

Bu mülakatlar, uluslararası koruma korumanın, göçmen kabulünün ve uyumunun kurumsal uygulamasını açıklıyor ve yazarlar da bu mülakatlardan yola çıkarak göçmenlerin kişisel deneyimleri ışığında, koruma, kabul ve entegrasyon politikalarını ve kurumsal pratiklerini eleştirel bir bakışla analiz ediyor.

Son olarak, bu önemli çalışmanın açık kaynak olarak yayımlandığını da özellikle belirtelim.

Kitaba şu linkten ulaşılabilir: https://bit.ly/352dLGm

  • Künye: Ayhan Kaya, N. Ela Gökalp Aras, Susan Beth Rottman ve Zeynep Şahin Mencütek – Koruma, Kabul ve Entegrasyon: Türkiye’de Mültecilik, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 296 sayfa, 2021

Ercüment Akdeniz – Sekizinci Kıta (2021)

Bugün dünya üzerinde hareket eden tam 272 milyonluk göçmen nüfus var.

Ercüment Akdeniz de, atıkların biriktiği ‘Yedinci Kıta’dan yola çıkarak sermayenin ürettiği felaketlerden kaçan bu göçmenleri tanımlamak için ‘Sekizinci Kıta’ kavramını kullanıyor.

Daha önce mülteci işçiler ve sığınmacılar üzerine yaptığı çalışmalarla bildiğimiz Akdeniz, dünyanın on farklı ülkesinden kaçarak Türkiye’ye gelen göçmenlerin yaşam ve çalışma koşullarını gözler önüne seriyor.

Kitap, bu göçmenlerin neden ülkelerinden göç etmek zorunda kaldıkları, Türkiye’ye gelene kadar yaşadıkları, onları Türkiye’de hapseden politik ve sosyal koşulların neler olduğu ve işçileşme deneyimleri hakkında dört dörtlük bir belgesel.

Kıtalar arası göçmen hareketinin Türkiye durağı üzerine aydınlatıcı bir inceleme.

  • Künye: Ercüment Akdeniz – Sekizinci Kıta, Kor Kitap, inceleme, 196 sayfa, 2021

Taner Akpınar – Sermayenin Yeni Hafif Piyadeleri (2020)

Devletin işi, işverenlerin kullanımına hazır bir göçmen işçi ordusu oluşturmaktır.

Örneğin Suriyeli göçmenlerin Türkiye’ye kaçmasından sonra, işverenler hayal bile edemeyecekleri “ucuz” işgücüne kavuştular ve böylece karın tokluğuna Suriyeli göçmen “istihdam” etmeye başladılar.

Taner Akpınar’ın göç ve göçmen işçilik olgusuna çok farklı bir gözle bakmamıza olanak sağlayacak bu çalışması, sermaye ile göçmen emeği arasındaki ilişkiyi görünür kılıyor.

Bizde göç yazını çoğunlukla, göç olgusunu tartışırken çatışma ve gerilim noktalarını gizlemeyi tercih etme yolunu seçer.

Akpınar’ın çalışması ise bunun yerine, tam da sınıflar arasındaki çıkar farklılıkları ve çatışma noktalarını görünürleştirmesi, bunları merkeze almasıyla büyük öneme haiz.

Türkiye göç literatürüne büyük katkı sağlayacak çalışma, sermaye ve göçmen emeği arasındaki ilişkiyi çarpıcı bir şekilde resmediyor.

  • Künye: Taner Akpınar – Sermayenin Yeni Hafif Piyadeleri: ‘Kaçak’ Göçmen İşçiler, Kor Kitap, inceleme, 148 sayfa, 2020

Kolektif – Sınırlar Arasında (2016)

Suriye’den kaçarak Türkiye’ye sığınan, şu an tahminen dört ile beş milyonu bulan mülteciler üzerine, CHP Göç ve Göçmen Sorunlarını İnceleme Komisyonu’nun saha çalışmalarına dayanarak hazırladığı bir rapor.

Mülteci sorununun ulusal ve uluslararası boyutları, haklar bakımından yaşanan ana sorunlar, mülteciliğin ekonomik ve güvenlik boyutları, rapordaki kimi önemli konular.

  • Künye: Kolektif – Sınırlar Arasında, Tekin Yayınevi

Barbara Pusch ve Tomas Wilkoszewski – Türkiye’ye Uluslararası Göç (2010)

Elimizdeki kitap, 07-12 Mart 2007’de Goethe Enstitüsü ile Orient Enstitüsü İstanbul tarafından düzenlenen ‘Türkiye’ye Gelen Uluslararası Göçün Farklı Yönleri’ başlıklı sempozyuma sunulan bildirilerden bir seçki.

Kitapta yer alan makaleler, Türkiye’nin hem transit bir ülke hem de göç alan bir ülke olarak değişik yönlerini saptamaları ve konuya dair kapsamlı bilgiler sunmalarıyla ilgi çekecek nitelikte.

Üç bölümden oluşan kitapta ilk olarak, Türkiye’ye gelen göçün toplumsal ve siyasi koşulları ele alınıyor.

İkinci bölüm Türkiye’ye emek göçünü, yani Türkiye’de bulunan yabancı çalışanlar konusunu irdeliyor.

Kitabın son bölümü ise, Almanya’dan Türkiye’ye göç eden Almanlar, Ermenistanlı kadın göçmenler, Iraklı, Özbek, Uygur, Türkistan ve Afrikalı göçmenler gibi, Türkiye’deki yabancı topluluklara odaklanıyor.

  • Künye: Barbara Pusch ve Tomas Wilkoszewski – Türkiye’ye Uluslararası Göç, çeviren: Mutlu Çomak-Özbatır, Kitap Yayınevi, sosyoloji, 330 sayfa

Kolektif – Göçler Ülkesi (2015)

Türkiye’de son yıllarda popülerleşen göç konusu üzerine çok boyutlu bir tartışma ortamı sağlayan önemli makaleler.

Kitabı, bu trajik olguya işgücü göçü, göçün feminizasyonu, göç karşılaşmaları, göçün sinemaya yansıması ve ayrımcılık gibi geniş bir perspektiften bakmak isteyenlere öneriyoruz.

Kitapta irdelenen kimi konular şöyle:

  • Göç yollarının kavşak noktası olarak Akdeniz havzası,
  • Türkiye’deki Suriyelilerin statüleri ve bunlara yönelik hükümet politikaları,
  • Rusya ile Türkiye arasındaki turizme dayalı göç sisteminin oluşumu,
  • Göçmen kadın emeği,
  • Antalya bağlamında Rus kadınların emek göçü,
  • Afrikalı göçmenlerin İstanbul deneyimleri,
  • Türkiye göç araştırmalarında araştırmacı deneyimi,
  • Türkiye’de yerinden edilmiş Kürt gençlerin yaşadıkları…

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ayhan Kaya, Stéphane de Tapia, Cansu Akbaş Demirel, Ertuğrul Murat Özgür, Ayla Deniz, Cemile Gizem Dinçer, Yeşim Mutlu, Ezgi Çakmak, Ezgi Burgan, Yasemin Akis, Esra Demirkol, Meltem Hamit, Zeynep Karakılıç, Görkem Dağdelen, Nevin Şahin-Malkoç, Figen Uzar-Özdemir, Besim Can Zırh ve Onur Suzan Nobrega.

  • Künye: Kolektif – Göçler Ülkesi, derleyen: Lülüfer Körükmez ve İlkay Südaş, Ayrıntı Yayınları, göç çalışmaları, 272 sayfa, 2015

Lea Nocera – “Manikürlü Eller Almanya’da Elektrik Bobini Saracak” (2018)

Şimdiye kadar Türkiye ve Almanya arasında imzalanan işgücü anlaşması hakkında yapılmış pek çok çalışma bulunuyor.

Bu konu öylesine zengin açılımlar sağlıyor ki, gelecekte de bu yönde çalışmaların devam edeceği açık.

Lea Nocera’nın bu dikkat çekici çalışması ise, bu göç hikâyesine çok özgün bir pencereden, toplumsal cinsiyet perspektifinden bakıyor.

Nocera, elli dört yıl önce imzalanmış anlaşma gereği ilk kez Almanya’ya çalışmaya giden kadın işçilerin dünyasına iniyor.

Nocera’ya göre, Alman fabrikalarında “elektrik bobini sarmak” için ülkesinden ayrılan kadın işçiler, büyük şehirlerden yetişmiş, iyi eğitim almış, fakat Almanya’da işçi olmayı kaçırılmayacak bir fırsat olarak gören kadınlardı.

Kitap, göçü toplumsal cinsiyet perspektifinden irdelediği gibi, göçün kuşaklararası ilişkiler üzerine etkileri, göç ve kültürel üretim, göçün aile üzerindeki yansımaları, göçün bir sonucu olarak kuşak ve kültür çatışması ve göç için yapılan zorunlu evlilikler gibi ilgi çekici konuları ele alıyor.

Hem sözlü kaynaklardan hem de Türk basınından zengin kaynaklara dayanan çalışma, bu kadınların deneyimlerini aydınlattığı gibi, bu kadınlar üzerinden Türk kadınına ilişkin simgelerin Almanya ve Avrupa’da nasıl biçimlendiğini de gözler önüne seriyor.

  • Künye: Lea Nocera – “Manikürlü Eller Almanya’da Elektrik Bobini Saracak”: Toplumsal Cinsiyet Perspektifinden Batı Almanya’ya Türk Göçü (1961-1984), çeviren: Fazıla Mat, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 324 sayfa, 2018

Sema Erder – İstanbul Bir Kervansaray (mı?) (2015)

Göç ve kentleşme alanlarında önemli çalışmalar yapmış Sema Erder, iç ve dış göçlerle sürekli yeniden yapılanan İstanbul’un sosyolojik dönüşümünün kaydını tutuyor.

İstanbul’a göç edenlerin bu kente taşıdıkları hayat tarzları, kentte gecekondunun doğuşu ve kentsel dönüşümün mağdur ve muhatapları konularında bir başucu kitabı.

  • Künye: Sema Erder – İstanbul Bir Kervansaray (mı?), İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

M. Murat Erdoğan – Suriyeliler Barometresi (2018)

Suriye’de 2011’den beri devam eden savaş, pek çok Suriyelinin ülkelerinden kaçmasına ve insanlık onurunu ayaklar altına alan şartlarda yaşamasına neden oldu.

Ülkelerinden kaçan Suriyelilerin önemli bir kısmı da, şu an Türkiye’de.

İşin asıl tuhaf ve bu yönüyle sorun teşkil eden tarafı ise, göçmen sorununun aşılması konusunda ne iktidarın ne de muhalefetin hâlihazırda doğru düzgün bir politika ortaya koyamamış olması.

İşte Prof. Dr. Murat Erdoğan’ın tasarladığı ve her yıl uygulanması planlanan ‘Suriyeliler Barometresi’, bu soruna hem sosyolojik hem de politik anlamda bir çözüm bulunmasının imkânlarını sorgulamasıyla önemli bir boşluğu doldurmaya aday.

Konuyu hem Türk toplumu hem de Suriyeliler açısından ele alan Erdoğan, ortak toplumsal yaşamın dinamiklerinin ne olduğunu ortaya koyuyor.

26 ilde Türk vatandaşları ve Suriyelilerle yapılan görüşmelere dayanan araştırma, var olan sorunu kapsamlı bir şekilde tanımladığı gibi, hak temelli, insan onuruna yakışacak ve huzurlu bir ortak geleceğin zemini için neler yapılması gerektiğini adım adım açıklıyor.

  • Künye: M. Murat Erdoğan – Suriyeliler Barometresi: Suriyelilerle Uyum İçinde Yaşamın Çerçevesi, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 196 sayfa, 2018

Ayhan Kaya ve Ferhat Kentel – Belçika Türkleri (2008)

Nitelikli bir göç çalışması olan ‘Belçika Türkleri’, Belçika toplumu ve Belçika Türkleri arasındaki etkileşim sürecini inceliyor ve göçmen topluluklarının yaşadıkları toplumun kural, norm, düzenleme, siyasal ve toplumsal yaşantısına uyma biçimlerine ve sürecine odaklanıyor.

Belçika’da yaşayan Türk kökenli toplulukların, Türkiye’nin AB üyeliği sürecini güçlü bir biçimde desteklediği ön kabulüyle hareket eden çalışma, söz konusu topluluğun Türkiye-AB ilişkilerine dair sosyal, siyasal ve kültürel söylemlerini inceliyor.

Kitap “Euro Türkler” üzerinden, göç ve göçmenlik olgusunu tartışıyor.

  • Künye: Ayhan Kaya ve Ferhat Kentel – Belçika Türkleri, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 220 sayfa