Susan Forward – Sevgisiz Anneler (2021)

Kimi talihsiz kadınlar, çocukluklarından itibaren annelerinin sözlü, duygusal ve fiziksel şiddetine maruz kalmıştır.

Psikoterapist Susan Forward, sevgisiz annelerin gadrine uğramış bu kadınların imdadına yetişiyor ve onların acı veren anılardan, suçluluk ve korkularından nasıl kurtulabileceklerini anlatıyor.

İki kısma ayırdığı kitabında Forward, ilk olarak beş sevgisiz anne modelinin açtığı derin duygusal yaralar yüzünden kadınların içlerindeki acı, korku ve çalkantı mirasıyla nasıl çaresizce baş etmeye çalıştıklarını kapsamlı bir biçimde ortaya koyuyor.

Yazar kitabının ikinci kısmındaysa, keşiften iyileşmeye geçerek, büyük tahribatlar yaratan anne yarasının nasıl iyileştirilebileceğini ele alıyor.

Forward, hakikatle yüzleşerek, acı veren hisleri kabul ederek, öfkenin bilgeliğine sığınarak ve davranışları değiştirerek bu sürecin sağlıklı bir şekilde atlatılabileceğini belirtiyor.

  • Künye: Susan Forward – Sevgisiz Anneler: Yetişkin Kızlar İçin İyileştirici Bir Rehber, çeviren: Mercan Yurdakuler, İletişim Yayınları, kişisel gelişim, 311 sayfa, 2021

Tanıl Bora – Hasan Âli Yücel (2021)

“Gençlik terbiyesinde biyografi en tesirli vasıtalardan biridir. Ne yapalım ki, onda da fakiriz.”

Hasan Ali Yücel, 23 Ocak 1957 tarihli bir gazete makalesinde böyle yazmıştı.

Tanıl Bora’nın uzun çabalarının ürünü olan bu çalışma ise, modern Türkiye’nin en uzun süre görev yapmış eğitim ve kültür bakanı olmuş, daha da önemlisi Köy Enstitülerinin ve Kemalizmin en büyük simgelerinden biri olmuş Hasan Âli Yücel’in sağlam bir biyografisini sunuyor.

Bora’nın eseri, özellikle belirtmek gerekir ki, Yücel’i romantize etmeden, onu olduğu gibi anlamaya çalışmasıyla dikkat çekiyor.

Örneğin burada, “hümanist kültür adamı” olarak etiketlenmiş olan Yücel’in hayli tutkulu milliyetçiliğiyle de; seküler muhitlerde geçiştirilen, muhafazakâr muhitlerdeyse son yıllarda bir “barışma” imkânı olarak sarılınan dindarlığıyla da yüzleşiyoruz.

Bora ayrıca, Türkiye’de sol düşmanlığının, Yücel imgesi kullanılarak nasıl inşa edildiğini ve başlı başına bir Kemalist ikon olan Yücel’in Kemalizm’i yorumlama biçimini de inceliyor.

Yücel’in hayatı ve düşünce dünyasına yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Tanıl Bora – Hasan Âli Yücel, İletişim Yayınları, biyografi, 532 sayfa, 2021

Kolektif – İktisat Tarihinin Dönüşü (2021)

İktisat tarihi, 1960’lar ve 1970’ler boyunca sosyal bilimler gündeminin en iddialı araştırma alanlarındandı.

Daha sonra bu ilgi azalsa da, özellikle son yıllarda Daron Acemoğlu, James Robinson, Thomas Piketty, Niall Ferguson, Kenneth Pomeranz, Barry Eichengreen ve David Graeber gibi çok farklı ekollerden araştırmacıların yayımladıkları kitaplarla iktisat tarihine yönelik artan ilgide büyük artış görüldü.

Bu usta işi derleme ise, iktisat tarihinin sosyal bilimlerde yeniden ön plana geldiği bu dönemde hem dünya literatürünü hem Osmanlı ve Türkiye iktisat tarihi literatüründeki gelişmeleri bir arada tartışan ve değerlendiren makaleleri bir araya getiriyor.

“Türkiye’de iktisat tarihi çalışmalarının neresindeyiz?” sorusunu yanıtlayan kitap, bizde iktisat tarihçiliğinin geldiği aşamayı ortaya koyuyor.

Kitapta, tarım rejimleri, emek ilişkileri, gelir dağılımı, dünyada ve Türkiye’de geç sanayileşme, Türkiye ekonomisinde mesleki yapısal dönüşüm, mülkiyet, piyasa ve kurumlar, Osmanlı hukuk tarihi gibi konularda, tarihsel malzemeyi iktisadi bakış açısından analiz eden makaleler yer alıyor.

Türkiye’de iktisat çalışmaları alanında önde gelen isimlerden olan Şevket Pamuk ile yapılan bir söyleşinin de yer aldığı kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Ulaş Karakoç, Alp Yücel Kaya, Seven Ağır, Hülya Canbakal, Pınar Ceylan, Boğaç Ergene, Özgür Burçak Gürsoy, M. Erdem Kabadayı, Eyüp Özveren, Özdeniz Pektaş, Yücel Terzibaşoğlu ve Onur Yıldırım.

  • Künye: Kolektif – İktisat Tarihinin Dönüşü: Yeni Yaklaşımlar ve Tartışmalar, derleyen: Ulaş Karakoç ve Alp Yücel Kaya, İletişim Yayınları, iktisat, 424 sayfa, 2021

James Hollis – Yaşamın İkinci Yarısında Anlam Arayışı (2020)

Bazen bir başkasının hayatını yaşadığımızı, seçimlerimizi onun değerlerinin yönlendirdiğini dehşet içinde fark ederiz.

Psikanalist James Hollis, anlamlı bir hayat sürmek için bizi bakış açımızı kökten dönüştürmeye davet ediyor ve bunu nasıl yapabileceğimizi adım adım açıklıyor.

Ancak orta yaşla birlikte gerçekten kim olduğumuzu bulabileceğimizi belirten Hollis, özellikle bu yaşlarında büyük ikilemlerle karşı karşıya kalmış kişilerin geleceklerine nasıl yön verecekleri konusunda kimi önerilerde bulunuyor.

Yaptığı işi anlamsız bulan, evliliklerinde ve ilişkilerinde yabancılaşma yaşayan, hayatı anlamsız bulan, kısacası yaşamı, kendilerine danışılmaksızın yazılmış bir senaryo gibi yaşayan okurlara, yani aslında pek çoğumuza seslenen Hollis, zorluklarla baş etmemizi sağlayacak yeni bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: James Hollis – Yaşamın İkinci Yarısında Anlam Arayışı: Sonunda Gerçek Anlamda Nasıl Büyürüz?, çeviren: Kerime Dalyan, İletişim Yayınları, kişisel gelişim, 304 sayfa, 2020

A. C. S. Peacock – Büyük Selçuklu İmparatorluğu (2020)

Daha önce ‘Selçuklu Devleti’nin Kuruluşu’ adlı önemli çalışması Türkçeye kazandırılan A. C. S. Peacock, şimdi de Büyük Selçuklu İmparatorluğu’nun tarihini çok yönlü bir bakışla izlediği bir başka eseriyle karşımızda.

Ortadoğu ve İslâm Tarihi alanına büyük katkılarda bulunmuş Peacock, yaklaşık 1040 ve 1157 yılları arasında Ortadoğu ve Müslüman Orta Asya’ya hâkim olmuş bu imparatorluğu, Avrasya bozkırlarından Kahire kapılarına uzanan yükselişinin altındaki dinamikleri irdeleyerek kitabına başlıyor.

Çalışmanın devamında da,

  • Selçuklu sultanlığında bozkır siyaset geleneği,
  • Selçuklular ve halifelik,
  • Sultanların yaşam tarzı,
  • Selçuklu sarayında kadınlar,
  • Selçuklularda bürokratlar ve idare,
  • Selçuklu ordusunun gelişimi ve mahiyeti,
  • Selçuklu dindarlığı ve din adamlarıyla ilişkiler,
  • Selçuklu hanefiliği ve diğer mezheplere yönelik siyaset,
  • Selçuklu İmparatorluğu’nun Yahudileri,
  • Selçuklu İmparatorluğu’nun Hıristiyan halkları,
  • Selçuklu topraklarının ekonomik ve toplumsal örgütlenişi,
  • Selçuklu şehirciliği,
  • Selçuklularda yaşamın örgütlenmesi,
  • Ve Selçuklunun bıraktığı miras gibi konular ele alınıyor.

Kitabın önemli bir katkısı da, kendileri de göçebe olan Selçukluların, bir “devlet” olarak göçebelere yönelik politikasını ve onlarla karşılıklı ilişkilerini de aydınlatması.

  • Künye: A. C. S. Peacock – Büyük Selçuklu İmparatorluğu, çeviren: Özkan Akpınar, İletişim Yayınları, tarih, 383 sayfa, 2020

Kolektif – Dünyanın Ters Köşesi (2020)

Latin Amerika, hem küresel siyasetin dinamiklerini anlayabilmek hem de kendi siyasi coğrafyamızı karşılaştırmalı bir bakış açısıyla inceleyebilmek için önemli imkânlar sunan bir çalışma alanı.

İşte usta işi derleme de, Latin Amerika ile ilgilenen herkesin yararlanabileceği temel bir başvuru kaynağı niteliğinde.

Üç kısım ve toplamda 26 bölümden oluşan kitabın ilk kısmında, sömürgecilik geçmişinden ABD etkisine, bağımlılıktan neoliberalizme kadar dış çevreyi belirleyen temel unsurlar inceleniyor.

İkinci kısım, Latin Amerika’nın türdeş olan dış çevresini incelemeye, siyasal rejimlerin ve siyasal çatışmaların dinamikleri ekseninde devam ediyor.

Üçüncü kısım, türdeş dış çevrenin ardından, her toplumun kendine özgü yapısal özelliklerinin daha iyi anlaşılması için ülke ve bölge dinamikleri üzerine odaklanıyor.

Dördüncü ve son kısım ise, her biri Latin Amerika’yı anlamak için başlı başına önemli alanlar sunan edebiyat, sinema, müzik, futbol ve dinin, toplumsal ve siyasal dönüşüm süreçleriyle ilişkisini inceleyen makalelerden oluşuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Esra Akgemci, Kâzım Ateş, Karabekir Akkoyunlu, Kavel Alpaslan, Mert Arslanalp, Serdal Bahçe, Dilan Bozgan, Güneş Daşlı, Elif Tuğba Doğan, Fırat Duruşen, Ertan Erol, Esra Çeviker Gürakar, Tolga Gürakar, Özge Kemahlıoğlu, Celal Oral Özdemir, İlhan Özgen, Barış Özkul, Gözde Somel, Aylin Topal, Nejat Ulusay, Maria L. Urbina, Sibel Utar, Oya Yeğen ve Metin Yeğin.

  • Künye: Kolektif – Dünyanın Ters Köşesi: Latin Amerika: Tarih, Toplum, Kültür, derleyen: Esra Akgemci ve Kâzım Ateş, İletişim Yayınları, inceleme, 448 sayfa, 2020

Selim Rumi Civralı – Atletik Politika (2020)

Ulusal kimlik inşalarında, milli efsanelerde, spor çok canlı, güçlü bir sembolizm kaynağıdır.

Selim Rumi Civralı’nın bu usta işi çalışması da, spor ve ideoloji arasındaki ilişkiyi tarihsel bir bakışla izliyor.

Civralı burada,

  • Eski Türk topluluklarında şamanların “oyun kurucu” rollerini,
  • Din ve spor cezbesini birleştiren dans ritüellerini,
  • Pehlivan tekkelerini,
  • Birinci Dünya Savaşı’na eşlik eden sporcu seferberliğini,
  • Erken Cumhuriyet’te kadınların yeni bir iffet anlayışıyla spora katılmalarını,
  • Türkiye’de sporun seyrinde Balkan oyunları tasarısını,
  • Naim Süleymanoğlu’nun ilticasının siyasi dinamiklerini,
  • Ve bunun gibi pek çok dikkat çekici konuyu irdeliyor.

Kitap, uygarlık tarihine sporun penceresinden bakmasıyla çok önemli.

  • Künye: Selim Rumi Civralı – Atletik Politika: Spor ve İdeoloji, İletişim Yayınları, siyaset, 216 sayfa, 2020

Ala El-Asvani – Diktatörlük Sendromu (2020)

“Diktatörlük insanlığa tehdit oluşturan ve kesinlikle mücadele edilmesi gereken bir hastalıktır.”

Son yıllarda bütün dünyada, en hafif tabirle otoriter, gerçek adıyla faşist rejimlerin yükselişine tanık oluyoruz.

‘Yakupyan Apartmanı’, ‘Şikago’ ve ‘Mısır Otomobil Kulübü’ gibi çok satan romanlarıyla bildiğimiz Mısırlı yazar Ala El-Asvani de, diktatörlük olgusunu derinlemesine tartıştığı bir metinle karşımızda.

El-Asvani burada, diktatörlük sendromunun semptomlarının neler olduğunu, “makbul vatandaşta” nasıl karşılık bulduğunu, faşist zihniyetin nasıl yayıldığını, bu süreçte entelektüelin nasıl itibarsızlaştırıldığını, terörizme zemin hazırlayan faktörler ile faşizm arasındaki ilişkiyi ve diktatörlük sendromunun nasıl önlenebileceğini irdeliyor.

Kitap, insanlığın genel olarak sergilediği diktatörlük alametleri üzerine ufuk açıcı sorularla yol almasıyla dikkat çekiyor.

Örneğin, Çin ya da Mısır’da büyüyen bir genç ile onunla aynı eğitim seviyesinde olan bir

Britanyalı ya da ABD’li genç arasındaki fark neydi?

El-Asvani, diktatöryel tavırların izlerinin gündelik hayatta insan davranışına nasıl yansıdığını izleyerek bu soruya dikkat çekici yanıtlar veriyor.

  • Künye: Ala El-Asvani – Diktatörlük Sendromu, çeviren: Barış Özkul, İletişim Yayınları, siyaset, 148 sayfa, 2020

Merve Genç – Güzelliğin Politikası (2020)

Bilindiği gibi güzellik konusu, feminist düşüncenin beden politikalarına yaklaşımı konusunda önemli bir kırılma noktasıdır.

Feministler, güzellik dayatmasının politik işlevinin kadınları ikincilleştirmek olduğu konusunda hemfikirdir.

Fakat öte yandan, güzelliği arzulama ya da talep etme hakkı konusunda, feminist düşünce içerisinde farklı ve birbiriyle çatışan görüşler de mevcut.

İşte Merve Genç’in bu çalışması, kadınların güzelliğe dair karmaşık resmi nasıl çözümlemeye çalıştığını bizzat onların bakış açılarını merkeze alarak irdeliyor.

Kitapta, yirmi güzellik YouTuber’ının toplamda kırk sekiz videosu, üçüncü dalga feminizmin kız gücü kavramı çerçevesinde analiz edilmiş.

Çalışmanın asıl önemi, güzellik ideolojisine ve mitlerine dair eleştirel yaklaşımların bizzat bu güzelleşme pratiklerini uygulayanlar tarafından geliştiriliyor olduğunu, güzelliğin kadınlar için ak ya da kara gibi keskin sınırları olan bir alan olmadığını ortaya koyması.

Genç’e göre, YouTube Güzellik Topluluğu hem iktidarın bir baskı aracı olarak güzellik ideolojisine karşı eleştirel söylemlerin geliştirildiği, hem güzelliğin yeniden yorumlandığı bir alan olarak popüler kültürde önemli bir yer teşkil etmektedir.

  • Künye: Merve Genç – Güzelliğin Politikası: YouTube Güzellik Topluluğu, İletişim Yayınları, feminizm, 144 sayfa, 2020

Mim Sertaç Tümtaş – Nöbetleşe Dışlanma (2020)

Suriyeli göçmenlerin Türkiye’de yaşadıklarından da gördüğümüz gibi, göç bir sosyal dışlanma döngüsü yaratır.

Bu dışlanma döngüsü, şehrin “yerlileri”nden başlar ve ardından, her yeni göçmen grubun kendilerinden sonra gelen göçmen grupları dışlaması şeklinde sürüp gider.

İşte Mim Sertaç Tümtaş’ın bu çalışması da, son yıllarda Türkiye’ye göç eden Suriyelilere yönelik sosyal dışlanmayı merkeze alarak bu sorunu sosyolojik bir perspektiften irdeliyor.

Şanlıurfa, Hatay ve Mersin’de yapılan zengin alan araştırmalarına dayanan ‘Nöbetleşe Dışlanma’, ilk iki bölümde, göç, sosyal dışlanma ve nöbetleşe dışlanma olgularını tartışmaya açarak başlıyor.

Kitabın devamında ise, Türkiye’deki Suriyelilerin durumu, Suriyeli mültecilerin ekonomik yapıya etkileri, Türkiye’deki Suriyelilerin hukuki statüleri, Suriyeli mültecilerin yaşadığı kentsel sorunlar, toplumun Suriyeli göçmenlere yönelik tutumu ve Suriyeli mültecilerin maruz kaldığı sosyal dışlanma konuları ele alınıyor.

  • Künye: Mim Sertaç Tümtaş – Nöbetleşe Dışlanma: Göç ve Sosyal Dışlanma Döngüsü, İletişim Yayınları, sosyoloji, 262 sayfa, 2020