Kamran Erkaçmaz – Acının İki Yüzü (2018)

“Türkiye’deki 35 yıllık çatışma sürecinde evladını yitirmiş Kürt ve Türk aileleri gezip, acının dilinin olmadığını fotoğrafla aktarabileceğime karar verdim.”

Kamran Erkaçmaz, 2013 yılında Türkiye’nin yetmiş ili ve yüzden fazla ilçesini gezerek belgesel fotoğraf ve video röportaj çalışmaları yaptı.

Elimizdeki kitap da, bir kısmı daha önce sergilenen bu fotoğraf ve söyleşilerin ürünü olarak ortaya çıkmış.

Erkaçmaz, çözüm sürecinin ülkeyi rahatlattığı bir dönemde yaptığı görüşmelere Tarsus’tan başlayıp Mardin’e, Şırnak’a, Hakkâri’ye ve oradan Karadeniz’e, İç Anadolu’ya ve Ege’ye kadar uzanıyor.

Söyleşiye katılan ve kaybettikleri çocuklarının kendilerinde bıraktığı telafi edilemez ağırlığı samimiyetle paylaşan aileler, Kürt veya Türk olsun, maalesef şimdi barışta olmasa da acıda ortak olduğumuzu bir kez daha bize hatırlatıyor.

  • Künye: Kamran Erkaçmaz – Acının İki Yüzü, İletişim Yayınları, siyaset, 224 sayfa, 2018

Ekin Kadir Selçuk – “Mücadeleciler” (2018)

Mücadele Birliği, diğer adıyla Yeniden Millî Mücadele Hareketi, 1960’ların başlarında tohumları atılan, on yılın sonlarına doğru kurumsallaşan ve 1970’ler boyunca da etkili olmayı sürdüren milliyetçi-muhafazakâr bir kadro hareketiydi.

İşte Ekin Kadir Selçuk’un bu kitabı da, sağcı Mücadele Birliği’nin tarihi, örgüt yapısı ve ideolojisi hakkında kapsamlı bir inceleme.

Kitabın en önemli katkılarından biri, Mücadele Birliği’ni incelerken, 1950’lerden itibaren olgunlaşmaya başlayan milliyetçi-muhafazakâr fikir dünyasının ve siyasi ikliminin iyi bir fotoğrafını çekmesi.

Mücadele Birliği, bir yönüyle bugünkü siyasete yön vermesiyle de dikkate değer.

Zira 2000-2010’lu yıllarda Türkiye’yi yönetenler 1960’lar ve 1970’ler boyunca siyasal sosyalleşmelerini örgüt etrafında yürüttü.

Örneğin Türkiye siyasetinde bugün halen etkili olan isimlerin bir kısmı bizzat Mücadele Birliği içinde yetişti.

Cemil Çiçek, Melih Gökçek, Hüseyin Gülerce, Ahmet Taşgetiren, Taha Akyol ve Ömer Ziya Belviranlı gibi isimler bu hareketin içinden çıktı.

  • Künye: Ekin Kadir Selçuk – “Mücadeleciler”: Mücadele Birliği (1964-1980), İletişim Yayınları, tarih, 264 sayfa, 2018

Bärbel Wardetzki – Siyasette ve Toplumda Narsisizm, Ayartma ve İktidar (2018)

Narsisist insanların siyasette yüksek pozisyonlara gelmeleri, toplumda billurlaşma noktası ve arzulanan sevgi nesnesi haline gelmeleri nasıl mümkün olabiliyor?

1989’dan bu yana narsisizm üzerine çalışan psikiyatrist Bärbel Wardetzki bunun nedeninin, narsisizmin aynı zamanda başarı, popülerlik ve büyüklük vaadinden kaynaklandığını söylüyor.

İşte Wardetzki’nin elimizdeki kitabı da, tam da bu konuya, narsisist liderlerce ayartılma sorununa çok yönlü bir şekilde odaklanıyor.

Wardetzki bunun yanı sıra, narsisizmin karanlık yönlerini de ele alıyor.

İktidarın kötüye kullanılması, yıkıcılık, otokrata düşkünlük, kontrol ve manipülasyon, bunlardan birkaçı.

Yazar bunların korku, tehdit ve kafa karışıklığı gibi olumsuz duyguları nasıl tetiklediğini de adım adım açıklıyor.

Politikacılardaki narsisistik belirtileri ve bunların toplumsal ve politik senaryolara olan etkilerini daha iyi kavramak için muhakkak okunması gereken çalışma, bu durumla nasıl baş edebileceğimiz konusunda kimi ipuçları da veriyor.

  • Künye: Bärbel Wardetzki – Siyasette ve Toplumda Narsisizm, Ayartma ve İktidar, çeviren: Deniz Cankoçak, İletişim Yayınları, siyaset, 139 sayfa, 2018

Platon – Kratylos (2018)

‘Kratylos’, Platon’un geç dönem diyaloglarından biri ve günümüzde özellikle dil felsefesinin gelişmesiyle birlikte daha fazla ilgi çeken bir eser.

Zira ‘Kratylos’ diyaloğu, adlar üzerinden dil konusunu derinlemesine tartışıyor.

  • Bir adı doğru yapan nedir?
  • Adların doğruluğunun üzerinde yükseldiği zemin nedir?
  • Adların ait oldukları şeylerle ne kadar ilişkisi vardır?
  • Adların işlevi nedir?
  • Bir şeyin kaç tane doğru adı olabilir?

Bu ve bunun gibi, dilbilim felsefesinin bugün de üzerine yoğun şekilde tartıştığı birçok sorunun yanıtını arayan Platon, dilin, sadece insanlar arasındaki iletişimi sağlayan bir araç değil, aynı zamanda varlığın ve bilmenin önemli unsurlarından biri olduğunu söylüyor.

‘Kratylos’, dilin felsefi, dinsel ve bilimsel yönlerini sorgulayan pek çok soru barındırmasıyla, bugün de güncelliğini koruyan muhteşem bir yapıt.

  • Künye: Platon – Kratylos, çeviren: Cenap Karakaya, İletişim Yayınları, felsefe, 125 sayfa, 2018

Rıza Yıldırım – Geleneksel Alevilik (2018)

“Anadolu’nun bağrında, parça parça yok olan yitik bir hikâyeden bahsediyorum.”

Rıza Yıldırım bu kapsamlı incelemesinde, geleneksel Aleviliğin inanç yapısını ve kültürünü detaylı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kent düzeni ve modern hayat ile karşılaşma, geleneksel Aleviliği de büyük dönüşüme uğrattı ve Alevilik böylece kentli bir form ve içerik kazandı.

Başka bir deyişle geleneksel Alevilik modern Aleviliğe dönüştü.

İşte Yıldırım da, toplamda 170 günü bulmuş birebir görüşmeler yoluyla, kaybolmak üzere olan bu “geleneksel Alevilik bilgisini” kayıt altına almış.

Esas olarak Amasya, Tokat, Çorum ve Sivas’ta gerçekleştirilen bu görüşmeler,  okurunu Anadolu’nun bağrında saklayan dedelerin, babaların, aşıkların, anaların, kamberlerin, sofuların,

“Yol”un taliplerinin, Hak erenlerinin, Ehl-i Beyt aşıklarının, Ali muhiplerinin ve gelip geçmiş erenlerin geride kalan son temsilcilerinin dünyasına davet ediyor.

Çalışma, 2013-2016 yılları arasında yapılan bir projeye dayanıyor.

Proje kapsamında 670 Alevi köyünde 442 kişiyle yüz yüze derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiş ve 295 görüşmenin kayıtları birebir deşifre edilmiş.

Elimizdeki kitabın kaynağı da, toplam 4700 sayfa civarında olan işte bu görüşmenin metinleri.

  • Künye: Rıza Yıldırım – Geleneksel Alevilik: İnanç, İbadet, Kurumlar, Toplumsal Yapı, Kolektif Bellek, İletişim Yayınları, inceleme, 411 sayfa, 2018

Stephen Kotkin – Stalin: İktidar Paradoksları, Cilt 1 (2018)

Soso Cugaşvili, Gürcistan’ın taşrasında yoksul bir ailenin evladı olarak dünyaya geldi.

Babası ayakkabı tamircisi, annesi ise çamaşırcı ve terziydi.

İlginç zamanlarda yaşamış Cugaşvili, zorluklarla dolu çocukluğundan mücadeleyle örülü gençliğine ve oradan dünya tarihinde iz bırakacak aktörlerden birine, Stalin’e dönüşecekti.

İşte Rus ve Sovyet tarihi uzmanı Stephen Kotkin’in toplamda üç cildi bulan bu kapsamlı kitabı, Stalin’in hayatını, Rusya’nın Sovyetler Birliği’ne dönüşüm süreciyle iç içe geçmiş bir şekilde anlatıyor.

Rusya’daki birçok tarih arşivi ve kütüphanenin yanı sıra Birleşik Devletler’deki konuyla ilgili çok önemli kaynaklarla uzun yıllar süren özgün araştırmaların ürünü olan kitap, hem bu önemli karakterin ortaya çıkış sürecini saptıyor hem de Stalin gibi bir karakterin, tarihin olağanüstü hızda aktığı bir dönemdeki rolünü bütün ayrıntılarıyla aydınlatıyor.

Çalışma, yalnızca Stalin’in değil, önemli ya da önemsiz her bireyin, diğer bireylere göreceli olarak nasıl hem etkin hale geldiklerini ve hem de sınırlandırıldıklarını; yerli kurumların doğasını; düşüncelerin etkileşimini; tarihsel konjonktürü (savaş ya da barış, kriz ya da yükseliş) ve diğerlerinin edim ya da atıllığını detaylarıyla göstermesiyle önemli.

  • Künye: Stephen Kotkin – Stalin: İktidar Paradoksları (1878-1928), Cilt 1, çeviren: Ali Selman, İletişim Yayınları, biyografi, 1096 sayfa, 2018

 

Mehmet Seyman Önder – Devlet ve PKK İkileminde Korucular (2015)

Hem aşiretlerin hangi yollarla korucu olduğunu ve korucuların sosyal portresini ortaya koyan hem de koruculuk sisteminin amaçlanan hedefler doğrultusunda başarılı olup olmadığını tartışan bir çalışma.

Koruculuk ekonomisi, koruculuğun yol açtığı suçlar, korucuların Kürt kimliğiyle kurduğu ilişki, Mehmet Seyman Önder’in burada enine boyuna tartıştığı kimi konular.

  • Künye: Mehmet Seyman Önder – Devlet ve PKK İkileminde Korucular, İletişim Yayınları

Ümit Kurt – Antep 1915: Soykırım ve Failler (2018)

1915’te Antep’de, birçok Ermeninin ölümüyle sonuçlanan tehcir sürecinde neler yaşandı ve bunda kimler nasıl roller üstlendi?

Ümit Kurt, bu değerli çalışmasında, hem soykırımın izlerini takip ediyor hem de bunda önemli roller üstlendiğini söylediği üç failin; Ali Cenani Bey, Ahmet Faik Erner ve Mehmet Yasin Sani Kutluğ’un dünyasına iniyor

“Belirli koşullar, belirli bir politik iklim ve atmosferde sıradan insanları sıradışı ve örgütlü bir kötülüğün uygulayıcısı yapabilirdi.” diyen Kurt, Ermeni katliamına giden korkunç yolda, bu üç faili harekete geçiren saiklerle katliamın korkunç sonuçları üzerine derinlemesine düşünüyor.

Yazar, alışıldığı gibi “milli görev” yerine getirdikleri bahanesinin ardına sığınan faillerin, asıl sebep ve sonuçları nasıl gizlediğini gözler önüne serdiği gibi, Antep İttihat ve Terakki Kulübü’nün üyeleriyle Antep’in ileri gelenlerinin bu suçtaki ortaklıklarını açık seçik ortaya koyuyor.

Belgeler ve faillerin aileleriyle yapılan görüşmelere dayanan kitap, 1915 Ermeni soykırımının, Antep özelinde sağlam bir incelemesi olarak okunmalı.

  • Künye: Ümit Kurt – Antep 1915: Soykırım ve Failler, İletişim Yayınları, tarih, 215 sayfa, 2018

Michel Foucault – Manet, Velázquez ve Estetik Modernizm (2018)

Elimizdeki güzel derleme, Michel Foucault’nun Manet ve Velázquez üzerine yaptığı incelemeleri bir araya getiriyor.

Foucault bu iki sanatçının eserlerini, estetik modernizmin doğuşu ve gelişimi bağlamında inceliyor.

Düşünür bunun yanı sıra, iki sanatçıyı da, yaşadıkları dönemdeki egemen dünya görüşü ve onların kendilerini bu görüşler karşısında nasıl konumlandırdıklarını da tartışıyor.

Manet’nin empresyonizmin kurucusu olduğu gibi, bütün bir 20. yüzyıl resmine yön verdiğini belirten Foucault, ardından, sanatçının aralarında ‘Tuileries’de Müzik’, ‘Opera’da Maskeli Balo’, ‘Maximilian’ın İnfazı’, ‘Bordeaux Limanı’, ‘Argenteuil’ ve ‘Garson Kız’ın da bulunduğu eserlerini derinlemesine yorumluyor.

Düşünür kitabının ikinci bölümünde de, ünlü eseri ‘Kelimeler ve Şeyler’in açılışında yer verdiği Velázquez’in ‘Las Meninas’ tablosunu değerlendiriyor.

Kitapta bütün bunların yanı sıra, Carole Talon-Hugon ve David Marie’nin Foucault’nun Manet üzerine düşüncelerini çok yönlü bir bakışla irdeledikleri metinleri de yer alıyor.

  • Künye: Michel Foucault – Manet, Velázquez ve Estetik Modernizm, çeviren: Savaş Kılıç, İletişim Yayınları, sanat, 123 sayfa, 2018

Aslıhan Aykaç – Yeni İşler, Yeni İşçiler (2009)

Aslıhan Aykaç ‘Yeni İşler, Yeni İşçiler’de, turizm sektöründe emek tartışmalarını, Türkiye’nin üç turizm bölgesinden örnekler üzerinden irdeliyor.

Emeğin, basit bir şekilde üretim sürecinde bir girdiye indirgenmesinin ve sosyal boyutundan soyutlanmasının, genel olarak hizmet sektörü ve özel olarak da turizm sektörü açısından sorunlu olduğunu söyleyen Aykaç, yedi bölümde, sorunlu dediği söz konusu yapıyı inceliyor.

Türkiye’nin söz konusu bölgelerinde alan çalışmaları da yapan yazar, ele aldığı üç örnek için tarımsal yapı, sektör yapısı ve emeğin sosyal özelliklerine bakarak, farklı turizm gelişmesi ve sınıf oluşumu modellerini ortaya koyuyor.

  • Künye: Aslıhan Aykaç – Yeni İşler, Yeni İşçiler: Turizm Sektöründe Emek, İletişim Yayınları, inceleme, 207 sayfa