Catherine Mills – Biyopolitika (2021)

Biyopolitika hakkında derli toplu bir giriş arayanlar bu kitabı muhakkak edinmeli.

Catherine Mills, Foucault, Agamben, Arendt ve Negri gibi isimlerin teorik yaklaşımlarını ve kavramın farklı alanlardaki kullanımlarını aydınlatıyor.

Biyopolitika, son yıllarda beşerî ve sosyal bilimler disiplinlerinde en yaygın kullanılan ve en önemli kavramlardan biri oldu.

Mills’in ‘Biyopolitika: Düşünürler ve Temalar’ı da, biyopolitika çalışmaları alanına geniş kapsamlı ve derinlikli bir giriş mahiyetinde.

İki temel kısma ayrılmış olan kitabın ilk kısmı, biyopolitika kavramının çağdaş kullanımlarına odaklanmak suretiyle Michel Foucault, Giorgio Agamben, Hannah Arendt, Roberto Esposito ve Antonio Negri’nin temel teorik yaklaşımlarını açıklayıp tartışarak kavrama dair felsefî bir giriş sunuyor.

Kitabın ikinci kısmında Mills, odağını düşünürlerden kavramın işe koşulma biçimlerine kaydırarak “Politika”, “Yaşam” ve “Öznellik” üst başlıkları altında egemenlik, yönetimsellik, şiddet, haklar, teknoloji, üreme, ırk/ırkçılık ve cinsel farklılık temalarını biyopolitik bir perspektifle ele alıyor.

Kitap, biyopolitika çalışmalarındaki temel teorileri ve temaları tanıyıp kavramak isteyen okuyucular için vazgeçilmez bir rehber olmakla birlikte kavrama aşina okurlar için de meydan okuyucu ve kışkırtıcı içgörüler sağlayacak türden.

  • Künye: Catherine Mills – Biyopolitika: Düşünürler ve Temalar, çeviren: Mert Karbay, Nota Bene Yayınları, 264 sayfa, 2021

Frédéric Gros – Michel Foucault (2021)

Michel Foucault’nun düşünceleri üzerine derli toplu bir rehber eser arayanlara bu çalışmayı öneriyoruz.

Kitap, Foucault’nun Collège de France’ta verdiği dersleri yayıma hazırlamış, Foucault’nun çalışmaları hakkında dünya çapında uzman Frédéric Gros imzalı.

Foucault, kuşkusuz 20. yüzyılın en önemli figürlerinden biri.

Sadece felsefeye değil sosyal bilimlerin bütün alanlarına sızan yeni kavramlar ve yeni bakışlar sunmuş bir düşünür, ayrıca çağının siyasal olaylarına kayıtsız kalmamış bir entelektüel.

Frédéric Gros, onun yaşam güzergâhını takip ederek, döneminde olduğu kadar bugün de tartışılmaya devam eden eserlerini birbirine bağlayan halkaları ortaya koyuyor.

‘Foucault’, dışlanan delilikten kapatma mekânı olarak hapishaneye, cinselliğin tarihinden öznelleştirme pratiklerine, biyopolitikadan yönetimselliğe kadar Foucaultcu “arkeoloji”nin temel izleklerini, kavramlarının gelişimini ve geçirdiği değişimleri aktarıyor. Düşünürü tanımak ve eserlerini anlamak için anlaşılabilir bir rehber…

  • Künye: Frédéric Gros – Michel Foucault, çeviren: İsmet Birkan, İletişim Yayınları, inceleme, 126 sayfa, 2021

Michel Foucault – Kliniğin Doğuşu (2021)

Tıbbın amacı hastalığa çare bulmak değil, hastayı sağlıklı tutmaktır.

Michel Foucault, 18. yüzyıldan itibaren yerleşmeye başlayan bu geleneğin özne ve öznelliği nasıl adım adım bertaraf ettiğini gözler önüne seriyor.

Foucault bu kitabında 18. yüzyılda başlayan bir devrimi ele alıyor: Tıbbın amacı artık hastalığa çare bulmak değil, hastayı sağlıklı tutmaktır.

Galen’den o devre dek gelmiş süreklilikler yeni çağın eşiğinde ufalanıp, yeni bir düzene yer açar.

Fransız Devrimi’yle hız kazanan bu dönüşüm hastalıktan ne anlaşıldığını, semptomların nasıl okunacağını ve en önemlisi de yaşamla ölümün farkını yeniden şekillendirdi.

Doktorun gözünün gördükleri öne çıkmaya başlar; modernler bu yeni klinik bakışı patolojik anatomiyle bir araya getirerek yaşamı yeni gözlerle görmeye başlar.

Foucault’nun hocası Canguilhem’i takiple kaleme aldığı bu kavram tarihi çalışmasıyla insanın hakikatinin dönüşümüne ışık tutuyor.

  • Künye: Michel Foucault – Kliniğin Doğuşu: Tıbbi Bakışın Arkeolojisi, çeviren: İnci Uysal, Dergah Yayınları, antropoloji, 279 sayfa, 2021

Michel Foucault – Rezil İnsanların Yaşamı (2021)

Michel Foucault’nun iktidar olgusuna çok farklı bir pencereden baktığı, kısa ama yoğun metni ‘Rezil İnsanların Yaşamı’, Türkçede.

Foucault’ya göre iktidar, zorunlu olarak tepeden inip bireylere boyun eğdiren bir kuvvet değil, bireylerin farklı şekillerde davet ettiği bir etkileşim olarak işler.

Foucault’nun tamamlamaya fırsat bulamayacağı yeni bir araştırma projesini takdim etmek için yazdığı 1977 tarihli bu metin bir yandan Foucault’nun henüz formüle ettiği iktidar kavrayışının sıklıkla gözden kaçan bu yönünü vurguluyor.

Öte yandan, Foucault’nun bu çalışmasında mercek tutmayı amaçladığı silik yaşamlar, daha sonraki eserlerinde bilgi-iktidar düzeneklerine asimile edilemeyecek ayrı bir boyut olarak üzerinde duracağı özneleşme süreçlerinin nasıl işlediğinin ipuçlarını veriyor.

Gilles Deleuze bu metni, müstakil olarak ele alınması gereken bir başyapıt olarak tanımlamıştı.

  • Künye: Michel Foucault – Rezil İnsanların Yaşamı, çeviren: Emre Koyuncu, Norgunk Yayıncılık, felsefe, 39 sayfa, 2021

Allan Megill – Aşırılığın Peygamberleri (2021)

Batı düşüncesine yön vermiş dört büyük düşünür üzerine harikulade bir inceleme.

Allan Megill, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Aşırılığın Peygamberleri’nde Nietzsche, Heidegger, Foucault ve Derrida’nın vizyonlarıyla sıkı bir hesaplaşmaya girişiyor.

Megill burada, Nietzsche ve estetik, Nietzsche ve mit, Nietzsche’ye göre sanat ve yorum, Heidegger ve nostalji idealizmi, Heidegger’in estetizmi, Foucault ve söylemin eylemciliği, Foucault ve yapısalcılık, Derrida düşüncesi bağlamında krizin yapıbozumu gibi konuları tartışıyor.

Megill bu dört düşünürün yanı sıra Levinas’ta “Başka” sorunu ve Freud’un katkıları ışığında modernizm ve postmodernizm gibi konuları da irdeliyor.

Megill’in, bunu yaparken kapsamlı bir modernizm ve postmodernizm tartışması ortaya koyması ise, kitabı nitelikli kılan en önemli hususlardan biri.

  • Künye: Allan Megill – Aşırılığın Peygamberleri: Nietzsche, Heidegger, Foucault, Derrida, çeviren: Tuncay Birkan, Metis Yayınları, felsefe, 448 sayfa, 2021

Michel Foucault – Özgürlük ve Bilgi (2021)

Michel Foucault’dan bilgi ile özgürlük arasında mecburi bir ilişki olduğu varsayımı üzerine usta işi bir sorgulama.

Foucault ile Hollandalı filozof Fons Elders arasında, Foucault’nun yaşamında politik faaliyetlerin yoğunlaştığı bir dönemde gerçekleşmişti.

Bilgi ile özgürlük arasında mecburi bir ilişki olduğu varsayımına göre, bilgi özgürlüğü, özgürlük de bilgiyi getirecektir.

Başka bir deyişle, ne kadar çok bilirsek o kadar çok özgür oluruz yahut tersi.

Bu varsayım en olgunlaşmış haliyle, aklın evrensel bilgi ve mutlak özgürlük ile tamamlanmasını bir ideal olarak konumlandırır.

Foucault ise, delilik temasından hareketle, “Deliliği anlamak için ilk önce kimin ya da neyin dışlandığına bakmak gerekir.” diyor ve buradan yola çıkarak şu varsayımda bulunuyor: Bilgimizin evrenselliği dışlamalar, yasaklamalar, inkârlar, reddedişler pahasına; gerçeklik açısından bir tür zalimlik pahasına kazanılmıştır.

Başka bir deyişle Foucault, evrensel bilginin bedelinin bir zulüm kısır döngüsü olduğunu savunuyor.

Düşünür bunun yanı sıra çarpıcı bir öneride de bulunuyor:

Şayet özgürlük istiyorsak, evrensel bilginin peşine düştüğümüz, asla tatmin edici olamayacak ve şiddet içeren bir arayışa kalkışmak yerine evrensel bilgi idealini “terk etmeliyiz.”

  • Künye: Michel Foucault – Özgürlük ve Bilgi, söyleşi: Fons Elders, çeviren: Utku Özmakas, Sel Yayıncılık, felsefe, 120 sayfa, 2021

Ali Akay – Delilik Gemisi (2021)

Michel Foucault, kült yapıtı ‘Deliliğin Tarihi’nin ikinci baskısı için yazdığı önsözde, kitabının yaşlandığından söz etmişti.

Oysa zaman Foucault’yu haksız çıkaracaktı.

Zira ‘Deliliğin Tarihi’, hâlâ canlılığını ve gençliğini koruyor.

İşte Ali Akay da bu çalışmasında, bu şaheser üzerine yeniden eğiliyor ve kitabın hâlâ güncel bazı sorunları düşünmekte bize nasıl yol gösterdiğini gözler önüne seriyor.

‘Delilik Gemisi’, Akay’ın Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde 2017 ikinci sömestrde yaptığı derslerin ürünü.

Daha önce Foucault’nun bu kitabını ele alan çalışmalar, daha çok kitabın psikiyatri kısmı ve bu bağlamda deliliğin dönüşümü üzerine eğilmişti.

Akay ise, daha özgün bir yol tercih ederek kitabı edebiyat ve plastik sanat metinleri olarak değerlendiriyor, esere sanatsal bir bakışla odaklanıyor.

  • Künye: Ali Akay – Delilik Gemisi, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 160 sayfa, 2021

Gary Gutting – İmkânsızı Düşünmek (2020)

1960 sonrasında büyük atılım gerçekleştiren Fransız felsefesi üzerine harika bir inceleme.

Gary Gutting, söz konusu dönemde Fransız felsefesinin üç önde gelen filozofu olan Foucault, Deleuze ve Derrida’yı merkeze alarak, Fransız felsefesinin hemen hemen aynı zamanda filizlenen analitik felsefeden nasıl farklılaştığını irdeliyor.

Yazar aynı zamanda, Hegel ve Heidegger’in bu dönüşümdeki paylarını ve bunun yanı sıra yeni kuşağın idolü Sartre’ın bu filozoflarla kurduğu gerilimli ilişkiyi de tartışıyor.

Foucault, Derrida ve Deleuze’ün felsefi yapılarındaki Nietzsche okumaları ve hesaplaşmaları ve 1980’ler ile 90’larda ‘etiğe dönüş’ün kurucu isimlerinden Levinas’ın bu filozoflarla ilişkisi ve Alain Badiou ontolojisinin ve fenomenolojinin ‘imkânsızı düşünme projesi’ndeki konumu da, kitapta ele alınan diğer ilgi çekici konular.

  • Künye: Gary Gutting – İmkânsızı Düşünmek: 1960 Sonrası Fransız Felsefesi, çeviren: Mukadder Erkan, Fol Kitap, felsefe, 344 sayfa, 2020

David Macey – Michel Foucault (2020)

Michel Foucault’nun yaşamı, entelektüel serüveni ve beslendiği kaynaklar üzerine sağlam bir çalışma arayanlara bu kitabı öneriyoruz.

David Macey, Foucault’nun nasıl bir düşünce ortamı içinde yaşadığını, nasıl ürettiğini, ayrıca Althusser, Hyppolite, Canguilhem, Dumezil, Barthes, Deleuze, Vuillemin gibi düşünürlerle ilişkilerini çok yönlü bir bakışla ortaya koyuyor.

Macey ayrıca, Foucault’nun Fransa ve yaşadığı diğer ülkelerde başına gelen ilginç olayları; çalışma ve üretme biçimini ve “arkeoloji”, “soykütük”, “hakikat” ve “benlik kaygısı” gibi farklı eserlerine damgasını vuran temel kavramlarının oluşum sürecini de açıklıyor.

Kitap, 20. yüzyıl düşüncesindeki önemli bir kopuşa önderlik etmiş Foucault’nun dünyasına daha yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: David Macey – Michel Foucault, çeviren: Fatih Demirci, Runik Kitap, biyografi, 154 sayfa, 2020

Jacques Bidet – Foucault’yu Marx’la Okumak (2016)

Karl Marx ile Michel Foucault’yu iletişime sokan, iki düşünür arasındaki benzerlik ve ayrımları derinlemesine irdeleyen bir çalışma.

Jacques Bidet, Foucault’nun üstatlarından biri olarak kabul ettiği Marx ile arasındaki “ihtilaf”ın boyutlarını ölçüyor, Marx’ın ve Foucault’nun kavramsallıkları arasındaki ilişkiyi sistematik biçimde ele alıyor.

  • Künye: Jacques Bidet – Foucault’yu Marx’la Okumak, çeviren: Zehra Cunillera, Metis Yayınları