Nadje Sadig Al-Ali – Iraklı Kadınların Anlatılmayan Öyküsü (2009)

‘Iraklı Kadınların Anlatılmayan Öyküsü’, 1948 ile 2006 yılları arasında ülkelerinde yaşananlara ilişkin Iraklı kadınların bugüne kadar anlatmadıkları çok sayıda hikâyeden oluşuyor.

Çalışmayı özgün kılan yönlerden biri, Iraklı kadınların yaşam öyküleriyle deneyimlerini temel alarak, bunları geleneksel tarihle harmanlaması ve böylece bir ya da birden çok alternatif tarih inşa etme çabasıdır diyebiliriz.

“Tüm tarihler ve anılar, inşa edilir” önermesinden hareket eden Nadje Sadig Al-Ali, kadınların Irak’taki yaşam koşullarını, ev, okul ve iş yerlerindeki konumlarını, anne ve eş olarak varlıklarını tarihsel bir süreç içinde resmediyor.

  • Künye: Nadje Sadig Al-Ali – Iraklı Kadınların Anlatılmayan Öyküsü, çeviren: Yasemin Tezgiden, İletişim Yayınları, kadın, 332 sayfa

Feride Çetin – Duyulur Dünyanın Şakası (2015)

Gazeteci, oyuncu, editör ve eğitmen Feride Çetin’den, on öyküsünü bir araya getiren bir ilk kitap.

Farklı insanlık hallerini konu edinen, kendine has anlatım tarzıyla öne çıkan öyküler, sürekli kendi kendisiyle cebelleşip durmaktan çevrelerinde olup bitenlerin pek ayırdına varamayan karakterlerinin yaşadığı trajikomik olayları konu ediniyor.

  • Künye: Feride Çetin – Duyulur Dünyanın Şakası, İletişim Yayınları

Burak Özçetin – Kitle İletişim Kuramları (2018)

Burak Özçetin’in elimizdeki yoğun ve titiz çalışması, kitle iletişim kuramları hakkında bir başvuru kaynağı.

Kitap, iletişim bilimlerindeki paradigmatik farklılığa, anaakım ve eleştirel kuram olmak üzere her iki paradigmanın ontolojik, epistemolojik ve metodolojik olarak insan-toplum ve kitle iletişim araçları arasındaki ilişkilenmelere yönelik kavramsal-kuramsal tartışmalarına ilişkin sarih bir anlatıma sahip olmasıyla dikkat çekiyor.

On bölümden oluşan kitapta,

  • İletişim araştırmaları ve kitle iletişim kuramlarının temel ilgi alanları,
  • Chicago Okulu,
  • Sembolik etkileşimcilik,
  • Walter Lippmann ve Kamuoyu,
  • Harold D. Lasswell ve Propaganda,
  • Carl Hovland ve iknanın yapısı,
  • Kitle iletişim modelleri,
  • Eleştirel iletişim kuramları,
  • Frankfurt Okulu,
  • İngiliz kültürel çalışmaları,
  • İletişimin ekonomi politiği,
  • Medya ve modernite,
  • Ve bunun gibi pek çok önemli konu ele alınıyor.

Kitap bu yönüyle, iletişim kuramlarının, sosyal ve beşeri bilimler içerisinde derinlikli bir çalışma alanı olduğunu ortaya koymasıyla da çok önemli.

  • Künye: Burak Özçetin – Kitle İletişim Kuramları: Kavramlar, Okullar, Modeller, İletişim Yayınları, medya, 280 sayfa, 2018

Doğu Eroğlu – IŞİD Ağları (2018)

Kişileri, ilişkileri, işbirlikleri, kurumları ve şebekeleriyle Türkiye’deki IŞİD örgütlenmesi hakkında çok zengin bir kaynak.

Doğu Eroğlu’nun 2014-2017 arasında Türkiye’nin farklı kentlerindeki saha araştırmaları sırasında yaptığı gözlem ve temaslarını sunan çalışma, örgütlenen şahıslarla yapılmış mülakatlarla ve örgütlenmiş kişilerin aileleriyle yapılmış görüşmelerle zenginleşmiş.

Kitapta,

  • IŞİD’in Ankara, İstanbul, Konya, Gaziantep ve Adıyaman örgütlenmelerinde öne çıkan kişi ve kurumlar,
  • Türkiye IŞİD’inde radikalleşme ve hücreler arası ilişkiler,
  • IŞİD kurumları ve lojistik ağları,
  • IŞİD’in hudut idaresi, pasaport ve belge sahtecilikleri, tıbbi yardım ağları,
  • IŞİD’e Türkiye’den yapılan silah, mühimmat, askeri malzeme ve patlayıcı sevkiyatları,
  • Ve Türkiye’nin IŞİD’e karşı yürüttüğü güvenlik politikası gibi, çok önemli konular açıklığa kavuşturuluyor.

Şu ana kadar Türkiye’de IŞİD üzerine yazılmış birçok çalışma bulunuyor.

Doğu Eroğlu’nun kitabı ise, konuyu en güncel haliyle ele alması ve ayrıca kapsamlı oluşuyla alana yapılmış en zengin katkılardan biri.

  • Künye: Doğu Eroğlu – IŞİD Ağları: Türkiye’de Radikalleşme, Örgütleme, Lojistik, İletişim Yayınları, siyaset, 488 sayfa, 2018

Kolektif – Himmet, Fıtrat, Piyasa (2015)

AKP’nin eğitimden sağlığa, çalışma yaşamından gelir dağılımına birçok alanda benimsediği anlayış ve uygulamaların doğurduğu kaygılar çok.

Partinin sosyal politikalarını detaylıca irdeleyerek bunların bir bilançosunu çıkaran bu nitelikli derleme, AKP döneminde yaşadığımız sosyo-ekonomik eşitsizlikleri gözler önüne seriyor.

Kitaba katılan yazarlar,

  • AKP döneminde neo-liberalizm, neo-muhafazakârlık, neo-popülizm beşiğinde sallanan sosyal devlet ve sosyal politika yaklaşımı,
  • Piyasa ve muhafazakârlığın elinde araçsallaşan eğitim,
  • Sağlıkta neo-liberal dönüşüm ve hak kayıpları,
  • AKP döneminde istihdam, işgücü ve işsizlik,
  • AKP döneminde iş hukukunda güvencesizliğin kurumsallaşması,
  • AKP döneminde sendikal haklardaki gerileme,
  • 2000’li yıllarda Türkiye’de toplumsal cinsiyet eşitliği,
  • Ve AKP dönemi kentleşme politikaları ve kentsel dönüşüm gibi, pek çok güncel sorunu ayrıntılı bir bakışla tartışıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Aziz Çelik, Betül Urhan, Binnur Öktem Ünsal, Gülcan Urhan, Hakan Koçak, Kemal İnal, Kuvvet Lordoğlu, Meryem Koray, Murat Özveri, Osman Öztürk, Örgen Uğurlu, Recep Kapar ve Saniye Dede.

  • Künye: Kolektif – Himmet, Fıtrat, Piyasa, derleyen: Meryem Koray ve Aziz Çelik, İletişim Yayınları

Gérard Duménil ve Dominique Lévy – Büyük Yol Ayrımı (2015)

Neoliberalizm sonrası yeni dönem nasıl şekillenecek ve krizden çıkmak, toplumsal ilerleme yollarını yeniden açmak için yeni strateji ne olmalı?

‘Büyük Yol Ayrımı’, bu soruya yanıt ararken kapitalist üretim biçiminin tarihsel dinamiklerini yorumluyor ve solda yeni bir uzlaşma başlatmanın imkânlarını sorguluyor.

  • Künye: Gérard Duménil ve Dominique Lévy – Büyük Yol Ayrımı: Neoliberalizmi Son Noktayı Koymak, çeviren: Ayşen Gür, İletişim Yayınları

Murat Başekim – Demir Dövme Öyküleri (2015)

Bir nevi şark gotiği olarak tanımlanabilecek ‘Hayal Et Hikâyeleri’ ile arz-ı endam etmiş cadı avcısı Alamancı Demir Usta’nın yeni öyküleri, karşımızda.

Ağzı bozuk olduğu kadar eğlenceli, cehenneme indiği gibi cennette de beklenmedik anda boy gösteren, çay bardağını hiç elinden düşürmeyen, hafif kel, bıyıklı ve göbekli Demir ile yine, yeniden…

  • Künye: Murat Başekim – Demir Dövme Öyküleri, İletişim Yayınları

Salim Fikret Kırgi – Osmanlı Vampirleri (2018)

Salim Fikret Kırgi’nin bu ilginç çalışması, folklorik vampir fenomeninin gelişimini Osmanlı Avrupası kültürel tarihi perspektifinden değerlendiriyor.

Vampirlerle ilgili araştırmalardaki genel eğilim, folklorik vampirin modern-öncesi dönemde çoğunlukla Rum Ortodoks Kilisesi’ne bağlı Slav ve Grek toplulukların takip ettiği bir halk inanışı şeklinde tanımlamaktır.

Burada bizim açımızdan dikkat çekici husus ise, kurgusal vampire öncülük eden bu folklorik vampirin ortaya çıktığı coğrafyanın, o zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları içinde bulunmasıdır.

İşte Kirgi de, folklorik vampir inanışını, dinî ve etnik sınırların üzerinde ‘bölgesel’ bir halk inanışı kabul ederek Osmanlı Avrupası içerisindeki dinî-etnik toplulukların iletişimleri, etkileşimleri ve değiş tokuşları çerçevesinde vampir mitinin tarihine zengin bir katkı yapıyor.

Kırgi, bunu yaparken de şu soruların yanıtlarını arıyor:

  • Eğer folklorik vampir çoktanrıcı dönemden kalma bir inanışsa Rum Ortodoks inanç sistemiyle ilişkileri hangi koşullar altında şekillenmişti?
  • Müslümanlar da vampir benzeri doğaüstü varlıklara dair halk inanışlarına sahip olamazlar mıydı?
  • Osmanlı ulemasının vampir salgınlarıyla mücadele konusundaki görüşleri, mahkemelerin konuyla ilgili almış oldukları kararlar neydi?
  • Vampir olduğuna inanılan Müslümanlar var mıydı ve –eğer öyleyse– onların cesetleri de kazıklanıp yakılıyor muydu?
  • Müslüman Osmanlıların vampir farkındalığı ne koşullar altında şekillendi ve halk inanışının Batı Avrupa’da kazandığı tanınırlık sonrası ne yönde gelişti?

Künye: Salim Fikret Kırgi – Osmanlı Vampirleri: Söylenceler, Etkileşimler, Tepkiler, İletişim Yayınları, tarih, 128 sayfa, 2018

Julia Kristeva – Hannah Arendt (2018)

Julia Kristeva’nın bu kitabı, Hannah Arendt’in eserlerinin dil, benlik, beden, politik mekân ve yaşam gibi felsefi kavramları derinlemesine sorguluyor.

Kristeva’nın çalışması, esasında, kendisinin Toronto Üniversitesi Karşılaştırmalı Edebiyat Merkezi’nde yaptığı bir dizi konferansa dayanıyor.

Kristeva’nın, politik olmaktan ziyade felsefi olan bu çalışmasının, bilhassa Arendt hakkındaki bazı çelişkileri ve Arendt’in konumlarına dair yanlış anlaşılmaları netleştirmek bakımından faydalı olduğunu düşünüyoruz.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Anlatı derhal paylaşılan eylemdir ve dolayısıyla ilk politik eylemdir.”

“Düşünce, irade gösterme ve muhakeme onu felsefi gibi görünen tefekkürlere, tıpkı politikanın kendisine yaptığı gibi felsefeyi parçalarına ayıran tefekkürlere yöneltir ve bunlar, özgürlüğe bakmak için yeni bir yol, bilhassa Arendtçi olan yeni bir yol tasarlamaya devam eder.”

“Bağışlama eyleme değil, kişiye hitap eder. Birisi cinayeti ya da hırsızlığı bağışlayamaz, sadece katili ya da hırsızı bağışlayabilir. Bağışlama, bir şeyi değil de birisini amaçlayarak, kendisini bir sevgi eylemi olarak açığa vurur; fakat sevgi olsun ya da olmasın, bağışladığımız kişiyi dikkate alır.”

  • Künye: Julia Kristeva – Hannah Arendt: Yaşam Bir Anlatıdır, çeviren: Necdet Dümelli, İletişim Yayınları, felsefe, 80 sayfa, 2018

Milena Doytcheva – Çokkültürlülük (2009)

Milena Doytcheva ‘Çokkültürlülük’ isimli kitabında, çokkültürlülüğün sorunlarına ve kazanımlarına odaklanıyor.

Çokkültürlülüğün kapsayıcı bir tanımıyla çalışmasına başlayan Doytcheva, çokkültürlülüğün milli birlik sorunsalının özel bir biçimi olarak ortaya çıkmasından, daha sonra kamu felsefesi ve siyaset kuramının alanına girişine kadar, geniş bir perspektifle inceliyor.

Yazar, çokkültürlülük tartışmalarına dair dillendirilen “Bütün kültürler ve kültürel pratikler eşit derecede saygıdeğer midir?”, “Toplumun sonsuza dek bölünmesi yani kaybıyla sonuçlanmadan tüm kolektif oluşum biçimlerinin tanınması mümkün müdür?” sorularının da yanıtlarını arıyor.

  • Künye: Milena Doytcheva – Çokkültürlülük, çeviren: Tuba Akıncılar Onmuş, İletişim Yayınları, siyaset, 141 sayfa