Ercan Kesal – Evvel Zaman (2018)

Ercan Kesal’ın Bir Zamanlar Anadolu’da filmindeki muhtar sahnesi, Türkiye sinema tarihinin en unutulmayacak sahnelerindendir.

Fakat, bu film ve Kesal’la ilgili söyleyebileceklerimiz elbette bununla sınırlı değil.

Mesela, Bir Zamanlar Anadolu’da filminin, bizzat Ercan Kesal’ın Anadolu’nun ücra bir yerinde doktorluk yaparken tanık olduğu bir hikâyeye dayandığını biliyoruz.

İşte Kesal’ın elimizdeki kitabı, bunların tümü hakkında.

‘Evvel Zaman’, hem ‘Bir Zamanlar Anadolu’da filminin senaryosu, hem filmin kamera arkası ve hem de hikâyenin geçtiği Anadolu hakkında bir kitap diyebiliriz.

Kesal, filmin hikâyesinin konuşulmaya başlandığı ilk günden filmin yavaş yavaş oluşma sürecine, hikâyenin gelişmeye başlamasından oyuncu seçimine, set sürecinden stüdyoya, film ve hikâye hakkında merak edilen pek çok konuyu bizimle paylaşıyor.

Günü gününe tutulmuş notlarla güzel bir film güncesi.

  • Künye: Ercan Kesal – Evvel Zaman, İletişim Yayınları, sinema, 216 sayfa, 2018

 

Raymond Williams – Modern Trajedi (2018)

Antik Yunan’dan Rönesans’a, trajedinin fikir ve felsefe olarak gelişimini ortaya koyan çok iyi bir inceleme.

Trajedi fikrinin dört dörtlük bir soykütüğü.

Raymond Williams, edebi bir form olarak trajedinin gündelik deneyime özgü olayları tanımlamak için kullanılan trajediden ayrı ele alınamayacağını vurgular.

Düşünüre göre, trajedi sadece edebi bir türü değil, kendisinin ifadesiyle, “savaş ve toplumsal devrim” gibi kapsamlı tarihsel deneyimleri ve “maden felaketi, perişan olmuş bir aile, başarısız bir kariyer, bir trafik kazası” gibi bireysel deneyimleri de kapsar.

İşte ‘Modern Trajedi’, trajedi kavramını edebi ve kısıtlanma, tahribat, geri dönüş gibi günlük deneyimleri de içine alacak şekilde genişletmesiyle alana çok özgün bir katkı sunmasıyla önemli.

Williams çalışmasına, Yunan tiyatrosundan günümüzde trajedi geleneğini çeşitli şekillerde etkilemeye devam eden 20. yüzyıl tiyatrosu ve anlatısına kadar trajik edebiyatı inceleyerek başlıyor.

Williams ardından, modern trajediyi, devrimci toplumsal dönüşüme içkin ütopyacı umutlar ve onun ardından ortaya çıkan hayal kırıklıklarıyla bağlantılandırıyor.

Williams bu bakımdan modern trajediyi edebi bir türle sınırlamak yerine daha kapsamlı bir bireysel ve kolektif deneyime doğru genişletir.

Yazar ayrıca, Ibsen ve Strindberg tiyatrosunda kapana kısılmış, arzu dolu ama son kertede aciz bireylerden Camus ve Sartre tiyatrosunda varoluşçu kahramanların trajik isyanına kadar trajedinin 20. yüzyılda aldığı çeşitli biçimleri de inceliyor.

  • Künye: Raymond Williams – Modern Trajedi, çeviren: Barış Özkul, İletişim Yayınları, eleştiri, 302 sayfa, 2018

Michel Bruneau – Küçük Asya’dan Türkiye’ye (2018)

Küçük Asya ya da Anadolu, 20. yüzyılın başında, 1923’te Yunanistan ve Türkiye arasında imzalanan dünyada eşi benzeri görülmemiş bir mübadele anlaşması (Lozan Antlaşması) ile sona eren, yoğun ve şiddetli etnik temizlik ve kıyımların merkezi oldu.

Dolayısıyla Küçük Asya, tıpkı uzun zaman dilimindeki gibi yakın dönem kısa zaman dilimlerinde de, yalnızca tekrarlanan fetih teşebbüslerinin değil, aynı zamanda farklı şiddette ve etkide etnik-kültürel homojenleştirmelerin de nesnesi haline geldi:

Önce Helenleştirme, ardından Türkleştirme.

İşte Coğrafyacı ve Helenbilimci Michel Bruneau’nun bu muhteşem çalışması, bu sürecin zengin bir fotoğrafını çekiyor.

Çalışmanın asıl önemi ise, yakın dönemde yaşanan bu çalkantıların boyutunu anlayabilmek için, bunları özellikle Bizans, sonrasında Osmanlı gibi çoketnili imparatorluklardaki, sonrasında da bunların devamı olan Yunanistan ve Türkiye gibi ulus-devletlerdeki teritoryal meselelerle bağlantılandırarak, coğrafi-tarihsel bir perspektife yeniden yerleştirmesi.

Bu bağlamda kitap, Anadolu’nun kadim halklarının, dinî ve etnik topluluklarının; Rumların, Ermenilerin, Kürtlerin, Türklerin ve Asuri-Keldanilerin yazgısına dair, tarihin eski dönemlerinden bugüne uzanan nitelikli bir inceleme sunuyor.

Yazar, toprak meselesinin Küçük Asya’da her dönemde büyük önem arz ettiğini ve bu meselenin iki emperyal halk olarak Yunanlar ve Türkler arasında ve ayrıca iki egemen din olarak İslâm ve Ortodoks Hıristiyanlık arasında, başka coğrafyalarda, örneğin Balkanlar’da ya da Kafkasya’da yaşanandan çok daha sert mücadelelere mahal verdiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Michel Bruneau – Küçük Asya’dan Türkiye’ye: Azınlıklar, Etnik-Milli Homojenleştirme, Diasporalar, çeviren: Ayhan Güneş, İletişim Yayınları, tarih, 376 sayfa

Cuma Çiçek – “Süreç” (2018)

Türkiye’de Kürt sorununun aşılması konusunda büyük ümitler yaratan çözüm süreci, her kesimin kendince dile getirdiği farklı gerekçeler nedeniyle sona erdi.

Şimdilerde, çözümsüzlüğün büyük krizler yarattığı 1990’lı yıllara, hatta ondan da kötü günlere dönmüş bulunuyoruz.

İşte Cuma Çiçek de bu nitelikli incelemesinde, Türkiye’nin Kürt çatışmasını tarihsel ve en önemlisi de karşılaştırmalı bir perspektifle irdeliyor.

Dünya deneyimleri ışığında, Kürt çatışmasının dünü, bugünü ve yarınını sınır-ötesi bağlamda inceleyen Çiçek, çatışmanın çözümü ve toplumsal barış inşasını, başka bir deyişle, Kürt çatışmasında müzakereye dönüş imkânlarını tartışıyor.

Çiçek kitabında,

  • Devlet-içi çatışmaların ve barış arayışlarının küresel ölçekteki seyrini,
  • Bu tür çatışmaların ortaya çıkış, şekilleniş ve sonlanma biçimlerini belirleyen temel parametreleri,
  • Filipinler/Bangsamoro ve Endonezya/Açe deneyimleri,
  • Türkiye’deki Kürt çatışmasının geçmişi,
  • Kürt çatışmasının diyalog ve müzakere yolu ile sonlanmasına dönük ilk arayışların ortaya çıktığı 1990’lı yılların ilk yarısında başlayan ateşkeslerden 2008-2011 Oslo Süreci’ne kadar olan dönemi,
  • Ve son diyalog süreci olan 2013-2015 Çözüm Süreci’nde yaşananları derinlemesine irdeliyor.

Yazar kitabının devamında da, Kürt çatışmasının bugünü ve yarınına bakarak Türkiye’nin Kürt meselesi ve Kürt çatışmasının temel parametrelerini tarihsel bir perspektifle analiz ediyor ve başarısız diyalog girişimlerinden sonra müzakereye dönüşün imkânlarını ve sınırlarını tartışıyor.

  • Künye: Cuma Çiçek – “Süreç”: Kürt Çatışması ve Çözüm Arayışları, İletişim Yayınları, siyaset, 367 sayfa, 2018

Nergis Ertürk – Türkiye’de Gramatoloji ve Edebi Modernlik (2018)

1928’de, Fars-Arap alfabesi yerine Latin alfabesinin kabul edilişi, Türkiye kültür tarihinde olduğu kadar, ülkenin modernleşme tarihinde de dönüm noktası oldu.

Nergis Ertürk’ün bu nitelikli çalışması, Türk alfabesi ve dil reformunu 19. yüzyılın sonlarından yirminci yüzyılın ortalarına kadar izliyor ve bu sürecin modern Türkiye edebiyatı üzerindeki etkilerinin kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

Fars-Arap alfabesinin değiştirilmesini ve bunu takiben dilin Arapça ve Farsçadan alınmış sözcüklerden arındırılmasını modern sesmerkezciliğin uzun tarihi içine yerleştiren Ertürk, ayrıca, bugün bildiğimiz şekliyle Türk edebiyatında modernliğin uzlaştırılamamış çelişkilerinin en iyi, yazım pratiğindeki tarihsel olarak belirlenmiş bu değişimler bağlamında inceleneceğini öne sürüyor.

Bu bağlamda Ahmet Mithat Efendi, Recaizade Mahmut Ekrem, Ömer Seyfettin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Peyami Safa ve Nâzım Hikmet’in eserleri üzerinden geniş bir okuma gerçekleştiren Ertürk, Türk edebiyatının bu süreçteki dönüşümünün iyi bir analizini sunuyor.

Kültür ve tarih, karşılaştırmalı edebiyat, edebi eleştiri ve postkolonyal çalışmalara ilgi duyanların kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

  • Künye: Nergis Ertürk – Türkiye’de Gramatoloji ve Edebi Modernlik, çeviren: Merve Tabur, İletişim Yayınları, inceleme, 328 sayfa, 2018

Aysun Öner – Beyaz Yakalı Eşcinseller (2015)

Beyaz yakalı, vasıflı mesleklere sahip gey ve lezbiyen bireyler, verili homofobik yaklaşımlardan ne derece nasibini alıyor?

Aysun Öner’in nitelikli çalışması vesilesiyle, söz konusu kesimin, ekonomik anlamdaki avantajlı konumlarına rağmen açık bir ayrımcılıkla karşılaştığını, yıldırılmaya çalışıldığını ve bunların neticesinde de kendilerinin cinsiyet yönelimlerini saklamak zorunda kaldıklarını görüyoruz.

Öner’in kitabı, işyerinde cinsel yönelim ayrımcılığını kapsamlı bir şekilde ortaya koyduğu gibi, bununla mücadele etmek konusunda kimi stratejiler de sunuyor.

  • Künye: Aysun Öner – Beyaz Yakalı Eşcinseller, İletişim Yayınları

Kolektif – Ütopyalar (2018)

Türkçede ütopyalar üzerine yazılmış çok yönlü ve zengin bir kaynak arayanlar bu kitabı kaçırmasın.

Türkiye’nin son on beş yılda yaşadığı dönüşümler, en iyi ütopyalarla yarışacak kadar muazzam.

Bu kitap da, Erken Cumhuriyet dönemindeki gelecek tahayyüllerinden siborglara ve ütopyalardan distopyalara pek çok önemli konu ele alınıyor.

Çalışmanın en önemli katkılarından biri de, bir yandan ütopyaları ele alırken, diğer yandan da özellikle siyasal psikoloji ekseninde topluma dair kolektif arzuları, ‘Yeni Türkiye’ gibi politik fantezileri, toplumsal ortak paydaya dair hayalleri ve özlemleri tartışması.

Kitap, KHK ile üniversitelerindeki işlerinden atılan akademisyenler ile onlara destek veren akademisyenlerin kurduğu Kocaeli Dayanışma Akademisi’nin (KODA) düzenlediği ve Mülkiyeliler Birliği’nin katkılarıyla gerçekleşen bir konferansa dayanıyor.

Kitabın yazarları ise şöyle: Meral Akbaş, Polat S. Alpman, Kazım Ateş, Ayşe Devrim Başterzi, Aksu Bora, Nihan Bozok, Olga S. Hünler, Kadir Dede, Yücel Demirer, Demet Şahende Dinler, Emre Erdoğan, Gökçe Zeybek Kabakcı, Onur Eylül Kara, Özge Kelekçi, Burak Özsoy, Çağla Karabağ Sarı, Pınar Uyan Semerci, Özgür Taburoğlu, Nilgün Toker ve Tolga Ulusoy.

Künye: Kolektif – Ütopyalar, derleyen: Aksu Bora ve Kadir Dede, İletişim Yayınları, inceleme, 391 sayfa, 2018

Kecia Ali – Cinsel Ahlâk ve İslam (2015)

İslamiyetin verili uygulanışında “hasas konu” kabul edilen cinselliği, İslam ile cinsel ahlâk çerçevesinde tartışan bir çalışma.

Eşitlikçi bir cinsel ahlâkın imkânlarını irdeleyen Müslüman feminist Kecia Ali’nin tüm Müslümanlara çağrısı da, İslam’da ve Müslüman toplumlarında kadınların konumunun yeniden gözden geçirilmesi.

İslam’da kadının konumunu kapsamlı bir şekilde ortaya koyan Ali, çalışmasının devamında da, İslam ahlâkında boşanma, İslam kaynaklarında ve söylemlerinde cariyelik, İslam hukukunda gayrimeşru cinsel ilişki, İslam kaynaklarında “Kadın Sünneti”, Müslüman düşüncesinde eşcinsel yakınlaşma ve Kur’an’da kadın bedenleri ve erkek failliği gibi önemli konuları tartışıyor.

  • Künye: Kecia Ali – Cinsel Ahlâk ve İslam, çeviren: Adnan Bülent Baloğlu, İletişim Yayınları

Tristram Hunt – Fraklı Komünist: Friedrich Engels’in Devrimci Hayatı (2018)

Friedrich Engels, bir tekstil devi ve tilki avcısı, Manchester Kraliyet Borsası üyesi ve şehirdeki Schiller Enstitüsü’nün başkanıydı.

Öte yandan, Karl Marx’a kırk yıl boyunca maddi destek sağlayan, onun çocuklarına bakan, öfkesini dindiren ve tarihin en ünlü ideolojik ortaklığının yarısına vücut veren, komünizmin baş mimarlarından biri de yine Engels’ti.

O, ‘Komünist Manifesto’nun eş yazarı ve Marksizm adı verilecek olan hareketin eş kurucusuydu. Başkan Mao’nun Çin’inden Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nin Stasi devletine, Afrika’daki anti-emperyalist mücadeleden Sovyetler Birliği’nin ta kendisine, bu çarpıcı felsefenin envai çeşit tezahürü 20. yüzyıl boyunca insanlığın tamı tamına üçte birini tesiri altına alacaktı.

İşte Tristam Hunt’ın bu nitelikli çalışması, bu önemli tarihi kişiliğin, çocukluğundan yetişkinliğine uzanan hayatının kapsamlı bir biyografisini sunuyor.

Hunt bunu yaparken, kendi tarihini yapmış ve bizlerin tarihini şekillendirmeye devam eden Engels’in hayatının dönüm noktalarını saptamakla kalmıyor, O’nun tutkularını ve arzularını, kişisel nefretlerini ve bireysel kaprislerini, hatta itici güçlerini ve onların tarihsel nedenlerini çözüyor.

  • Künye: Tristram Hunt – Fraklı Komünist: Friedrich Engels’in Devrimci Hayatı, çeviren: Mehmet Ratip ve Işın Eliçin, İletişim Yayınları, biyografi, 390 sayfa, 2018

Nicolas Presl – Oryantalizm (2018)

Tek kelime etmeden, Türkiye’nin Doğudan Batıya, Kuzeyden Güneye bir fotoğrafı çekilsin dense, ilk önereceğim bu kitap olur.

Nicolas Presl’in ‘Oryantalizm’i, yalnızca ve yalnızca çizimler kullanarak okurunu ilginç bir Türkiye gezisine çıkaran usta işi bir grafik roman.

Presl, çizgileri kadar “yazısız” anlatımındaki ustalığıyla da bilinen bir Fransız çizgi romancı.

Özellikle Picasso’yu andıran çizgileriyle dikkat çeken Presl’in ‘Oryantalizm’i de, ilk kez 2014 yılında yayınlandı.

  • Künye: Nicolas Presl – Oryantalizm, İletişim Yayınları, çizgiroman, 184 sayfa, 2018