Gamze Yücesan-Özdemir – İnatçı Köstebek (2021)

‘İnatçı Köstebek’, 21. yüzyılın proletaryası olan çağrı merkezleri çalışanları üzerine ufuk açıcı bir çalışma.

Gamze Yücesan-Özdemir, çağrı merkezlerindeki emek-sermaye ilişkisini çok yönlü bir bakışla izliyor.

Dokuma tezgâhları veya otomobil fabrikaları nasıl kapitalizmin bir döneminin çalıştırma biçimlerinin öne çıkan formlarıysa, çağrı merkezleri de, çalışma hayatının şirketler lehine gün geçtikçe daha bir pervasızlaştığı neoliberal kapitalizmin simge iş mekânlarından.

Yücesan-Özdemir de yerinde bir tanımlamayla, çağrı merkezi çalışanlarını “21. yüzyılın proletaryası” olarak tanımlıyor.

Saha araştırmasıyla zenginleşen kitap, çağrı merkezlerinde emek-sermaye ilişkilerini, buradaki ağır sömürüyü kavramak açısından nitelikli bir kılavuz, alana yapılmış önemli bir katkı.

  • Künye: Gamze Yücesan-Özdemir – İnatçı Köstebek: Çağrı Merkezlerinde Gençlik, Sınıf ve Direniş Siyaset, İmge Kitabevi, inceleme, 286 sayfa, 2021

Kolektif – Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması (2021)

Tarih üzerine düşünen ve eyleyenlerin muhakkak edinmesi gereken bir kitap.

İki ünlü tarihçi, Peter Burke ve Marek Tamm’ın derlediği bu özenli çalışma, tarihin yıpratılması ve itibarsızlaştırılmasına karşı bir manifesto olarak okunabilir.

Yirminci yüzyılın sonlarında, toplumsal bilimler üzerinde nefes aldırmaz bir tahakküm kuran post-modern ve post-yapısalcı akımlar, büyük anlatılara, devasa kuramsal çalışmalara saldırı üzerinden kendilerini var ettiler.

Kuşkusuz, toplumsal bilimler içerisinde ayrıksı bir yere sahip olan tarih bilimi, bu kültürelci saldırılardan en fazla nasibini alan ve dolayısıyla itibar kaybına uğrayan disiplindi.

İnsanlığın toplumsal geçmişine ilişkin tarihsel analizin yerine soykütüksel sorgulamayı koyan bu genel eğilim karşısında tarihçiler ve tarih bilimi uzun süre suskun kaldı.

Tamm ve Burke’ın derlediği, ‘Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması’, bu post-yapısalcı tarih bilimi itibarsızlaştırmasına karşı bir manifesto olarak okunabilir.

Daha doğru tabirle bu çalışma, tarih biliminin yeniden itibar kazanmasına yönelik bir çabanın ürünüdür.

Genel tarih disiplinine sadık kalarak, çevresel tarihten sömürgecilik sonrası tarihe, toplumsal cinsiyet tarihinden bellek tarihine, bilginin tarihinden duyguların, şeylerin tarihine uzanan geniş bir alanda farklı çalışmaların yer aldığı ufuk açıcı bir çalışmayla karşı karşıyayız.

Bu çalışma bir yandan post-yapısalcı kültürel yönelime tepkinin, diğer yandan doğrudan bu post-yapısalcı mantık içerisinden tarih bilimine yeniden itibar kazandırmaya yönelik olarak, görsel kültür tarihi, dijital tarih, nörotarih, duyguların tarihi, post-hümanist tarih gibi, tarih biliminin yeni alt disiplinlerini de okuyucunun ilgisine sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması, derleyen: Peter Burke ve Marek Tamm, çeviren: Atilla Güney, İmge Kitabevi, tarih, 589 sayfa, 2021

Elif Çongur – Yapısalcılık, Göstergebilim ve Martı (2021)

 

Anton Çehov’un ‘Martı’ adlı oyunu örtük göstergelerle adeta şifrelenmiştir.

Elif Çongur eldeki özenli çalışmasında, yapısalcı yönteme başvurarak bu ünlü eserin işaret ettiği şifrelenmiş dizgeleri açıklığa kavuşturuyor.

Yirminci yüzyılın ortalarında etkinlik kazanan yapısalcılık, gerçeği birbirine bağımlı bir parça-bütün ilişkisi içinde anlama ilkesinden yola çıkan bir öğrenme ve değerlendirme yaklaşımı.

Bir kavram olarak kurumlaşması Prag Dilbilim Okulu’na rastlayan yapısalcı yöntem, yirminci yüzyılın yarısında batı ülkelerinin hemen hepsinde tartışma gündemi yaratan bir akıma dönüştü.

Yapısalcı yöntem, metni şifrelenmiş bir dizge olarak kabul eder.

Oyun metni çözümlemesinde, metinde somut olarak var olan göstergeler değil, işaret ettiği anlam kolayca belirlenemeyen örtük göstergeler önem taşır.

Yüzeydeki görüntünün altında, derinde yatan kuralların ve yasaların oluşturduğu yapıyı arayan yöntem, yapıyı oluşturan birimlerin tek başlarına anlam taşımadıklarını, birbirleriyle olan bağıntılardan anlam kazandıklarını savunur.

Anton Çehov’un ‘Martı’ adlı oyunu örtük göstergelerle şifrelenmiş bir oyun metni olarak karşımıza çıkıyor, yapısalcı çözümleme yöntemi sonucunda yazarın kullandığı tekrarların karakter çözümlemesinde örtük anlamları ortaya çıkardığı görülüyor.

Çongur da incelemesinde, Çehov’un bu oyunundaki temel kurgulamayı ve oyun kişisi yönelimlerini metodolojik olarak saptıyor.

  • Künye: Elif Çongur – Yapısalcılık, Göstergebilim ve Martı, İmge Kitabevi, inceleme, 230 sayfa, 2021

Kolektif – Yaşamın Temel Ekonomisi (2021)

Mevcut düzenin kötülüklerini teşhir etmek yetmiyor.

Ona karşı demokratik direnci örgütlemek de hayatidir.

‘Yaşamın Temel Ekonomisi’, değişim için pratik öneriler sunan harika bir manifesto sunuyor.

Julie Froud ve Karel Williams, günlük yaşamın sosyal altyapısı olan temel hizmetlerin toplu olarak sağlanması ihtiyacını ana hatlarıyla belirtiyor.

Tezleri ve stratejileri ile ilerici ekonomi politikalarının yenilenmesiyle ilgili Avrupa çapındaki tartışmalara hayati bir katkı sağlıyor.

Britanyalıların ve Amerikalıların, diğer pek çok şeyin yanı sıra, yeni bir tür rantiye kapitalizme nasıl öncülük ettiklerinin net bir şekilde gözler önüne seren çalışma, bununla ilgili olarak ne yapılması gerektiğini de anlatıyor.

‘Yaşamın Temel Ekonomisi’, bununla da yetinmeyerek topluluklarımızı sıfırdan yeniden inşa etmek için dikkat çekici ve yaratıcı bir manifesto sunuyor.

Umutsuzluğun değil, umudun ekonomi politiğine dayanan bu yaklaşım, kelimenin tam anlamıyla radikal.

İyi bir toplumun temel direkleri olarak kolektivizm ve evrenselciliğin merkeziliğinin altını çizen çalışma, çağımızın ekonomik sorunlarına ne tür çözümlere ihtiyacımız olduğuna dair irdeleyici sorular soruyor.

  • Künye: Kolektif – Yaşamın Temel Ekonomisi: Günlük Yaşamın Altyapısı, hazırlayan: Julie Froud ve Karel Williams, çeviri editörü: Taylan Durmuş, çeviren: Erman Eroğlu, Ayşegül Bilgiç Ulun, Hayrunnisa Şen Doğruyol ve Leyla Durukan, İmge Kitabevi, siyaset, 295 sayfa, 2021

Howard Zinn – Hakikatin Gücü (2021)

Howard Zinn, kendisiyle yapılan bu söyleşilerde Amerikan halklarının tarihindeki vahşet ve sömürü ile yüzleşiyor.

‘Hakikatin Gücü’, tarihçilerin göz ardı ettiği korkunç gerçekleri gün yüzüne çıkardığı gibi Amerika’nın geleceği üzerine de düşünüyor.

Zinn’in ‘Amerika Birleşik Devletleri Halklarının Tarihi’ adlı çalışması hakkında derinlikli bir söyleşi olan kitap, Zinn’in bilgeliği, insanlığı ve nüktedanlığıyla yoğrulmasıyla bilhassa dikkat çekiyor.

Zinn, Amerika’nın karanlık geçmişinin yanı sıra, bu tarihin ortaya koyduğu sosyal hareketlerden yükselen umudu nasıl bulabileceğimizi de açıklıyor.

Kitap, Amerika’nın istisnailiğini veya üstünlüğünü kanıtlamaya çalışmaktan ziyade, tersine, tarihçilerin göz ardı ettiği, sıradan insanların oluşturduğu insan ahlakı ve cesaretinin parıltıları için bizi bu tarihe dobra dobra bakmaya teşvik ediyor.

“Tarihi yalnızca geçmişin bilgisine sahip olmak için değil, geleceği değiştirmek için de bilmeliyiz.” diyen Zinn’in bu kitabı, direnişi coşkulu ve cazip hale getirmesiyle alışılagelen politikadan bıkan gençlere de hitap ediyor.

  • Künye: Howard Zinn – Hakikatin Gücü: Amerika Birleşik Devletleri Halklarının Tarihi Üzerine Sohbetler, söyleşi: Ray Suarez, çeviren: Semih Aközlü, İmge Kitabevi, tarih,192 sayfa, 2021

Bernie Sanders – Ne Yapmalı? (2021)

Dünya tarihinin en zengin ülkesi Amerika’da muazzam düzeyde bir gelir ve servet eşitsizliği var.

ABD seçimlerinde Biden’la yarışmış Bernie Sanders, Amerika’yı daha adil bir hale getirecek siyasal devrimin koşullarını tartışıyor.

Kitap,

  • Milyonlarca insanın neden açlık düzeyinde ücretlere maruz kaldığı,
  • Neden iki veya üç işte çalışmaya zorlandıkları,
  • Niçin rekor kârların yaşandığı bir dönemde, federal asgari ücretin yaşanamaz bir ücret olan saat başına 7.25 dolar olarak kaldığı,
  • Ve neden ortalama işçilerin zararına, zengin ve büyük şirketlerin yararına olan ticaret politikalarının uygulanmaya devam edildiği gibi önemli sorunlar üzerine derinlemesine düşünmesiyle dikkat çekiyor.

Sanders’a göre siyasal devrim, ancak ve ancak çok daha fazla insanı, çok daha fazla işçiyi, çok daha fazla kadını, çok daha fazla siyahı, çok daha fazla Latin’i, yerli Amerikalıyı, Asyalıyı bu mücadeleye katmakla gerçekleşebilir.

Kitaptan bir alıntı:

“Siyasi devrim, büyük düşünmekle ilgilidir. Sadece bir seçim, sadece bir aday, sadece bir sorun hakkında değil. Ülkemizin ekonomik, politik, sosyal ve çevresel yaşamını dönüştürecek bir hareket yaratmakla ilgilidir. Bu kolay değil, ama yapılması gereken bu.”

  • Künye: Bernie Sanders – Ne Yapmalı?: Direnişte İki Yıl, çeviren: Mustafa Kemal Coşkun, İmge Kitabevi, siyaset, 316 sayfa, 2021

İbrahim Ekinci – AKP Ekonomide Ne Yaptı? (2021)

Bugünün sınırsız, ölçüsüz vurgun ve kapkaç düzenine nasıl vardık?

İbrahim Ekinci, ilkel “el koyma” yöntemleriyle ilerleyen, uzun vadeli dinamizmini yitirmiş; kurumları, işleyişi ile iğreti bir yapı oluşturmuş AKP dönemi ekonomisinin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Kitapta, kamu kaynaklarının istedikleri kişilere aktarılması için nasıl bir sistem kurulduğu somut bilgilerle sunuluyor.

Bunun yanı sıra, İhale Kanununda yapılan değişikliklerden kamu kurumlarının işlevsiz hale getirilmesine, KÖİ’lerden “Vakıf” kurmaya bütün süreçlerin bu amaçla nasıl oluşturulduğunu gözler önüne seriyor.

Türkiye’de eşi görülmemiş vahşice servet transferinin nasıl gerçekleştirildiğini yakından görmek isteyen okurların çok şey öğreneceği çarpıcı bir çalışma.

  • Künye: İbrahim Ekinci – AKP Ekonomide Ne Yaptı?, İmge Kitabevi, iktisat, 456 sayfa, 2021

Kolektif – Müze Eğitimcisinin El Kitabı (2021)

Çağdaş müze eğitimi alanında nitelikli kaynak arayanlar bu kitabı muhakkak edinsin.

Anna Johnson ve arkadaşlarının hazırladığı kitap, kuram ve uygulamayı birleştirmesiyle ayrıca önemli.

Türkiye’de müze eğitimi son yıllarda önem kazandı ve yaygınlaştı.

Bu gelişmede, konuya müzecilerin yanı sıra, özellikle eğitimcilerin el atmasının büyük payı var.

Alanda gereksinme duyulan kaynaklar gitgide çoğalıyor.

Kurama dayalı pratik önerilerde bulunan bu çalışma ise, alana büyük katkıda bulunuyor.

‘Müze Eğitimcisinin El Kitabı’, müzelerde deneyime ve iş birliğine dayalı bakış açısını savunuyor ve çağdaş müze eğitimi anlayışını temsil ediyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, müzede profesyonellerin ve gönüllülerin çalışmasını, sergi geliştirme yollarını, eğitim programı tasarımını, okullarla iş birliğini, öğrenme süreçlerini, finansman sorunlarını ele alıyor.

Müze eğitimi alanında çalışan herkese yol gösterecek yetkin bir kaynak.

  • Künye: Anna Johnson, Melissa Bingmann, Nancy Cutler, Tim Grove ve Kimberly A. Huber – Müze Eğitimcisinin El Kitabı: Eğitimciler Başarılı Teknikleri Paylaşıyor, yayıma hazırlayan: Bekir Onur, çeviren: Ceren Karadeniz ve Gizem Sivrikaya, İmge Kitabevi, eğitim, 563 sayfa, 2021

Corinne Lepage – Başka Türlü Yaşamak (2021)

Neoliberal kapitalizmin yarattığı sosyo-ekonomik, siyasal ve ekolojik tahribatı nasıl aşabiliriz?

1995-1997 yılları arasında Çevre Bakanlığı yapmış Fransız siysaetçi Corinne Lepage, dünyayı daha iyi bir yer haline getirebilecek yeni bir ekonomik ve siyasal model öneriyor.

Başka türlü yaşamanın mümkün olduğuna işaret eden Lepage, yeni üretim ve tüketim biçimleri geliştirilerek alınması gereken ekolojik önlemlerden, daha kapsayıcı demokratik yöntemlerin geliştirilmesine kadar geniş bir yelpazede, insanlığın geleceğinin iyileştirilmesi için hareket edilmesi gerekliliğinin altını çiziyor.

  • Künye: Corinne Lepage – Başka Türlü Yaşamak, çeviren: Ruşen Keleş ve Can Umut Çiner, İmge Kitabevi, siyaset, 149 sayfa, 2021

Peter Burke ve Marek Tamm – Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması (2021)

Post-yapısalcı akımın tarih bilimini itibarsızlaştırmasına karşı bir manifesto.

Peter Burke ve Marek Tamm’ın derlediği bu çalışma ise, bu saldırılara karşı tarih biliminin yeniden itibar kazanmasına yönelik bir çabanın ürünü.

Yirminci yüzyılın sonlarında, toplumsal bilimler üzerinde nefes aldırmaz bir tahakküm kuran post-modern ve post-yapısalcı akımlar, büyük anlatılara, devasa kuramsal çalışmalara saldırı üzerinden kendilerini var ettiler.

Toplumsal bilimler içerisinde ayrıksı bir yere sahip olan tarih bilimi ise, bu kültürelci saldırılardan en fazla nasibini alan ve dolayısıyla itibar kaybına uğrayan disiplindi.

İnsanlığın toplumsal geçmişine ilişkin tarihsel analizin yerine soykütüksel sorgulamayı koyan bu genel eğilim karşısında tarihçiler ve tarih bilimi uzun süre suskun kaldı.

Burke ve Tamm’ın derlediği, ‘Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması’ ise, bu post-yapısalcı tarih bilimi itibarsızlaştırmasına karşı bir manifesto olarak okunabilir.

Başka bir deyişle bu çalışma, tarih biliminin yeniden itibar kazanmasına yönelik bir çabanın ürünü olarak okunabilir.

Genel tarih disiplinine sadık kalarak, çevresel tarihten sömürgecilik sonrası tarihe, toplumsal cinsiyet tarihinden bellek tarihine, bilginin tarihinden duyguların, şeylerin tarihine uzanan geniş bir alanda farklı incelemelerin yer aldığı bu önemli çalışma, bir yandan post-yapısalcı kültürel yönelime tepkinin, diğer yandan doğrudan bu post-yapısalcı mantık içerisinden tarih bilimine yeniden itibar kazandırmaya yönelik olarak, görsel kültür tarihi, dijital tarih, nörotarih, duyguların tarihi, post-hümanist tarih gibi, tarih biliminin yeni alt disiplinlerini de okuyucunun ilgisine sunuyor.

  • Künye: Peter Burke ve Marek Tamm – Tarih Üzerine Yeni Yaklaşımların Tartışılması, çeviren: Atilla Güney, İmge Kitabevi, tarih, 586 sayfa, 2021