Michael Freeman – İnsan Hakları (2025)

Michael Freeman’ın bu kitabı, insan haklarının tarihsel gelişimini, felsefi temellerini ve günümüzdeki uygulama sorunlarını derinlemesine inceliyor. Yazar, insan haklarının yalnızca hukuki belgelerden ibaret olmadığını, aynı zamanda kültürel, politik ve ahlaki boyutları olan evrensel bir kavram olduğunu vurguluyor. ‘İnsan Hakları’ (‘Human Rights (4th Edition)’), Aydınlanma düşüncesinden başlayarak modern insan hakları fikrinin köklerini, farklı medeniyetlerdeki hak anlayışlarını ve bu fikirlerin küresel ölçekte nasıl evrildiğini anlatıyor. Freeman, hakların mutlak değil, tarihsel koşullar ve güç ilişkileri içinde şekillendiğini belirtiyor.

Eserde ayrıca Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi’nin doğuşu, uluslararası hukuk mekanizmaları ve bölgesel insan hakları sistemleri detaylı biçimde ele alınıyor. Yazar, bu mekanizmaların başarısının, devletlerin iradesi ve sivil toplumun etkinliğiyle doğrudan bağlantılı olduğunu savunuyor. Kitap, ifade özgürlüğü, din özgürlüğü, azınlık hakları, ekonomik ve sosyal haklar gibi alanlarda yaşanan ihlallerin hem yerel hem de küresel dinamiklerini inceliyor.

Freeman, insan hakları savunusunun gelecekte karşılaşacağı zorluklara da değiniyor. Küresel eşitsizlikler, iklim krizi, göç hareketleri ve dijital çağın getirdiği mahremiyet sorunlarının, hak anlayışını yeniden tanımlayabilecek güçte olduğunu öne sürüyor. Kitap, okuyucuya insan haklarının yalnızca teorik bir ideal değil, günlük yaşamın her alanında mücadele edilmesi gereken canlı bir pratik olduğunu hatırlatıyor.

  • Künye: Michael Freeman – İnsan Hakları: Yaklaşımlar, Kazanımlar, Sorunlar, çeviren: Kıvanç Koçak, İletişim Yayınları, siyaset, 295 sayfa, 2025

Wolfgang Kaleck – Adaletin İktidarla Mücadelesi: İnsan Hakları (2022)

Çağımız işkenceciler ve onların savunucuları kadar, insan hakları mücadelesi veren cesur insanlarla da dolu.

Wolfgang Kaleck, adalet arayışında güce ve iktidara karşı direniş ve cesaret gösterenlerin sesini duyuruyor.

Aradan yıllar geçmiş olmasına rağmen 11 Eylül gibi felaketler hâlâ gündemimizdeyken, dünyanın dört bir yanında işlenen insanlık suçlarını çok daha hızlı unutuyoruz.

Avrupa Anayasa ve İnsan Hakları Merkezi’nin kurucusu Wolfgang Kaleck bizlere etkisi Batı merkezli olmayan insan hakkı ihlallerini hatırlatmakla kalmayıp, bu ihlallerin hafızalarda kalmasının onlara karşı direnmek için gerekli gücü oluşturduğunu hatırlatıyor.

Kaleck canlı ve etkili hikayelerle global adalet arayışında güce ve iktidara karşı direniş ve cesaret gösterenlerin sesini duyuruyor.

‘Adaletin İktidarla Mücadelesi: İnsan Hakları’, dünyanın yalnızca kötülükle değil direniş ve adalet umuduyla da dolu olduğunu gözler önüne seriyor.

Büyük Britanya’nın Kenya’da yaptıkları, ABD’nin Vietnam’da yaptıkları, Fransa’nın Cezayir’de yaptıkları ve daha birçok insanlık suçu…

İnsan haklarının en önemli savunucularından biri olan dünyaca ünlü avukat Kaleck; adaletin, yasaların ve insan haklarının her zaman ve herkes için geçerli olması için mücadele ediyor.

Kaleck bu kitapta, acı dolu hatıralarını dinlediği insanlardan, iç savaşın yakıp yıktığı ülkelerden ve işkencelere maruz kalarak hayatını kaybeden insanların ailelerinden bahsediyor.

Unutmanın cezasızlık kültürünü genişlettiğini düşündüğü için bu acıları, adaletsizlikleri ve kötülükleri her zaman hatırlamanın önemini vurguluyor.

İktidarın, kendi çıkarlarına göre işlettiği hukuki dinamiklere şiddetle karşı çıkan Kaleck; her ülkenin, en güçlü ülkelerin bile hesap vermesi gerektiğini söylüyor.

Amerika’ya, Mercedes-Benz’e ve daha birçok güçlü ülkeye, oluşuma veya şirkete davalar açan Kaleck, iktidar karşısında âciz duruma düşmüş olan adaleti yeniden yeşertmenin yollarını arıyor.

  • Künye: Wolfgang Kaleck – Adaletin İktidarla Mücadelesi: İnsan Hakları, çeviren: Ufuk Tonka, The Kitap Yayınları, siyaset, 208 sayfa, 2022

Costas Douzinas – İnsan Haklarının Sonu (2018)

Tarihsel olarak insan haklarına bakıldığında, eski zamanlardan bugüne bu idealin olağanüstü bir gelişme yaşadığı görülür.

Peki, gerçekte durum nasıl?

Bugün insan haklarının, bazı durumlarda geçmişte bile görülmemiş şekilde ihlal edildiğinin pek çok örneği var.

Costas Douzinas’ın bu önemli incelemesi, tam da bu paradoksu, hem tarihsel hem de kuramsal boyutlarıyla enine boyuna tartışmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

İnsanlık tarihinde doğal hukukun ortaya çıkması ve bu yönde verilen uzun mücadelelerle kitabına başlayan Douzinas, bu mücadeleler sonucunda kazanılan hakların birey ve toplumlar kadar hükümetleri de nasıl dönüştürdüğünü ortaya koyuyor.

Yazar devamında da, 18. yüzyılda insan hakları idealinin ortaya çıkışını, bu durumun hukuk ve toplum ilişkisine getirdiği katkıları, hükümetlerin bu ideali bir yandan benimseyip öte yandan nasıl törpülediklerini değerlendiriyor.

Douzinas ayrıca, Kant, Burke, Hegel, Marx, Heidegger ve Sartre’ın fikirlerinden yola çıkarak insan haklarının felsefi dinamiklerini aydınlatıyor ve günümüzdeki insan hakları ihlallerinin nedenlerini de irdeleyerek, güçlü bir insan hakları yaklaşımının hukuki, siyasi ve ahlaki temellerinin neler olduğunu tartışıyor.

  • Künye. Costas Douzinas – İnsan Haklarının Sonu, çeviren: Kasım Akbaş ve Umre Deniz Tuna, Dipnot Yayınları, hukuk, 424 sayfa, 2018