Andreas Loizou – Şeytanla Pazarlık (2015)

Bankacılar ve borsacılar nasıl para yapar?

Andreas Loizou, para babalarının gizli yöntemlerini ve şeytanca planlarını deşifre ediyor.

Bir finans rehberi olarak okunabilecek kitapta, piyasaların gerçekte nasıl çalıştığı, uluslararası finansçılar ile küresel dolandırıcıların hileleri açıklanıyor.

  • Künye: Andreas Loizou – Şeytanla Pazarlık, çeviren: Meral Çiyan Şenerdi, İş Kültür Yayınları

Yılmaz Dalkanat – Osmanlı İmparatorluğu Garp Ocakları ile ABD Arasındaki Deniz Antlaşmaları (2019)

Bir zamanlar Türk Gölü olan Akdeniz’deki Osmanlı egemenliği, 1795-1824 yılları arasında ABD ile imzalanan antlaşmalarla nasıl etkilendi?

Yılmaz Dalkanat’ın eldeki kapsamlı çalışması, bu konuyu aydınlatmasıyla büyük öneme haiz.

Osmanlı’nın Tunus, Cezayir ve Trablusgarp eyaletlerinin oluşturduğu Garp Ocakları, imparatorluğun Akdeniz’deki egemenliğinde önemli rol oynadı.

Özellikle Osmanlı’nın 17. yüzyılda Akdeniz’e egemen oluşuyla birlikte, Garp Ocakları’nın buradaki etkisi de arttı.

Süreç bu yönde gelişirken Avrupa ülkeleri de, Akdeniz’de gemilerinin güvenliğini sağlamak için çareyi Osmanlı’yla barış yapmakta buldu.

Amerika Birleşik Devletleri’nin de Osmanlı ile böylesi ilişkiler geliştirmesi, tam da bu döneme denk gelir.

Nihayetinde ABD ile Garp Ocakları arasında, bu süreçte yedi tane Barış ve Dostluk antlaşması imzalandı.

İşte, söz konusu antlaşmaların özgün metinlerinin ve tercümelerinin yer aldığı bu çalışma da, o sürecin ve devamında yaşananların dört dörtlük bir fotoğrafını çekmesiyle önemli.

  • Künye: Yılmaz Dalkanat – Osmanlı İmparatorluğu Garp Ocakları ile ABD Arasındaki Deniz Antlaşmaları, İş Kültür Yayınları, tarih, 376 sayfa, 2019

Halil İnalcık – Devlet-i Aliyye 3 (2015)

Halil İnalcık’ın muazzam çalışmalarından Osmanlı üzerine araştırmalar serisinin üçüncü cildi olan bu kitap, imparatorluğun tarihinde kritik bir rol oynayan Köprülüler devrine odaklanan ufuk açıcı bir inceleme.

Bu cilt, merkezi devlet otoritesinin yeniden kurulduğu Köprülüler dönemini mercek altına alıyor ve aynı zamanda bu dönemde yaşanan mâli krizi Avrupa’da yaşanan Fiyat Devrimi ile ilişkili olarak değerlendiriyor, bunun yanı sıra, Orta-Avrupa’da Habsburglarla süren uzun iktidar mücadelesini irdeliyor.

İnalcık ayrıca, Osmanlı’nın bu dönemdeki mali ve siyasi bunalıma karşı çözüm arayışlarını ve bu çerçevedeki reform hareketlerini mercek altına alıyor.

Çalışmanın bu cildi, Macaristan’daki bir buçuk yüzyıllık Osmanlı hâkimiyetinin sonunu hızlandıran İkinci Viyana Seferi’yle sonlanıyor.

Köprülü Mehmed Paşa dönemi, Sipahi ayaklanması, Venedik donanmasıyla savaş, Erdel ve orta Avrupa sorunları, 1683 Viyana kuşatması, Osmanlı’nın İngiltere ve Hollanda ile yakınlaşması ve daha fazlası…

  • Künye: Halil İnalcık – Devlet-i Aliyye 3, İş Kültür Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2015

Barbara Caine – Biyogafi ve Tarih (2019)

Tarih profesörü Barbara Caine, özellikle 19. ve erken 20. yüzyıl tarihi ve biyografisi alanlarında pek çok çalışmaya imza attı.

Caine bu kitabında ise, tarih ile biyografi arasındaki ilişkinin kökenlerine iniyor.

Yazar burada ayrıca, biyografinin bir yazınsal tür olarak nasıl ortaya çıkıp geliştiğini ve biyografinin yazımı ve yorumlanışıyla ilgili çağdaş yaklaşımların neler olduğunu ayrıntılı bir şekilde irdeliyor.

Caine, geçmişin daha insancıl, daha erişilebilir ve okuyucuyla daha bağlantılı kılmanın en iyi yollarından birinin biyografi türü olduğunu, zira biyografinin tarihte yaşanmış olaylardan söz etmenin en eski ve en popüler biçimi olduğunu belirtiyor.

  • Künye: Barbara Caine – Biyogafi ve Tarih, çeviren: Mine Sözen, İş Kültür Yayınları, tarih, 208 sayfa, 2019

Kolektif – Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları (2019)

Theodore Millon, kişilik sorunları değerlendirmesinde kullanılan MCMI ölçeğini geliştirmesiyle bilinen, kişilik kuramları alanının en itibarlı isimlerinden.

Millon’ın Seth Grossman, Carrie Millon, Sarah Meagher ve Rowena Ramnath ile birlikte kaleme aldıkları bu kitapları ise, bütün kişilik bozuklukları ve temel kişilik eğilimlerini açıklayan kapsamlı bir rehber.

Uzmanlar kadar konuya ilgi duyan okurların da rahatlıkla okuyabileceği çalışma, ele aldığı her kişilik örüntüsünü vaka öyküleriyle birlikte ele alıyor, ayrıca patolojinin gerçek hayatta nasıl somut biçimler aldığını ayrıntılı şekilde açıklıyor.

Sıradan kişilik özelliklerini patolojik olanlardan nasıl ayırabileceğimiz konusunda ipuçları da sunun çalışma, dışarıdan bakıldığında yekpareymiş gibi görünen kişiliğin, özellikle modern yaşamda ne denli zengin olduğunu ve farklı görünümlere büründüğünü ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Kendi kişiliğimiz hakkında da aydınlanabileceğimiz kitap, bu alanda klasik olarak kabul edilmekte.

Kitapta şöyle deniyor: “Kişilikler empresyonist tablolar gibidir. Uzaktan herkes yekpareymiş gibi görünür, yakından bakıldığında ise her birimiz farklı ruh hallerinin, idrak ve güdülerin hayret verici karmaşıklığından ibaretiz.”

  • Künye: Kolektif – Modern Yaşamda Kişilik Bozuklukları, çeviren: Elif Okan Gezmiş, İş Kültür Yayınları, psikoloji, 704 sayfa, 2019

Sabri Yetkin – Ege’de Eşkıyalar (2019)

Ege’de eşkıyalar, 19. yüzyılın ortalarından itibaren öyle güçlenmişlerdi ki, Osmanlı bunlarla bir türlü başa çıkamıyordu.

Peki, eşkıyalık nasıl ortaya çıktı ve neden özellikle Ege’de böylesi güç kazandı?

Çakırcalı Mehmet Efe gibi ünlü eşkıyalar nasıl oldu da, hikâyeleri dilden dile dolaşan birer “sosyal haydut” haline geldi.

İşte Sabri Yetkin’in bu sorulara çarpıcı yanıtlar verdiği elimizdeki çalışması, yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

Yetkin’in 1995 Afet İnan ödülüyle de taçlanan kitabı, eşkıyalık hareketlerini dönemin dört dörtlük bir analizini yaparak irdeliyor.

Kitaptan öğrendiğimiz kadarıyla eşkıyalık, Osmanlı’nın o dönemde yaşadığı sosyal, ekonomik ve siyasal çözümsüzlüklerin bir sonucu olarak ortaya çıktı.

Eşkıyalık, bu dönemde en gelişmiş olmakla birlikte, toplumsal katmanlar arasında eşitsizliğin en fazla belirginleştiği bölge olan Ege’de ortaya çıktı.

Örneğin Çakırcalı Mehmet Efe, fakir halkın sevgilisi, babası, kahramanı kabul edilmiş, ezilmiş ve yılgın köylünün hak arayıcısı ve sözcüsü olarak halktan her türlü desteği görmüştü.

Yetkin, eşkıyalığı hem dönemin sosyal, siyasal ve ekonomik yapısı içinde irdeliyor hem de eşkıyalığın halk edebiyatımızda türkülerle, dönemin ressamlarının betimlemeleriyle ve fotoğraflarla kendine nasıl yer bulduğunu ortaya koyuyor.

  • Künye: Sabri Yetkin – Ege’de Eşkıyalar, İş Kültür Yayınları, tarih, 360 sayfa, 2019

Eyüp Durukan – Çanakkale’den Mondros’a (2015)

Eyüp Durukan, Enver Paşa’nın talimatıyla,  1915’te Viyana’ya savaş levazımatı almak için gönderilen ekibin başındaydı.

Durukan bu seyahatten İstanbul’a dönüşünde, İstanbul Boğazı ve Çatalca Müdafaa Hattı’nda görev aldı.

1916’da Çanakkale’ye Ağır Topçu Alayı tabur kumandanı olarak tayin edildiğinde harp cephede olanca şiddetiyle sürüyordu.

Durukan bu yıllarda yaşadığı, duyduğu askeri ve siyasi olayları, diğer cephelerden gelen haberleri gün gün ve belgeleriyle kaydetmeye devam etti.

İşte Durukan’ın anılarının elimizdeki üçüncü cildi, hem bu süreçte yaşananları hem de Çanakkale’de farklı cephelerde savaşan Osmanlı’nın durumuna ve imparatorluğun 1. Dünya Savaşı’ndaki son üç yılına ışık tutmasıyla önemli.

  • Künye: Eyüp Durukan – Çanakkale’den Mondros’a, hazırlayan: Murat Uluğtekin, İş Kültür Yayınları, anı, 496 sayfa, 2015

Simon Millar – Viyana 1683 (2015)

Kanuni Sultan Süleyman’ın Viyana kuşatmasından 154 yıl sonra Osmanlı, Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa komutasında Viyana kapılarına dayanmıştı.

Simon Millar bu çalışmasında, Osmanlı’nın hezimetiyle sonuçlanan kuşatmayı başından sonuna izliyor ve bu seferin ayrıntılı bir dökümünü sunuyor.

Renkli savaş sahneleri, 3 boyutlu harekât haritaları, fotoğraflar ve coğrafi haritalar eşliğinde.

  • Künye: Simon Millar – Viyana 1683, illüstrasyonlar: Peter Dennis, çeviren: Eşref B. Özbilen, İş Kültür Yayınları

Orhan Şevki – Azınlık Spor Kulüpleri ve Sporcular (2018)

Futbolun “ordinaryüs”ü Lefter’i, Lefter Küçükandonyadis’i kim unutabilir!

Peki Vahram Papazyan’ı,

Tahtaperde Aleko’yu,

Büyük Garbis’i,

Buhuri’yi,

Vartan Tetikbaş’ı,

Garo Hamamcıoğlu’nu…

İşte bu harika çalışma, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte azınlık spor kulüplerini, bu kulüplerin yetiştirdiği büyük oyuncuları ve kulüplerin Türk sporunun gelişimindeki unutulmaz katkılarını gözler önüne seriyor.

Orhan Şevki, Osmanlı’da esas olarak yabancılar aracılığıyla başlayan modern spor faaliyetlerini ve bu faaliyetlerin azınlık spor kulüpleri bağlamında geçirdiği dönüşümü kayda alıyor.

Modern sporların bizde ortaya çıkış süreci çok ilginçtir.

Bunlar daha çok yabancılar aracılığıyla icra edilmiş, fakat bu faaliyetler kimi baskılarla karşılaşmış, özellikle bu alan Türk sporculara yasaklanmıştı.

Bu öyle bir boyut almıştır ki, Türk futbolcular bu yasakları delmek adına, adlarını değiştirip futbol oynamaya çalışmışlardır.

Şevki’nin bunun gibi çok ilginç bilgilerle harmanladığı kitabından, 20. yüzyılın başlarında art arda kurulmaya başlanan Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe gibi Türk kulüplerinin gelişimine dair ayrıntıları ve azınlık spor kulüplerinin çok iyi futbolcular yetiştirerek çoğunu bu kulüplere verdiğini de öğreniyoruz.

Kitap bunun yanı sıra,

  • Türk sporuna azınlık sporcularının katkılarının neden yadsınamaz olduğunu,
  • Azınlık spor kulüplerinin sayısız milli sporcu, sayısız şampiyon çıkardığı altın çağını,
  • Siyasi olayların getirdiği baskılar sonucu nüfusları yavaş yavaş azalan gayrimüslim cemaatlerle birlikte azınlık kulüplerinin de tek tek eriyişini,
  • Bu süreçten sonra maddi olanakların tükenmesi nedeniyle kulüplerin kendi yağlarıyla kavrulmayı sürdürme çabalarını,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konuyu irdeliyor.

Çalışma, yukarıdaki isimlerin yanı sıra, Garbis Zakaryan, Kasapoğlu, Niko Kovi, Violet Kostanda, Rober Eryol ve Lale Kohen’i yeniden hatırlamak ve anmak için çok iyi bir fırsat.

  • Künye: Orhan Şevki – Azınlık Spor Kulüpleri ve Sporcular: Osmanlı’dan Cumhuriyet’e, İş Kültür Yayınları, spor tarihi, 192 sayfa, 2018

Miri Shefer-Mossensohn – Osmanlı’da Bilim (2019)

Uzmanlık alanı Osmanlı dönemindeki bilimsel ve tıbbi çalışmalar olan Miri Shefer-Mossensohn’dan, Osmanlı’daki bilimsel, kültürel yaratı ve bilgi alışverişi konusunda çok değerli bir çalışma.

Osmanlı’nın kapalı bir toplum yapısına sahip olmasının beraberinde yeniliklere karşı duyulan ilginin azalmasına neden olduğu ve bu durumun da imparatorluğun duraklama ve çöküş sürecine girişine neden olduğu, neredeyse genel bir kanıdır.

Shefer-Mossensohn ise, bu teze temelden karşı çıkıyor ve Osmanlı toplum ve kültürünün zengin bir bilimsel hayatı mümkün kılacak dinamiklere sahip olduğunu savunuyor.

Shefer-Mossensohn,

  • Osmanlıların dışarıdan gelen icat ve buluşları kendi ihtiyaçlarına göre nasıl değiştirerek geliştirdiğini,
  • İmparatorluk içinde bilim, eğitim ve öğretim mekanizmalarının işleyişini,
  • Teknolojik gelişmelerde devletin rol üstlenmesinin bilimi üreten ve kullanan Türkçe ve Arapça konuşan Osmanlılar üzerindeki etkilerini,
  • Osmanlı’nın bilgiyle etkileşime geçtiği süreçlerin nasıl ilerlediğini ve bunlara atfedilen değerleri,
  • Osmanlı’nın bilgiyle etkileşim sürecinde karşılaştığı belli başlı zorlukların neler olduğunu,
  • Osmanlı’nın sistemleştirilmiş bilgiyle olan deneyimlerinin ne şekilde geliştiğini,
  • Ve bunun gibi birçok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

Kitap, Osmanlı’nın bilimsel ve kültürel macerasına daha yakından bakmak isteyenler için çok önemli ayrıntılar sunuyor.

  • Künye: Miri Shefer-Mossensohn – Osmanlı’da Bilim: Kültürel Yaratı ve Bilgi Alışverişi, çeviri: Kübra Oğuz, İş Kültür Yayınları, bilim tarihi, 316 sayfa, 2019