La Mettrie – Makine İnsan (2022)

 

On sekizinci yüzyılın ortalarında yayımlanan ‘Makine İnsan’, düşünce dünyamızı köklü şekilde dönüştüren kitaplardandır.

La Mettrie, bu felsefe klasiğinde, insanın varlığı ve eyleminin mekanik süreçlerle ilişkisini tartışıyor.

Kitap, isimsiz olarak yayımlanması ile birlikte öfkeli protestolara maruz kaldı. Yayıncısı, Kilise Meclisine çağrıldı: Kitabın bütün nüshaları yok edilmeli; yazarın kimliği ifşa edilmeli ve bir daha böyle bir ‘suç/günah’ işlemeyeceğine dair kutsal bir yemin içmeliydi.

Tabii ki her yasaklı kitap gibi, düşünce dünyamızı değiştirmesine hiçbir şey engel olamadı.

Neden mi?

Çünkü bağnazlığın silahları hakikati savunanları yok edebilirse de, hakikatin kendisini asla yok edemez.

‘Makine İnsan’ın içinden büyüdüğü felsefi tohum, Kartezyen ‘makine hayvan’ doktriniydi.

Descartes’a göre hayvanlar bilinçsiz birer otomattan ibaretti.

La Mettrie’ye göre ise insan bedeni yaylarını kendi kendine kuran bir makinedir.

  • Ruh sadece bizdeki düşünen parçayı adlandırmak için kullanılması gereken boş bir terimden ibarettir.
  • Dişliler yerine organlar, yaylar yerine eklemlerden yapılmış birer makine olabilir miyiz?
  • Duyumsamak, düşünmek, bilmek, iyiyi kötüden, maviyi sarıdan ayırt etmek, aslında sadece birer hayvan olmak değil midir?
  • Bütün bunlar bir maymun ya da papağan olmaktan daha çelişik şeyler midir?
  • Bunu kabullenmeye engel olan o ‘yüce ve kibirli insanlığımız’ olabilir mi? Sözcüklerin icadından ve dillerin bilgisinden önce insan neydi?
  • Peki ya ölümden sonra bu ‘makine’ye ne olacak?

Bu makinenin veya hayvanının ölümden sonra hemen bozulduğunu veya başka bir biçim aldığını asla söyleyemeyiz ona göre, çünkü bu konuda kesinlikle hiçbir şey bilmiyoruz.

Buna kederlenmek, benzerlerinin kabuklarını görüp de üzülen tırtıllarınki kadar saçma bir akıl yürütme değil midir?

Belki de birer kelebek olacağız, kim bilir.

Kaderimiz hakkında kökenimizden başka ne biliyoruz?

Kendimizi sonsuzlukta kaybetmenin âlemi yok.

Sonsuzluk hakkında en ufacık bir fikrimiz olsun diye yaratılmadık biz.

İnsanın varoluşunun sebebinin yine kendi varoluşunda olmadığını kim bilebilir?

  • Künye: La Mettrie – Makine İnsan, çeviren: Aslı Avcan ve Enfal Erkan, Fol Kitap, felsefe, 224 sayfa, 2022

Kolektif – Natüralizm ya da Yitirirken Doğayı Hatırlamak (2021)

 

Natüralizm, resmi felsefenin görmezden geldiği akımlardan.

Doğanın büyük yıkımdan geçtiği bugünlerde yeniden dikkatleri üzerine çekmeye başladı.

İşte bu nitelikle derleme de, farklı alanlardan gelen uzmanlar Natüralizmin ilk çağlardan bugüne uzanan hikâyesine dikkatimizi çekiyor.

Felsefeciler, hukukçular, siyaset bilimciler ve tarihçilerin katkıda bulunduğu çalışma, resmî felsefe tarihinin gölgesinde kalmış Natüralizmin M.Ö. birinci yüzyıldan günümüze uzanan gelişimini izliyor.

Gerçeğin bilgisini yalnızca Doğa’da aradıkları için yok sayılmış, bazıları sapkınlıkla suçlanmış, hatta yok edilmiş düşünürleri gün yüzüne çıkarıyor.

Doğa’nın elimizden kayıp gitmekte olduğu bir çağda, bizleri onun hakkında kapsamlı bir şekilde yeniden düşünmeye davet ediyor.

Fakat bu sefer başka türlü: Doğa’nın mahvında pay sahibi olan eril hâkim söylemi dinleyerek değil, fikirlerin yeraltı akıntılarını izleyerek, bir karşı-düşünce hattının denenmemiş yollarından giderek.

Derlemede fikirleri ele alının düşünürler ve yazarlar şöyle:

Lucretius (Thomas Nail); Plinius (M. İbrahim Ertuğrul); Hallacı Mansur (Önder Kulak); İbn Rüşd (Diego Tatián); Marguerite Porete (Eylem Canaslan); Isotta Nogarola (Saadet Yediç); José de Acosta (Cansu Muratoğlu); Giordano Bruno (Fırat İlim); Cesare Vanini (Cemal Bâli Akal); Pierre Gassendi (Baver Demircan); Nicolas Steno (Maxime Rovère); J. O. de La Mettrie (Kağan Kahveci); Olympe de Gouges (Eylem Yolsal-Murteza); Beşir Fuad (Fatma Gül Karagöz); Constance Naden (Özgür Şahin); Willard Van O. Quine (Erhan Demircioğlu) ve Arne Næss (Gaye Çankaya Eksen).

  • Künye: Kolektif – Natüralizm ya da Yitirirken Doğayı Hatırlamak, editör: Eylem Canaslan ve Cemal Bâli Akal, Dost Kitabevi, felsefe, 482 sayfa, 2021