Gary B. Gorton – Finansal Krizleri Yanlış Anlamak (2018)

Bugünün ekonomistleri, krizlerin gelişini neden göremiyor?

Ekonomistler, 2007’den önce ABD’de bir daha finansal krizlerin yaşanmayacağını savunuyorlardı.

Fakat daha sonra ABD ekonomisinde büyük bir gedik yaratması yetmiyormuş gibi bütün dünya ekonomilerine de yansıyan 2008 krizi yaşandı.

Peki, ekonomistler nerede yanıldı?

Gary Gorton, tam da bu konunun izinde 1934-2007 arasında ABD’de neden hiç kriz yaşanmadığı olgusunu kapsamlı bir şekilde açıklıyor.

Gorton burada, 1934’ten beri krizleri önleyen başarılı düzenlemelerin finans sektöründeki yeniliklere yeterince ayak uyduramadığını, bunun sebebinin de bir yönüyle ekonomistlerin yanlış anlamaları olduğunu savunuyor.

Krizlerin hangi şartlarda ortaya çıktığı ve birbirini nasıl etkileyip tetiklediğini irdeleyen Gorton, ekonomistlerin, pek çok önemli hususu; örneğin sermaye piyasalarında ve bankacılık sisteminde yaşanan evrimi, yeni finans enstrümanlarını ve yeni para piyasalarının boyutunu ıskaladığını söylüyor.

Banka borcu ve likidite, kredilerde ani artışlar, ahlaki tehlikeler ve kurumların devasa büyüklükte olması gibi kilit meseleleri, krizin önemli faktörleri olarak ele alan Gorton, hem bugünün piyasalarını anlamamıza olanak verecek hem de gelecekteki olası finansal felaketleri öngörmemizi sağlayacak sağlam bir bakış açısı sunuyor.

  • Künye: Gary B. Gorton – Finansal Krizleri Yanlış Anlamak, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, iktisat, 280 sayfa, 2018

Philip E. Auerswald – Kod Ekonomisi (2018)

İnsanlık tarihini meydana getiren ana unsurun kodun gelişimi olduğu, Philip Auerswald’in bu dikkat çekici çalışmasının ana tezi.

Auerswald bizi, neolitik dönemin basitliğinden modern zamanların karmaşıklığına doğru bir yolculuğa çıkararak, başta birbirinden apayrı görünen üç deneyimin, Taş Devri’nde kullanılan baltanın, Julia Child’ın mayonez tarifinin ve Burning Man festivalinin ortak yönünün kodun işleyişi olduğunu gösteriyor.

Kodun, insan medeniyetinin DNA’sı olduğunu belirten Auerswald, yüzyıllar içinde kodun nasıl geliştiğini ve bunun toplumsal ve ekonomik yapıda nasıl köklü kırılma ve dönüşümler yarattığını anlatıyor.

Kitabın irdelediği bir diğer önemli konu da, kodun gelişimi üzerinden bir gelecek okuması yapması, geleceğin ekonomisinin nasıl şekilleneceğine dair özgün öngörülerde bulunması.

  • Künye: Philip E. Auerswald – Kod Ekonomisi: Kırk Bin Yıllık Bir Tarih, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, bilim, 278 sayfa, 2018

Nils J. Nilsson – Yapay Zekâ (2018)

Yapay zekâ, son zamanların yükselen trendlerinden.

Peki, sıradan okur bu konu hakkında neler biliyor?

Yapay zekâ alanında elli yıllık deneyimi bulunan Nils Nilsson’un bu çalışması, hem içeriden birinin tanıklığını sunmasıyla hem de geniş kapsamıyla bu önemli boşluğu doldurmaya aday.

Karmaşık matematik formülleri ve usanç verici bilgisayar jargonu yerine bol bol grafik sunan kitap, yapay zekâ programlarının nasıl işlediğini anlaşılabilir bir üslupla açıklıyor.

Bilimsel konulara meraklı okurların da, teknik ya da mesleki alanlarda çalışanların da, yapay zekâ araştırmacılarına, öğrencilere ve öğretmenlere de hitap eden çalışma, yapay zekâ çalışmalarının tarihini sunmasıyla da dikkat çekiyor.

Gelecekte yapay zekâ araştırmacılarının bilinçli makineler icat edeceklerine inanan Nilsson, o gün geldiğinde, bu makinelerin bizlerle ve birbirleriyle savaşmasını olanaksız kılacak bir toplumsal düzen inşa etmeyi başarıp başarmayacağımız gibi, yapay zekâ söz konusu olduğunda depreşen kimi endişelerimizi de yanıtlıyor.

  • Künye: Nils J. Nilsson – Yapay Zekâ: Geçmişi ve Geleceği, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, bilim, 695 sayfa, 2018

Stuart Firestein – Cehalet (2014)

Bilimin itici gücü olarak cehalet…

Cehaletimiz arşa yükseliyor. Fakat bu kitabın yazarı Stuart Firestein’a göre bunun tadını çıkarabiliriz. Zira yazara göre cehalet bizi, bilinmeyenin ardındaki gizemi keşfetmek için teşvik etmekte.

Cehalet kışkırtıcı bir kelime, zaten Firestein da bu kavramla bir şey hakkında olgudan, kavrayıştan, içgörüden ya da netlikten mahrum olmayı kastediyor.

Yazar, “Bilgide toplumsal bir boşluk” olarak tanımladığı bu durumun, insanları düzgün sorular sormaya ittiğini belirtiyor.

  • Künye: Stuart Firestein – Cehalet, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Anca Parvulescu – Gülme: Bir Tutkuyu Dair Notlar (2017)

En insana özgü eylemlerden biri olan gülmeyle, hiçbir iktidar başa çıkamaz.

Gülmek devrimci bir eylemdir.

Anca Parvulescu da bu kitabında, gülmenin psikolojik, kültürel, tarihsel, estetik ve politik yönlerini masaya yatırıyor.

Gülmeyi, bir şeye gösterilen tepkiden ziyade başlı başına bir tutku olarak ele alan Parvulescu, gülmeyi toplumsal duygunun bir belirtisi olarak ele alırken görgü kuralları kitaplarını, edebi metinleri ve görsel kültür ürünlerini adım adım kat ediyor.

Kitap, kimi zaman edepsiz sayılan abartılı, tutkulu ve kendini koy veren gülmenin isyankâr potansiyelinin, baskıcı ciddiyete nasıl güçlü bir yanıt verebileceğini bir kez daha görmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Anca Parvulescu – Gülme: Bir Tutkuyu Dair Notlar, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 305 sayfa

Michael R. Matthews – Fen Öğretimi: Bilim Tarihinin ve Felsefesinin Katkısı (2017)

Fen öğretimini, bilim tarihi ve bilim felsefesiyle paralel anlatmanın neden çok önemli olduğunu irdeleyen ve bu yönüyle alanda çalışan öğretmen ve araştırmacılara perspektifler sunan nitelikli bir çalışma.

Michael R. Matthews, fen öğretmenlerinin ele aldıkları konunun tarihini ve felsefesini bilmelerinin hem eğitimin gelişimine hem de öğrencinin zenginleşmesine teorik ve pratik bakımdan ne gibi büyük katkılarda bulunacağını anlatıyor ve bu anlatımında da zengin bir tarihsel arka plandan besleniyor.

Şimdi insanlığın yarattığı muazzam bir zenginlik olarak bilimsel bilginin tarih içinde nasıl ortaya çıktığını, ana kaynaklarının neler olduğunu ve bilimsel bilginin ortaya çıkışını destekleyecek pedagojik faktörler ile çokkültürlü, sorgulayıcı ve değer öncelikli olmanın bilimsel üretimde neden vazgeçilmez olduğunu zengin örneklerle açıklıyor.

  • Künye: Michael R. Matthews – Fen Öğretimi: Bilim Tarihinin ve Felsefesinin Katkısı, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, eğitim, 582 sayfa

Richard Holmes – Merak Çağı (2017)

Romantizm bilime mesafeli mi?

Bu kitabın yazarı Richard Holmes, bu sorunun yanıtının her zaman “Evet” olmadığını düşünenlerden.

En azından Merak Çağı adlı bu kitabın ele aldığı, 18. yüzyıl sonundaki İngiltere’de…

Holmes kitabını, Kaptan James Cook’un gemisiyle dünyanın çevresini ilk kez dolaştığı 1768 tarihli yolculuğu ile Charles Darwin’in bilim dünyasında adeta devrimle sonuçlanacak Beagle ile Galapagos adalarına yaptığı 1831 tarihli yolculuğu arasındaki dönemle çerçeveliyor.

Bu dönemi, bilimde romantik bir ufuk açan bir süreç olarak tanımlayıp ele alan Holmes, söz konusu zaman aralığındaki romantik bilimsel girişimlerin kapsamlı bir analizini yapmakta.

Balon yolculuğundan keşiflere ve hayalet avcılığına kadar pek çok ilginç olayın, bu analizde karşımıza çıktığını belirtelim.

Oylumlu oluşuyla da dikkat çeken çalışma, merakın bilime nasıl bir ivme kazandırdığını ve bir zamanlar bilimin sadece uzmanların değil, bizzat toplumun gündemini ne denli meşgul ettiğini görmek için iyi bir fırsat.

  • Künye: Richard Holmes – Merak Çağı, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, bilim, 697 sayfa

Kolektif – Açık Bilim (2014)

Seed isimli bilim dergisinde beş senedir düzenlenen sohbetlerin ürünü olan ‘Açık Bilim’, ahlakın temelleri, hakikatin doğası ve bilginin sınırlarını kapsayan makalelerden oluşuyor.

Kitaba katılan alanında uzman pek çok yazar, evrim kuramı, bilinç sorunları, zaman, tasarım, nesnellik ve imge, iklim politikaları, savaş ve hile, rüyalar, kurmacanın hakikati, müzik, biçim, yaratım, fraktal mimari, ahlak, özgür irade, evrim, yaratıcılık, gelecekte yaşam, geleceğin şehirleri, insan ve medeniyet, toplumsal ağlar, sonsuzluğun fiziği ve akıllı altyapı sistemleri gibi, bilimin hem güncel hem de klasik konularını tartışıyor.

  • Künye: Kolektif – Açık Bilim, hazırlayan: Adam Bly, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, bilim, 311 sayfa

Alan Barnard – Simgesel Düşüncenin Doğuşu (2014)

Alan Barnard, kısa bir süre önce Türkçeye çevrilen ‘Sosyal Antoropoloji ve İnsanın Kökeni’nde, atalarımızın kültürel ve sosyal yaşamına dair soruların yanıtlarını aramıştı.

Yazar elimizdeki çalışmasında da, insanların simgelerle düşünmeye başladığı tahminen son 130 bin yılın bir tarihçesini sunuyor.

Simgesel düşüncenin doğuşuna fon olabilecek kimi felsefi, dilbilimsel ve antropolojik meseleleri irdeleyerek çalışmasına başlayan Barnard, devamında da sosyal antropoloji başta olmak üzere, arkeolojinin ve genetiğin kimi yeni bulgularına dayanarak dilsel karmaşıklık ve kültürel karmaşıklık ile simgesel düşünmenin kökenlerini araştırıyor.

  • Künye: Alan Barnard – Simgesel Düşüncenin Doğuşu, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 200 sayfa

Ian Watt – Modern Bireyciliğin Mitleri (2014)

Ian Watt edebiyatın klasik karakterleri Faust, Don Quijote, Don Juan ve Robinson Crusoe’ya odaklanarak, modern dönemin bireycilik sorunlarını irdeliyor.

Yazar, Faust, Don Quijote ve Don Juan’ın, içlerinde Rönenans’ın ilerici ve bireyci dürtülerini taşımalarının, ayırt edici özellikleri olduğunu belirtiyor.

Watt Robinson Crusoe’yu da, Karşı-Reform döneminin ardından ortaya çıkan yeni iktisadi, dini ve toplumsal tutumları diline dolamış hünerli bir hatip olarak tanımlıyor.

Çalışma, bu karakterlerin yalnızlık, narsisizm, benlik ve toplum çatışması gibi modern dönemin bireycilik sorunlarını nasıl temsil ettiklerini araştırıyor.

  • Künye: Modern Bireyciliğin Mitleri, Ian Watt, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, inceleme, 366 sayfa