Anthony David – Dipsiz Çukurun İçine Doğru (2021)

Yedi örnek vaka üzerinden beynin ve ruhun muazzam yarıklarını gözler önüne seren çok iyi bir çalışma.

Nöropskiyatr Anthony David,  şizofreni, iki uçlu bozukluk, depresyon, sanrılar, anoreksiya nervoza, dönüştürme bozukluğu ve yadsıma sendromundan mustarip yedi sıra dışı karakterin gerçek hikâyelerini anlatıyor.

Burada,

  • Hissettiği çaresizliğin kısırdöngüsünden kurtulamayan Thomas,
  • Bedeniyle ilgili gerçeklikten kopuk kanaatlerin komaya sürüklediği Emma,
  • Yaşadığı toplumun ırkçılığı altında ezilen Junior,
  • Koşullarla başa çıkamayınca çözümü hasta rolüne çekilmekte bulan Christopher,
  • Ve çileci tutumunun yeme bozukluğuna sürüklediği Caitlin gibi sıra dışı karakterlerin bize çok şey anlatan yaşamlarıyla karşılaşıyoruz.

David kimi zaman fizyolojik nedenlerin, genetik mirasın ya da travmatik bir kazanın, kimi zaman da protestonun, inançların, umutsuzluğun kendi momentumunu kazandığı, iradenin akıp gittiği gerçek hikâyeler aracılığıyla bizi Dipsiz Çukurun İçine Doğru çekiyor.

Bu çukurun karanlığında yitmemenin tek yolu, zihni ve bedeni iki ayrı varlıkmış gibi düşünmeden, biyolojik, psikolojik ve toplumsal alan arasındaki sürekliliği kaybetmeden, maddi beynimiz dışında bir gerçeklik olmadığını unutmadan bireyi yeniden inşa etmek.

Kitap, insan beyninin, zihninin ve ruhunun esrarengiz dehlizlerinde ufuk açıcı bir yolculuğa çıkmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Anthony David – Dipsiz Çukurun İçine Doğru: Bir Nöropsikiyatrın Rahatsız Zihinler Üzerine Notları, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 176 sayfa, 2021

Dawn Field ve Neil Davies – Biyokod (2021)

Dünyanın biyokodunu keşfedeceğimiz olağanüstü bir eşikteyiz.

Çünkü genombilim çağı olarak adlandırılan bu dönemde, DNA dizileme hız kazanıp ucuzladı.

Bu sayede gitgide daha fazla insan kendi genomunu, hatta evcil hayvanının genomuna diziletme imkânına kavuştu.

Sırada da, genetik yapımızın özellikleri ve hastalıklara yatkınlığını öğrenmek gibi daha zorlu bir yol var.

İşte Dawn Field ve Neil Davies de, genomlar hakkındaki son araştırmalardan yola çıkarak okurunu aydınlatıyor.

Kitap, sırf bir organizmanın ya da organizma grubunun genomlarını değil, büyük ekosistemlerin ve bölgelerin genomlarını, genom havuzlarını ve nihayetinde bütün gezegenin biyokodunu karşılaştırarak incelemesiyle büyük önem arz ediyor.

Genombilimdeki en son gelişmeleri anlatan iyi bir rehber kitap arayanlar muhakkak edinmeli.

  • Künye: Dawn Field ve Neil Davies – Biyokod: Genombilimin Yeni Çağı, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, bilim, 238 sayfa, 2021

Vyvyan Evans – Dil Miti: Dil Neden Bir İçgüdü Değildir (2020)

Dil, çaba sarf edilmeksizin, kendiliğinden mi ortaya çıkar?

Dilin doğuştan geldiği tezlerine karşı çıkan Vyvyan Evans, anadilimizi kullandığımız ölçüde inşa ettiğimizi; doğuştan gelen evrensel bir dilbilgisi olmadığını, aksine anadilimizi edinmemizi sağlayan çeşitli genel öğrenme mekanizmalarının bulunduğunu belirtiyor.

Dünyada 7.000 civarındaki dilin tümünün altyapısını meydana getiren dilbilgisinin esasen aynı olduğu yaygın inanışının bir mit olduğunu gösteren Evans, dilin başka hayvan iletişim biçimleriyle bağlantılı olduğunu, dillerin çarpıcı bir çeşitlilik sergilediğini, anadilimizi öğrenirken doğuştan gelen “evrensel” bir dilbilgisinden ziyade, insan zihninin genel özelliklerinden, becerilerinden yararlandığımızı, dilin özerk değil zihinsel evrenimizin başka özellikleriyle yakından bağlantılı olduğunu ve son olarak, dil ile aklın, insanlarla iletişim kurma biçimimizi yansıttığını gösteriyor.

Evans’a göre dil, sanıldığının aksine çaba sarf edilmeksizin, kendiliğinden ortaya çıkmaz. Öncelikle, maruz kaldığımız dil girdisinden doğar.

Son yıllarda yapılmış pek çok araştırmanın verilerinden de yararlanan kitap, dil-zihin ilişkisi üzerine çok iyi bir çalışma.

  • Künye: Vyvyan Evans – Dil Miti: Dil Neden Bir İçgüdü Değildir, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, dilbilim, 328 sayfa, 2020

Nicholas P. Money – Bencil Maymun (2021)

İnsan, kibrinde boğulacak.

Nicholas P. Money, 100.000 yıldır etrafta kasıla kasıla yürüyen homo sapiens efsanesini baş aşağı ediyor.

Kitabını, modern insana seslendiği bir manifesto olarak tasarlayan Money, insanın korkutucu doğasını ve insana özgü gösterişin bizi nasıl bir felaketin kıyısına getirdiğini ortaya koyuyor.

Homo sapiens’in bugün yerini Homo narcissus’a terk ettiğini belirten yazar, ben hissini veren şeyin “biz” olduğu unutuldukça Bencil Maymun’un kurtuluş umudunu yitirdiğini söylüyor.

İnsanın kötülükleriyle lafı dolandırmadan hesaplaşan Money’e göre, ancak ve ancak doğanın geri kalanına karşı nazik davranırsak bir kurtuluş ümidimiz olabilir.

  • Künye: Nicholas P. Money – Bencil Maymun: İnsan Doğası ve Yokoluşa Giden Yolumuz, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 128 sayfa, 2021

Kolektif – Reformasyon Dünyası (2021)

On altıncı yüzyılda başlayıp Avrupa tarihini kökten dönüştürmüş, Reformasyon veya Yenilikçi Devrim üzerine çok önemli bir derleme.

716 sayfalık kitaba, dünya çapında alanında uzman yazarlar katkıda bulunmuş.

Reformasyon hareketinin gelişimini Avrupa coğrafyasında İngiltere’den Fransa’ya, İsviçre’den İspanya’ya ve Hollanda’ya ülke ülke izleyen çalışma, erken dönem modern Avrupa’yı daha iyi anlamak açısından altın değerinde bir kaynak.

Kitapta, Reformasyonun ortaya çıkışı ve gelişimi, Reformasyon öncesi kilise, Avrupa’da geç ortaçağda konsilcilik, Luther’in katolik rahipleri, Alman köylüler savaşı ve kırsal reformasyonun dinamikleri, reformasyonun toplum, kadınlar ve aile üzerindeki etkileri ve reformasyonun mimari, sanat, müzik, halk kültürü, bilim ve tıp, eğitim ve okuryazarlık üzerindeki etkileri gibi pek çok ilgi çekici konu yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Reformasyon Dünyası, editör: Andrew Pettegree, çeviren: Mehmet Doğan, Alfa Yayınları, tarih, 716 sayfa, 2021

Jennifer A. Doudna ve Samuel H. Sternberg – Yaratılıştaki Çatlak (2020)

CRISPR-Cas9 Gen Düzenleme yöntemi, biyoloji tarihinin dönüm noktası niteliğindeki teknolojilerdendir.

“Yaşamın kodunu yeniden düzenlemek” olarak nitelendirilen bu teknik, kâşifleri Jennifer A. Doudna ve Emmanuelle Charpentier 2020 Nobel kimya ödülünü kazandırdı.

Charpentier ve Doudna, çalışmalarında bakterinin “genetik makası” işlevi gören molekülü laboratuvar ortamında yeniden yaratmayı başardı.

Devrim niteliğindeki bu deneyi ardından bilim insanları bu genetik makası yeniden programlamak üzere çalışmalar yürüttü.

Molekül, virüs DNA’larını, hücre DNA’sından keserek ayırabiliyordu fakat Charpentier ve Doudna, molekülün DNA zincirini herhangi bir noktasına da aynı şekilde müdahale edebileceğini ispatladı.

Bu keşfin ardından, CRISPR-Cas9 sistemi dünya çapında genetik araştırmalarda kullanılmaya başladı.

İşte bu kitap da, CRISPR-Cas9 sistemini, bizzat bunun kâşiflerinden biri olan Jennifer Doudna’nın kaleminden anlatmasıyla önemli.

‘Yaratılıştaki Çatlak’, Doudna’yı ve çalışma arkadaşlarını bu biyoteknolojiye taşıyan upuzun, dolambaçlı ve zahmetli yol aynı zamanda bilimde yeni bilgilere ulaşmanın ancak kolektif çalışma ve dayanışmayla mümkün olduğunu gösteren göz kamaştırıcı bir hikâye olarak okunmalı.

  • Künye: Jennifer A. Doudna ve Samuel H. Sternberg – Yaratılıştaki Çatlak: Gen Düzenlemenin Evrime Hükmeden İnanılmaz Gücü, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 248 sayfa, 2020

Steve Brusatte – Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü (2020)

Uzaydan kopup gelen bir göktaşı, dinozorların bu dünyadaki 150 milyon yıllık hâkimiyetine son verdi.

Bu, memelerin saklandıkları deliklerden başlarını uzatabilmelerine ve adım adım dünyaya egemen oluşlarına sebep oldu.

Paleontolog Steve Brusatte, Polonya’nın göller bölgesinden Arjantin’in korkutucu kanyonlarına, Afrika’dan Amerika’ya uzanarak, T. rex’ten martılara bu sıra dışı türün hikâyesini anlatıyor.

Brusatte, dinozorlar çağının zaman cetveli, dinozor aile ağacı ve tarihöncesi döneme ait dünya haritalarıyla açılan kitabında, dinozorların ortaya çıkışını ve yükselişini, kıta kaymasının dinozorların yaşamına etkilerini, tiran dinozorları, dinozorların soyunun tükenişinden sonra dünyada yaşanan dönüşümleri ve bunun gibi ilgi çekici konuları ele alıyor.

Kitap, dinozorların başına gelen felaketin insanların da başına gelip gelemeyeceği sorusunu tartışmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Steve Brusatte – Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü: Kayıp Dünyanın Yeni Bir Tarihçesi, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 272 sayfa, 2020

Eric R. Kandel – Belleğin Peşinde (2016)

Nobel Ödüllü Eric Kandel’den, son elli yılda gerçekleştirilmiş zihin araştırmalarındaki başarıların ve meslek hayatındaki deneyimlerinin bir hikâyesi.

Sinir hücresi sistemleri, bellek depolamanın biyolojisi, snaps bağlantıları, sinir biyolojisi, bellek genleri ve buna benzer pek çok ilgi çekici konu, burada.

Anılarla tarihi, modern biyoloji ile davranış araştırmalarını ustaca bir araya getiren ‘Belleğin Peşinde’, Kandel’in Nazi işgali altındaki Viyana’da geçen çocukluk günlerinden başlıyor.

Kitap ardından, Kandel’in 20. yüzyılın önde gelen bilimcileriyle birlikte başardığı keşiflere yol alıyor.

Yazar hem bireysel hem de bilimsel hayatında belleğin izinden giderken, okuru da bilimin renkli ve sürprizli dünyasıyla buluşturuyor.

  • Künye: Eric R. Kandel – Belleğin Peşinde: Yeni Bir Zihin Biliminin Doğuşu, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Eric R. Kandel – Sanatta ve Beyin Biliminde İndirgemecilik (2020)

Sanat ve bilimde ortak bir zemin nasıl bulunabilir?

Nobel Ödüllü Eric Kandel, hem bilimin insan algısının karmaşıklıklarını nasıl keşfedebileceğini hem de bilimin harika sanat eserlerini algılamamıza, takdir etmemize ve anlamamıza nasıl yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Bilimin bir sanat eserini deneyimleme ve anlamlandırmadaki etkisini sorgulayan Kandel, hafızanın nörobiyolojik temellerini ortaya koyan çalışmalarını bu kez sanata uyguluyor ve bu bağlamda öznel dünyalarını renk, biçim ve ışığa damıtan modern sanatçıların nörobilimsel analizini yapıyor.

Kandel ayrıca, resim sanatının Turner, Monet, Kandinsky, Schoenberg ve Mondrian’ın eserlerinden Pollock, de Kooning, Rothko, Louis, Turrell ve Flavin’in soyut dışavurumculuğuna ulaşmak için nasıl bir indirgemeci yaklaşım içinde olduğunu ayrıntılarıyla aktararak, bu yolculuğun sonunda Katz, Warhol, Close ve Sandback’in eserlerini analiz ediyor.

  • Künye: Eric R. Kandel – Sanatta ve Beyin Biliminde İndirgemecilik: İki Kültür Arasında Köprü Kurmak, çeviri: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 216 sayfa, 2020

Tore Janson – Dillerin Tarihi (2016)

Dillerin nasıl doğup ortadan kaybolduğu, neden böyle farklı kaderleri olduğuyla ilgilenen bir kitap.

Yazılı olmayan diller; Hint-Avrupa, Germen, Slav ve Bantu gibi büyük dil grupları; hiyeroglifler ve Mısır dili; fetih ve kültürel yollarla dillerin yayılması ve dillerin nasıl yok olduğu, Tore Janson’un ele aldığı konulardan.

  • Künye: Tore Janson – Dillerin Tarihi, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları