Kolektif – Reformasyon Dünyası (2021)

On altıncı yüzyılda başlayıp Avrupa tarihini kökten dönüştürmüş, Reformasyon veya Yenilikçi Devrim üzerine çok önemli bir derleme.

716 sayfalık kitaba, dünya çapında alanında uzman yazarlar katkıda bulunmuş.

Reformasyon hareketinin gelişimini Avrupa coğrafyasında İngiltere’den Fransa’ya, İsviçre’den İspanya’ya ve Hollanda’ya ülke ülke izleyen çalışma, erken dönem modern Avrupa’yı daha iyi anlamak açısından altın değerinde bir kaynak.

Kitapta, Reformasyonun ortaya çıkışı ve gelişimi, Reformasyon öncesi kilise, Avrupa’da geç ortaçağda konsilcilik, Luther’in katolik rahipleri, Alman köylüler savaşı ve kırsal reformasyonun dinamikleri, reformasyonun toplum, kadınlar ve aile üzerindeki etkileri ve reformasyonun mimari, sanat, müzik, halk kültürü, bilim ve tıp, eğitim ve okuryazarlık üzerindeki etkileri gibi pek çok ilgi çekici konu yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – Reformasyon Dünyası, editör: Andrew Pettegree, çeviren: Mehmet Doğan, Alfa Yayınları, tarih, 716 sayfa, 2021

Jennifer A. Doudna ve Samuel H. Sternberg – Yaratılıştaki Çatlak (2020)

CRISPR-Cas9 Gen Düzenleme yöntemi, biyoloji tarihinin dönüm noktası niteliğindeki teknolojilerdendir.

“Yaşamın kodunu yeniden düzenlemek” olarak nitelendirilen bu teknik, kâşifleri Jennifer A. Doudna ve Emmanuelle Charpentier 2020 Nobel kimya ödülünü kazandırdı.

Charpentier ve Doudna, çalışmalarında bakterinin “genetik makası” işlevi gören molekülü laboratuvar ortamında yeniden yaratmayı başardı.

Devrim niteliğindeki bu deneyi ardından bilim insanları bu genetik makası yeniden programlamak üzere çalışmalar yürüttü.

Molekül, virüs DNA’larını, hücre DNA’sından keserek ayırabiliyordu fakat Charpentier ve Doudna, molekülün DNA zincirini herhangi bir noktasına da aynı şekilde müdahale edebileceğini ispatladı.

Bu keşfin ardından, CRISPR-Cas9 sistemi dünya çapında genetik araştırmalarda kullanılmaya başladı.

İşte bu kitap da, CRISPR-Cas9 sistemini, bizzat bunun kâşiflerinden biri olan Jennifer Doudna’nın kaleminden anlatmasıyla önemli.

‘Yaratılıştaki Çatlak’, Doudna’yı ve çalışma arkadaşlarını bu biyoteknolojiye taşıyan upuzun, dolambaçlı ve zahmetli yol aynı zamanda bilimde yeni bilgilere ulaşmanın ancak kolektif çalışma ve dayanışmayla mümkün olduğunu gösteren göz kamaştırıcı bir hikâye olarak okunmalı.

  • Künye: Jennifer A. Doudna ve Samuel H. Sternberg – Yaratılıştaki Çatlak: Gen Düzenlemenin Evrime Hükmeden İnanılmaz Gücü, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 248 sayfa, 2020

Steve Brusatte – Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü (2020)

Uzaydan kopup gelen bir göktaşı, dinozorların bu dünyadaki 150 milyon yıllık hâkimiyetine son verdi.

Bu, memelerin saklandıkları deliklerden başlarını uzatabilmelerine ve adım adım dünyaya egemen oluşlarına sebep oldu.

Paleontolog Steve Brusatte, Polonya’nın göller bölgesinden Arjantin’in korkutucu kanyonlarına, Afrika’dan Amerika’ya uzanarak, T. rex’ten martılara bu sıra dışı türün hikâyesini anlatıyor.

Brusatte, dinozorlar çağının zaman cetveli, dinozor aile ağacı ve tarihöncesi döneme ait dünya haritalarıyla açılan kitabında, dinozorların ortaya çıkışını ve yükselişini, kıta kaymasının dinozorların yaşamına etkilerini, tiran dinozorları, dinozorların soyunun tükenişinden sonra dünyada yaşanan dönüşümleri ve bunun gibi ilgi çekici konuları ele alıyor.

Kitap, dinozorların başına gelen felaketin insanların da başına gelip gelemeyeceği sorusunu tartışmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Steve Brusatte – Dinozorların Yükselişi ve Çöküşü: Kayıp Dünyanın Yeni Bir Tarihçesi, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 272 sayfa, 2020

Eric R. Kandel – Belleğin Peşinde (2016)

Nobel Ödüllü Eric Kandel’den, son elli yılda gerçekleştirilmiş zihin araştırmalarındaki başarıların ve meslek hayatındaki deneyimlerinin bir hikâyesi.

Sinir hücresi sistemleri, bellek depolamanın biyolojisi, snaps bağlantıları, sinir biyolojisi, bellek genleri ve buna benzer pek çok ilgi çekici konu, burada.

Anılarla tarihi, modern biyoloji ile davranış araştırmalarını ustaca bir araya getiren ‘Belleğin Peşinde’, Kandel’in Nazi işgali altındaki Viyana’da geçen çocukluk günlerinden başlıyor.

Kitap ardından, Kandel’in 20. yüzyılın önde gelen bilimcileriyle birlikte başardığı keşiflere yol alıyor.

Yazar hem bireysel hem de bilimsel hayatında belleğin izinden giderken, okuru da bilimin renkli ve sürprizli dünyasıyla buluşturuyor.

  • Künye: Eric R. Kandel – Belleğin Peşinde: Yeni Bir Zihin Biliminin Doğuşu, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Eric R. Kandel – Sanatta ve Beyin Biliminde İndirgemecilik (2020)

Sanat ve bilimde ortak bir zemin nasıl bulunabilir?

Nobel Ödüllü Eric Kandel, hem bilimin insan algısının karmaşıklıklarını nasıl keşfedebileceğini hem de bilimin harika sanat eserlerini algılamamıza, takdir etmemize ve anlamamıza nasıl yardımcı olabileceğini gösteriyor.

Bilimin bir sanat eserini deneyimleme ve anlamlandırmadaki etkisini sorgulayan Kandel, hafızanın nörobiyolojik temellerini ortaya koyan çalışmalarını bu kez sanata uyguluyor ve bu bağlamda öznel dünyalarını renk, biçim ve ışığa damıtan modern sanatçıların nörobilimsel analizini yapıyor.

Kandel ayrıca, resim sanatının Turner, Monet, Kandinsky, Schoenberg ve Mondrian’ın eserlerinden Pollock, de Kooning, Rothko, Louis, Turrell ve Flavin’in soyut dışavurumculuğuna ulaşmak için nasıl bir indirgemeci yaklaşım içinde olduğunu ayrıntılarıyla aktararak, bu yolculuğun sonunda Katz, Warhol, Close ve Sandback’in eserlerini analiz ediyor.

  • Künye: Eric R. Kandel – Sanatta ve Beyin Biliminde İndirgemecilik: İki Kültür Arasında Köprü Kurmak, çeviri: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 216 sayfa, 2020

Tore Janson – Dillerin Tarihi (2016)

Dillerin nasıl doğup ortadan kaybolduğu, neden böyle farklı kaderleri olduğuyla ilgilenen bir kitap.

Yazılı olmayan diller; Hint-Avrupa, Germen, Slav ve Bantu gibi büyük dil grupları; hiyeroglifler ve Mısır dili; fetih ve kültürel yollarla dillerin yayılması ve dillerin nasıl yok olduğu, Tore Janson’un ele aldığı konulardan.

  • Künye: Tore Janson – Dillerin Tarihi, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Shelley Emling – Fosil Avcısı (2020)

Henüz on iki yaşındayken, 1811 yılında lchthyosaur’un ilk dinozor iskeletini keşfetmiş Mary Anning’in katkılarını anlatan, böylece okurunu paleontolojinin ilk günlerine götüren harika bir çalışma.

Bilindiği gibi Darwin, Anning’in fosilleşmiş yaratıklarını, geçmişte yaşamın şimdiki gibi olmadığının tartışılmaz kanıtı olarak görmüş, Stephen Jay Gould ise Anning’i “paleontoloji tarihinin en önemli kişiliği” diyerek övmüştü.

İşte Shelley Emling’in bu enfes çalışması da, Anning’in yaşamını anlatıyor ve buradan yola çıkarak paleontolojinin bilim olarak ortaya çıktığı dönemin nitelikli bir fotoğrafını çekiyor.

Anning’in yaşamını ve bilime katkısını, canlı bir şekilde ve sosyolojik bağlamını da ihmal etmeden anlatmasıyla dikkat çeken çalışma, dinozorların keşif sürecini yakından görmek için çok iyi fırsat.

  • Künye: Shelley Emling – Fosil Avcısı: Mary Anning’in Yaşamı ve Paleontolojinin Doğuşu, çeviren: Mehmet Doğan, Alfa Yayınları, bilim, 256 sayfa, 2020

Ken Richardson – Zekânın Bilimi ve İdeolojisi (2020)

Zekâ tanımlanmış, doğuştan gelen ve testlerle ölçülebilen bir özellik midir?

Ken Richardson, zenginlerin zekâları sayesinde servet biriktirdikleri, yoksulların da söz konusu zekâdan yoksun oldukları için yokluk içinde bulundukları iddialarına dayanak oluşturan siyasi ve “bilimsel” tezlerle kıyasıya hesaplaşıyor.

Richardson, zekâ üzerine yapılan benzer çalışmalarının aksine, zekâyı aramaya sinir sisteminin mikro patikalarında başlıyor.

Zekânın değişken çevrelere uyum sağlayan, esnek, işbirliği ve iletişime önem veren özelliklere sahip olduğunu gösteren Richardson, genlerin efendi konumunu yitirdiği, işbirliği ve kültürün sonuç değil bağlama dönüştüğü bir bilişsel evrim ortamında, sinir sistemimizin de diğerlerinin sinir sistemine öylesine bağlandığını ve sınıflı, hiyerarşik mevcut toplum kadar olası bir başka seçeneğin daha ufukta belirdiğini söylüyor.

Bu seçeneği katılımcı, eşitlikçi, kapısı herkese açık bir dünya olarak kavramsallaştıran yazar, buradan hareketle genetiğe ve beyne yönelik indirgemeci bakışı sorguluyor.

“Önümüzdeki görev zorlu, fakat insanlık tarihi bu tür ideolojilerin alaşağı edildiği örneklerle dolu!” diyen Richardson, zekâ konusunda kaderciliği ve karamsarlığı defetmeye yardımcı olacak sağlam bir alternatif sunuyor.

  • Künye: Ken Richardson – Zekânın Bilimi ve İdeolojisi: Genler, Beyin ve İnsanın Potansiyeli, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, bilim, 360 sayfa, 2020

Paul Bushkovitch – Rusya’nın Kısa Tarihi (2016)

Rusya’nın siyaset, edebiyat, sanat ve bilim alanlarındaki serüvenini 9. yüzyıldan günümüze izleyen, iyi bir çalışma.

Ülkenin farklı tarihsel aktörlerini yaşadıkları dönemden ayrıntılar paralelinde ele alan kitap, Rus toplumunun dini yapısından gündelik yaşamına pek çok konuyu aydınlatıyor.

  • Künye: Paul Bushkovitch – Rusya’nın Kısa Tarihi, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi

Charles Darwin – Solucanlar (2020)

Darwin’in evrim kuramı kadar, daha önceki alışkanlıklarımızı ve kanaatlerimizi köklü bir şekilde dönüştüren bilimsel bir devrim yoktur.

Darwin’in, ufuk açıcı değerlendirmelerde bulunduğu ‘Solucanlar’ adlı bu çalışması ise, evrim olgusunu bu sefer solucanların oluşumu, yaşamları ve alışkanlıklarını merkeze alarak izliyor.

Darwin’in son bilimsel kitabı olan ve ‘İnsanın Türeyişi ve Cinsel Seçilim’ adlı çalışmasından on yıl sonra, yani 1881’de yayımlanan kitap, ele aldığı konuyu çok özgün bir şekilde ortaya koyduğu gibi, Darwinci kuramın nasıl üstün bir açıklama gücüne sahip olduğunu ve açıklamasındaki ekonomikliğin ne denli olağanüstü olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

  • Künye: Charles Darwin – Solucanlar: Bitkisel Humus Oluşumunda Solucanların Etkileri ve Solucan Alışkanlıklarına Dair Gözlemler, çeviren: Mehmet Doğan, Alfa Yayınları, bilim, 190 sayfa, 2020