Jeremy Waldron – Nefret Söylemindeki Zarar (2021)

Türkiye, nefret söylemi bakımından bereketli bir coğrafya.

Jeremy Waldron, ünlü nefret söylemi davalarını modern hukuk felsefesi bağlamında analiz ederek nefret söyleminin hedef aldığı kişilerin gözünden nasıl göründüğünü gösteriyor.

Ronald Dworkin, Edwin Maker gibi önde gelen hukuk teorisyenlerinin pozisyonlarını eleştirmesiyle de dikkat çeken çalışma, siyasetçilerin nefret söylemini kullanmaktan neden kaçınmaları gerektiğini, bununla da yetinmeyerek neden nefret söylemini kullanan herkesi kınamaları gerektiğini net bir şekilde açıklıyor.

Kitabın ilgi çeken yanlarından biri de, nefret söylemi ile (kadının karalanmasının bir aracı olması bakımından) pornografi arasında kurduğu benzerlik.

  • Künye: Jeremy Waldron – Nefret Söylemindeki Zarar, çeviren: Zübeyde Karadağ Thorpe, Fol Kitap, siyaset, 280 sayfa, 2021

Yaman Akdeniz – İnternette Irkçılık (2016)

İnternette pek çok kişi, pervasızca nefret söylemi ve ırkçı ifadeler ortaya koyabiliyor.

Bu çalışma, başta Avrupa olmak üzere birçok bölgeden örneklerle, ırkçılık ve nefret söyleminin nasıl yayıldığını gözler önüne sermesiyle, bir başucu kitabı.

Çalışmanın önemli bir katkısı da, devletlerin bu içeriği kontrol etme yöntemlerini irdelemesi.

Kitapta,

  • Kamu otoritelerinin, uluslararası, bölgesel ve ulusal organların ırkçılık ve nefret söylemiyle nasıl mücadele ettiği,
  • Devletlerin ırkçılık ve nefret söylemleri ile yayılan içeriği yönetme ve kontrol etme yöntem ve modelleri,
  • Çevrimiçi nefret söylemi, ırkçılık ve ırkçı şiddet arasındaki ilişki ve bunların tarihsel kökenleri,
  • Ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeylerde ırkçılık ve nefret ile mücadeleye dönük hukuk ve politika oluşturma girişimleri,
  • Ve bunun gibi önemli konular ele alınıyor.

Künye: Yaman Akdeniz – İnternette Irkçılık, çeviren: Özgür Bircan, Bilgi Üniversitesi Yayınları, hukuk, 206 sayfa, 2016

Emre Kongar – İçimizdeki Zalim (2011)

  • İÇİMİZDEKİ ZALİM, Emre Kongar, Remzi Kitabevi, psikoloji, 279 sayfa

 

Zulmetmek ve zulme uğramak, Türkiye kültürünün pek uzak olmadığı konular. Bu durum öylesine içinden çıkılmaz bir hale gelmiştir ki, artık şiddet hayatımızın rutin, hatta vazgeçilmez bir gerçeği olarak kanıksanmış. İşte Emre Kongar elimizdeki kitabında, zalimler ile mazlumları psikolojinin ve sosyolojinin ölçüleriyle masaya yatırıyor. “Zulmün, faşizmin bireysel temelleri nedir?”, “İnsanlar doğuştan zalim ve faşist eğilimler mi taşır?”, “Hem bireysel hem de toplumsal ve siyasal düzeyde zulümle, faşizmle nasıl mücadele edilir?” ve “‘İçimizdeki Zalim’ ya da faşist, nasıl yenilgiye uğratılır?”, Kongar’ın yanıtını aradığı başlıca sorular.