Claudio Naranjo – Karakter ve Nevroz (2024)

Enneagram kişilik tiplerini modern psikiyatrinin ışığıyla inşa eden Claudio Naranjo, Enneagram hususunda verdiği en kapsamlı çalışma olarak kabul edilen bu eserinde karakter gelişimi ve psikolojik rahatsızlıkların kesişimine derinlemesine bir bakış vadediyor.

Psikiyatri alanındaki uzmanlığından ve spiritüel geleneklerden aldığı güçle, karakter özelliklerimizin diğer psikolojik sınıflandırmalarla olan ilişkisine ve bu durumun dünya görüşümüzü ve başkalarıyla etkileşimlerimizi nasıl şekillendirebileceğine açıklık getiriyor.

Enneagram’ın dokuz kişilik tipini literatürden örneklerle tartışarak her bir tipin biricikliğine, güçlü ve zayıf yönlerine dair kapsamlı bir kavrayış sunuyor.

‘Karakter ve Nevroz’ bir kaynak kitabı olmakla yetinmeyen, aynı zamanda içsel bir el feneri işlevi gören bir eser.

  • Künye: Claudio Naranjo – Karakter ve Nevroz: Bütünleştirici Bakış Açısı ile Psikiyatrist Gözünden Enneagram, çeviren: Ömer Yanartaş, Okuyanus Yayınları, psikiyatri, 432 sayfa, 2024

Michael Shoshani Rosenbaum – İnsan Olma Cesareti (2024)

Daniel.

Dışta başarılı bir bilim insanı, içteyse duygulardan nasibini almamış bir sarmaşık yuvası.

İstismar ve ihmalle büyümüş bir çocuk, birini sevmeyi yahut arzulamayı hiç deneyimlememiş bir yetişkin.

Kendi aleminin pürüzsüz kıyılarında yaşamaya alışmışken otuz beşinde psikoterapist Michael Shoshani-Rosenbaum’un divanında buluyor kendini.

Rosenbaum’un ustalıklı dokunuşu ona iyi geliyor.

Bu sayede terapi ve analizin imkanları kitap boyunca sergilenirken, okur da kendi korkularıyla yüzleşmeye, bağlanma ihtiyacını kucaklamaya davet ediliyor.

‘İnsan Olma Cesareti’, insanı insan yapan kırılganlıkların cesurca kucaklandığı bir hikâye.

Tümüyle çarpıcı, tümüyle gerçek.

  • Künye: Michael Shoshani Rosenbaum – İnsan Olma Cesareti: Çağdaş Bir Psikanalitik Yolculuk, çeviren: Eda Biçici, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 356 sayfa, 2024

David J. Wallin – Psikoterapide Bağlanma (2024)

David J. Wallin, bağlanma teorisi ile psikoterapinin dinamik dünyasını birleştirdiği bu eserinde çocukluktan yetişkinliğe bizi şekillendiren bağlantıların tekâmül etmede nasıl kullanılabileceğini araştırıyor.

Travma araştırmaları, ilişkisel psikoterapi, nörobiyoloji ve mindfulness alanlarından elde edilen güncel bulguları bir araya getirerek, dönüşümün kilit noktasının ilişkiler olduğunu öngördüğü bir tedavi modeli sunuyor.

Çocukluğunda sağlıklı bir bağlanma becerisi geliştirememiş danışanlara karşı terapistler neler yapabilir, bu noksanlığı takviye edecek terapötik yaklaşımlar nasıl geliştirilebilir sorularını soruyor ve cevabı gerçek vakalar üzerinden adım adım keşfediyor.

‘Psikoterapide Bağlanma’, terapi odasında kurulan iletişimin niteliğinin iyileşmenin katalizörlerinden biri olduğunun güçlü bir delili niteliğinde.

Pür akademik bir çabadan fazlası hem divana hem sandalyeye hitap edebilen samimi bir çağrı.

  • Künye: David J. Wallin – Psikoterapide Bağlanma, çeviren: Onur Yılmaz, Okuyanus Yayınları, psikoterapi, 636 sayfa, 2024

Gavin de Becker – Büyük Armağan: Korku (2024)

“Sokaklarda yürünmez oldu, kimselere güvenilmez oldu” diyenler, sokaklar kadar ev ve işin de bir şiddet membaı olabileceğini bilenler muhtemelen Amerika’nın önde gelen güvenlik uzmanlarından birinin tavsiyelerine kulak vermek isteyecektir.

ABD başkanları dahil olmak üzere sayısız önemli kişiliğe danışmanlık yapmış olan Gavin de Becker’a göre korku ortadan kaldırılması gereken bir öcü değil, türlerin binlerce yıllık devamlılığını sağlamış az maliyetli bir hayatta kalma yöntemi.

Şiddetin ve zulmün git gide arttığı dünyada bireysel emniyet önlemlerinin kaçınılmazlık, iç ve dış faktörlerin hesaba katıldığı bir güvenlik yaklaşımının ise gereklilik olduğunu öğreniyoruz ondan.

Her türlü insan şiddetinin önceden tespit edilebileceği teziyle adından çok kereler söz ettirmiş, bugüne kadar 14 farklı dile çevrilmiş bir klasik olan Büyük Armağan: Korku, kişisel güvenlik anlayışınızda devrim yapmaya aday.

  • Künye: Gavin de Becker – Büyük Armağan: Korku (Şiddet ve Zorbalıktan Sakınmanızı Sağlayacak Sinyalleri Görebilmek), çeviren: Duygu Bolut Müftüoğlu, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 492 sayfa, 2024

David Shapiro – Nevrotik Tarzlar (2024)

‘Nevrotik Tarzlar’, terapiye ve ruh sağlığına dair varsayımları radikal biçimde değiştiren bir çalışma olarak bilinir.

David Shapiro bugünlerde hayli aşina olunan obsesif kompulsif kişilik, histerik kişilik, paranoid kişilik ve dürtüsel kişilik gibi kavramları farklı bir kulptan tutmuş, bireyin bu nevrotik tarzları travma ve kaygılarıyla başa çıkma yolunda kişilikleriyle uyumlu biçimde benimsediğini ortaya atmıştı.

Kendi deyişiyle nevrotik semptomların karakter içerisinde yer alan bir şey olduğunu ve çoğu zaman böyle gözükmeseler de öznel yaşamın genel niteliğiyle tutarlı olduğunu göstermek niyetindeydi.

Bu sayede terapi ve kişilik bozukluklarının teşhisinde yeni bir perspektif sunmuş, bireyin nevrotik davranışlarını derinlemesine kavramanın yanı sıra bu davranışların tedavisine dair yaklaşımları da yeniden şekillendirmişti.

  • Künye: David Shapiro – Nevrotik Tarzlar, çeviren: Şehnaz Layıkel Prange, Okuyanus Yayınları, psikiyatri, 272 sayfa, 2024

Karyl McBride – Çarpık Sevgi (2024)

‘Boş Ayna’ ve ‘Senden Kurtuluş Yok mu?’ ile Türkiye dahil birçok ülkede geniş bir okuyucu kitlesine erişen Karyl McBride, ‘Çarpık Sevgi’ ile narsistler tarafından yetiştirilenlerin hikayesine yüzünü dönüyor.

Narsist ebeveynlerin kurduğu aile yapılarının oluşumundan, böyle ailelerde yetişmenin yaralarını sarmaya kadar geniş bir kapsamla okuyucusunun karşısına çıkıyor.

Lisanslı bir aile terapisti olarak belki de en iyi bildiği şeyi yaparak narsisizmle bozulmuş çarpık sevgilerin anatomisini çıkarıyor, bu acı mirastan kurtuluş yolu vadediyor.

  • Künye: Karyl McBride – Çarpık Sevgi: Ebeveyn Narsisizminin Zararlı Etkilerinden Kurtulmak ve İyileşmek, çeviren: Nalan Uysal, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 361 sayfa, 2024

Gordon Parker, Gabriela Tavela, Kerrie Eyers – Burnout (2024)

Depresyon ya da kronik yorgunluk gibi kalıplara oturmayan, fiziksel efordan arındırılmış masa başı işçiliğine kondurulamadığı için çoğu zaman bir orta sınıflı şımarıklığı olarak görülen tükenmişlik sendromu sanılandan daha ciddi bir tehlike olabilir.

Burnout olarak da bilinen, herkesin duyduğu ama kimsenin parmakla gösteremediği bu sendromu enine boyuna tanımak için iyi bir fırsat bu.

Güncel araştırmaların omuzlarında yükselen yöntemlerle kendi tükenmişlik modelinizi tanıma ve onunla baş etme imkanını da ediniyorsunuz.

Belki sadece beş dakika sürmeyecek bir işi neden dört saatte bitirebildiğinizi merak ediyorsunuz ve cevap arayışındasınız. Belki de sizlik bir şey yok ama sevdiklerinizin günbegün solması var.

Bu sayfalar bazı ampulleri yakabilir.

Gitgide uzayan kahve molalarının, odaklanma sorunlarının, “yapasım yok”ların adını koymak isteyenlere…

  • Künye: Gordon Parker, Gabriela Tavela, Kerrie Eyers – Burnout: Çağın Yaygın Hastalığı Tükenmişlik Sendromunu Anlamak ve İyileştirmek İçin Bir Rehber, çeviren: Elif Kayurtar, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 332 sayfa, 2024

Robert A. Johnson – Neşenin Psikolojisi (2024)

Çağının en etkili hikâye anlatıcılarından Robert A. Johnson’ın trenine bir defa binen okuyucu, mitoloji ve psikolojiyi birbirine bağlayan tünellerden geçerek mitlerin modern insanın anlam arayışına nasıl katkıda bulunduğuna tanıklık eder.

Son durağa vardığında artık hayatı ve insan psikolojisini yeni mercekleriyle görecektir.

‘Neşenin Psikolojisi’, bu yolculuklardan biri.

Johnson, Dionysos’ta cisimleşmiş coşkunun doğasını ve Dionysos mitinin çeşitli yönlerini kullanarak neşenin kıymetini idrak etmemize yardımcı oluyor.

Modern hayatın tozlu raflara kaldırdığı bu kıymetli hissi kucaklamak düşüyor bizlere de.

  • Künye: Robert A. Johnson – Neşenin Psikolojisi, çeviren: Elif Zeynep Yıldırım, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 176 sayfa, 2024

Richard G. Erskine – İyileştiren İlişkiler (2024)

Her terapi seansı eşsizdir ve insanın içi
çoğu zaman teori kitaplarına sığmaz.

Richard G. Erskine, terapinin son derece karmaşık ve hassas bir karşılaşma olduğunun bilincinde olan, ona saat tamircisi titizliğinde yaklaşan bir psikoterapist.

‘İyileştiren İlişkiler’de yaptığı şey de sağlıklı bir terapötik ilişkiye yönelik çabalarını bir dost mektubu sıcaklığında okuyucusuyla paylaşmak.

Adına ilişkisel odaklı terapi denen bu yaklaşımda ne yaptığını, nasıl yaptığını ve neden yaptığını izah ediyor.

Üç danışanıyla gerçekleştirdiği terapi seanslarını olduğu gibi ortaya döküyor ve bunları soğukkanlılıkla yorumluyor.

Söylenenler kadar söylenmeyenleri de kefeye koymaya murat eden, tüm boşluklara sızmaya çalışan bir ihtimam var satırlarında.

  • Künye: Richard G. Erskine – İyileştiren İlişkiler: Terapideki Diyaloglar Üzerine Yorumlar, çeviren: Aysun Babacan, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 204 sayfa, 2024

Salman Akhtar – Kederi Anlamak (2023)

Psikiyatrist Salman Akhtar bu eserinde adına keder denen ruh halini güvensizlik ve kıskançlık gibi dışsal tetikleyicilerden, pişmanlık ve umutsuzluk gibi içsel kaynaklara kadar detaylı bir şekilde analiz ediyor.

Soğuk ve mesafeli bir keder atlası oluşturmakla yetinmeyip umut ve iyimserlik dolu yaklaşımını da işin içine katıyor.

Herkesin tanıdığı bu içsel vaziyeti bir tür iyi hissetme seansına çevirmeden, bilimsel ihtimamından ödün vermeden ele almayı başarıyor.

‘Kederi Anlamak’, bir ruh halinin karmaşık mekanizmalarına dair derinlemesine bir kavrayışın ifadesi.

İnsan olma deneyiminin en kasvetli yüzlerinden birine dair çok boyutlu ve iyimser bir rehber.

İnsana umut veren, elindeki malzemeden en iyisini çıkarmasını sağlayan bir çalışma.

  • Künye: Salman Akhtar – Kederi Anlamak: Güvensizlik, Kıskançlık, Sevgisizlik, Utanmazlık, Pişmanlık ve Umutsuzluk, çeviren: Damla Atamer, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 248 sayfa, 2023