Hillary L. McBride – Bedenin Bilgeliği (2023)

‘Bedenin Bilgeliği’ çoğumuzun göz ardı ettiği yahut anlamakta güçlük çektiği bir konuyu, vücudumuzla olan karmaşık ilişkimizi merkezine alıyor.

Daha önce ‘Anneler, Kızları ve Beden Algısı’ ile okuruna seslenen Hillary McBride, bu defa sömürgecilik, ırkçılık, cinsiyetçilik ve ataerkillik gibi yıkıcı sistemlerin vücudumuzla olan ilişkimizi nasıl etkilediğine dair eleştirel bir bakış açısıyla karşımızda.

Bizzat kendi vücuduyla ilgili yaşadığı zorlayıcı deneyimlerden ve terapist olarak tanık olduğu hikayelerden yola çıkarak, vücudumuzun sadece zihnimizin bir aksesuarı olmadığını, aksine maneviyatımızın ve bilgeliğimizin kaynağı olabileceğini öne sürüyor.

Aynı zamanda kapsamlı ve pratik bir rehber niteliğinde olan kitap, her bölümün sonunda sorular ve pratik uygulamalar ile okuyucuların vücutlarıyla daha sağlıklı bir ilişki kurmalarına yardımcı olmayı amaçlıyor.

Vücudumuzla ve dolayısıyla kendimizle olan ilişkimizi anlamak ve iyileştirmek, şüphesiz hepimizin ihtiyacı.

  • Künye: Hillary L. McBride – Bedenin Bilgeliği, çeviren: Elif Kayurtar, Okuyanus Yayınları, inceleme, 288 sayfa, 2023

R. Philip Bouchard – Şaşmaz Bilimcinin El Kitabı (2023)

Bilgiye ulaşımın kolaylaşması dünyayı galatımeşhurlardan ve şehir efsanelerinden kurtaramadı.

Haber kanalları, sosyal medya hesapları ve internet kişilikleri paylaşımlarında klişeleri kullanmaya devam ederken, insanlar da hakikat arayışının zahmeti yerine alışkın oldukları kalıplara inanmayı tercih ediyor: Küresel ısınma, süper gıdalar, sağ-sol beyinliliğimiz ve ormanlar tabii ki ciğerlerimiz…

Sahi, artık duyarsızlaşacak kadar sık duyduğumuz bu kavramlar bilimsel açıdan ne ölçüde geçerli?

Philip Bouchard, ‘Şaşmaz Bilimcinin El Kitabı’nda bu türden klişeleri tersyüz ederek bu soruşturmayı sizin yerinize yaptı.

Kitlelerin gürültüsüne karşı Doğrucu Davut olmaya cüret edenler ise yeni bir başucu kitabı kazanmışa benziyor.

  • Künye: R. Philip Bouchard – Şaşmaz Bilimcinin El Kitabı: Safsatalar Çağında Doğrucu Davut’un Bilim Rehberi, çeviren: Damla Atamer, Okuyanus Yayınları, bilim, 284 sayfa, 2023

Simon Roberts – Düşünmemenin Gücü (2023)

Cep telefonunda ekran kilidi kullananlar iyi bilirler.

Kilidi açmak için şifrenizi girmeniz gerektiğinde hemencecik giriverirsiniz.

Şifrenizin hangi kombinasyon olduğu ya da ne anlama geldiği aklınızın ucundan bile geçmez.

Parmaklarınız doğru tuşlara adeta kendiliğinden gider.

‘Düşünmemenin Gücü’, her gün defalarca başvurduğumuz bu hayret verici kabiliyetimizi masaya yatırıyor ve soruyor: Hayatta pek de düşünmeden hareket edebilmek gerçekten mümkün müdür?

Zor anlarda, nahoş seçimlerde, can sıkıcı vaziyetlerde ekran kilidimizi açar gibi seri, isabetli ve esnek olabilir miyiz?

İşletme antropolojisinin önde gelen araştırmacılarından Simon Roberts’la, bedenlerimizin hafızasına, öğrenme kabiliyetine ve şaşırtıcı derecede esneyebilen sınırlarına yakından tanık olmaya hazırlanın.

Eğer sezgilerine güvenen biriyseniz, içimde bir his var cümlesi sizi nadiren yarı yolda bırakıyorsa, bu kitap tam size göre.

  • Künye: Simon Roberts – Düşünmemenin Gücü: Bedenimiz Nasıl Öğrenir ve Bedenimize Neden Güvenmeliyiz?, çeviren: Saadet Şemsa Özok, Okuyanus Yayınları, inceleme, 280 sayfa, 2023

Justin Baldoni – “Erkeklik”le Zehirlenmiş Erkek (2023)

Derdi “erkeklik” olan bu sayfaların yazarı Justin Baldoni bir araştırmacı ya da akademisyen değil.

Başarılı bir oyunculuk kariyerine ve görece iyi bir hayata sahipken kendi erkekliğiyle ve erkekliğinin imtiyazlarıyla yüzleşmeye kalkışmış birisi.

‘“Erkeklik”le Zehirlenmiş Erkek’te yapmaya çalıştığı şey de bu.

Samimi bir çabayla girdiği serüvenini anlaşılır bir dille okuyucuya aktarıyor.

Yine de elimizde bayağı bir hatırat yok.

Sistemli, insicamlı bir toksik maskülenlik reddiyesi var.

Günümüzde toksik maskülenlik azalmıyor, aksine daha da biti kanlanıyor.

Redpill muhabbetleri, alfa/sigma erkek literatürü muhtelif internet kuytularına has anlam haritaları değil artık.

Haliyle, böyle bir zamanda bu gibi kitaplara hiç olmadığı kadar çok ihtiyaç var.

‘“Erkeklik”le Zehirlenmiş Erkek’, kendi erkekliğiyle mücadele etme cüretini gösterebilen erkeklerin kitaplıklarında kendine yer arıyor.

  • Künye: Justin Baldoni – “Erkeklik”le Zehirlenmiş Erkek: Toksik Masküliniteden Arınma Kılavuzu, çeviren: Duygu Bolut, Okuyanus Yayınları, inceleme, 368 sayfa, 2023

Mary Cregan – Geride Kalan (2023)

Yeni doğan kızının ölümünden sonra amansız bir depresyonun pençesine düşen bir kadının, hayatını ve kendini yeniden keşfetmesinin hikayesi.

‘Geride Kalan’, depresyon ve intihar gibi zorlu konularla mücadele eden sayısız insan için bir umut ışığı.

Yazar Mary Cregan, yaşadıklarından yola çıkarak en karanlık gecenin sabahına çıkmanın mümkün olduğunu gösteriyor, bunu yaparken edebiyatın, kültürel tarihin ve bilimsel araştırmaların sokağından geçmeyi de ihmal etmiyor.

Bu kitap, yalnızca bir otobiyografi değil, aynı zamanda depresyon hakkında derin bir anlayış sunan kapsamlı bir çalışma.

Aşılması zor görünen güçlüklerle karşılaşan ve hayatlarını daha iyi bir yönde değiştirmek isteyen herkes için güçlü bir ilham kaynağı olmaya aday.

  • Künye: Mary Cregan – Geride Kalan: Kayıpla Yaralanmış Bir Ruhun İyileşme Hikayesi, çeviren: Demet Karaman, Okuyanus Yayınları, anlatı, 240 sayfa, 2023

Jean Cournut – Erkekler Kadınlardan Neden Korkar? (2023)

Erkekler kadınlardan korkarlar, çünkü onları tatmin edememekten (ve kadınların kendilerinden intikam almalarından) çekinirler.

Erkekler kadınlardan korkarlar, çünkü onların sadık olmamalarından korkarlar.

Erkekler kadınlardan korkarlar, çünkü babalıklarından hiçbir zaman tam olarak emin değildirler.

Erkekler kadınlardan korkarlar, çünkü kadınların sırları ve tılsımları vardır.

Fransız psikiyatr Jean Cournut, Freudcu düşünceden yola çıkarak ve literatürden epey beslenerek tamamladığı bu analizinde, kadınlığın “ötekiliğini”, iğdiş edilme kompleksini, tahakkümü, dişil olanın reddini inceliyor ve o azametli soruda ısrar ediyor: Erkekler kadınlardan neden korkar?

  • Künye: Jean Cournut – Erkekler Kadınlardan Neden Korkar?, çeviren: Bülent Arıbaş, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 336 sayfa, 2023

Neville Symington – Narsisizm (2023)

“Narsisizmin en önemli özelliklerinden biri, kendini bilmekten ne pahasına olursa olsun kaçınılması gerektiğidir.”

Narsisizm kendini sevmekten çok, insan ilişkileri dünyasından soyutlanmakla ilgilidir.

Acıya veya korkuya karşı savunmacı bir tepkidir ve muhtemelen yaşamın oldukça erken dönemlerinde başlar.

Diğer savunma biçimleriyle ortak olarak, duygusal ve ruhsal gelişim üzerinde öldürücü bir etkiye sahip olma eğilimindedir.

Duygusal büyüme ve gelişmemizin önündeki temel engel olarak gördüğü narsisizm üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan İngiliz psikanalist Neville Symington, bu kitapla narsisizmi yalnızca birkaç rahatsız kişiyi etkileyen dar bir klinik durum olarak ele almıyor.

Aksine, insanlığın kaçınılmaz bir yönü olduğunu ve bir dereceye kadar hepimizde bulunduğunu ifade ediyor.

Narsisizmin üstesinden gelmenin, yaratıcı özümüzle temasa geçmeyi içerdiğinin altını çiziyor; faydalı bir yol haritası geliştirmemize yardımcı oluyor ve işler zorlaştığında güçlü kalmamız için bize ilham veriyor.

Çağdaş psikanalizle ilgilenen herkes, Symington’ın narsisizmin doğasına ilişkin kendi kavramlarını hem teorik hem de her şeyden önce klinik olarak okumalı.

Yazar, uygulamasından birçok klinik örneğe ek olarak, tezini farklı açılardan açıklamak için Tolstoy’un ‘Anna Karenina’sından kapsamlı bir şekilde yararlanıyor.

  • Künye: Neville Symington – Narsisizm, çeviren: Elif Kayurtar, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 152 sayfa, 2023

David Smail – Mutsuzluğun Kökenleri (2023)

David Smail, ‘Mutsuzluğun Kökenleri’nde sınıfsal bariyerlerin aşılamazlığını izaha girişiyor.

Doğumdan itibaren kendilerini yetersiz görmesi tembihlenmiş insanlar için para ve itibar kazanmak, hayatlarının ilk aşamalarında kazandıkları (kendilerinin ya da başkalarının gözündeki) bu ilkel değersizlik hissini nadiren giderebiliyor.

“Ait olduğu” sosyal çevrenin dışına çıkan biri daima korku ve paniğe boğulma tehlikesiyle yaşıyor.

Psikoloji dünyasında alışık olunanlar dışında bir bakış açısıyla, insanların mutsuzluklarının temelinde yatan sebepleri ortaya koyan Smail, bu eserinde psikoterapinin yanılgılarını ve insana dair daha gerçekçi bir anlayışa ulaşmanın yollarını inceliyor.

İçinde yaşadığımız çağın getirdiği baskılar ve mutsuzlukların ardında yatan güç ilişkileri ve toplumsal etkileri gözler önüne seriyor ve bu çığ gibi büyüyen mutsuzluk dalgasının anlamını kavramaya çalışan okuyuculara ve profesyonellere yeni bir işaret ateşi yakıyor.

  • Künye: David Smail – Mutsuzluğun Kökenleri: Kişisel Buhranlara Yeni Bir Yaklaşım, çeviren: Gökçe Metin, Okuyanus Yayınları, psikoloji, 236 sayfa, 2023

Matthew Williams – Nefretin Bilimi (2023)

Dünya çapında bir kriminoloğun gözünden önyargı ve nefretin çarpıcı hikayesi.

Irk, din, cinsel yönelim, etnik köken ve engellilik gibi ayrımcılık kaynaklı şiddet ve suçların bilimine yıllarını veren Matthew Williams, git gide çığırından çıkan ve insanlığın ufkunu kara bulutlarla kaplayan bir meseleyi tüm detaylarıyla masaya yatırıyor.

  • İnsanlar neden kendileri gibi olmayanlardan nefret ederler?
  • İnternetteki nefret dili gerçek hayatı da etkiliyor mu?
  • Nefret suçlarının hiç olmadığı kadar arttığı bir dünyada neler yapılabilir?
  • Masum görünen bir önyargıyı ateşli bir nefrete dönüştüren faktörler nelerdir?
  • Nefret, beynimizin ‘doğasında’ mı vardır?

Hepsi ve daha fazlası, yirmi yılı aşkın bir çalışmanın ürünü olan ‘Nefretin Bilimi’nde.

Kitap nefreti nörolojik, psikolojik, tarihsel ve sosyolojik perspektiflerden irdelemesiyle önemli.

  • Künye: Matthew Williams – Nefretin Bilimi: Zararsız Görünen Önyargılar Nasıl Nefret Suçuna Dönüşür, çeviren: Nalan Uysal, Okuyanus Yayınları, inceleme, 416 sayfa, 2023

Serol Teber – Doğanın İnsanlaşması (2023)

Homo sapiens, doğaya karşı bir hasım, bir düşman gibi davrandı ve nihayetinde kendi geleceğini ve doğayı geri dönüşsüz bir biçimde tahrip etti.

Serol Teber, insanın geçmişten bugüne hikâyesini doğayla kurduğu sakat ilişkiyi merkeze alarak ustaca inceliyor.

Kitaptan uzunca bir alıntı:

“Yirmi otuz yıl öncesine kadar doğanın insanlaşması çalışmanın, toplumsallaşmanın, aklın gelişmesinin bir mucizesi olarak değerlendiriliyor; en yetkin kişiler bile bu süreç içinde saptanabilen evrim aşamalarını anlamak ve anlatmakta büyük zorluk çekiyorlardı.

Bu konu artık büyük oranda aydınlandı.

Bulgular bir senfoni güzelliğiyle sergileniyor.

Darwin Kuramı’nın doğruluğu ve güzelliği, öneri olmanın ötesinde, ayrıntılarıyla ortaya konuldu.

Ve çalışmalar da devam ediyor.

Ancak son yıllarda pek çok şey değişti…

Akıllı insan Homo sapiens, gerek kendi soyundan gelenlere, gerek doğaya karşı anlaşılması çok kolay olmayan bir tutumla bir hasım, bir düşman gibi davranmaya ya da çok eskiden beri içinde taşıdığı bu eğilimi açıkça ortaya koymaya; kendi geleceğini ve doğayı geri dönüşsüz bir biçimde tahrip etmeye başladı.

Bu bağlam içinde Doğanın İnsanlaşması, akıllı insanın gelişimi -neredeyse- “kötü bir iş kazası gibi” üzüntüyle izleniyor.

Modern insan bu davranışında o denli ileri gidiyor ki mucizevi bir şekilde karşılanan bu süreç, doğanın yüz karası olmaya dönüşüyor.

‘Darwin Devrimi’ni ve buradan yola çıkılarak geliştirilen seleksiyon teorilerini tek başına okumanın yetersizliği ortada.

Bu süreçte olanları, Kafka’nın 6 Nisan 1917’de yazdığı ve dünyanın durumunu ‘insanlaşmak zorunda kalmış’ bir şempanzenin gözüyle anlattığı ‘Akademi İçin Bir Rapor’ adlı öyküsüyle birlikte okumanın sağlıklı bir düşünce oluşmasına katkıda bulunacağını ve yine Kafka’nın söylediği ‘Dünyayla arandaki ölümcül mücadelede dünyanın yanında ol’ aforizmasını da unutmamak gerekir.”

  • Künye: Serol Teber – Doğanın İnsanlaşması, Okuyanus Yayınları, inceleme, 388 sayfa, 2023