Philippe Descola – Ötekilerin Ekolojisi (2022)

Modern düşüncenin inşasında temel bir araç hâline gelen doğa ve kültür ayrımı, bilimlerin iki ayrı alana bölünmesine yol açmakla kalmayıp, dünyayı anlama şeklimizi ve diğer varlıklarla olan ilişkilerimizi de derinden etkiliyor.

Philippe Descola, çevrelerindeki varlıklarla ilişkilerini farklı şekillerde kuran diğer halklarda böylesi bir ayrımın bulunmadığının önemini vurgularken, bu halkların nasıl bizimkinden farklı gerçeklikler yarattıklarını anlamaya çalışan antropolojininse, dünyayı doğal ve kültürel olarak ikiye ayıran kendi kozmolojisinin dışına çıkmak konusunda yaşadığı zorlukları gösteriyor.

Doğanın mı kültürü belirlediği yoksa kültürün mü doğanın ne olduğunu belirlediği sorusundan artık kurtulmak gerekiyor.

“Doğaya yalnızca onu nesnelleştiren kültürel kodlama düzenekleri aracılığıyla erişebildiğimize şüphe yoktur: estetik formlar, bilimsel paradigmalar, teknik aracılıklar, sınıflandırma sistemleri, dinî inançlar…”

Yazar, antropolojiyi insanmerkezciliğinden vazgeçmeye davet ederken, varlıkların birbirlerine atfettikleri nitelikler dolayısıyla sürdürdükleri ilişkilerin incelendiği, doğa ve kültürün ötesinde radikal yeni bir dünya görüşünü savunuyor.

  • Künye: Philippe Descola – Ötekilerin Ekolojisi: Antropoloji ve Doğa Sorunu, çeviren: Arda Varan, İmge Kitabevi, antropoloji, 126 sayfa, 2022

Philippe Descola – Doğa ve Kültürün Ötesinde (2013)

  • DOĞA VE KÜLTÜRÜN ÖTESİNDE, Philippe Descola, çeviren: İsmail Yerguz, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, antropoloji, 376 sayfa

DOGA

Çalışmaları antropoloji alanında temel bir referans niteliğinde olan Philippe Descola eserinde, Batıdışı kimi toplulukları inceleyerek, Batı’nın doğa ve kültür arasında kurmuş olduğu ayrımları irdeliyor. Modernlerin, barbar ve yaban halkları tanımlarken, kendi etnik merkezciliklerini, sapmaları artık fark edilmez hale gelen rasyonel bilgi yönetiminin arkasına gizlediklerini belirten Descola, Amazon ormanlarında uzun yıllara yayılan araştırmalarının sonucunda, insanların çevre ile ilişki kurma biçimlerini, “çevre”den kastedilenin ne olduğunu ve Batı’ya egemen olan natüralist bakış açısının neleri dışladığını tartışıyor.