Stephen Kuusisto – Körler Gezegeni (2009)

Amerikalı yazar Stephen Kuusisto, ‘Körler Gezegeni’ isimli elimizdeki romanında, gözleri göremeyen bir gencin dünyasını resmediyor.

Romanın hem başkahramanı hem de anlatıcısı, göremediği halde görüyormuş gibi davranan yeniyetme bir gençtir.

Dünyayı keşfetme merakından ödün vermeyen bu gence yolculuğunda, Corky isimli, labrador cinsi köpeği eşlik edecektir.

Bu gencin, bir yandan içinde bulunduğu “normal” hayata adapte olma çabalarının, öte yandan kendine has bir görme biçimi geliştirme hayalinin tasvir edilişi, romanı dikkat çekici kılan unsurlar.

Kuusisto şiirsel bir üslupla, okurunu, körlerin hem trajik hem de olağanüstü dünyasına davet ediyor.

  • Künye: Stephen Kuusisto – Körler Gezegeni, çeviren: Murat Bengisu, Şenocak Yayınları, roman, 167 sayfa

Alain Robbe-Grillet – Röntgenci (2009)

‘Kıskançlık’ ve ‘Silgiler’, Yeni Roman akımının kurucusu Alain Robbe Grillet’nin Türkçede daha önce yayımlanmış romanları.

Robbe-Grillet, elimizdeki eseri ‘Röntgenci’de ise, karmaşık bir cinayeti hikâye ediyor.

Olaylar, gezgin bir saat satıcısı olan Mathias etrafında gelişir.

On üç yaşındaki bir kız çocuğunun cinayetini irdeleyen Mathias, aniden kendini de olayların içinde bulacaktır.

Bu durum, onun iç dünyasına inmesine de vesile olacak, kişiliğinin gizemli, örtük dünyasıyla yüzleşmesini sağlayacaktır.

Doğduğu adaya uzun bir aradan sonra dönen Mathias, hem bu dönüşün hem de cinayetin gözlerini açmasıyla, hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını fark edecektir.

  • Künye: Alain Robbe-Grillet – Röntgenci, çeviren: Suat Başar Çağlan, Şenocak Yayınları, roman, 171 sayfa

Giles Milton – Kayıp Cennet (2009)

Gazeteci Giles Milton’ın ‘Kayıp Cennet’i, İzmir’in kurtuluşu öncesi ve sonrasında gelişen olayları, bunları yaşayanların ağzından, belgelerden, anı ve günlüklerden yola çıkarak anlatıyor.

Bilindiği gibi, İzmir’de 1922’deki yangını kimlerin çıkardığı, yakın tarihin en tartışmalı konularından biri.

Yüzlerce yıl Levanten kültürüyle beslenen kentin, yangının ardından asla eskisi gibi olmadığını belirten Milton, olaya dair önemli iddiaları okura sunuyor.

Yazar, yangın öncesinde çeşitli din, dil, ırk ve etnik kimliklerden binlerce insanı barındıran İzmir’in, yangından sonra tümüyle değiştiğini, o “hoşgörü kenti”nin bir daha gelmemek üzere yok olduğunu söylüyor.

  • Künye: Giles Milton – Kayıp Cennet: Smyrna 1922, çeviren: Esra Aktuğlu, Şenocak Yayınları, tarih, 288 sayfa

Vicdan Efe – Tambur Ağıtları (2008)

Vicdan Efe’nin ‘Tambur Ağıtları’, kitabın ismi gibi hüzünlü on üç öyküyü bir araya getiriyor.

Duygusallıkları, gözlem gücüne dayanmaları ve sıradan insana odaklanmalarıyla öne çıkan öykülerin bir diğer özelliği de, oldukça yalın bir üslupla kaleme alınmış olmaları.

2004 yılında yayımlanan, yine öykülerden oluşan ‘Sen de Topla Düşlerini’, Efe’nin ilk kitabıydı.

Aradan geçen zamanda yazarın, öykü yaratımını daha da zenginleştirerek sürdürdüğünü söyleyebiliriz.

Değişik dergilerde eserleri yayımlanan Efe’nin bu son dosyasıyla, 2005 Orhan Kemal Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülü aldığını belirtelim.

  • Künye: Vicdan Efe – Tambur Ağıtları, Şenocak Yayınları, öykü, 101 sayfa

Zacharey Jane – Okyanusun Sonsuzluğunda (2008)

Zaharey Jane ‘Okyanusun Sonsuzluğunda’ romanında, isimsiz bir adanın kıyısına vurmuş yaşlı bir çiftin hikâyesini anlatıyor.

Bu hikâye de, adada yaşayan genç bir çevirmenin gözünden anlatılır.

Bu çiftin geçmişlerine, nereden geldiklerine ve ne yapacaklarına dair tüm belleklerinin silinmesi, romanın en ilginç temalarından.

Ada, çift için hayata yeniden başlamayı simgeler.

Öte yandan, hikâyeyi aktaran çevirmen de, kurguda ağırlıklı bir rol oynar.

Zira, savaşta tüm ailesini kaybetmiş bu genç kız, çifte yakınlık duyacak ve kaybettiklerini onlarla telafi edecektir.

  • Künye: Zacharey Jane – Okyanusun Sonsuzluğunda, çeviren: Belgin Çallıoğlu, Şenocak Yayınları, roman, 207 sayfa

Yavuz Özmakas – Metropolit Efendi (2008)

Yavuz Özmakas ‘Metropolit Efendi’de, Rum Metropoliti Hrisostomos’un İzmir günlerini anlatıyor.

Hrisostomos, dönemin Yunan milliyetçiliğinin simge isimlerindendi.

Yunan milliyetçiliğinin yükselişine destek vermiş, Osmanlı’dan kopuşu desteklemiş, Ortodoks düşünce ve milliyetçilik ideolojisini harmanlayarak topluma yaymaya çalışan bir din adamı olan Hrisostomos, Türklerin İzmir’i geri almalarından sonra yargılanmış, idamla cezalandırılmış; fakat cezası infaz edilmeden milliyetçi bir kalabalık tarafından linç edilmişti.

İşte Özmakas’ın bu çalışması, Hrisostomos’u anlatırken İzmir tarihine, bir dönemin ideolojik çatışmalarına ve kurumlar arası ilişkilere de odaklanıyor.

  • Künye: Yavuz Özmakas – Metropolit Efendi, Şenocak Yayınları, tarih, 145 sayfa