Mohammad Gharipour — Pers Bahçeleri ve Köşkleri (2026)

Mohammad Gharipour’un bu eseri, Pers bahçe geleneğini yalnızca estetik bir peyzaj anlayışı olarak değil, İran uygarlığının düşünsel, siyasal ve kültürel dünyasını yansıtan çok katmanlı bir mekân biçimi olarak ele alıyor. ‘Pers Bahçeleri ve Köşkleri’ (‘Persian Gardens and Pavilions’), İslam öncesi İran’dan başlayarak İslam dünyasında gelişen bahçe kültürünün tarihsel sürekliliğini incelerken, suyun, mimarinin, doğanın ve iktidarın nasıl iç içe geçtiğini gösteriyor. Gharipour’a göre Pers bahçesi yalnızca dinlenme ya da süsleme amacıyla tasarlanmış bir alan değil; cennet tasavvurunun, kozmolojik düzen fikrinin ve siyasal otoritenin mekânsal bir ifadesi oluyor.

Eserde bahçelerin mimari düzeni ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Özellikle dört parçaya ayrılmış “çahar bağ” planı, Pers bahçeciliğinin temel ilkelerinden biri olarak açıklanıyor. Su kanalları, havuzlar, ağaç dizilimleri ve gölgelik alanlar yalnızca işlevsel unsurlar değil; düzen, uyum ve bereket fikrinin sembolleri olarak değerlendiriliyor. İran’ın kurak ikliminde suyun taşıdığı yaşamsal önem, bahçeleri aynı zamanda güç ve mühendislik göstergesine dönüştürüyor. Bahçe ile köşk arasındaki ilişki de kitabın önemli meselelerinden biri. Köşkler, doğayı seyretme, iktidarı temsil etme ve toplumsal hayatı düzenleme işlevleriyle bahçe deneyiminin merkezinde yer alıyor.

Gharipour, Pers bahçelerini yalnızca mimarlık tarihi açısından incelemekle kalmıyor; şiir, minyatür sanatı ve edebiyat üzerinden bu mekânların kültürel hayattaki anlamlarını da araştırıyor. Özellikle klasik İran şiirinde bahçe, aşkın, huzurun, geçiciliğin ve ilahi düzenin simgesi olarak karşımıza çıkıyor. Gül, servi, bülbül ve su imgeleriyle kurulan estetik dünya, gerçek bahçe tasarımlarıyla iç içe okunuyor. Böylece kitap, fiziksel mekân ile hayal gücü arasındaki ilişkiyi görünür kılıyor. Minyatürlerde tasvir edilen bahçeler ve saray yaşamı da Pers estetik anlayışının nasıl görselleştirildiğini ortaya koyuyor.

Kitapta Timur, Safevî ve Babür dönemleri geniş biçimde ele alınıyor. Özellikle Safevîler döneminde İsfahan’daki bahçe ve köşk mimarisinin ulaştığı gelişmiş düzey, Pers bahçe kültürünün zirvelerinden biri olarak değerlendiriliyor. Pers geleneğinin Hindistan’daki Babür bahçelerine etkisi de ayrıntılı biçimde inceleniyor. Böylece eser, Pers bahçesinin yalnızca İran’a özgü kapalı bir miras olmadığını; İslam dünyasının farklı bölgelerine yayılan etkili bir estetik ve mekânsal model oluşturduğunu gösteriyor.

Sonuçta ‘Pers Bahçeleri ve Köşkleri’, bahçeyi doğayla insan arasındaki ilişkinin kültürel bir biçimi olarak okuyan kapsamlı bir çalışma sunuyor. Gharipour, mekânın yalnızca fiziksel değil, düşünsel ve simgesel bir yapı olduğunu vurgulayarak Pers bahçelerini tarih, sanat, şiir ve siyaset arasında kurulan karmaşık ilişkilerin kesişim noktası hâline getiriyor. Kitap, mimarlık ve sanat tarihiyle ilgilenenler kadar, mekânın insan hafızası ve kültürüyle kurduğu bağı anlamak isteyen okurlar için de zengin bir kaynak niteliği taşıyor.

Mohammad Gharipour — Pers Bahçeleri ve Köşkleri
Çeviren: Sevda Akyüz • Albaraka Yayınları
Mimari • 232 sayfa • 2026

Kara Alaimo – Çevrimiçi Tuzaklar (2025)

Kara Alaimo’nun bu kitabı, sosyal medyanın bireyler, toplumlar ve siyaset üzerindeki etkilerini kapsamlı biçimde ele alıyor. Alaimo, bir iletişim uzmanı ve akademisyen olarak, dijital dünyanın yalnızca günlük alışkanlıklarımızı değil, aynı zamanda düşünme biçimlerimizi, ilişkilerimizi ve toplumsal düzeni nasıl yeniden şekillendirdiğini inceliyor.

Kitapta özellikle algoritmaların nasıl kutuplaşmayı artırdığı, yanlış bilgilerin nasıl hızla yayıldığı ve nefret söyleminin çevrimiçi ortamda nasıl normalleştiği anlatılıyor. Alaimo, sosyal medyanın gençler üzerindeki etkilerine de özel bir bölüm ayırıyor; beden algısı, özgüven sorunları, kaygı ve depresyon gibi meselelerin bu platformlar aracılığıyla nasıl derinleştiğini örneklerle açıklıyor.

‘Çevrimiçi Tuzaklar’ (‘Over The Influence’), yalnızca tehditleri ortaya koyan bir çalışma değil; aynı zamanda çözüm önerileri de sunuyor. Daha güvenli bir dijital gelecek için hem devletlerin hem de teknoloji şirketlerinin üstlenmesi gereken sorumlulukları tartışıyor. Bunun yanında, kullanıcıların bireysel düzeyde atabileceği adımlar da ele alınıyor; örneğin çevrimiçi içeriklere eleştirel bakabilme, dijital detoks uygulamaları ve bilinçli sosyal medya kullanımı.

Sonuçta Alaimo, kitabında sosyal medyanın modern dünyada kaçınılmaz etkilerini gözler önüne sererken, okuru yalnızca bir eleştiriye değil, sorumluluk almaya ve dijital geleceği dönüştürmeye de çağırıyor. Bu eser, sosyal medya çağının karmaşık doğasını anlamak isteyen herkes için hem uyarıcı hem de yol gösterici bir kaynak niteliği taşıyor.

  • Künye: Kara Alaimo – Çevrimiçi Tuzaklar, çeviren: Sevda Akyüz, Doğan Kitap, inceleme, 288 sayfa, 2025