John R. Searle – Zihin (2021)

Zihin felsefesindeki tartışmalar üzerine iyi bir çalışma arayanlar bu kitabı muhakkak edinmeli.

John Searle’ün bu alana yaptığı en özgün katkılardan biri ise, bu tartışmaların Descartes ve Hume gibi isimlere uzanan kökenlerini aydınlatması.

Analitik felsefenin en önemli isimlerinden olan Searle’ün, zihin felsefesindeki tartışmaları sistematik biçimde ele aldığı bu çalışması, 20. yüzyıldan günümüze uzanan dönemde zihin hakkındaki kavrayışımız üzerinde etkili olmuş tüm önemli pozisyonları, argümanları ve düşünce deneylerini aktarıyor.

Daha da önemlisi çalışma, bu fikirlerin kökenlerinin Descartes ve Hume gibi Batı Felsefesindeki başat figürlere nasıl dayandığını da gösteriyor.

Searle’ün amacı, okura zihin felsefesi hakkında kendi başına düşünebilmesini olanaklı kılacak düşünsel araçları sağlamak.

Dolayısıyla kitap, günümüzde merkezî öneme sahip olduğu kabul edilen zihin kavramı ve etrafındaki entelektüel iklim hakkında bilgi edinmek isteyen her okur için çok önemli bir kaynak niteliğinde.

  • Künye: John R. Searle – Zihin, çeviren: Deniz Saraç, Albaraka Yayınları, felsefe, 292 sayfa, 2021

Hans-Johann Glock – Analitik Felsefe Nedir? (2021)

Analitik felsefenin artı ve eksileri üzerine zengin bir sorgulama.

Hans-Johann Glock, analitik felsefenin neye karşılık geldiğini ve kıta felsefesinden ayrışmasının kültürel ve düşünsel sonuçlarını aydınlatıyor.

Yaklaşık yüz yaşında olan analitik felsefe, şu anda Batı felsefesindeki baskın güçtür.

Tarihsel tekâmülüne olan ilgi artmasına rağmen, şimdiye dek analitik felsefenin hâlihazırda neye karşılık geldiğini ve “kıta” felsefesi denen şeyden hangi açılardan ayrıştığını açıklığa kavuşturma adına soluksuz bir teşebbüs vaki değil.

Bu zengin ve kapsamlı çalışmasında Glock, analitik felsefenin [karşılıklı] etki bağları ve çeşitli “aile benzerlikleri” vasıtasıyla bir arada tutturulan serbest bir hareket olduğunu savunuyor.

Analitik felsefenin çeşitli tanımlarının artı ve eksilerini göz önünde bulunduran Glock, bu tanımların neden olduğu yöntembilimsel, tarihsel ve felsefi meseleleri ele alıyor.

Son olarak Glock, analitik felsefe ile kıta felsefesinin artık dillere düşen ayrılığının düşünsel ve kültürel neticelerini etraflıca araştırıyor.

Çalışma, analitik felsefe ile onun nasıl yapıldığını anlamak isteyenler için değerli bir kılavuz mahiyetinde.

  • Künye: Hans-Johann Glock – Analitik Felsefe Nedir?, çeviren: Osman Baran Kaplan, Albaraka Yayınları, felsefe, 428 sayfa, 2021

Friedrich Meinecke – Devlet Aklı (2021)

Devlet yönetiminin merkezinde güç mü olmalı ahlak mı?

Friedrich Meinecke bu çalışmasında, Machiavelli’nin fikirlerini merkeze alarak modern çağda devlet aklı düşüncesinin nasıl geliştiğini gözler önüne seriyor.

Meinecke, yönetimin merkezine kendisine göre kaçınılmaz olarak gördüğü güç unsurunu koyarak devlet aklı kavramının modern çağ öncesi düşünce tarihindeki izlerine de temas ederek konuyu ele alıyor.

Yazar, bu bağlamda Machiavelli’yi milat olarak belirler.

Zira yazara göre, Machiavelli’yle beraber, olan ve olması gereken arasındaki ayrımda ilkinin lehine bir tavır alınmaktadır.

Böylelikle Machiavelli, kendinden sonraki tüm siyaset düşüncesini de uğraştıran bir tartışmayı fitillemiştir.

Temeli kamu yararı ve çıkar olan “devlet aklı” ahlaki gereklerle teraziye konmuş, olan’ı tespit etme cesaretini gösteren Machiavelli de sırf bu tavrından ötürü eleştiri oklarını üstüne çekmiştir.

Makyavelizmin Fransa, İtalya ve Almanya’da alımlanışındaki eleştirilerden Büyük Friedrich’e etkisine; Hobbes, Hegel ve Fichte gibi filozoflardan Ranke ve Treitschke gibi tarihbiliminde çığır açmış bilginlere kadar uzanan bir çizgide, düşünce tarihi yaklaşımının mimarlarından Meinecke devlet aklı kavramının tarihini adım adım izliyor.

  • Künye: Friedrich Meinecke – Devlet Aklı: Modern Çağda Devlet Aklı Düşüncesi, çeviren: M. Sami Türk, Albaraka Yayınları, siyaset, 452 sayfa, 2021

David T. Courtwright – Bağımlılık Çağı (2021)

‘Bağımlılık Çağı’, bağımlılıklarımızın arkeolojisi olarak okunabilir.

David Courtwright, hem bağımlılıkların sebepleri ve sonuçlarını inceliyor hem de gençlerde artan bu durumun nelere mal olduğunu örnekleriyle ortaya koyuyor.

İnsan kendini kaybedeli uzun zaman oldu.

Bir bilgisayar oyununa, uyuşturucuya, alkole bağımlı hâle gelmek, sıradan bir olgu haline geldi.

Öte yandan bağımlılık, biyolojik olduğu kadar sosyal bir süreç de.

Her ne kadar bağımlılık süreci insanın kendi beyninde ortaya çıkıyor olsa da stres ve çevredekilerin davranışları gibi faktörler de kişileri bağımlılığa itmekte önemli rol oynuyor.

Özellikle gelişmekte olan beyinlerde, yani çocuklar ve ergenler ne kadar erken yaşta bağımlılık yapan bir maddeyi veya uğraşı deneyimlerse, bu madde veya uğraşıdan uzak dursalar bile bir zamanlar kendilerini çok iyi hissetmelerine neden olan bu güçlü duygusal anıyı unutmama ihtimalleri o kadar artıyor.

İşte bu çalışma da, alkol, uyuşturucu ve uyuşturucu benzeri maddelere sık sık başvurmanın, nöronlarda gen ekspresyonu değişikliğinin de içinde olduğu değişikliklere nasıl neden olduğunu gözler önüne seriyor.

  • Künye: David T. Courtwright – Bağımlılık Çağı: Kötü Alışkanlıklar Nasıl Büyük Bir Sektöre Dönüştü?, çeviren: Faik Cem Arı, Albaraka Yayınları, psikoloji, 408 sayfa, 2021

Donald Robertson – Bilişsel-Davranışçı Terapi Felsefesi (2021)

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Sokratik felsefeye, özellikle de Stoacılığa nasıl entegre edilebilir?

Donald Robertson, bu enfes eserinde, Antik filozoflardan psikolojik terapiye dair neler öğrenebileceğimizi açıklıyor.

Antik Yunan felsefesi ile modern bilişsel-davranışçı psikoterapi arasındaki ilişkiyi irdeleyen Robertson, okurunu, psikoterapi ve felsefenin her zaman ayrı disiplinler olmadığı gerçeği üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

BDT’nin kurucuları Stoacılığın, kendi yaklaşımlarının “felsefi kökenlerini” oluşturduğunu söylemişlerdi.

Ayrıca hem teori hem de pratik açıdan Stoacılık ile BDT arasında pek çok paralellik bulmak mümkün.

Bugün de hipnotizma ve erken yirminci yüzyıl rasyonel psikoterapisi ile başlayarak ve ilk dönem davranış terapisi, rasyonel-duygucu davranış terapisi (RDDT) ve bilişsel-davranışçı terapi (BDT) ile devam ederek Stoa felsefesi ve modern psikoterapi arasındaki bağlar tanımlanıyor ve açıklanıyor.

Bu kitap, Stoa felsefesinin modern psikoterapi üzerindeki etkisinin ilk ayrıntılı açıklamasını sunmasıyla önemli.

  • Künye: Donald Robertson – Bilişsel-Davranışçı Terapi Felsefesi: Rasyonel ve Bilişsel Psikoterapi Olarak Stoa Felsefesi, çeviren: Feyza Elif Önder, Albaraka Kültür Yayınları, felsefe, 384 sayfa, 2021

Jon Miller – Spinoza ve Stoacılar (2021)

Spinoza, Stoacı olarak tanımlanabilir mi?

Jon Miller’ın bu kitabı, Spinoza düşüncesi ile Stoacılık arasındaki ilişkiyi irdeleyen ilk sistematik çalışma olmasıyla çok değerli.

Spinozacılığın ana unsurlarından metafiziğin, epistemolojinin, felsefi psikolojinin ve etiğin Stoacılıktaki muadilleriyle ilişkisini gözler önüne seren Miller’ın, bunu yaparken birincil metinler üzerine yaptığı titiz inceleme dikkat çekiyor.

Aynı zamanda literatürdeki tüm ikincil kaynaklara başvuran Miller, Spinoza’nın Stoacı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine doyurucu yanıtlar verdiği gibi, her iki sistemin özgünlüklerini de ortaya koyuyor.

  • Künye: Jon Miller – Spinoza ve Stoacılar, çeviren: Berk Utkan Atbakan, Albaraka Yayınları, felsefe, 360 sayfa, 2021

Zenon ve Kleanthes – Stoa Felsefesinin Kuruluş Fragmanları (2021)

Stoacılık düşünce dünyamızda tam 2 bin 300 yıldır var.

Cengiz Çevik’in Yunanca ve Latince asıllarından derleyerek çevirdiği bu kitap da, Stoacılığın kurucu pirleri Zenon ve Kleanthes’in yaşamlarını ve fikirlerini aydınlatıyor.

Stoa felsefesinin kuruluş dönemindeki filozofların eserleri ne yazık ki günümüze ulaşamadı.

Onların hayatları ve düşüncelerine, ancak sonraki yüzyıllarda yaşamış yazarların söyledikleri kadarıyla ulaşabiliyoruz.

İşte bu kitap da, söz konusu yazarların Stoa felsefesinin kurucusu Zenon ile O’nun öğrencisi Kleanthes’le ilgili aktardıklarının derlenmesi ile ortaya çıkmış.

Kitap, Stoa felsefesinin kuruluş dönemini bizzat antik kaynaklardan öğrenmek isteyen okurlar için kaçırılmayacak fırsat.

  • Künye: Zenon ve Kleanthes – Stoa Felsefesinin Kuruluş Fragmanları, yayına hazırlayan ve çeviren: C. Cengiz Çevik, Albaraka Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2021

Henri F. Ellenberger – Bilinçdışının Keşfi (2021)

Dinamik psikiyatrinin tarihi ve dönüşümüyle ilgili temel bir başvuru kaynağı.

Henri Ellenberger’in tam 864 sayfalık bu çalışması, alanın öncüleri ve onların katkılarını ortaya koyduğu gibi, bazı hastaların bu dönüşümdeki rollerini de aydınlatıyor.

Dinamik psikiyatrinin gelişiminin ardındaki sosyoekonomik, siyasal ve kültürel dinamikleri açıklamasıyla da ayrıca büyük bir boşluğu dolduran kitap, dinamik psikiyatrinin doğuşundan 1775-1900 zaman aralığında dinamik psikiyatrinin ilk dönemine, oradan Pierre Janet, Sigmund Freud, Alfred Adler ve Carl Gustav Jung ile ve belli başlı okulların alana yaptığı katkılara, konuyu ayrıntılı bir biçimde serimliyor.

  • Künye: Henri F. Ellenberger – Bilinçdışının Keşfi: Dinamik Psikiyatrinin Tarihi ve Evrimi, çeviren: Ebru Kılıç, Albaraka Yayınları, psikiyatri, 864 sayfa, 2021