İnsanları bir arada tutan şey nedir?
Sevgi toplumla ilişkimizi, daha da önemlisi kişiliğimizi nasıl etkiler?
Søren Kierkegaard, bundan tam 173 yıl önce yazdığı bu kitabında Tanrısal, toplumsal ve bireysel sevgi üzerine derinlemesine düşünüyor.
Kierkegaard’a göre, sevgi Tanrı tarafından insanoğluna bahşedilmiştir ve bu nedenle Tanrıyı ve komşuyu sevme buyruğu da bizim asıl ödevimiz ve sorumluluğumuzdur.
Kierkegaard’a göre burada odak noktası, komşunun kim olduğu, bir insanın komşusuna ve dolayısıyla, hareket tarzı itibarıyla sevgi sahibi denebilecek kişiye karşı nasıl doğru davranacağıdır.
Düşünür bu bağlamda karşılıklı sevgi ve buna ayak direyebilecek alışkanlık, itimatsızlık, bencillik, kıskançlık, gıpta, haset, kibir, kusur buluculuk ve eleştirellik gibi olguları irdeliyor.
Kitaptan birkaç alıntı:
“Eğer ki birisi: ‘Tanrıyı seviyorum’ deyip de kardeşinden nefret ediyor ise, o kişi yalancıdır; zira gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrıyı nasıl sevebilir?”
“İhtiras kızıştırır, dünyevi dirayet ferahlatır, fakat ne bu hararet ne bu ferahlık, ne de bu hararetle ferahlığın karışımı ebediyetin nezih nefesidir.”
“Ölümde gerçeklik sahnesinin perdesi kapandığı vakit, herkes birdir, hepsi insandır, ve öz itibarıyla olduğu şeydir, senin farklılıklar yüzünden göremediğin şeydir: İnsan”
“Tanrıya karşı korku ve titreme içinde kendinden korkmuş olan kişi hiçbir zaman bir riyakâra aldanmamıştır.”
“Beyinsizin kibri hayatının ne biçare olduğunu ondan gizler.”
- Künye: Søren Kierkegaard – Sevginin İşleri, çeviren: Nur Beier, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 416 sayfa, 2020

