Kolektif – Sosyoloji Sözlüğü (2020)

600’den fazla madde içeren sağlam bir sosyoloji sözlüğü.

Avrupa’nın yanı sıra Amerika gelenekleri ve yaklaşımlarını barındırmasıyla da dikkat çeken çalışma, sosyoloji alanından maddeler, ekoller, kuramlar, kuramcılar ve alandaki belli başlı tartışmaları barındırıyor.

Dünyanın farklı coğrafyalarından, alanında uzman akademisyenlerin katkıda bulunduğu çalışma, sosyolojinin klasik konuları kadar kültürel değişim, genetik, küreselleşme, haberleşme teknolojileri, yeni savaşlar ve terörizm gibi, alanın ilgilendiği görece yeni konuları da açıklıyor.

Öğrenciler ve akademisyenlerin yanı sıra, sosyolojiye ilgi duyan her okurun muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

  • Künye: Kolektif – Sosyoloji Sözlüğü, editör: Bryan S. Turner, çeviren: Y. Gurur Sev, Pinhan Yayıncılık, sosyoloji, 1016 sayfa, 2020

Donatella Di Cesare – Egemen Virüs (2020)

Koronavirüs, kapitalizmin acımasızlığını çarpıcı bir biçimde ortaya koydu.

Donatella Di Cesare’nin bu özgün çalışması, hem koronavirüsün nasıl bir dönüm noktası olduğunu gözler önüne seriyor hem de virüsün yakın ve uzak gelecekte ne gibi etkiler yaratacağını tartışıyor.

Di Cesare, koronavirüsün ekolojik sorunlar, uzmanların yönetimi, korkunun egemenliği, komplo teorileri, mecburi mesafeler ve dijital kontrol gibi farklı yansımalarını çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Onu görmezden gelen ya da ondan yararlandığı iddia edilen egemenlikle alay eder. Ve her yerde teknik bir idareye indirgenmiş siyasi yönetişimin sınırlarını ortaya çıkaran, yönetilemez bir felaketin adı haline gelir. Çünkü kapitalizm -biliyoruz ki- doğal bir felaket değildir.”

“Bu sadece bir kriz değil, aynı zamanda ağır çekim bir felaket.”

“Mitin etkinliği doğrulukta değil, karşılık verdiği ihtiyaçlarda, uyandırdığı duygularda ve tutuşturduğu önerilerde yatar.”

“Viropolitikanın veya daha iyi bir ifadeyle koronapolitikanın sahne arkasında “fobokratik egemen” ürkütücü bir şekilde belirir. Tekrarlanan savaş çağrıları, ulusa seslenişler bunun açık bir işaretidir.”

“Kriz öngörülemeyen bir olayla tetiklenecek […]. İnsanlar, şu an yalnızca birkaç kişinin görebildiğini tüm çıplaklığıyla aniden görecekler: “daha iyi” yaşamı hedefleyen tüm ekonomik düzenin “iyi” yaşam karşısında baş düşman haline geldiğini.”

  • Künye: Donatella Di Cesare – Egemen Virüs: Kapitalizm Nefessiz Bırakır, çeviren: Balkır Uysal, Pinhan Yayıncılık, siyaset, 104 sayfa, 2020

Carl Gustav Jung – Psikiyatri Araştırmaları (2020)

Jung’un kariyerinin ilk döneminde, yani 1902-1905 arasında kaleme aldığı makaleler, bu kitapta.

Jung’un toplu eserlerinin birincisi olan bu cilt, betimleyici psikiyatri alanındaki çalışmaları kapsamasıyla önemli.

Kitap, Jung’un yayımlanan ilk çalışması olan doktora teziyle, “Okült Denen Fenomenlerin Psikolojisi ve Patolojisi Üstüne” ile açılıyor.

Ki bu makale, Jung’un sonraki çalışmalarına çerçeve oluşturan bir incelemedir.

Diğer makaleler ise, genel olarak histeri üzerine kaleme alınmış, bir kısmı da kriptomnezi, manik bozukluk ve delilik taklidi gibi histeriyle bağlantılı olan rahatsızlıklarla ilgilidir.

Bu makaleler, Paris’te Salpêtrière Hastanesinde ona rehberlik eden Pierre Janet’nin ve Zürih’te Burghölzli Hastanesinde ona müdürlük yapan Eugen Bleuler’in etkilerini görmek açısından da ayrıca önemlidir.

  • Künye: Carl Gustav Jung – Psikiyatri Araştırmaları, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, Pinhan Yayıncılık, psikiyatri, 240 sayfa, 2020

Pierre Janet – Histerinin Ana Semptomları (2020)

Aynı zamanda “bilinçaltı” kavramının da yaratıcısı olan Pierre Janet, filozof, psikolog ve doktor kimliklerine sahipti.

Yirminci yüzyıl başlarında Fransa’da psikoloji alanındaki en önemli şahsiyetlerden biri olan Janet’nin bu kitabı da, histeriye dair temel psikolojik araştırmalar hakkında bir başvuru kaynağı.

Janet, Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin yeni binalarının açılışı vesilesiyle, patolojik psikoloji dersleri vermek üzere Amerika’ya davet edilmişti.

Elimizdeki kitap da, bu derslerin ürünü.

Janet, histeri hastaları üzerine çalışmanın hem felsefi hem tıbbi hem de pratik bakımlardan çok önemli olduğunu belirtiyor.

Zira kendisine göre bu hastalık, tüm dinlerin ve batıl inançların tarihinde kayda değer bir yer tutar ve hâlâ en cezbedici ruhsal sorunlarda büyük bir rol oynamaktadır.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bilimde her şeyin kusursuz bir kesinlikte olduğunu düşünürsünüz ve hocalarınızda kararsızlık görmek sizi hayrete düşürür. Gerçekte ise kesinlik yalnızca bizim sistematik tanımlamalarımızda vardır, doğal olaylarda yoktur.”

“İnsan çıraktır; keder onun üstadı.”

“Bir histeri vakasını tanımamak ya da tedavi etmemek belki de o kadar mühim değildir; ancak daima çok mühim olan şey histerik vakayı başka bir şeyle karıştırmak ve olmadığı bir şey için tedavi etmektir. Bu şekilde yapılan tıbbi hataları ve sıklıkla işlenen tıbbi suçları hayal bile edemezsiniz. … Kesilen kolları, kasılmalar yüzünden yarılan boyun kaslarını, yalnızca kramplar yüzünden kırılan kemikleri, hayalet tümörler yüzünden kesip açılan karınları ve özellikle sahte yumurtalık tümörleri yüzünden kısır bırakılan kadınları saymakla bitiremezsiniz.”

  • Künye: Pierre Janet – Histerinin Ana Semptomları, çeviren: Burcu Tümkaya, Pinhan Kitap, psikoloji, 240 sayfa, 2020

Emily Wilson – Sokrates’in Ölümü (2020)

Sokrates’in öldürülüşü, felsefe tarihinin en ilgi çeken olaylarının başında gelir.

Emily Wilson’ın bu ilgi çekici çalışması ise, Sokrates’in ölümüne ilişkin görüşleri derinlemesine bir bakışla izliyor.

Kitap yalnızca ele aldığı konunun her daim gündemde oluşuyla değil, Batı entelektüel ve sanatsal geleneklerinde Sokrates’in rolünü ortaya koymasıyla da büyük öneme haiz.

Wilson, hem tarihsel açıdan birbirinden oldukça farklı Sokrates figürlerini gösteriyor hem de Sokrates’in kültürel tarihteki varlığını çok yönlü bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitap, Sokrates’in yaşamındaki önemli olaylara ve onun gizemli kişiliğine daha yakından bakmak için birebir.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Atinalı jüri Sokrates’i yok etti; fakat Sokrates içinde doğduğu Atina kültürünü daha etraflıca yok etmişti, çünkü herkesin ne yapacağına kendi başına karar vermesi gerektiği mefhumunu tanıtmıştı.”

“Stoacı filozof Seneca kendi zorunlu intiharında Sokrates’inkini örnek aldı. Bileklerini banyoda kesmeden önce baldıran içti. Rubens’in bu görkemli tablosu, bir zamanlar Seneca’ya ait olduğu düşünülen eski bir balıkçı heykeline dayanıyordu.”

“Ailesinin ve dostlarının dehşetli bakışları altında Uticalı Cato, cumhuriyet ordusunun Julius Caesar’a yenilmesinin ardından kendi bağırsaklarını söküp çıkararak kendisini öldürdü. Cesur intiharına Platon’un Phaidon’unda tasvir edilen Sokrates’in ölümünden ilham aldı.”

  • Künye: Emily Wilson – Sokrates’in Ölümü: Kahraman, Hain, Geveze, Aziz, çeviren: Özgüç Orhan, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 216 sayfa, 2020

Søren Kierkegaard – Sevginin İşleri (2020)

İnsanları bir arada tutan şey nedir?

Sevgi toplumla ilişkimizi, daha da önemlisi kişiliğimizi nasıl etkiler?

Søren Kierkegaard, bundan tam 173 yıl önce yazdığı bu kitabında Tanrısal, toplumsal ve bireysel sevgi üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kierkegaard’a göre, sevgi Tanrı tarafından insanoğluna bahşedilmiştir ve bu nedenle Tanrıyı ve komşuyu sevme buyruğu da bizim asıl ödevimiz ve sorumluluğumuzdur.

Kierkegaard’a göre burada odak noktası, komşunun kim olduğu, bir insanın komşusuna ve dolayısıyla, hareket tarzı itibarıyla sevgi sahibi denebilecek kişiye karşı nasıl doğru davranacağıdır.

Düşünür bu bağlamda karşılıklı sevgi ve buna ayak direyebilecek alışkanlık, itimatsızlık, bencillik, kıskançlık, gıpta, haset, kibir, kusur buluculuk ve eleştirellik gibi olguları irdeliyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Eğer ki birisi: ‘Tanrıyı seviyorum’ deyip de kardeşinden nefret ediyor ise, o kişi yalancıdır; zira gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrıyı nasıl sevebilir?”

“İhtiras kızıştırır, dünyevi dirayet ferahlatır, fakat ne bu hararet ne bu ferahlık, ne de bu hararetle ferahlığın karışımı ebediyetin nezih nefesidir.”

“Ölümde gerçeklik sahnesinin perdesi kapandığı vakit, herkes birdir, hepsi insandır, ve öz itibarıyla olduğu şeydir, senin farklılıklar yüzünden göremediğin şeydir: İnsan”

“Tanrıya karşı korku ve titreme içinde kendinden korkmuş olan kişi hiçbir zaman bir riyakâra aldanmamıştır.”

“Beyinsizin kibri hayatının ne biçare olduğunu ondan gizler.”

  • Künye: Søren Kierkegaard – Sevginin İşleri, çeviren: Nur Beier, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 416 sayfa, 2020

Henri Bergson – Ruh Teorileri (2020)

Felsefe tarihine çok özgün katkılarda bulunmuş Henri Bergson’un bu eseri, insan ruhuna ilişkin teorilerin felsefede kendine nasıl yer bulduğunu çok yönlü bir şekilde irdelediği derslerinden oluşuyor.

Bergson, kitabının ilk bölümünde, Aristoteles’e gelmeden önceki süreçteki ruh teorilerine odaklanıyor.

Burada, Homeros, İyonyalılar, Anaksagoras ve Platon’un ruha dair fikirleri kapsamlı bir şekilde ele alınıyor.

Yazar, kitabının devamında ise, Aristoteles, Plotinos, Descartes, Malebranche, Spinoza ve Leibniz gibi filozofların bu konudaki yaklaşımlarını irdeleyerek bir anlamda insan ruhu ve kişiliği konusundaki tarihsel algımızın kökenlerini aydınlatıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Ölüler gölgelerdir; bir ruhun hayaletleridirler. Aynı anda hem düşüncenin yoğunluğunu hem de işin maddi yönünü beraber yakalarsak, ölüler yaşamın ilkesinin kaynağına değin inmeye mecburdurlar ve bu ilke kandır.”

“Benim nazarımda filozof, yaşı kaç olursa olsun yeniden öğrenci olmaya daima hazırdır.”

“Ah bir kaçabilseydim! Kimsenin beni tanımadığı benim de kimseyi tanımadığım bir köşede saklanabilseydim! Kendime bile tanımadığım bir köşede.”

  • Künye: Henri Bergson – Ruh Teorileri / İnsan Ruhu ve Kişiliği, çeviren: Esat Burak Altıntas, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 104 sayfa, 2020

Kolektif – Felsefe ve Tarih (2020)

Antik Yunan’da ortaya çıkmış iki disiplin olan felsefe ve tarih arasında, o zamanlardan bu yana süren sıkı bir ilişki var.

Bu iki disiplin arasına sınırların konduğu, konmaya çalışıldığı dönemler olsa da, aralarındaki karmaşık ilişki halen devam ediyor.

Peki, bu ilişki, düşünce tarihinde nasıl bir gelişim izledi?

İşte bu güzel derleme, bu ilişkiyi çok yönlü bir bakışla izlemesiyle önemli.

Kitaba katılan yazarlar, felsefenin tarihe bakışını çok yönlü bir şekilde irdeliyor.

Burada, filozofların tarihe nasıl baktığı, bu bakışın zamanla nasıl dönüştüğü, ünlü filozofların mektuplarında felsefe ve tarih sorunsalının nasıl işlendiği, tarihin tarihine yöneltilen eleştiriler, “historia” kavramının değişen anlamları ve tarihsel bilincin felsefe yapmaktaki yeri gibi pek çok konu tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Eylem Canaslan, Funda Günsoy, M. Ertan Kardeş, Gökhan Murteza, E. Burak Şaman

  • Künye: Kolektif – Felsefe ve Tarih, editör: Gökhan Murteza, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 160 sayfa, 2020

Erwin Rohde – Psykhe: Yunanlarda Ruhlar Kültü ve Ölümsüzlük İnancı (2020)

Nietzsche’nin de dostu olan Erwin Rohde, tam bir Antik Yunan dünyası bilginidir.

‘Psykhe’ ise, kendisinin ruhlar kültünü Yunan dünyası üzerinden irdelediği, tam 600 sayfayı bulan bir başyapıttır.

Rohde’nin hem antropolojik hem de folklorik çalışmalardan yararlanan bu eseri, öylesine çığır açıcıdır ki ruha dair erken Yunan düşüncesi üzerine çağdaş araştırmaların başlamasına vesile oldu.

Homeros ve Hesiodos’un şiirlerinden mitolojik kahramanlara, dini adetlerden Eleusis Gizemlerine, filozoflardan halk edebiyatına uzanan ‘Psykhe’, konunun dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Kitaptan öğrendiğimiz kadarıyla, Yunanlar ölülerle bağını hiç kesmedi.

Örneğin bir Solon yasası, ölü birinin kötülenmesini yasaklamıştı.

Ölü bir kişinin soyundan gelenler atalarını karalayan birine yasal takibat yapmak durumundaydı.

Bu da ölülerin ruhuna borçlu oldukları dini görevler arasındaydı.

Kitapta bu ve bunun gibi pek çok konu yer alıyor ve daha da önemlisi, Antik Yunan dünyasındaki ruh kültünün kendilerinden sonraki toplumları nasıl etkilediği hakkında önemli ayrıntılar da yer alıyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Ölmek, görünen her şeye, duyularla algılanabilir maddi olana içsel olarak ölmek, felsefenin amacı ve meyvesidir.

‘Ölüme hazır olmak’ kâmil filozofun mührüdür.

Böyle biri için felsefe, onu bedenden ve onun arzularından, telaşından, şiddetli heyecanlarından ilelebet kurtaran ve onu tamamıyla ebediyete ve onun sessizliğine geri veren kurtarıcıdır.”

“Ölüm başka bir varoluş biçimine geçiş mi, yoksa kişisel yaşamın tamamen sona ermesi midir?

Bilge için her ikisi de eşit derecede makbuldür, zira yaşamın değerini uzunluğuna göre değil, içeriğinin zenginlikleriyle ölçer.”

“Yunanlar, aklileştirilmiş bir Tanrı inancını yaratma onurunu Yahudilerle paylaşmaktadırlar; buna karşılık, uygarlaşmış insanın ruhun doğası ve kaderini algılama şeklini binlerce yıl boyunca belirleme onuru tek başına onlara aittir.”

  • Künye: Erwin Rohde – Psykhe: Yunanlarda Ruhlar Kültü ve Ölümsüzlük İnancı, çeviren: Özgüç Orhan, Pinhan Yayıncılık, tarih, 600 sayfa, 2020

Gökhan Murteza – Ahlak, İktisat ve Bilim (2019)

Klasik iktisadın kurucusu sayılan Adam Smith, aynı zamanda güçlü bir sistemi olan bir filozoftu da.

Gökhan Murteza ise bu çalışmasında, Adam Smith’in özgün felsefini kapsamlı bir bakışla irdeliyor.

Günümüzün iktisadi bakışı, ahlaki olandan ziyade olgularla ilişki kuran, başka bir deyişle ahlakla arasına mesafe koyan bir iktisadi bakıştır.

Oysa Smith ve onun çağdaşları için iktisat, dünya tasavvurunda ahlaktan tamamen bağımsız olmak bir yana, bizzat ahlaki yargılar tarafından belirlenen bir alandı.

Başka bir deyişle Smith için iktisat, doğru ve iyi olanı dert edinen felsefi bir meseleydi.

İşte Murteza’nın çalışması da, Smith’in fikirleri üzerinden ahlakla ve felsefeyle ilişkisini kesmemiş bir iktisadi düşüncenin dinamiklerini çok yönlü bir şekilde ortaya koyması ve bunu yaparken de okurunu başka bir iktisadın imkânları üzerine düşündürmesiyle çok önemli.

  • Künye: Gökhan Murteza – Ahlak, İktisat ve Bilim: Adam Smith Felsefesine Giriş, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 224 sayfa, 2019