Søren Kierkegaard – İtirazlara Cevaben (2020)

Platon’un en ünlü diyaloglarından biri olan ‘Symposion (Şölen)’, aşk ve ahlak üzerine kült bir metindir.

Søren Kierkegaard’ın ‘İtirazlara Cevaben’ adlı bu kitabı ise, ‘Symposion’un mizahi uyarlaması.

Kierkegaard’ın bir içki masasında geçen metni, katılımcıların kadına ve evliliğe ilişkin sert yargılar ortaya koymalarıyla açılır ve böylece devam eder.

Kitabın ikinci bölümünde ise, Yargıç Vilhelm adındaki karakter söz almaya başlar ve ifade edilen yargılara yanıt vererek bunları birer birer çürütmeye koyuluyor.

Kitap aynı zamanda, Kierkegaard’ın 1845 yılında yayımlanmış olan ‘Stadier paa Livets Vej (Hayat Yolundaki Merhaleler)’ adlı eserinin ikinci bölümünü oluşturuyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Bir kadının tüm sevimliliğini erkeği ikna etmek için tükettiğini görmek ne azaptır.”

“Sevdalanışın en yüce ifadesi, sevenin kendisini sevdiğinin karşısında bir hiç gibi hissetmesidir, ve bu karşılıklıdır, zira kendini bir şey gibi hissetmek sevdaya ters düşer.”

“Dediği şeye kendi de inanmayan bir rahibi dinlemek iğrençtir ama, makamına rağmen inanç sahibi olmayan bir evli erkek görmek daha da iğrençtir, ve daha da bir sarsıcıdır.”

“Kırık sevda bir insana yeterlidir ama onu koparıp atacak olan, sevenin kendisi olacaksa, o vakit bunun yükü onun elinde iki tarafı keskin kılıç gibidir, sapı yoktur, ama yine de onu sımsıkı tutmak zorundadır; o vakit bu hareket haysiyet yönünden de aynen duygudaşlık yönünden olduğundaki kadar derin acı verir.”

  • Künye: Søren Kierkegaard – İtirazlara Cevaben: Evlilik Üzerine Muhtelif Gözlemler (Bir Kocanın Kaleminden), çeviren: Nur Beier, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 112 sayfa, 2020

Søren Kierkegaard – Ölüme Götüren Hastalık (2020)

Søren Kierkegaard, umutsuzluğu ölüme götüren bir hastalık olarak irdeliyor.

Düşünüre göre, umutsuzluk evrenseldir ve kaçınılmazdır.

İnsanın sonluluktan sonsuzluğa geçişinin umutsuzluk yoluyla gerçekleştiğini söyleyen Kierkegaard, umutsuzluğun insanın diyalektik bir varlık oluşunun gereği olduğunu belirtiyor.

“Bu hastalık olasılığı insanın hayvan karşısındaki üstünlüğüdür ve bu üstünlük ona iki ayak üzerinde dik yürümekten bambaşka bir nitelik sağlar; zira sonsuz dimdikliğe veya yüceliğe, insanın tin olduğuna delalet eder.” diyen Kierkegaard, umutsuzluğun neden sürekli bir can çekişme hali olduğu üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kierkegaard’ın 1849 yılında kaleme aldığı kitabının, Anti-Climacus müstear adıyla yayımlandığını da ayrıca belirtelim.

  • Künye: Søren Kierkegaard – Ölüme Götüren Hastalık, çeviren: Nur Beier, Alfa Yayınları, felsefe, 172 sayfa, 2020

Søren Kierkegaard – Sevginin İşleri (2020)

İnsanları bir arada tutan şey nedir?

Sevgi toplumla ilişkimizi, daha da önemlisi kişiliğimizi nasıl etkiler?

Søren Kierkegaard, bundan tam 173 yıl önce yazdığı bu kitabında Tanrısal, toplumsal ve bireysel sevgi üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kierkegaard’a göre, sevgi Tanrı tarafından insanoğluna bahşedilmiştir ve bu nedenle Tanrıyı ve komşuyu sevme buyruğu da bizim asıl ödevimiz ve sorumluluğumuzdur.

Kierkegaard’a göre burada odak noktası, komşunun kim olduğu, bir insanın komşusuna ve dolayısıyla, hareket tarzı itibarıyla sevgi sahibi denebilecek kişiye karşı nasıl doğru davranacağıdır.

Düşünür bu bağlamda karşılıklı sevgi ve buna ayak direyebilecek alışkanlık, itimatsızlık, bencillik, kıskançlık, gıpta, haset, kibir, kusur buluculuk ve eleştirellik gibi olguları irdeliyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

“Eğer ki birisi: ‘Tanrıyı seviyorum’ deyip de kardeşinden nefret ediyor ise, o kişi yalancıdır; zira gördüğü kardeşini sevmeyen, görmediği Tanrıyı nasıl sevebilir?”

“İhtiras kızıştırır, dünyevi dirayet ferahlatır, fakat ne bu hararet ne bu ferahlık, ne de bu hararetle ferahlığın karışımı ebediyetin nezih nefesidir.”

“Ölümde gerçeklik sahnesinin perdesi kapandığı vakit, herkes birdir, hepsi insandır, ve öz itibarıyla olduğu şeydir, senin farklılıklar yüzünden göremediğin şeydir: İnsan”

“Tanrıya karşı korku ve titreme içinde kendinden korkmuş olan kişi hiçbir zaman bir riyakâra aldanmamıştır.”

“Beyinsizin kibri hayatının ne biçare olduğunu ondan gizler.”

  • Künye: Søren Kierkegaard – Sevginin İşleri, çeviren: Nur Beier, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 416 sayfa, 2020

Christian Jungersen – Kayboluyorsun (2015)

Yıllardır mutlu bir evlilik sürdüren Mia-Frederik çifti, Frederik’in beyninde tespit edilen bir tümörle sarsılır.

İşin daha da korkutucu yanı, tümörün Frederik’in kişiliğini değiştirecek denli etkili oluşudur.

Mia’yı, kocasının tehlikeli ticari girişimleri ile sonu gelmez ihanetleriyle boğuşacağı ürkütücü günler beklemektedir.

Güvenlik ve refah toplumlarını kıyasıya eleştiren ‘Kayboluyorsun’, özellikle insanın psikolojik dehlizlerinde ürkütücü bir yolculuğa koyulmasıyla etkileyici bir roman.

  • Künye: Christian Jungersen – Kayboluyorsun, çeviren: Nur Beier, Ayrıntı Yayınları

Christian Jungersen – İstisna (2014)

İnsan psikolojisinin derin dehlizlerinde, şiddettin yavaş yavaş mayalanışı ve bir kıvılcımla aniden su yüzüne çıkışı…

Jungersen, aynı işyerinde çalışan dört kadından ikisinin ölüm tehdidi almasının ertesinde, iş ortamında hızla yükselen gerilimi ve kadınların saplantılı bir şekilde içlerindeki şiddeti keşfedişlerini anlatıyor.

  • Künye: Christian Jungersen – İstisna, çeviren: Nur Beier, Ayrıntı Yayınları