Turgay Gülpınar – Yerel Hükümet: Gültepe (2025)

Belediyeler, modern devletin yönetim yapısında çift yönlü bir rol üstlenir: Bir yandan merkezî otoriteye karşı yerel taleplerin örgütlendiği, özerkleşme potansiyeli taşıyan yapılar olarak görülürken, öte yandan merkezî yönetimin geniş coğrafyalarda etkili olabilmesi için vazgeçilmez birer araçtır. Bu çift yönlü karakter, belediyelerin varoluşunu teknik değil, doğrudan politik bir meseleye dönüştürür. Çünkü yerel yönetimlerin işleyiş biçimi, bir toplumun demokratik kültürünün niteliğine dair önemli ipuçları sunar.

Turgay Gülpınar’ın ‘Yerel Hükümet: Gültepe, Bir Özerklik Deneyimi (1973–1980)’ adlı çalışması, bu politik gerilimi somut bir örnek üzerinden anlatıyor. İzmir’e yalnızca birkaç kilometre uzaklıktaki Gültepe beldesi, kısa süren özerk yönetim pratiğiyle dikkat çeker. Yazar, Gültepe’yi sadece bir belediye modeli olarak değil, aynı zamanda yerel siyaset kültürünün dinamiklerini barındıran bir alan olarak inceliyor.

1980 darbesi sonrasında tüzel kişiliği sona erdirilen Gültepe Belediyesi örneği, yerel özerklik kavramını salt hukuki bir statüden ibaret görmeyen bir yaklaşım sunuyor. Gülpınar, özerkliği yukarıdan tanımlanmış bir çerçeve olarak değil, yerelin kendi ihtiyaç ve pratiklerinden doğan ilişkisel bir süreç olarak ele alıyor. Böylece yerel yönetimin anlamı, teknik idare değil, yerelden kurulan siyasal bir alan olarak yeniden tanımlanıyor.

Bu perspektif, Türkiye’de yerelliğe bakışın dönüşümünü anlamak için kritik bir zemin sunuyor. Yerel özerklik, yalnızca yönetsel bir tercih değil; katılımcı demokrasi anlayışının temel taşıdır. Gültepe örneği de, bu potansiyelin kısa süreli ama güçlü bir yansıması.

  • Künye: Turgay Gülpınar – Yerel Hükümet: Gültepe, Bir Özerklik Deneyimi (1973-1980), İletişim Yayınları, inceleme, 432 sayfa, 2025

Kolektif – Ev (2023)

Ev, fiziksel bir mekân olmanın ötesinde, özel alanın, mahrem olanın, güvenlik ve ait olma hislerinin, dört duvarı yuvaya dönüştüren yaratıcı eylemin yöneldiği, bazen ayrılmak bazense geri dönmek istenen bir yer; gerçek ve metaforik anlamlarıyla kişisel olanın, ailenin ya da kolektif düzeyde toplumsal ve siyasal kimliklerin bir ifadesi; coğrafi bir konum ya da mimari bir form olarak hayatlarımızın geçtiği bir yer olarak düşünülebilir.

Hayatlarımızın merkezinde evle ilişkili kavrayışlar ve tanımlar hep var olmuşsa da ev tarihsel ve toplumsal olarak neredeyse her zaman değişme göstermiştir.

Tarihsel ve toplumsal açıdan Türkiye’de ev ve evin değişen/dönüşen anlamını ele alan bu çalışma, evin çok boyutlu niteliği nedeniyle disiplinler arası bir yaklaşımı benimsiyor.

Coğrafya, mimarlık, siyaset bilimi, tarih, sosyoloji, edebiyat, iletişim bilimleri gibi alanlardan beslenen ancak bunlarla sınırlı olmayan şekilde evi düşünme, hatırlama, deneyimleme tarzlarını anlamaya ve açıklamaya yönelik araştırmalar yapan ve yazan akademisyenlerin çalışmalarını bir araya getiriyor.

Evi sosyal bilimlerin disiplinler arası bir konusu olarak yeniden düşünmek, yeni sorular sormak ve yeni araştırmalar yapmak için bir davet niteliği taşıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Aslı Özcan, Nora Tataryan Aslan, Tuğrul Çelik, Deniz Avcı Hosanlı, Z. Selen Artan, Ayşe Yılmaz, Seran Demiral, Turgay Gülpınar, Çimen Günay Erkol, Şilan Çelebioğlu, Şule Tepe, Ali Devrim Işıkkaya, Pınar Melis Yelsalı Parmaksız, Atilla Barutçu, Mislina Akşeker, Duygu Altınoluk, Sinan Aşçı ve Gül Şener.

  • Künye: Kolektif – Ev: Tarihsel Toplumsal ve Sembolik Bir Mekan Olarak Anlamı ve Dönüşümü, editör: Pınar Melis Yelsalı Parmaksız, Nika Yayınevi, inceleme, 324 sayfa, 2023