Hikmet Kuran – Şehir Hakkı (2021)

Kentler bugün, sermayenin yeniden üretiminin bir aracına dönüştü.

Hikmet Kuran da, Henri Lefebvre’in özgün kent hakkı kavramından yola çıkarak kentlere yeniden sahip çıkmamıza olanak sağlayacak devrimci bir perspektifin olanakları üzerine düşünüyor.

Kapitalist üretim tarzında sermaye-mekân etkileşiminin işleyişine yönelik çarpıcı çözümlemeleri ve isabetli öngörüleri Lefebvre’i özgün bir noktaya taşıdı.

Örneğin şehir ve kent arasında tanımladığı ve çözümlediği ayrım, kapitalizmin kent sorunsalına tüm boyutlarıyla temas eder.

Kullanım değeri ve sahiplenmeye endeksli, belirlenim, tahakküm ve sömürü süreçlerinden bağımsız bir nitelik arz eden ‘şehir’ ile söz konusu süreçlerin küresel ölçekte somutlaştığı ve özgün nitelikleri yok ettiği, tüm unsurlarıyla sermayenin yeniden üretiminin bir aracına dönüşen ‘kent’ arasındaki bu ayrım, bu anlamda dikkat çekicidir.

İşte Lefebvre’in şehir hakkı olarak kavramsallaştırdığı çözüm arayışı, tam da bu ayrım üzerinden somutluk kazanmasıyla çok önemli.

Bu bağlamda şehir hakkı kavramsallaştırması, hem üretim ilişkilerinin ürettiği/yeniden ürettiği ve ekonomik, toplumsal, siyasal ve mekânsal düzlemde gözlemlenen sorunları anlamlandırma hem de bunları ve bir bütün olarak kapitalist üretim ilişkilerini ortadan kaldıracak devrimci dönüşümü formüle etme açısından kilit bir unsur olarak ön plana çıkar.

Kuran da bu çalışmasında, şehir hakkı kavramının kapitalizmi aşmaya koşullu bir devrimin kuramsal yol haritasına karşılık geldiğini savunuyor.

Bu iddiasını da Lefebvre’in mekân-sermaye, gündelik hayat ve toplumsal mücadele pratiklerine yönelik öne sürdüğü argüman ve kavramsallaştırmalara dayandırıyor.

Kuran bunu yaparken de, özellikle neoliberal politikalarla daha da görünür hâle gelen, Lefebvre tarafından başarıyla öngörülen ve çözümlenen, şehrin özgün nitelikleri ile kapitalizme içkin temel yasalar arasındaki çatışma noktalarını aydınlatıyor ve şehir hakkının gerçekleşmesinin kapitalist üretim ilişkilerinin ortadan kalkması anlamına geldiğine yönelik iddiayı kuramsal ve pratik boyutlarıyla gerekçelendiriyor.

  • Künye: Hikmet Kuran – Şehir Hakkı: Neoliberal Kentleşme ve Sınıf Mücadelesi, Nika Yayınevi, kent çalışmaları, 296 sayfa, 2021

Selman Saç – Jean Jaurès (2021)

Fransız sosyalizminin kurucularından Jean Jaurès, bugünkü toplumsal mücadeleler için bize nasıl yol gösterebilir?

Selman Saç bu özgün çalışmasında, bizde pek bilinmeyen büyük militan ve entelektüel Jaurès’in fikirlerini güncel bir bakışla yorumluyor.

1859-1914 yılları arasında yaşamış Jaurès, 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarında yürütülen toplumsal mücadeleler ve teorik tartışmalar söz konusu olunca ilk akla gelen isimlerdendir.

Selman Saç da çalışmasında, Jaurès’in fikirleri ve yaşadığı dönemi çok yönlü bir biçimde ele alıyor, dönemin sosyalist dünyasının (Marksist ve Revizyonist) belli başlı tartışmalarını pratik meseleler etrafında ortaya koyuyor.

Kitabın en önemli katkılarından biri ise, Jaurès ve yaşadığı dönemdeki tartışmalardan yola çıkarak insan hakları, adalet, laiklik ve sosyal haklar gibi, günümüzdeki belli mücadele alanlarını sorunsallaştırması.

  • Künye: Selman Saç – Jean Jaurès: Cumhuriyetçi Sosyalizmin İmkânı, Nika Yayınevi, siyaset, 280 sayfa, 2021

Pierre Bourdieu – Ayrım (2021)

Pierre Bourdieu’nün ‘Ayrım’ı, günümüz sosyal bilimler alanı açısından çağdaş bir klasiktir.

Kitap, farklı sınıfların kültürel beğenileri ve kültürel tüketim yatkınlıklarına getirdiği özgün kuramsal çerçeveyle göz dolduruyor.

Sınıfsal perspektif ile kültürel analizi bir araya getiren ve sınıfsal tahakkümün kültürel mekanizmalarını ifşaya soyunan Bourdieu’nun çalışmasını özgün kılan başlıca husus, sınıf mücadelesinin gizil bir boyutuna, kültürel tüketimin çok değişkenli ve müphem karakterine odaklanması.

Bu çalışma ile Bourdieu, sınıf savaşının gizil bir boyutuna, kültürel tüketimin çok değişkenli ve müphem karakterine eğilerek, felsefe tarihinin en muamma sorularından birine, yargının kökeni ve işleyişi sorusuna sosyo-tarihsel ve ampirik bir cevap sunmuş oluyor.

Beğeniyi bireyselliğe indirgemeden, onu toplumsal ihtiyacın form değiştirmiş tezahürü olarak görerek beğeninin yaşam tarzını art de vivre olarak dayatmada, konumsallıkları muhafaza etmede ve sınıf mücadelesinde bir koza tahvil etmede ne denli hayati olduğunu saptıyor.

‘Ayrım’, gerek analizlerinin gücü gerekse Bourdieu’nün modelinin dayandığı kuramsal temellerle, özellikle günümüzün hiyerarşik toplumlarında beğeni yargısının kritik sınıfsal niteliğini kavramak bakımından klasikleşmiş bir başvuru kaynağı olmaya devam ediyor.

  • Künye: Pierre Bourdieu – Ayrım: Beğeni Yargısının Toplumsal Eleştirisi, çeviren: Günce Berkkurt ve Derya Fırat, Nika Yayınevi, sosyoloji, 652 sayfa, 2021

Suat Taşkesen – Aidiyet Siyaseti (2021)

Aidiyet siyaseti “biz ve onlar” sınırlarını inşa eder, fakat asıl mahareti bu sınırları sürekli biçimde yeniden üretmesidir.

Suat Taşkesen, aidiyet ve sosyal dışlanma süreçlerinin yanı sıra aidiyet siyasetinin kapsamlı bir analizini ortaya koyuyor.

Söz konusu sınırları koruma ve yeniden üretme arzusu ve zorunluluğunun aidiyet siyasetinin varlık koşulu olduğunu belirten Taşkesen, aidiyet siyasetinin modern dünyadaki sosyal ve siyasal yaşantımızı nasıl derinden etkilediği üzerine çok yönlü bir şekilde düşünüyor.

Taşkesen’e göre aidiyet siyaseti, birey ve gruplar olarak ortaya koyduğumuz siyasal tutumlarımız, eğilimlerimiz ve davranışlarımız, insan doğasındaki aidiyet ihtiyacıyla sıkı ilişki içindedir.

  • Künye: Suat Taşkesen – Aidiyet Siyaseti: İçerilme, Dışlanma, Siyasal Tercihlerimiz, Nika Yayınevi, siyaset, 232 sayfa, 2021

Susan Buck-Morss – Günümüzde Devrim (2021)

Dünya çapında otoriter, faşist iktidarların at koşturduğu bugün, güçlü devrimci tahayyülleri nasıl oluşturabiliriz?

Susan Buck-Morss, hem bunun yollarını anlatıyor hem de siyasal sorumluluklarımızı üstlenmemizin bu süreçte neden hayati derecede önemli olduğunu ortaya koyuyor.

İçinde yaşadığımız zorlu zamanlarda özellikle okunmayı hak eden ‘Günümüzde Devrim’, özgürlük, özgürleşme, siyaset ve geleceğimiz üzerine derinlemesine düşünmesiyle dikkat çekiyor.

  • Künye: Susan Buck-Morss – Günümüzde Devrim, çeviren: Onur Yıldız, Nika Yayınevi, siyaset, 120 sayfa, 2021

Lena Dominelli – Baskı Karşıtı Sosyal Çalışma (2021)

Bugün, dünyada pek çok insanın temel kaygısı, baskıların ortadan kaldırılabilmesini ve herkesin kendini ifade etme hakkına kavuşabilmesini mümkün kılabilmek.

İnsanların özgürlük ve güçlenmeye ilişkin taleplerinin yanı sıra farklı nüfus grupları arasında daha eşitlikçi sosyal ilişkiler yaratılmasına ilişkin istekler, ulus devletin baskın yurttaşlık ve katılım tanımları ile yine ulus devletin bir parçası olan refah ve sivil toplum tanımlarına da meydan okuyor.

Bu meydan okuma da, içinde sosyal çalışmanın da bulunduğu bakım odaklı mesleklerin hem kuramsal temelleri hem de uygulamaları üzerinde büyük etkiler yaratıyor.

İşte Dominelli’nin çalışması da, uygulayıcıların, yaşam deneyimleri baskıcı güç ilişkileri tarafından şekillenmiş müracaatçılara daha uygun hizmetler sunabilmelerine yardımcı olmayı hedeflemesiyle önemli.

Kitabın odak noktası, yaşamlarının her günü karşılarına çıkan ve onları kendi yaratıcı potansiyellerinin farkında olmaktan mahrum bırakan çeşitli dezavantajlı koşullarla mücadele edenler.

Kitap, sınıf, ırk, toplumsal cinsiyet, yaş, engellilik ya da cinsel yönelim gibi her biri farklı toplumsal bölünmelere karşılık gelen ve birbiri üzerine eklenerek farklı sonuçlar doğuran baskı biçimlerine ilişkin eklektik bir yaklaşımın ötesine geçmeyi amaçlıyor.

Dominelli, öncelikle, sosyal çalışmacılardan baskı altında olmanın gerçekliğin yalnızca bir kısmı olduğunu ve hem kendilerinin hem de müracaatçılarının baskı yaratan ilişkilerden azade olmadıklarını anlamalarını talep ediyor.

  • Künye: Lena Dominelli – Baskı Karşıtı Sosyal Çalışma, çeviren: Özlem Cankurtaran, Nika Yayınevi, inceleme, 288 sayfa, 2021

Kolektif – Çevrimiçi Dünya (2021)

Bütün dünyayı felç eden pandemi, küreselleşmenin geleceği üzerine bize neler söyleyebilir?

Bu usta işi derleme, bu süreçte yeni bir boyut kazanan kapitalist küreselleşmeyi ve bunun insanın geleceği üzerindeki etkilerini tartışıyor.

Covid-19 pandemisi alışkanlıkları, ihtiyaçları ve zorunlulukları değiştirerek yepyeni bir hayat tarzını beraberinde getirdi.

Böylece, teknolojik gelişmelerle birlikte dijital ve çevrimiçi bir kurguyla küreselleşme yeni bir boyut kazanmış oldu.

Bu kitap da, 21. yüzyılın yeni meydan okumalarını da merkeze alarak, yaşadığımız süreci farklı boyutlarıyla değerlendirmesiyle önemli.

Derlemeye katılan yazarlar,

  • Küreselleşmenin emek ve sermaye üzerinde yarattığı dönüşümler,
  • Su ve enerji politikalarının geleceği ve bunların dünya üzerindeki etkileri,
  • Çağımızın dönüşen güvenlik algısı,
  • Pandemi sürecinde küresel tedarik zincirleri ve uluslararası ticaret,
  • Küreselleşme karşıtı toplumsal hareketler,
  • Küreselleşme sürecinde gözetimin küreselleşmesi,
  • Ve iletişim ağlarının eğitim sistemi üzerindeki yansımaları gibi ilgi çekici konuları tartışıyorlar.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ahmet Alpay Dikmen, Celalettin Sencer İmer, Cem Karadeli, Elif Gözdaşoğlu Küçükalioğlu, Güner Koç Aytekin, Mehmet Furkan Yılmaz, Mehmet Gökhan Uzuner, Mesut Ünlü, Muhittin Şahin, Nezahat Demiray, Nurgül Bekar, Rabia Burçin Yavuz ve Ulaş Taştekin.

  • Künye: Kolektif – Çevrimiçi Dünya: Küreselleşmenin Geleceği, derleyen: Nurgül Bekar, Nika Yayınevi, siyaset, 456 sayfa, 2021

Paul Hoffman – Yalnızca Sayıları Seven Adam (2021)

Macar matematikçi Paul Erdős, matematik tarihinin gelmiş geçmiş en önemli figürlerinden biridir.

Kendine has kişiliğiyle de bilinen Erdős, kombinatorik, çizge kuramı, sayılar teorisi, klasik analiz, yaklaşıklık teorisi, kümeler teorisi ve olasılık teorisi alanlarında dikkat çekici çalışmalara imza attı.

İşte Paul Hoffman’ın elimizdeki eseri, bu büyük matematikçi üzerine keyifle okunacak bir biyografi.

Kitap, Erdős hakkında okura dudak uçuklatan bilgiler veriyor.

Örneğin Erdős, 485 matematikçi ile ortak çalışmalar yapmış ve 1500’den fazla makale yayımlamıştı.

Bu makale sayısı, normal bir matematikçinin yaklaşık 10 katıdır.

Öte yandan Erdős’ün hiç evi olmadı, sahip olduğu her şeyini sığdırdığı bir bavulla, çalışmak istediği matematikçilerin kapısına dayanırdı.

Kitapta, Erdős’ün sıra dışı yaşamı derinlemesine izlendiği gibi, yaşamı boyunca çalıştığı (çoğunluğu sayılar teorisi ile ilgili) çok sayıda problem hakkında tartışmalar da yer alıyor.

Ki bu da, kitabı muhteşem kılan diğer hususlardan biri.

  • Künye: Paul Hoffman – Yalnızca Sayıları Seven Adam, çeviren: Ayhan Dil ve Derya Kömürcü, Nika Yayınevi, bilim, 320 sayfa, 2021

Kolektif – Mekânı Düşünmek (2021)

Mekânı mimarlıktan sinemaya, felsefeden politikaya uzanan geniş bir pencereden izleyen çok güzel bir derleme.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, mekân nedir ve nasıl üretilir sorusuna ilgi çekici yanıtlar veriyor.

Kitapta,

  • Foucault’da iktidarın uzamsal dağılımları ve mekânın etik bağlamı,
  • Mekânın gündelik yaşam içinde kurgulanışı,
  • Özne-mekân etkileşim süreci,
  • Mekânsal rantlaştırma kavramı ve rant rejimi altındaki Türkiye için önemi,
  • Kent deneyimi kavramı açısından mekânsal ayrışma ve farklılaşma,
  • Erkekliklerin ev içi mekân bağlamında analizi,
  • ‘Kış Uykusu’ filmi bağlamında, sinemada karakter-mekân özdeşleşmesi,
  • Samsun liman kentinin eşitsiz gelişimi,
  • Modernleşme bağlamında mekânsal arketiplere örnek olarak Türkiye’nin halk kütüphaneleri,
  • Ve Karaköy örneği bağlamında sokak, mekân ve grafiti ilişkisinin bize neler söyleyebileceği gibi önemli konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar da şöyle: Ali Somel, Asu Beşgen, Berrak Erdal, Ceyhun Gürkan, Deniz Yıldırım, Emre Erol, Erdem Yazar, Evren Haspolat, Ezgi Karmaz, Gülgün Meşe, Güncel Önkal, Hakan Sağlam, Hilal Peker Dural, İshak Memişoğlu, N. Ezgi Zünbüloğlu, Saim Can Beritan, Şeyma Duman ve T. Kerem Koramaz.

  • Künye: Kolektif – Mekânı Düşünmek, derleyen: Deniz Yıldırım, Evren Haspolat, Hakan Sağlam ve Saim Can Beritan, Nika Yayınevi, inceleme, 256 sayfa, 2021

Kolektif – Covid-19 Salgını (2021)

İnsanlığı sarsan Covid-19 salgını, dünyanın farklı ülkelerinde ve bölgelerinde nasıl yaşandı?

Bu özenli derleme, pandeminin iyi bir karşılaştırmasını yapmak açısından çok önemli saptama ve veriler barındırıyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar, Çin, Güney Kore, Japonya, Rusya, Türkiye, İran, Hindistan, Amerika ve Brezilya’da Covid-19 virüsüne karşı nasıl mücadele edildiği inceleniyor.

Kitapta bunun yanı sıra, Covid-19 sürecinde ASEAN bütünleşmesi ve Güneydoğu Asya’da yaşananlar, salgın sürecinde Avrupa Birliği’nin verdiği büyük sınav ve Covid-19 salgınının mülteciler üzerindeki etkileri de tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Hatice Çelik, Emre Demir, Merva Suna Özel Özcan, Kerem Kılıçdaroğlu, Nezihe Başak Ergin, Engin Sune, Zeynep Tuba Sungur, Bahadır Pehlivantürk, Halil Burak Sakal, K. Özhan Değirmencioğlu ve Gülriz Şen.

  • Künye: Kolektif – Covid-19 Salgını: Ülke Deneyimleri, Bölgesel Etkiler ve Küresel Yansımalar, derleyen: Hatice Çelik ve Emre Demir, Nika Yayınevi, inceleme, 408 sayfa, 2021