Tolga Gürakar — Türkiye ve İran (2026)

‘Türkiye ve İran: Gelenek, Çağdaşlaşma, Devrim’, Osmanlı/Türkiye ile İran’ın modernleşme deneyimlerini karşılaştırmalı bir tarihsel sosyoloji çerçevesinde ele alıyor. Tolga Gürakar, iki toplumun gelenek, devlet yapısı, din-siyaset ilişkileri ve sınıfsal dönüşümleri üzerinden farklı modernleşme yolları geliştirdiğini gösteriyor. Osmanlı’da merkezi devletin sürekliliği ve Sünni ulemanın devlet içindeki kurumsal konumu laiklik, bürokratik kapasite ve kurumsal devamlılık gibi olguları şekillendirirken; İran’da Şii ulemanın görece bağımsızlığı ve merkezi otoriteyle kurduğu gerilimli ilişki, siyasal meşruiyet krizlerini ve toplumsal muhalefetin dinamiklerini belirleyen başlıca etkenlerden biri olarak öne çıkıyor.

Kitap, İran ve Türkiye’yi yalnızca coğrafi komşular olarak değil, tarih boyunca birbirini etkileyen siyasal ve toplumsal süreçlerin parçası olan iki ülke olarak ele alıyor. Safevilerden Kaçarlar ve Pehleviler dönemine uzanan İran tarihi ile Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türkiye’nin dönüşümü birlikte inceleniyor. Bu süreçte devlet-toplum ilişkileri, bürokratik kurumların gelişimi, ideolojik yönelimler ve sınıfsal yapılar arasındaki etkileşimler analiz ediliyor. Gürakar, modernleşmenin yalnızca kurumların veya ideolojilerin değişimiyle açıklanamayacağını; ekonomik yapılar, sınıf mücadeleleri ve toplumsal krizlerle birlikte düşünülmesi gerektiğini vurguluyor.

Eserin merkezinde devrimlerin nasıl ortaya çıktığı sorusu yer alıyor. Gürakar’a göre devrimler ani kopuşlar ya da basit rejim değişiklikleri değildir; uzun tarihsel süreçlerde biriken siyasal, toplumsal ve ekonomik gerilimlerin sonucunda ortaya çıkan yapısal dönüşümlerdir. Bu nedenle Türkiye ve İran’daki devrimsel kırılmalar, tarihsel süreklilikler ile kriz dönemlerinin kesişiminde anlaşılabilir. Kitap, mezhep veya etnisite gibi tek boyutlu açıklamaların ötesine geçerek, dinî kurumların siyaset ve ekonomiyle kurduğu ilişkileri ve sınıfsal çelişkileri merkeze alıyor.

Bu yaklaşım, günümüz İran’ındaki toplumsal hareketleri ve Türkiye’nin modernleşme deneyimini daha geniş bir tarihsel bağlam içinde değerlendirmeyi mümkün kılıyor. Gürakar, ulusal tarihlerimizi birbirinden yalıtılmış anlatılar olarak değil, karşılıklı etkileşimler ve uluslararası bağlam içinde şekillenen süreçler olarak ele alıyor. Böylece kitap, hem İran’ın bugünkü siyasal krizlerini hem de Türkiye’nin tarihsel dönüşümünü anlamak isteyen okurlar için uzun dönemli ve eleştirel bir perspektif sunuyor.

Tolga Gürakar — Türkiye ve İran: Gelenek, Çağdaşlaşma, Devrim
• Heretik Yayıncılık
Tarih • 420 sayfa • 2026

Mustafa Suphi Erden – Türkiye ve İran’da Vatandaşlık ve Etnisite (2017)

Türkiye ve İran gibi hem çok farklı hem de fazlasıyla benzer tarihi, siyasi ve toplumsal özelliklere sahip iki ülke, uzunca bir zamandır birbiriyle karşılaştırılıyor.

Mustafa Suphi Erden’in elimizdeki bu nitelikli çalışması, iki ülkeyi tarihsel, siyasi ve sosyolojik yönleriyle karşılaştırmasıyla, bu konuya ilgi duyanları cezbedecek nitelikte.

İkisi de otoriter modernleşme temelinde yola çıkan Atatürk ile Rıza Şah’ın hedefleri, ne oldu da birbirinden ayrıştı?

Erden’in dört bölümden oluşan kitabının ilk iki bölümü, Türkiye ve İran’ın modern tarihlerini irdeliyor.

Kitabın üçüncü ve dördüncü bölümleri de, İran ve Türkiye’nin devlet oluşumları ile vatandaşlıklarının kapsamlı karşılaştırılmasından oluşuyor.

Bu bölümlerde,

  • İran ve Türkiye’nin imparatorluk mirasları,
  • İki ülkenin muhalefet odaklarının özellikleri,
  • Ulema, esnaf, aktif sosyal güçler, aşiretler ve politik sol gibi, sosyal güç ağları,
  • İran ve Türkiye’de modernleşme reformları,
  • İran ve Türkiye’de vatandaşlık hakları,
  • Ve yönetim stratejileri gibi pek çok konu irdeleniyor.

Çalışma, bu ilgi çekici konuların yanı sıra, İran ve Türkiye hakkındaki temel iddiaları da tartışıyor ve yakın zamanda iki ülkeyi bekleyen olası sorunları da saptıyor.

  • Künye: Mustafa Suphi Erden – Türkiye ve İran’da Vatandaşlık ve Etnisite, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 324 Sayfa