Eren Kırmızıaltın – Davranışsal İktisat (2021)

 

Özellikle davranışsal iktisat ile ilgilenen okurların kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

Eren Kırmızıaltın, bütüncül bir sosyal iktisadın ortaya çıkmasına katkı sunmuş kurucu isimlerinin fikirlerini kısa ve öz bir bakışla açıklıyor.

Davranışsal iktisat okulunun merkezinde karar verme süreçleri, başka bir ifadeyle insan davranışı vardır.

Bu okul, insanın karar verme süreçlerini etkileyenleri ortaya koymaya ve bu süreçleri olabildiğince doğru bir biçimde yorumlamaya çalışır.

Varsayılan değil var olan (yaşadığımız dünyada karşılaştığımız) insana odaklanır ve insan davranışını anlama ve geçmişe, şimdiye ya da geleceğe dair çıkarımda bulunma konusunda oldukça kullanışlı kavramsal ve yöntemsel araçlar sunar.

Bu anlamda davranışsal iktisat okulu, diğer iktisat okulları ve sosyal bilim alanlarıyla karşılıklı beslenerek bütüncül bir sosyal iktisadın ortaya çıkmasına katkı sunabilir.

Davranışsal iktisat okulunun diğer iktisat okulları ve sosyal bilim alanlarıyla etkileşiminin verimli olabilmesi ise elbette bu okulun temelinin iyi biçimde kavranmasını gerektirir.

Yani bu okulun kurucu düşünürlerinin bakış açılarının, katkılarının, farklılıkları ya da benzerliklerinin bilinmesini gerektirir.

Bu kitap da, davranışsal iktisat okulunun temelinin iyi bir biçimde kavranabilmesine yardımcı olmasıyla önemli.

Bunun için davranışsal iktisat okulunun kurucuları olarak değerlendirilebilecek George Katona, Herbert A. Simon (Birinci Kuşak Davranışsal İktisatçılar); Daniel Kahneman – Amos Tversky, Richard H. Thaler’ın (İkinci Kuşak Davranışsal İktisatçılar) temel çalışmaları ele alınıyor ve böylece bu düşünürlerin davranışsal iktisada katkıları ve yaklaşım farklılıkları ortaya konuyor.

  • Künye: Eren Kırmızıaltın – Davranışsal İktisat: Kısa Bir Giriş, Kurucu Düşünürler, Heretik Yayıncılık, iktisat, 72 sayfa, 2021

Benjamin Selwyn – Kalkınma Mücadelesi (2021)


Kapitalist toplumsal ilişkilere dayanmayan, daha insani kalkınma biçimlerini üretmek mümkün.

Benjamin Selwyn bu ufuk açıcı çalışmasında, günümüzde dünya üzerinde insani kalkınmanın alternatif biçimlerini geliştirmenin farklı yollarını anlatıyor.

Bunu yaparken, kalkınmaya emekçi sınıfların perspektifinden bakan Selwyn’in çalışması bu yönüyle, sermaye merkezli geleneksel kalkınma yaklaşımlarından açıkça farklılaşıyor.

Selwyn’in analizinin merkezinde küresel düzeyde giderek artan yoksulluk sorunu yer alıyor.

Teorik açıdan bunun önemi ise, düşünsel temelleri “büyüme ve refah” vaadi üzerine kurgulanan geleneksel (ortodoks) kalkınma yaklaşımlarının gerçeklik tarafından açıkça yanlışlaması.

Çalışmanın temel aksı, yerel ve uluslararası yoksulluk üzerine oturtulmuş ve kapitalizmin uluslararası üretim ve ticaret zincirleri üzerinden yoksulluğun nasıl bir seyir izlediğini deşifre etmek üzerine kurulmuş.

Kapitalist bir süreç dışında yaşanabilecek farklı bir toplumsallaşma mümkün müdür?

Çalışma, bunun mümkün olacağına dair önermeler içermesiyle çok önemli.

  • Künye: Benjamin Selwyn – Kalkınma Mücadelesi, çeviren: Ferda Dönmez Atbaşı, M. Meryem Kurtulmuş, Mustafa Öziş ve Taner Akpınar, Heretik Yayıncılık, iktisat, 240 sayfa, 2021

Ken Ilgunas – Tekerlekli Walden (2021)

Hep daha fazlasının ve sınırsız tüketimin tabulaştırıldığı günümüzde basit yaşamak mümkün mü?

Üniversitede okuduğu süre içinde kimseye çaktırmadan bir minibüste yaşamayı deneyimlemiş Ken Ilgunas, neredeyse mülksüz denebilecek bir yaşam tarzının hayatımıza nasıl bereket katacağını anlatıyor.

Ilgunas, borç ödemek için istemediği işlerde çalışmış, borcunu öderken büyük zorluklarla karşılaşmış.

Borcunu ödedikten sonra ise, Duke Üniversitesi liberal çalışmalar programında yüksek lisansa kayıt olmuş ve burada okuduğu süre içerisinde üniversite otoparkında (kimseye çaktırmadan) bir minibüste yaşamış.

İşte bütün bu deneyimlerden süzülmüş elimizdeki kitabında Ilgunas, üniversitede okumak amacıyla girdiği borç batağından çıkmak için yaptığı yolculuğun onu nasıl gönüllü basitliğe yönlendirdiğini, hayatını nasıl muazzam bir biçimde dönüştürdüğünü anlatıyor.

Bu hikâyeden herkesin öğreneceği çok şey var.

Kitaptan bir alıntı:

“Eğer birini özel bir kulübe koyarsak bir anda yata ihtiyacı olduğunu hissetmeye başlayacaktır. Ancak ıssız bir adaya koyarsak tek isteyeceği şey hayatta kalmak için elzem olanlar olacaktır. İhtiyaçlarımı basit tutmak istiyordum. Bakış açımı yitirmek istemiyordum. Yeniden bütün başat kültürün normlarını ve değerlerini ve arzularını kendiminmiş gibi kabul ederek yutulmak istemiyordum.”

  • Künye: Ken Ilgunas – Tekerlekli Walden: Borç Batağından Özgürlüğe Giden Açık Yolda, çeviren: Devrim Kılıçer, Heretik Yayıncılık, anlatı, 384 sayfa, 2021

Enzo Traverso – Ateş ve Kan (2021)

Önde gelen siyaset bilimci Enzo Traverso’dan 1914-1945 arasında büyük yıkımla sonuçlanmış Avrupa iç savaşının usta işi bir otopsisi.

‘Ateş ve Kan’, tüm Avrupa’yı ateş ve kan gölüne çevirmiş devrim, yıkım ve savaş sürecini çok yönlü bir bakışla izliyor.

Traverso, modern teknolojinin, soğuk idari bürokratik aklın ve ilkel şiddetin bir araya geldiği söz konusu süreçte birey ve toplumların nasıl büyük zorbalıklara maruz kaldığını, şiddetin nasıl sınır tanımaz bir seviyeye tırmandırıldığını gözler önüne seriyor, daha da önemlisi, bunların bugünden bakıldığında bize neler söyleyebileceğini tartışması.

Yazar, yalnızca bu dönemde büyük güç kazanmış faşist hareketleri değil, aynı zamanda anti-faşist hareketlerin de o dönem yaşanan trajedilerdeki sorumluluğu üzerine eleştirel düşünmesiyle de çok önemli.

  • Künye: Enzo Traverso – Ateş ve Kan: Avrupa İç Savaşı, 1914-1945, çeviren: Onur Gayretli, Heretik Yayıncılık, tarih, 400 sayfa, 2021

Nikolai I. Bukharin – Aylak Sınıfın İktisadi Teorisi (2021)

Bolşevik Devrimi’nin en yetenekli liderlerinden olan Nikolai Bukharin’in ilk kez 1914’te yayımlanmış bu kitabı, Marksizmi modern akademik iktisadın temel öncülleriyle karşılaştıran öncü bir eser.

“Marksizm, güncel teorilere yönelik kapsamlı bir eleştiri inşa etmelidir.” diyen Bukharin,  bu eleştirinin sadece metodolojik değil, aynı zamanda sosyolojik temelli olması ve sistemin bütününü ele alması gerektiğini belirtiyor.

İdeolojik mücadele ile metodolojik mücadelenin birbirine nasıl bağlı olduğunu ortaya koymasıyla dikkat çeken ‘Aylak Sınıfın İktisadi Teorisi’, burjuva ekonomi politiği, iktisat metodolojisi ve Marksizm ile ilgilenenler kadar modern burjuvazinin ideologlarını daha iyi anlamak isteyenler için de başvuru kaynağı niteliğinde.

  • Künye: Nikolai I. Bukharin – Aylak Sınıfın İktisadi Teorisi, çeviren: Pelin Tuştaş, Heretik Yayıncılık, iktisat, 2021

Thorstein Bunde Veblen – Bolşevizm Üzerine Metinler (2021)

Sosyal bilimler alanına, evrimsel sosyal teoriyle büyük katkılarda bulunmuş Thorstein Bunde Veblen’in, Bolşevizm üzerine derinlemesine düşündüğü metinleri, bu kitapta.

Veblen yazılarında, Bolşevizmin gerçekte kimin için tehdit oluşturduğunu, Bolşevizmin yerleşik çıkarları nasıl kökten dönüştürdüğünü, Bolşevizmin Amerika’daki izlerini, devrimci bir alt üst oluşun kapitalizm üzerindeki olası etkilerini, değişimi meydana getiren koşulları, olası bir teknisyenler Sovyeti’nin vaat ettiklerini ve Bolşevizm ile savaş arasındaki ilişkiyi çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Kitap, hem Bolşevizmi daha iyi kavramak, hem de Veblen’in Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki politik bakış açısına yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Thorstein Bunde Veblen – Bolşevizm Üzerine Metinler, derleyen: Eren Kırmızıaltın, çeviren: Barış Özçorlu, Devrim Kılıçer, Ömer Mollaer ve Pelin Tuştaş, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 104 sayfa, 2021

David Sloan Wilson – Darwin’in Katedrali (2020)

 

Din, insanoğlunun evriminde nasıl bir paya sahip?

Modern zamanların en büyük entelektüel savaşlarından birinin evrim ve din arasında olduğu açıktır.

David Sloan Wilson’a göre ise, insanlığın küresel egemenliğine yükselişini açıklamada din çok önemli bir paya sahiptir.

Hem evrimsel biyoloji hem de sosyal teoriden yararlanan Wilson, dinin ve ahlakın, bütün kurumsal, duygusal ve kuralcı tuzaklarıyla birlikte, bir tür mega-adaptasyon olarak yer aldığını savunuyor.

Başka bir deyişle ahlakı ve dini, insan topluluklarının tek bir birim olarak işlev görmesini sağlayan biyolojik ve kültürel olarak evrimleşmiş adaptasyonlar olarak düşünebiliriz.

Tarihten kimi örneklere başvurarak evrimsel bir din teorisi öneren yazar, dinlerin, insanların tek başlarına yapamayacaklarını toplu eylemler aracılığıyla yapabilmelerine olanak sağladığını belirtiyor.

‘Darwin’in Katedrali’, bizi, dinsel inancı insan evriminde çok önemli bir faktör olarak görmeye davet ederek evrim, din ve toplum arasındaki ilişkilere farklı bir gözle bakmamızı olanak sağlayacak türden bir çalışma.

  • Künye: David Sloan Wilson – Darwin’in Katedrali: Evrim, Din ve Toplumun Doğası, çeviren: Leyla Edri, Heretik Yayıncılık, inceleme, 384 sayfa, 2020

Yael Navaro – Devletin Suretleri (2020)

Nereye baksak, devletin bir suretini görürüz.

Yael Navaro da, Türkiye’nin 1990’lı yıllarını merkeze alarak, politik olanın kamusal alanda nasıl yeniden ve yeniden üretildiğini ortaya koyuyor.

Navaro’nun burada gözler önüne serdiği gibi, devlet kah Cumhuriyet’in temsili olan bir meydanın ortasında yükselen bir Atatürk heykelinde, kah polis memurlarının tehditlerinde, bir gazetecinin fotoğraf makinesinde, hatta gelip geçen yayaların bakışlarında, özetle hemen her yerde kendini gösterir.

“Temsilî ve simgesel meydanda devletin şu ya da bu yüzüne bürünmeyen en ufak bir yer bile yok,” diyen Navaro, kamusal yaşamı da böylece, kamunun siyaseti hem üretip hem yeniden şekillendirdiği belirsiz bir politik alan olarak tanımlıyor.

Kitap, 1990’lı yılların Türkiye’sinde, günlük hayatın olaylarının, bir haber, panik ve sansasyon kültürü içinde nasıl yansıtılıp büyütüldüğüne daha yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Yael Navaro – Devletin Suretleri: Türkiye’de Sekülarizm ve Kamusal Yaşam, çeviren: Mukadder Okuyan ve Işık Önal, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 360 sayfa, 2020

Erving Goffman – Reklamlarda Toplumsal Cinsiyet (2020)

Erving Goffman, reklamlarda ortaya konan davranışları araştırarak reklamların kadın-erkek rollerini ve ilişkilerini nasıl tasvir ettiğini ortaya koyuyor.

Özellikle reklamlarda kadın bedeninin nasıl sunulduğunu derinlemesine analiz etmesiyle dikkat çeken çalışma, reklam klişelerinde cinsiyetçi kodların, erkek ve kadın bedeninin birbirine göre konumlanmasından uzamın paylaşımına ve nesnelerle kurulan ilişkiye kadar, hayatımızın neredeyse her ayrıntısına nasıl sızdığını gözler önüne seriyor.

Goffman’ın, reklamcılık ve cinsiyet kalıp yargılarıyla ilgilenen herkesin muhakkak okuması gereken ve alanda bugün klasik haline gelmiş çalışması, hem reklamlardaki sembolizmi öğrenmek kadar buna karşı savunma geliştirmek açısından da için çok iyi fırsat.

  • Künye: Erving Goffman – Reklamlarda Toplumsal Cinsiyet, çeviren: Devrim Kılıçer ve Fahri Öz, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 240 sayfa, 2020

Erving Goffman – Toplum İçinde Davranmak (2018)

Toplumun davranış ve etkileşim kodları bizim kılcal damarlarımıza kadar işlemiştir, fakat biz bunlar hakkında çoğu zaman bilgi sahibi olmadan yaşayıp gideriz.

Erving Goffman da bu eşsiz çalışmasında, toplumla kurduğumuz etkileşimin esaslarını bizimle paylaşıyor.

Düzenin, bilhassa bireyler arasındaki etkileşim yoluyla ilgi ve gözetim şeklinde varlığını kurduğunu ortaya koyan Goffman, bu etkileşim üzerinden iktidar ilişkilerinin mikro-sosyolojisinin nasıl işlediğini ortaya koyuyor.

Kitabın çok önemli katkılarından biri de, toplumsal etkileşim sürecini “normal” addettiğimiz kişiler kadar, delileri, damgalıları, kadınları, siyahları yahut madunları da kapsayacak şekilde genişletmesi.

Goffman, toplumsal düzenin örneğin deliliği yerini bilmemek veyahut engelliliği kapalılık olarak nasıl tanımlayarak ötekileştirdiğini, madunları ise tümüyle yok sayıp görünmez kıldığını gözler önüne seriyor.

Toplumda karşılıklı katılım ilginin kuruluşu, birbirlerini tanımayanlar arasındaki irtibatlar ve toplumsal etkileşimde iletişimin sınırları gibi ilgi çekici konuların irdelendiği kitap, toplumsal etkileşimlere sızmış tahakkümü en ince ayrıntısına kadar belirgin kılmasıyla önemli.

  • Künye: Erving Goffman – Toplum İçinde Davranmak: Etkileşimlerin Sosyal Düzenine Dair Açıklamalar, çeviren: Adem Bölükbaşı, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 272 sayfa, 2018