Ken Ilgunas – Tekerlekli Walden (2021)

Hep daha fazlasının ve sınırsız tüketimin tabulaştırıldığı günümüzde basit yaşamak mümkün mü?

Üniversitede okuduğu süre içinde kimseye çaktırmadan bir minibüste yaşamayı deneyimlemiş Ken Ilgunas, neredeyse mülksüz denebilecek bir yaşam tarzının hayatımıza nasıl bereket katacağını anlatıyor.

Ilgunas, borç ödemek için istemediği işlerde çalışmış, borcunu öderken büyük zorluklarla karşılaşmış.

Borcunu ödedikten sonra ise, Duke Üniversitesi liberal çalışmalar programında yüksek lisansa kayıt olmuş ve burada okuduğu süre içerisinde üniversite otoparkında (kimseye çaktırmadan) bir minibüste yaşamış.

İşte bütün bu deneyimlerden süzülmüş elimizdeki kitabında Ilgunas, üniversitede okumak amacıyla girdiği borç batağından çıkmak için yaptığı yolculuğun onu nasıl gönüllü basitliğe yönlendirdiğini, hayatını nasıl muazzam bir biçimde dönüştürdüğünü anlatıyor.

Bu hikâyeden herkesin öğreneceği çok şey var.

Kitaptan bir alıntı:

“Eğer birini özel bir kulübe koyarsak bir anda yata ihtiyacı olduğunu hissetmeye başlayacaktır. Ancak ıssız bir adaya koyarsak tek isteyeceği şey hayatta kalmak için elzem olanlar olacaktır. İhtiyaçlarımı basit tutmak istiyordum. Bakış açımı yitirmek istemiyordum. Yeniden bütün başat kültürün normlarını ve değerlerini ve arzularını kendiminmiş gibi kabul ederek yutulmak istemiyordum.”

  • Künye: Ken Ilgunas – Tekerlekli Walden: Borç Batağından Özgürlüğe Giden Açık Yolda, çeviren: Devrim Kılıçer, Heretik Yayıncılık, anlatı, 384 sayfa, 2021

Enzo Traverso – Ateş ve Kan (2021)

Önde gelen siyaset bilimci Enzo Traverso’dan 1914-1945 arasında büyük yıkımla sonuçlanmış Avrupa iç savaşının usta işi bir otopsisi.

‘Ateş ve Kan’, tüm Avrupa’yı ateş ve kan gölüne çevirmiş devrim, yıkım ve savaş sürecini çok yönlü bir bakışla izliyor.

Traverso, modern teknolojinin, soğuk idari bürokratik aklın ve ilkel şiddetin bir araya geldiği söz konusu süreçte birey ve toplumların nasıl büyük zorbalıklara maruz kaldığını, şiddetin nasıl sınır tanımaz bir seviyeye tırmandırıldığını gözler önüne seriyor, daha da önemlisi, bunların bugünden bakıldığında bize neler söyleyebileceğini tartışması.

Yazar, yalnızca bu dönemde büyük güç kazanmış faşist hareketleri değil, aynı zamanda anti-faşist hareketlerin de o dönem yaşanan trajedilerdeki sorumluluğu üzerine eleştirel düşünmesiyle de çok önemli.

  • Künye: Enzo Traverso – Ateş ve Kan: Avrupa İç Savaşı, 1914-1945, çeviren: Onur Gayretli, Heretik Yayıncılık, tarih, 400 sayfa, 2021

Nikolai I. Bukharin – Aylak Sınıfın İktisadi Teorisi (2021)

Bolşevik Devrimi’nin en yetenekli liderlerinden olan Nikolai Bukharin’in ilk kez 1914’te yayımlanmış bu kitabı, Marksizmi modern akademik iktisadın temel öncülleriyle karşılaştıran öncü bir eser.

“Marksizm, güncel teorilere yönelik kapsamlı bir eleştiri inşa etmelidir.” diyen Bukharin,  bu eleştirinin sadece metodolojik değil, aynı zamanda sosyolojik temelli olması ve sistemin bütününü ele alması gerektiğini belirtiyor.

İdeolojik mücadele ile metodolojik mücadelenin birbirine nasıl bağlı olduğunu ortaya koymasıyla dikkat çeken ‘Aylak Sınıfın İktisadi Teorisi’, burjuva ekonomi politiği, iktisat metodolojisi ve Marksizm ile ilgilenenler kadar modern burjuvazinin ideologlarını daha iyi anlamak isteyenler için de başvuru kaynağı niteliğinde.

  • Künye: Nikolai I. Bukharin – Aylak Sınıfın İktisadi Teorisi, çeviren: Pelin Tuştaş, Heretik Yayıncılık, iktisat, 2021

Thorstein Bunde Veblen – Bolşevizm Üzerine Metinler (2021)

Sosyal bilimler alanına, evrimsel sosyal teoriyle büyük katkılarda bulunmuş Thorstein Bunde Veblen’in, Bolşevizm üzerine derinlemesine düşündüğü metinleri, bu kitapta.

Veblen yazılarında, Bolşevizmin gerçekte kimin için tehdit oluşturduğunu, Bolşevizmin yerleşik çıkarları nasıl kökten dönüştürdüğünü, Bolşevizmin Amerika’daki izlerini, devrimci bir alt üst oluşun kapitalizm üzerindeki olası etkilerini, değişimi meydana getiren koşulları, olası bir teknisyenler Sovyeti’nin vaat ettiklerini ve Bolşevizm ile savaş arasındaki ilişkiyi çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Kitap, hem Bolşevizmi daha iyi kavramak, hem de Veblen’in Birinci Dünya Savaşı sonrasındaki politik bakış açısına yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Thorstein Bunde Veblen – Bolşevizm Üzerine Metinler, derleyen: Eren Kırmızıaltın, çeviren: Barış Özçorlu, Devrim Kılıçer, Ömer Mollaer ve Pelin Tuştaş, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 104 sayfa, 2021

David Sloan Wilson – Darwin’in Katedrali (2020)

 

Din, insanoğlunun evriminde nasıl bir paya sahip?

Modern zamanların en büyük entelektüel savaşlarından birinin evrim ve din arasında olduğu açıktır.

David Sloan Wilson’a göre ise, insanlığın küresel egemenliğine yükselişini açıklamada din çok önemli bir paya sahiptir.

Hem evrimsel biyoloji hem de sosyal teoriden yararlanan Wilson, dinin ve ahlakın, bütün kurumsal, duygusal ve kuralcı tuzaklarıyla birlikte, bir tür mega-adaptasyon olarak yer aldığını savunuyor.

Başka bir deyişle ahlakı ve dini, insan topluluklarının tek bir birim olarak işlev görmesini sağlayan biyolojik ve kültürel olarak evrimleşmiş adaptasyonlar olarak düşünebiliriz.

Tarihten kimi örneklere başvurarak evrimsel bir din teorisi öneren yazar, dinlerin, insanların tek başlarına yapamayacaklarını toplu eylemler aracılığıyla yapabilmelerine olanak sağladığını belirtiyor.

‘Darwin’in Katedrali’, bizi, dinsel inancı insan evriminde çok önemli bir faktör olarak görmeye davet ederek evrim, din ve toplum arasındaki ilişkilere farklı bir gözle bakmamızı olanak sağlayacak türden bir çalışma.

  • Künye: David Sloan Wilson – Darwin’in Katedrali: Evrim, Din ve Toplumun Doğası, çeviren: Leyla Edri, Heretik Yayıncılık, inceleme, 384 sayfa, 2020

Yael Navaro – Devletin Suretleri (2020)

Nereye baksak, devletin bir suretini görürüz.

Yael Navaro da, Türkiye’nin 1990’lı yıllarını merkeze alarak, politik olanın kamusal alanda nasıl yeniden ve yeniden üretildiğini ortaya koyuyor.

Navaro’nun burada gözler önüne serdiği gibi, devlet kah Cumhuriyet’in temsili olan bir meydanın ortasında yükselen bir Atatürk heykelinde, kah polis memurlarının tehditlerinde, bir gazetecinin fotoğraf makinesinde, hatta gelip geçen yayaların bakışlarında, özetle hemen her yerde kendini gösterir.

“Temsilî ve simgesel meydanda devletin şu ya da bu yüzüne bürünmeyen en ufak bir yer bile yok,” diyen Navaro, kamusal yaşamı da böylece, kamunun siyaseti hem üretip hem yeniden şekillendirdiği belirsiz bir politik alan olarak tanımlıyor.

Kitap, 1990’lı yılların Türkiye’sinde, günlük hayatın olaylarının, bir haber, panik ve sansasyon kültürü içinde nasıl yansıtılıp büyütüldüğüne daha yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Yael Navaro – Devletin Suretleri: Türkiye’de Sekülarizm ve Kamusal Yaşam, çeviren: Mukadder Okuyan ve Işık Önal, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 360 sayfa, 2020

Erving Goffman – Reklamlarda Toplumsal Cinsiyet (2020)

Erving Goffman, reklamlarda ortaya konan davranışları araştırarak reklamların kadın-erkek rollerini ve ilişkilerini nasıl tasvir ettiğini ortaya koyuyor.

Özellikle reklamlarda kadın bedeninin nasıl sunulduğunu derinlemesine analiz etmesiyle dikkat çeken çalışma, reklam klişelerinde cinsiyetçi kodların, erkek ve kadın bedeninin birbirine göre konumlanmasından uzamın paylaşımına ve nesnelerle kurulan ilişkiye kadar, hayatımızın neredeyse her ayrıntısına nasıl sızdığını gözler önüne seriyor.

Goffman’ın, reklamcılık ve cinsiyet kalıp yargılarıyla ilgilenen herkesin muhakkak okuması gereken ve alanda bugün klasik haline gelmiş çalışması, hem reklamlardaki sembolizmi öğrenmek kadar buna karşı savunma geliştirmek açısından da için çok iyi fırsat.

  • Künye: Erving Goffman – Reklamlarda Toplumsal Cinsiyet, çeviren: Devrim Kılıçer ve Fahri Öz, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 240 sayfa, 2020

Erving Goffman – Toplum İçinde Davranmak (2018)

Toplumun davranış ve etkileşim kodları bizim kılcal damarlarımıza kadar işlemiştir, fakat biz bunlar hakkında çoğu zaman bilgi sahibi olmadan yaşayıp gideriz.

Erving Goffman da bu eşsiz çalışmasında, toplumla kurduğumuz etkileşimin esaslarını bizimle paylaşıyor.

Düzenin, bilhassa bireyler arasındaki etkileşim yoluyla ilgi ve gözetim şeklinde varlığını kurduğunu ortaya koyan Goffman, bu etkileşim üzerinden iktidar ilişkilerinin mikro-sosyolojisinin nasıl işlediğini ortaya koyuyor.

Kitabın çok önemli katkılarından biri de, toplumsal etkileşim sürecini “normal” addettiğimiz kişiler kadar, delileri, damgalıları, kadınları, siyahları yahut madunları da kapsayacak şekilde genişletmesi.

Goffman, toplumsal düzenin örneğin deliliği yerini bilmemek veyahut engelliliği kapalılık olarak nasıl tanımlayarak ötekileştirdiğini, madunları ise tümüyle yok sayıp görünmez kıldığını gözler önüne seriyor.

Toplumda karşılıklı katılım ilginin kuruluşu, birbirlerini tanımayanlar arasındaki irtibatlar ve toplumsal etkileşimde iletişimin sınırları gibi ilgi çekici konuların irdelendiği kitap, toplumsal etkileşimlere sızmış tahakkümü en ince ayrıntısına kadar belirgin kılmasıyla önemli.

  • Künye: Erving Goffman – Toplum İçinde Davranmak: Etkileşimlerin Sosyal Düzenine Dair Açıklamalar, çeviren: Adem Bölükbaşı, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 272 sayfa, 2018

Thorstein Bunde Veblen – Karl Marx’ın Sosyalist İktisadı ve Sosyalizm Üzerine Metinler (2019)

Thorstein Bunde Veblen, özellikle evrimsel sosyal teorisiyle, sosyal bilimler alanına büyük katkılarda bulunmuş bir isim.

Veblen, evrimsel sosyal teorisini post-Darwinci bir teori olarak adlandırır.

Bu teoride sosyo-ekonomik ve biyolojik unsurların bir arada ele alındığı evrimci görüşten; içgüdünün, içgüdüsel eğilimlerin ve alışkanlıkların dikkate alındığı psikoloji ve pragmatist görüşten ve toplumun aşamalarını spesifik özelliklere göre sınıflandırmak için kullandığı antropolojiden yararlanır.

Eldeki derlemede yer alan metinler ise, Veblen’in diğer bir önemli sosyal bilimci olan Marx’ın düşünceleriyle nasıl ilişkilendiğini ortaya koyuyor.

Bilindiği gibi Marx’ın teorisi, sosyal bilimler alanında ve toplumsal yaşamda başka hiçbir teoriyle kıyaslanamayacak kadar etkili olmuştu.

Bu teorinin etkilediği isimlerden biri de Veblen’di.

Kitabın en önemli katkısı, Veblen ve Marx’ın teorik bakış açılarının karşılaştırmalı değerlendirmesini ve bunların olası etkileşimlerini ortaya koyması.

Derlemenin bir diğer önemi ise, Veblen’in sosyalizm düşüncesini çok yönlü bir şekilde değerlendirdiği metinlerine yer vermesi.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Sosyalizmi mümkün kılabilecek bir hissiyat olarak halkın mevcut sistemden duyduğu hoşnutsuzluk,
  • Marx’ın iktisat teorisi,
  • Darwinci evrim kavramları bağlamında Hegelci materyalist anlayış ve sınıf mücadelesi,
  • Sosyalistler arasındaki parlamentarizm tartışmaları,
  • Sosyalizm tanımlamalarındaki hata veya eksiklikler,
  • Materyalist tarih anlayışı…

Derlemedeki metinler, postDarwinci bir teorinin sosyalizm ve materyalist anlayışı nasıl ele alması gerektiğini ve bu teorinin sosyalizm ve materyalist anlayışta neleri hatalı ya da eksik bulduğunu ortaya koymalarıyla önemli.

  • Künye: Thorstein Bunde Veblen – Karl Marx’ın Sosyalist İktisadı ve Sosyalizm Üzerine Metinler, derleyen: Eren Kırmızıaltın, çeviren: Devrim Kılıçer, Hüsnü Bilir ve Ömer Mollaer, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 144 sayfa, 2019

Christopher R. Browning – Sıradan Adamlar (2019)

 

Sıradan insan, olağanüstü dönemlerde nasıl bir canavara dönüşebilir?

Christopher Browning, Naziler döneminde Alman 101. Yedek Polis Taburu’nda görevli, çoğu yaşlarından dolayı cepheye gönderilmemiş aile babası sıradan adamların acımasız birer katile dönüşerek 38 bin Yahudi’yi enselerinden vurarak katletmesine ve 45 binini de Treblinka’daki gaz odalarına göndermesine neden olan içsel ve dışsal etkenleri ortaya koyuyor.

13 Temmuz sabahı, 101. Yedek Polis Taburunun adamları Josefow isimli bir Polonya köyüne giderler.

Bunlar yaşamlarında işçi, esnaf, zanaatkâr ya da memur olan, daha da önemlisi, Almanya’nın o dönemlerde Nazi ideolojisine görece en kapalı şehri Hamburg kökenli olan ve zihin dünyalarının büyük bir kısmı Weimar Cumhuriyetinde şekillenmiş kişilerdi.

Fakat ne olduysa, 13 Temmuz gecesinde oldu.

Bu tarihten itibaren on altı ay içerisinde bu polisler, acımasız bir katile dönüşecekti.

500 adamdan oluşan tabur, 38 bin Yahudi’yi enselerinden vurarak katledecek, 45 bin Yahudi’yi de Treblinka’daki gaz odalarına gönderecek, yani toplamda 83 bin Yahudi’nin ölümünden sorumlu olacaktı.

İşte Browning, bu adamları bu vahşeti yapmaya yönelten nedenleri izliyor.

Bizzat onların ağzından anlatılanlara ve dönemin başka tanıklıklarına dayanmasıyla çok önemli olan çalışma, mutlak itaat kültürünün bireyi nasıl yok etiğini, grup psikolojisinin insanı getirebileceği korkunç aşamaları, Yahudi karşıtlığının ya da Nazi doktrinin Alman toplumunu nasıl biçimlendirdiğini ve bunun gibi pek çok önemli konuyu aydınlatıyor.

Kitap, sıradan insanların olağanüstü insan dışılık kapasitesi hakkında, bugün de bizi çok düşündürecek sarsıcı bir tablo sunuyor.

  • Künye: Christopher R. Browning – Sıradan Adamlar: 101. Yedek Polis Taburu ve Polonya’da Nihai Çözüm, çeviren: Hilal Kara ve Ali Açıkgöz, Heretik Yayıncılık, tarih, 360 sayfa, 2019