Erving Goffman – Toplum İçinde Davranmak (2018)

Toplumun davranış ve etkileşim kodları bizim kılcal damarlarımıza kadar işlemiştir, fakat biz bunlar hakkında çoğu zaman bilgi sahibi olmadan yaşayıp gideriz.

Erving Goffman da bu eşsiz çalışmasında, toplumla kurduğumuz etkileşimin esaslarını bizimle paylaşıyor.

Düzenin, bilhassa bireyler arasındaki etkileşim yoluyla ilgi ve gözetim şeklinde varlığını kurduğunu ortaya koyan Goffman, bu etkileşim üzerinden iktidar ilişkilerinin mikro-sosyolojisinin nasıl işlediğini ortaya koyuyor.

Kitabın çok önemli katkılarından biri de, toplumsal etkileşim sürecini “normal” addettiğimiz kişiler kadar, delileri, damgalıları, kadınları, siyahları yahut madunları da kapsayacak şekilde genişletmesi.

Goffman, toplumsal düzenin örneğin deliliği yerini bilmemek veyahut engelliliği kapalılık olarak nasıl tanımlayarak ötekileştirdiğini, madunları ise tümüyle yok sayıp görünmez kıldığını gözler önüne seriyor.

Toplumda karşılıklı katılım ilginin kuruluşu, birbirlerini tanımayanlar arasındaki irtibatlar ve toplumsal etkileşimde iletişimin sınırları gibi ilgi çekici konuların irdelendiği kitap, toplumsal etkileşimlere sızmış tahakkümü en ince ayrıntısına kadar belirgin kılmasıyla önemli.

  • Künye: Erving Goffman – Toplum İçinde Davranmak: Etkileşimlerin Sosyal Düzenine Dair Açıklamalar, çeviren: Adem Bölükbaşı, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 272 sayfa, 2018

Thorstein Bunde Veblen – Karl Marx’ın Sosyalist İktisadı ve Sosyalizm Üzerine Metinler (2019)

Thorstein Bunde Veblen, özellikle evrimsel sosyal teorisiyle, sosyal bilimler alanına büyük katkılarda bulunmuş bir isim.

Veblen, evrimsel sosyal teorisini post-Darwinci bir teori olarak adlandırır.

Bu teoride sosyo-ekonomik ve biyolojik unsurların bir arada ele alındığı evrimci görüşten; içgüdünün, içgüdüsel eğilimlerin ve alışkanlıkların dikkate alındığı psikoloji ve pragmatist görüşten ve toplumun aşamalarını spesifik özelliklere göre sınıflandırmak için kullandığı antropolojiden yararlanır.

Eldeki derlemede yer alan metinler ise, Veblen’in diğer bir önemli sosyal bilimci olan Marx’ın düşünceleriyle nasıl ilişkilendiğini ortaya koyuyor.

Bilindiği gibi Marx’ın teorisi, sosyal bilimler alanında ve toplumsal yaşamda başka hiçbir teoriyle kıyaslanamayacak kadar etkili olmuştu.

Bu teorinin etkilediği isimlerden biri de Veblen’di.

Kitabın en önemli katkısı, Veblen ve Marx’ın teorik bakış açılarının karşılaştırmalı değerlendirmesini ve bunların olası etkileşimlerini ortaya koyması.

Derlemenin bir diğer önemi ise, Veblen’in sosyalizm düşüncesini çok yönlü bir şekilde değerlendirdiği metinlerine yer vermesi.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Sosyalizmi mümkün kılabilecek bir hissiyat olarak halkın mevcut sistemden duyduğu hoşnutsuzluk,
  • Marx’ın iktisat teorisi,
  • Darwinci evrim kavramları bağlamında Hegelci materyalist anlayış ve sınıf mücadelesi,
  • Sosyalistler arasındaki parlamentarizm tartışmaları,
  • Sosyalizm tanımlamalarındaki hata veya eksiklikler,
  • Materyalist tarih anlayışı…

Derlemedeki metinler, postDarwinci bir teorinin sosyalizm ve materyalist anlayışı nasıl ele alması gerektiğini ve bu teorinin sosyalizm ve materyalist anlayışta neleri hatalı ya da eksik bulduğunu ortaya koymalarıyla önemli.

  • Künye: Thorstein Bunde Veblen – Karl Marx’ın Sosyalist İktisadı ve Sosyalizm Üzerine Metinler, derleyen: Eren Kırmızıaltın, çeviren: Devrim Kılıçer, Hüsnü Bilir ve Ömer Mollaer, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 144 sayfa, 2019

Christopher R. Browning – Sıradan Adamlar (2019)

 

Sıradan insan, olağanüstü dönemlerde nasıl bir canavara dönüşebilir?

Christopher Browning, Naziler döneminde Alman 101. Yedek Polis Taburu’nda görevli, çoğu yaşlarından dolayı cepheye gönderilmemiş aile babası sıradan adamların acımasız birer katile dönüşerek 38 bin Yahudi’yi enselerinden vurarak katletmesine ve 45 binini de Treblinka’daki gaz odalarına göndermesine neden olan içsel ve dışsal etkenleri ortaya koyuyor.

13 Temmuz sabahı, 101. Yedek Polis Taburunun adamları Josefow isimli bir Polonya köyüne giderler.

Bunlar yaşamlarında işçi, esnaf, zanaatkâr ya da memur olan, daha da önemlisi, Almanya’nın o dönemlerde Nazi ideolojisine görece en kapalı şehri Hamburg kökenli olan ve zihin dünyalarının büyük bir kısmı Weimar Cumhuriyetinde şekillenmiş kişilerdi.

Fakat ne olduysa, 13 Temmuz gecesinde oldu.

Bu tarihten itibaren on altı ay içerisinde bu polisler, acımasız bir katile dönüşecekti.

500 adamdan oluşan tabur, 38 bin Yahudi’yi enselerinden vurarak katledecek, 45 bin Yahudi’yi de Treblinka’daki gaz odalarına gönderecek, yani toplamda 83 bin Yahudi’nin ölümünden sorumlu olacaktı.

İşte Browning, bu adamları bu vahşeti yapmaya yönelten nedenleri izliyor.

Bizzat onların ağzından anlatılanlara ve dönemin başka tanıklıklarına dayanmasıyla çok önemli olan çalışma, mutlak itaat kültürünün bireyi nasıl yok etiğini, grup psikolojisinin insanı getirebileceği korkunç aşamaları, Yahudi karşıtlığının ya da Nazi doktrinin Alman toplumunu nasıl biçimlendirdiğini ve bunun gibi pek çok önemli konuyu aydınlatıyor.

Kitap, sıradan insanların olağanüstü insan dışılık kapasitesi hakkında, bugün de bizi çok düşündürecek sarsıcı bir tablo sunuyor.

  • Künye: Christopher R. Browning – Sıradan Adamlar: 101. Yedek Polis Taburu ve Polonya’da Nihai Çözüm, çeviren: Hilal Kara ve Ali Açıkgöz, Heretik Yayıncılık, tarih, 360 sayfa, 2019

Kolektif – Kenardakiler (2019)

 

‘Sapma’ ve ‘suç’ konularında dar ampirizme kaymadan, sosyolojik perspektifi derinleştiren şahane bir derleme.

Çalışmanın özellikle suç ve sapkınlık yönündeki pratikleri kendi doğal ortamlarında incelemesiyle büyük bir boşluğu doldurduğunu söylemeliyiz.

Klasik sosyolojiden çağdaş sosyolojiye değin sapma ve suç sosyolojisinde öne çıkan teorik perspektifleri irdeleyerek açılan kitapta,

  • Niğde’deki uyuşturucu kullanıcılarının sosyalleşme pratikleri ve etkileşim kalıpları,
  • Artvin’de yasa dışı göçmen seks işçiliğinin toplumsal dokuyu nasıl etkilediği,
  • Sinop Türkiye Sakatlar Derneği üyesi engellilerin deneyimleri üzerinden damgalama, sapma, suç ve engellilik ilişkisinin sosyolojik boyutları,
  • Etnisite, alt-kültür ve suç bağlamında Conolar,
  • “Yan Baktın” cinayetlerinin sosyolojik analizi,
  • Suç, ceza ve sapkınlık sosyolojisi açısından polisiye roman ‘Peygamber Cinayetleri’nin analizi,
  • Sapma ve suç sosyolojisi açısından “Çukur” dizisi,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Ercan Geçgin, Ayşe Akyayla, Kerem Özbey, Ayşegül Demir, Yaşar Erjem, Gamze Uy, Erol Tanrıbuyurdu ve Fadime Tuğba Çamsarı.

  • Künye: Kolektif – Kenardakiler: Teoriden Uygulamaya Suç ve Sapma Üzerine Sosyolojik Araştırmalar, derleyen: Ercan Geçgin, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 368 sayfa, 2019

Stanley Cohen – Halk Düşmanları ve Ahlaki Panikler (2019)

Özellikle Türkiye gibi ülkeler, zaman zaman ahlaki panik dönemleri yaşamak konusunda pek mahirdir.

Süreç, gazeteciler, din adamları, siyasetçiler ve sözüm ona sağduyulu kişiler, bir durumu, olayı, kişi ya da grubu, toplumsal değerlere tehdit olarak tanımlamalarıyla başlar.

Medya söz konusu özneyi stereotipleştirerek belirli bir tarzda sunmaya katkı sağlar.

İşlem tamamdır: ortada, “bütün bir toplumun” cephe alabileceği dört dörtlük bir “ahlaki problem” vardır.

Stanley Cohen’in çok iyi bir sosyoloji çalışması olan ‘Halk Düşmanları ve Ahlaki Panikler’, işte tam da böylesi bir sürecin nasıl işlediğini bütün dinamikleriyle ele almasıyla önemli.

Cohen, ilk bakışta anlık ve kendiliğinden patlamalar gibi görünen bu ahlaki paniklerin, kaçınılmaz bir tepkiden ziyade inşa edildiğini, bilakis gözümüze sokulacak şekilde icra edildiğini gösteriyor ve kültürel çalışmalardan etiketleme kuramına kadar geniş bir alandan yararlanarak ahlaki paniklerin “doğal” addedilen niteliğini yapı-bozuma uğratıyor.

Bu enfes çalışma, cinsellikten milliyetçiliğe ahlaki panik konusunda sürekli teyakkuz sergilemekten geri durmayan Türkiye’yi de daha iyi kavramamıza vesile olacak türden.

  • Künye: Stanley Cohen – Halk Düşmanları ve Ahlaki Panikler, çeviren: Deniz Türker, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 296 sayfa, 2019

Kolektif – Felsefenin İhmal Edilmiş On Klasiği (2019)

Her alanda olduğu gibi, felsefede de ihmal edilmiş yapıtlar vardır.

Bazı kitaplar, hak etmedikleri halde fazla görünür olurken, bazı kitaplar ne akademik dünyada ne de okurun gözünde olması gerektiği yeri bir türlü bulamaz.

İşte bu kitap, tam da bu gayeden yola çıkarak felsefenin ihmal edilmiş on kitabını kapsamlı bir bakışla okura açıklıyor.

Kitaba katılan yazarlar, söz konusu eserlerin anlam ve önemini açıklamakla kalmıyor, aynı zamanda bugün profesyonel felsefenin dışlama kalıplarını gözler önüne seriyor ve ayrıca, bu klasik yapıtlardan hareketle güncel felsefenin nasıl yenilenebileceği üzerine derinlemesine düşünüyor.

Kitapta ele alınan on eser şöyle:

  • Gorgias’ın ‘Helen’e Övgü’sü,
  • Fénelon’un ‘Telemakhos’u,
  • Thomas Paine’in ‘“Tarımsal Adalet” ve Sosyal Sigortanın Kökenleri’i,
  • Hermann Lotze’un ‘Mikrokosmus’u,
  • F. H. Bradley’in ‘Görünüş ve Gerçeklik’i,
  • Jane Addams’ın ‘Kadınlar ve Kamusal Ev İdaresi’,
  • Ernst Cassirer’ın ‘Substanzbegriff und Funktionsbegriff’i,
  • Edith Stein’ın eserleri,
  • E. B. Du Bois’nın ‘Şimde Nereye ve Neden’i,
  • Ve Jonathan Bennett’in ‘Rasyonalite’si.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Rachel Barney, Ryan Patrick Hanley, Elizabeth Anderson, Frederick Beiser, Michael Della Rocca, Sally Haslanger, Alan W. Richardson, Kris McDaniel, Chike Jeffers ve Daniel Dennett.

  • Künye: Kolektif – Felsefenin İhmal Edilmiş On Klasiği, editör: Eric Schliesser, çeviren: İlker Aksu ve Onur İşci, Heretik Yayıncılık, felsefe, 286 sayfa, 2019

Angela Y. Davis – Kadınlar, Irk ve Sınıf (2019)

ABD feminist hareketin dönüm noktaları ve gelişiminin, feminist çalışmalar alanının önde gelen isimlerinden Angela Davis’in kaleminden dört dörtlük bir analizi.

Kitabın en önemli katkılarından biri, ABD feminist hareketin tarihini, ırkçılık karşıtı siyah özgürleşme mücadeleleri üzerinden izlemesidir diyebiliriz.

Davis burada,

  • Beyaz feminist ve kölelik karşıtı hareketin sınıfsal ve ırkçı çelişkilerini,
  • Irkçılığın beyaz feminist hareket içerisine sızdığı oyukları,
  • Kölelik karşıtı hareket ve kadın haklarının doğuşunu,
  • Kadın hakları mücadelesinin ilk dönemlerinde Amerika’daki verili sınıf ve ırk yapılarını,
  • Siyah kadın ve kulüp hareketini,
  • Irkçılığın, doğum kontrolü ve üreme haklarına yaklaşımını,
  • Amerikan iç savaşı ertesinde, kadınlar için oy hakkı hareketi ile ırkçı güneyli siyasetçiler arasında, oy hakkının kadınlara tanınması ancak siyahların bu haktan mahrum bırakılması yönünde kurulan yüz karası ittifakı,
  • Siyah kadınların bazı taleplerinin hem beyaz kadınların hem de ırkçı baskı altında yaşatan diğer birtakım grupların talepleriyle nasıl ortaklaştığını,
  • Irkçılığın farklı bir yüzlerini tecrübe eden siyah erkekler ile siyah kadınların birlikte aynı mücadelenin parçası olma sürecini,
  • Ve bunun gibi önemli konuları irdeliyor.

Davis’in alanında klasik olmuş yapıtı, mücadeleyi ırkçılık karşıtı, feminist ve antikapitalist bir çizgiye çekmek için neler yapılabileceği üzerine düşünmesiyle de çok değerli.

  • Künye: Angela Y. Davis – Kadınlar, Irk ve Sınıf, çeviren: Selda Arıt, Heretik Yayıncılık, feminizm, 286 sayfa, 2019

Pierre-Joseph Proudhon – Pornokrasi ya da Modern Zamanlarda Kadınlar (2019)

Proudhon’un tamamlayamadığı eserlerinden olan ‘Pornokrasi’, düşünürün, insan türünün yarısını oluşturan kadınların modern toplumlardaki yerini ve kadının hak mücadelesini tartışıyor.

Proudhon, ‘Adalet’ adlı ünlü eserinde, kadın-erkek çiftinin toplumsal bir birim olduğu sonucuna varmıştı ancak bu çifti meydana getiren iki tarafa da bir eşdeğerlik atfetmiyordu.

“Erkek”, diyordu Proudhon, “kadınla kıyaslandığında, aradaki oran 3’e 2’dir.”

Dolayısıyla, kadının erkekten aşağı bir seviyede olması geri döndürülemez bir durumdu.

Doğal olarak Proudhon’un bu formülü büyük bir hoşnutsuzluk yarattı.

Özellikle kadın yazarlar tarafından hazırlanan gazete makaleleri, broşürler, kitaplar, geniş bir ölçekte üretilmekte gecikmedi.

Tabii bu metinlere karşı Proudhon da taarruz niteliğinde bir yanıt vermeyi istiyordu ve böylece bir kitap projesi üzerine notlar almaya başladı başladı.

Bu eser, ‘Pornokrasi’ adını taşıyordu, fakat Proudhon’un ölümü nedeniyle kitap hiç yayımlanmadı.

Bu çalışma, düşünürün notlarından yola çıkılarak ortaya konmuş.

Polemikçi üslubuyla öne çıkan kitap, hem Proudhon’un kadınlar hakkındaki fikirlerine hem de genel olarak o dönemdeki kadın ve kadın-erkek eşitliği konusunda yürütülen tartışmalara daha yakından bakmak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Pierre-Joseph Proudhon – Pornokrasi ya da Modern Zamanlarda Kadınlar, çeviren: Banu Barış, Heretik Yayıncılık, kadın, 170 sayfa, 2019

Levent Ünsaldı – Burada Ne Oluyor? (2019)

Levent Ünsaldı bu ilgi çekici çalışmasında, Erving Goffman’ın gündelik yaşam üzerine çığır açan tezlerini Türkiye toplumunun sıradan hayatı bağlamında yeniden okuyor.

Yazar, gündelik hayatın içinden karşımıza çıkan kimi davranış, söz veya kodların hangi güç ilişkilerine işaret ettiğini izliyor.

Sıradan insanların sıradan karşılaşmalarında neler oluyor ve bu olanlar bize ne söyler?

Ünsaldı bu sorunun yanıtını ararken gündelik yaşamın kendine has düzenleri ve toplumsal faaliyetlerimizin yapısı üzerine derinlemesine düşünüyor.

Çalışma, gündelik yaşamın dışarıdan bakıldığında çok sıradan görünse de, ne denli yoğun etkileşimler barındırdığını kavramak için birebir.

  • Künye: Levent Ünsaldı – Burada Ne Oluyor?: Türkiye’de Etkileşimlerin Ekolojisi Üzerine Bir Deneme, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 128 sayfa, 2018

Kolektif – İktisat Sosyolojisi (2018)

Neoklasik iktisat, tarihselliği dikkate almayışı, toplumsal alandan yalıtılmış homo æconomicus bireyi merkeze alması ve marjinalist temeller üzerine kurulmasıyla sıklıkla eleştirilir.

İktisat sosyolojisi ise, politik ekonomi yaklaşımıyla neoklasik iktisadın birbirini beslemesini sağlayacak bir perspektif kurmayı amaçlar.

Elimizdeki kitap ise, iktisat sosyolojisi alalında çalışanlar için önemli bir kaynak olmaya aday.

Farklı yazarların kurucu düşünürler ve iktisat okulları üzerine kaleme aldıkları yazıları bir araya getiren kitap, Richard Swedberg’in iktisat sosyolojisini kapsamlı bir bakışla irdeleyen bir giriş yazısıyla açılıyor.

Çalışmanın devamında ise,

  • İbn Haldun düşüncesinin iktisat sosyolojisine katkıları,
  • Klasik politik ekonomi,
  • Karl Marx ve iktisat sosyolojisi,
  • Neoklasik iktisat,
  • Max Weber’in iktisat sosyolojisi yaklaşımı,
  • Avusturya İktisat Okulu,
  • Karl Polanyi’nin katkıları,
  • A. Schumpeter’in iktisat sosyolojisi,
  • Ve davranışsal iktisat gibi konular ele alınıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Richard Swedberg, Heinz D. Kurz, Deniz T. Kılınçoğlu, Eren Kırmızıaltın, Gülenay Baş Dinar, Feridun Yılmaz, Mine Kara, Hüseyin Özel, Derya Güler Aydın ve Hüsnü Bilir.

  • Künye: Kolektif – İktisat Sosyolojisi, editör: A. Arif Eren ve Eren Kırmızıaltın, Heretik Yayıncılık, sosyoloji, 419 sayfa, 2018