Kenneth White – Mavi Yol (2009)

Kendini “göçebe bir entelektüel” olarak tanımlayan Kenneth White, kültürden kültüre yaptığı yolculukları ‘Mavi Yol’ isimli elimizdeki kitapta bir araya getiriyor.

Entelektüel göçebeliğe, “geopoetika” adını veren yazar, “geopoetika”yı, halkları bölen her türlü siyasal ve dinsel ideolojinin ötesinde bir kavram olarak tanımlıyor.

Gezip gördüğü kültürleri, ortaklaşa sahip olunan Yer’in gizemli, kırılgan ve güzel mirasının bileşenleri olarak düşünen White, bu coğrafyalardaki farklı kültürleri, kimi zaman deneme, kimi zaman anlatı ve kimi zamansa şiir aracılığıyla okuruyla paylaşıyor.

Kitap, gezi tutkunları kadar, farklı kültürleri tanımak isteyenlere de hitap ediyor.

  • Künye: Kenneth White – Mavi Yol, çeviren: Ömer Bozkurt, Yapı Kredi Yayınları, gezi, 183 sayfa

Philippe Mengue – Yürümek, Koşmak, Yüzmek (2018)

Philippe Mengue, doğal fiziksel yetenekleri kadar, sporu da seven, spor tutkunu bir babanın etkisiyle, içine çok erken yaşlarda spor aşkı aşılanmış olmasıyla, hayatı boyunca fiziksel aktivitelere ilgi duydu.

Bu ilginin neticesi olan elimizdeki kitabı ise, yürümek, koşmak, yüzmek gibi fiziksel aktiviteler konusunda, oldukça özgün bir felsefi sorgulama sunuyor.

Mengue burada,

  • Deleueze’da sporun içgüdüsel olarak reddini,
  • Rimbaud’nun Habeşistan günlerini,
  • Rousseau ve Kerouac’taki yola koyulma fikrini,
  • Merleau-Ponty ile Maldiney’e göre “estetik” beden veya görüngübilimcilerin duyumsayan bedeni,
  • Kötülük yazınında Sade’la, Bataille’la ele alınan erotik bedeni,
  • Artaud ile “organsız beden”i,
  • Bedenin Eros aracılığıyla Platon’dan beri en yüce felsefeyle bağlantılı olma halini,
  • Tanrısal tapınma aracı olarak antik spor müsabakalarını,
  • Bedenin denizde aldığı “oluşlar”ı,
  • Ve bunun gibi, spor ve hareket halindeki beden üzerine sistemli pek çok düşünce egzersizi yapıyor.

Künye: Philippe Mengue – Yürümek, Koşmak, Yüzmek: Kaçak Beden, çeviren: Orçun Türkay, Yapı Kredi Yayınları, felsefe, 244 sayfa, 2018

Fazıl Hüsnü Dağlarca – Bütün Şiirleri 1 (2008)

15 Ekim 2008’de yitirdiğimiz Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın Bütün Şiirleri’nin birinci cildi, kendisinin 1935-1968 yılları arasında yayımlanmış yapıtlarını içeriyor.

‘Havaya Çizilen Dünya’, ‘Çocuk ve Allah’, ‘Daha’, ‘Çakırın Destanı’, ‘Taş Devri’, ‘Üç Şehitler Destanı’, ‘Toprak Ana’, ‘Aç Yazı’, ‘Asu’ ve ‘Batı Acısı’, Dağlarca’nın, bu ciltte bir araya getirilen kitaplarından birkaçı.

Birinci cilt ayrıca, Dağlarca’nın şiirdeki çıkışını simgeleyen ‘Çocuk ve Allah’ ile sonrasında destan ve toplum şiirlerine ilk adımlarını attığı ve bunları geliştirip zenginleştirdiği ‘Üç Şehitler Destanı’, ‘Toprak Ana’, ‘Aç Yazı’ ve ‘Asu’ gibi eserlerini barındırıyor.

  • Künye: Fazıl Hüsnü Dağlarca – Bütün Şiirleri 1, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 1954 sayfa

Susan Hill – Cinayet Bahane (2009)

Susan Hill ‘Cinayet Bahane’de, meşhur karakteri Simon Serrailler’in yeni bir macerasını sunuyor.

Fakat bu romanda, Başmüfettiş Serrailler’i, ona âşık olan Freya Graffham’ın gözünden anlatıyor.

Küçük İngiliz kasabası Lafferton’a taşınan Graffham, amiri Simon Serrailler’e âşık olur.

Bu esnada kasabada insanlar, gizemli bir şekilde ortadan kaybolmaktadır. Öte yandan, kaybolanların ortak noktalarının alternatif tıpla ilgileniyor olmaları ve kasabanın Tepe denilen bölgesinde ortadan kaybolmaları da, olayları daha şüpheli bir hale getirir.

Freya Graffham, yardımcısı Nathan’la birlikte kurbanları araştırmaya, bu esrarengiz kayboluşları çözmeye çalışacaktır.

  • Künye: Susan Hill – Cinayet Bahane, çeviren: Yasemin Akbaş, Yapı Kredi Yayınları, roman, 624 sayfa

 

Necmi Zekâ – Kitaba Adını Veren Şiir (2009)

Necmi Zekâ, ‘Kitaba Adını Veren Şiir’ isimli elimizdeki kitabında, sözleri ve davranışlarıyla, hataları ve sevaplarıyla, doğruları ve yalanlarıyla, çelişkileriyle insanı konu ediniyor.

Kitapta yer alan ‘O Varsa, Olayım mı, Ben de’ başlıklı şiirden bir alıntı:

bu ses, benden, bana mı, ayaksız köprü, bu hayret

bas bas beyan, teklifsiz kahır, biraz, eskinin tabiriyle

kadimliğe kavuşuk, en başından, pek kol-kanatsız

bu bükük belli kâse ve kâsenin fakr u zaruret gamı

 

yok mu, bir pay, nereye diye, soran, gözdeki takibe

var ya, yakan, yandıran, yüzülmeyen o derya-kap

tane tane, sıfat, var ya, kendini cisim eylenen, kelepçe

aklımı, her nasılsa, derecek, bu olmayan dal-uykular

(…)”

  • Künye: Necmi Zekâ – Kitaba Adını Veren Şiir, Yapı Kredi Yayınları, şiir, 110 sayfa

Selahattin Hilav – Felsefe El Kitabı (2009)

Yazar ve felsefeci Selahattin Hilav’ın ‘Felsefe El Kitabı’ isimli elimizdeki kitabı, aydınlanmacı felsefenin ve Marksizm’in Türkiye’de kuramsal olarak anlaşılmasında önemli katkısı var.

Daha önce ‘Entelektüeller ve Eylem’, ‘Edebiyat Yazıları’ ve ‘Felsefe Yazıları’ isimli çalışmaları da yeniden yayımlanan Hilav’ın, ilk olarak 1970’te ve ‘100 Soruda Felsefe El Kitabı’ başlığıyla yayımlanan bu eseri, felsefe alanındaki birçok sorunun yanıtını, kapsamlı bir biçimde vermesiyle göz dolduruyor.

Hilav bu çalışmasında, “Felsefe Nedir?”, “İlkçağda Felsefe”, “Ortaçağda Felsefe”, “Yeniçağda Felsefe” ve “Tarihsel Gerçeğimiz ve Felsefe” başlıkları altında, yüz önemli soruya cevap veriyor.

Kitabın güncel kapağı da aşağıda.

  • Künye: Selahattin Hilav – Felsefe El Kitabı, Yapı Kredi Yayınları, felsefe, 262 sayfa

 

Selçuk Baran – Bozkır Çiçekleri (2009)

Selçuk Baran, ilk kez 1987’de yayımlanan ‘Bozkır Çiçekleri’nde, yalnızlığı seçmediği halde umarsızca yalnız kalan kahramanlarıyla, 1970’li yılların Ankara’sının izini sürüyor.

Roman, yolları bozkırın ortasında kesişen Seyfi’nin, Nurten’in ve Müfit’in gözünden, o dönem Ankara’sını, hem hüzünlü hem de umutlu bir üslupla resmediyor.

Türkiye edebiyatının nitelikli kalemlerinden Baran, sadece yazdıklarıyla değil, son yıllarındaki susuşuyla da tanınan bir isim. İlk kitabı ‘Haziran’ ile 1973 TDK Öykü Ödülü’nü kazanan, ‘Bir Solgun Adam’la 1974 Milliyet Yayınları Roman Yarışması’nda mansiyon alan, ‘Anaların Hakkı’yla 1978 Sait Faik hikâye Armağanı’nı Adnan Özyalçıner’le paylaşan Baran, ‘Bozkır Çiçekleri’yle de 1979 Milliyet Yayınları Roman Yarışması’nda mansiyon kazanmıştı.

Romanın yeni bir baskıyla raflardaki yerini alışı, bu usta kalemi yeniden okumak için iyi bir fırsat.

  • Künye: Selçuk Baran – Bozkır Çiçekleri, Yapı Kredi Yayınları, roman, 210 sayfa

Hélène Prigent – Melankoli (2009)

Melankoli, özellikle Batı kültürünü tarih boyunca en çok meşgul eden konuların başında gelir.

İşte Hélène Prignent, melankolinin kapsamlı bir tarihini verdiği bu rehber kitabında, antik mezar taşlarından başlayarak, Dürer, Valentin, Goya, Delacroix, Friedrich, Munch, Redon, Hopper ve Kiefer gibi isimlerin yapıtlarında melankoliye uzanıyor.

“Bugün melankoli sözcüğünü de içeren bunalım, her dönemin üstüne bir taş eklediği, iki bin yıldan daha yaşlı, eski bir anıtın yüzeyindeki pastan başka bir şey değil aslında,” diyen Prignent, tarih boyunca melankoli’nin aldığı “kara safra”, “kutsal hastalığı”, acedia, spleen, nevrasteni ve bunalım gibi farklı adların ve merkezinde Dürer’in ünlü gravürü Melancolia I’ın bulunduğu zengin ikonografinin izini sürüyor; melankolinin yaratıcılıkla ilişkilendirilmesi ve sahip olduğu sürekliliğin nedenlerini irdeliyor.

  • Künye: Hélène Prigent – Melankoli: Bunalımın Başkalaşımları, çeviren: Orçun Türkay, Yapı Kredi Yayınları, psikoloji, 159 sayfa

Hüseyin Cöntürk ve Halûk Aker – Eleştirmenin Arzusu (2015)

Edebiyat eleştirmeni Hüseyin Cöntürk ile yakın dostu Halûk Aker arasında 1968-2003 arasını kapsayan mektuplaşmalar.

Bu mektuplar, iki ismin dönemlerinin edebiyat dünyasının tartışmalarını bize aktardığı gibi, Cöntürk’ün divan edebiyatı, çağın şair ve yazarlarına ilişkin kitaplarının taslaklarını da okurlarla buluşturuyor.

  • Künye: Hüseyin Cöntürk ve Halûk Aker – Eleştirmenin Arzusu, Yapı Kredi Yayınları

Tony Judt – Savaş Sonrası (2009)

İngiliz tarihçi ve yazar Tony Judt imzalı ‘Savaş Sonrası’, 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa’yı ele alan en kapsamlı kitaplardan biri olarak kabul ediliyor.

Tony Judt’un 2006’da Pulitzer Ödülü’ne aday gösterilen eseri, Almanların “stunde nul” (“sıfır saati”) dediği 1945’ten başlayarak, 2005 yılına kadar Avrupa’nın çalkantılı öyküsünü sunuyor.

Savaşın uzun gölgesinin sonradan Avrupa’nın üzerine çöktüğünü söyleyen Judt, nesnel bir şekilde, Avrupa yakın tarihinin kişisel bir yorumuna girişiyor.

Ele aldığı konuyu dört kapsamlı bölümde inceleyen kitabın, hem özel baskısı hem de barındırdığı çok sayıda fotoğraf ve haritayla ilgi çekeceğini söyleyelim.

  • Künye: Tony Judt – Savaş Sonrası: 1945 Sonrası Avrupa Tarihi, çeviren: Dilek Şendil, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 1031 sayfa