Jules Renard – Yazmak Üzerine Notlar (2014)

Jules Renard’ın günlüklerinden derlenmiş, yazarlık, yazma eylemi üzerine özlü sözler.

“Yalandan korkum düş gücümü öldürdü” diyen Renard, her bir yapıtın bir kriz, neredeyse bir devrim olması gerektiğini belirtiyor.

Öğütler ve samimi itiraflarla zenginleşen kitap, yazar adayları için de, okurlar için de tam bir pusula.

  • Künye: Jules Renard – Yazmak Üzerine Notlar, çeviren: Orçun Türkay, Sel Yayıncılık

Thierry Paquot – Lükse Övgü (2010)

Lüks, herkesin ona kendince anlamlar verdiği kavramlardan.

Dolayısıyla, bir hayli çeşitlilik gösteren lüks düşüncesi, gizli ve değişken bir öznellik payı da içerir. Thierry Paquot ‘Lükse Övgü’de, hem kavram hakkında yapılmış tanımlamaları hem de lüks konusunu enine boyuna irdeliyor.

“Lüks, insana düş kurdurur. Onun başlıca işlevi budur.” diyen yazar, eski lüks ürünlerle günümüzün “demokratik” lüks ürünleri arasındaki farkları, lüks ekonomisinin işleyişini ve bu sektörde çalışanları ele alıyor.

Paquot ayrıca, lüksün küreselleşen ekonomisinin, onun üretim alanlarının genişlemesini ve müşteri kitlesinin uluslararasılaşmasını sağladığını da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Thierry Paquot – Lükse Övgü, çeviren: Orçun Türkay, Can Yayınları, kültür, 143 sayfa

Emil Michel Cioran – Umutsuzluğun Doruklarında (2019)

Emil Michel Cioran’ın henüz yirmi üç yaşındayken yazdığı ‘Umutsuzluğun Doruklarında’, düşünürün intihar fikri üzerine yoğun şekilde düşündüğü bir dönemde yazılmış.

Dolayısıyla kitap, Cioran’ın daha sonra adım adım geliştireceği düşüncesi içinde çok kilit bir role sahiptir diyebiliriz.

Zira düşünürün daha sonraki tüm kitaplarında anlatacaklarının geldiği asıl kaynak, bu kitaptır.

Kitaptan iki alıntı:

“Herkes aynı yanlışı yapıyor: Yaşamayı bekliyorlar, çünkü her anın yürekliliği yok onlarda. Neden her an yeterince tutkulu, yeterince ateşli olup anı sonsuzluğa dönüştürmüyor insan? Hepimiz yaşamayı ancak bekleyecek hiçbir şeyimiz kalmadığında öğreniyoruz; beklediğimiz sürece hiçbir şey öğrenemeyiz çünkü somut ve canlı bir şimdide değil, uzak ve donuk bir gelecekte yaşıyoruz. Oysa anın bize dolaysız olarak aşıladığı şeyler dışında hiçbir şey beklemememiz gerekiyor, zaman bilinci olmaksızın beklemeliyiz. Doğrudanlığın dışında kurtuluş olanaksız. Çünkü insan doğrudanlığı yitirmiş bir varlıktır. Bu yüzden, dolaylı bir hayvandır.”

“Anlamıyorum, neden bu dünyada bir şeyler yapmamız gerekiyor; neden arkadaşlarımız, arzularımız, hayallerimiz ve umutlarımız olmak zorunda. Kuytu bir köşede inzivaya çekilip, dünyanın tüm gürültüsü ve kargaşasından uzakta kalmak, daha iyi olmaz mıydı? İşte o zaman kültürden ve ihtiraslarımızdan kurtulabilirdik; her şeyi kaybetmiş olurduk ve hiçbir şey kazanmazdık; hem, bu dünyada kazanabilecek bir şey var mı ki?”

  • Künye: Emil Michel Cioran – Umutsuzluğun Doruklarında, çeviren: Orçun Türkay, Jaguar Kitap, felsefe, 152 sayfa, 2019

Élisabeth Marou – Bil Bakalım Nerede? (2015)

Mont-Saint Michel nerede?

En büyük buz çölü nerededir?

Meraklı afacanlar için hazırlanan bu keyifli ansiklopedi, insan yaşamından bitkiler ve hayvanlara, anıtlardan doğadaki ilginç şeylere, çocukların sıklıkla sorduğu 200 sorunun yanıtını barındırıyor.

Hem de bir sürü çıkartma hediyesiyle.

  • Künye: Élisabeth Marou – Bil Bakalım Nerede?, çeviren: Orçun Türkay, Yapı Kredi Yayınları

Jean Echenoz – Kraliçenin Huysuzluğu (2015)

Usta yazar Jean Echenoz’dan, birbirinden ilginç yedi öykü.

Buradaki öyküler, ilk başlarda basit gibi görünseler de, yazarın sunum biçimi ve dili kullanma tarzıyla nihayetinde derin anlamlara kavuşuyor.

Hayata, Echenoz’un biraz alaycı, titiz ve incelikle kurulmuş dünyasından bakmak isteyenlere.

  • Künye: Jean Echenoz – Kraliçenin Huysuzluğu, çeviren: Orçun Türkay, Helikopter Yayınları

Bruno Latour – Rota (2019)

Doğa, toprak talan ediliyor ve bu durum, yüzyıllardır süren sınıfsal eşitsizlikleri daha katmerli hale getiriyor.

Bugün su ve gıda hakkı, yoğun şekilde ezilenlerin gündemine girmiş durumda.

Sosyoloji, felsefe ve antropoloji alanlarında yaptığı çalışmalarıyla bildiğimiz Bruno Latour da, bu gibi sorunların hızla büyümesinin belli bir tarihsel eğrinin sonuna geldiğimizi işaret ettiğini savunuyor.

Yazara göre, toplumsal sınıf mücadelesi, bir jeo-toplumsal yer mücadelesine dönüşmektedir, zira artık toprak yok olmaktadır ve asıl mücadele de bunun için verilmelidir.

Dünyanın temel hammaddelerinden biri olan toprağın kıtlaşmasının, göçmenliğin artışının altındaki başlıca etken olduğunu düşünen Latour, bunun sadece dünyanın riskli bölgelerinde yaşayanların değil, aslında hepimizi derinden etkileyecek bir sorun olduğunu belirtiyor.

Latour, Küresellik/Yerellik, Sağ/Sol, Batı hayranlığı/karşıtlığı üzerinden politika yapmanın geçersiz kaldığını, onun yerine toprağa bağlanmamız ve dünyasallaşmamız gerektiğini söylüyor.

Zira yazara göre toprağa bağlanmak ve dünyasallaşmak, modernleşmenin birbiriyle çelişkili kıldığı, aslında birbirini tamamlayan iki harekettir.

‘Rota’, bütün bunların yanı sıra, ekolojik siyaset ile yeşil hareketlerin neden bugün yaşadığımız sorunlara çözüm olamayacağını tartışmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Bruno Latour – Rota: Politikada Yönümüzü Nasıl Bulacağız?, çeviren: Orçun Türkay, Kolektif Kitap, siyaset, 128 sayfa, 2019

Olivier Rolin ve arkadaşları – Odalar (2009)

‘Odalar’, kısa bir süre önce yayımlanan ‘Sırça Otel’de Bir Oda’nın yazarı Olivier Rolin ve arkadaşlarının, birer otel odasını tasvir etmeleriyle meydana gelmiş.

Burada her bir yazar, bir gece geçirdikleri ya da tümüyle kurguladıkları bir otel odasını, kendilerine has bir üslupla anlatıyor.

Kitapta okurun karşısına çıkan ve kimisi hayali kentlerde bulunan yirmi sekiz oda, dünyanın farklı coğrafyalarından farklı insan manzaraları sunmalarıyla ilgi çekiyor.

Rolin’in, “Dostlara yaraşır bir kervansaray” olarak tanımladığı derlemenin bir diğer özgünlüğünün de, çağdaş Fransız yazınının henüz Türkçe’ye çevrilmemiş kalemlerini okurlarla buluşturmasıdır diyebiliriz.

  • Künye: Olivier Rolin ve arkadaşları – Odalar, çeviren: Orçun Türkay, Can Yayınları, anlatı, 212 sayfa

Jean Piaget ve Bärbel Inhelder – Çocuk Psikolojisi (2018)

Jean Piaget, genetik epistemoloji ve bilişsel gelişim alanlarında yaptığı çığır açıcı çalışmalarla bilinir.

Öte yandan İsviçreli psikolog, çocukta düşünce ve dil gelişiminin bir süreklilik içinde değil de, evrelerden geçerek oluştuğunu ve birey ile çevre ilişkilerinde etkin bir şekilde yapılandığını ortaya koyarak, gelişim psikolojisi konusunda dönüm noktası sayılan bir teze imza attı.

İşte Piaget’in asistanı Bärbel Inhelder, Piaget’in yaklaşık kırk yılını verdiği gelişim psikolojisinin araştırmalarını, bizde şimdi üçüncü baskısına ulaşan bu kitapta sunuyor.

Piaget, çocuk zihniyetinin yetişkinin zihniyetiyle hiçbir ilişkisi olmadığını öne sürer.

O’na göre çocuğun mantığı kendine özgü olduğu gibi, düşüncesi de benmerkezlidir.

Çocuk kendisi için gelişir, kendi tarzında eğlenir; aklın kavramsal bilgileriyle ilgisi yoktur, çelişki bilmez.

Çocuk ancak başkalarının düşüncesiyle temasa, geçtiği zaman mantıklı olmaya başlar.

Kitap, Piaget’in bu ve bunun gibi çocuk psikolojisi konusundaki ufuk açıcı pek çok görüşünü sunmasıyla alan için tam bir klasik.

  • Künye: Jean Piaget ve Bärbel Inhelder – Çocuk Psikolojisi, Pinhan Yayıncılık, çeviren: Orçun Türkay, psikoloji, 144 sayfa, 2018

Alexandre Jardin – Jardin’lerin Romanı (2009)

Çağdaş Fransız edebiyatının başarılı kalemlerinden Alexander Jardin, ‘Jardinler’in Romanı’nda, büyüdüğü evi anlatıyor.

Anlattığı aile ise, çok sıra dışı bireyleri bir araya getirmesiyle dikkat çekiyor.

Sevdiği kadını daha iyi anlayabilmek için solak olmaya karar veren bir amca; şişmanlamamak için başkasının karnındaki paraziti kendine naklettiren bir büyükanne; sağ partilere olduğu kadar sol partilere de para aktaran bir büyükbaba; hizmetçi olarak girdiği evde, büyükbaba ve ardından amcayla aşk yaşayıp evin hâkimi olan Zuzu; dengesiz, senarist bir baba, hikâyesi anlatılan Jardin ailesinin dikkat çeken bireylerinden birkaçı olarak karşımıza çıkıyor.

  • Künye: Alexandre Jardin – Jardin’lerin Romanı, çeviren: Orçun Türkay, Can Yayınları, roman, 227 sayfa

Philippe Mengue – Yürümek, Koşmak, Yüzmek (2018)

Philippe Mengue, doğal fiziksel yetenekleri kadar, sporu da seven, spor tutkunu bir babanın etkisiyle, içine çok erken yaşlarda spor aşkı aşılanmış olmasıyla, hayatı boyunca fiziksel aktivitelere ilgi duydu.

Bu ilginin neticesi olan elimizdeki kitabı ise, yürümek, koşmak, yüzmek gibi fiziksel aktiviteler konusunda, oldukça özgün bir felsefi sorgulama sunuyor.

Mengue burada,

  • Deleueze’da sporun içgüdüsel olarak reddini,
  • Rimbaud’nun Habeşistan günlerini,
  • Rousseau ve Kerouac’taki yola koyulma fikrini,
  • Merleau-Ponty ile Maldiney’e göre “estetik” beden veya görüngübilimcilerin duyumsayan bedeni,
  • Kötülük yazınında Sade’la, Bataille’la ele alınan erotik bedeni,
  • Artaud ile “organsız beden”i,
  • Bedenin Eros aracılığıyla Platon’dan beri en yüce felsefeyle bağlantılı olma halini,
  • Tanrısal tapınma aracı olarak antik spor müsabakalarını,
  • Bedenin denizde aldığı “oluşlar”ı,
  • Ve bunun gibi, spor ve hareket halindeki beden üzerine sistemli pek çok düşünce egzersizi yapıyor.

Künye: Philippe Mengue – Yürümek, Koşmak, Yüzmek: Kaçak Beden, çeviren: Orçun Türkay, Yapı Kredi Yayınları, felsefe, 244 sayfa, 2018