Kolektif – Assurlular (2018)

Assur kenti ve adını bu kentten alan krallık, MÖ 2. binyılın başlarında Kuzey Irak’ta, Dicle Nehri kıyısında kurulmuş ve MÖ 7. yüzyılın sonlarına kadar yaklaşık 1400 yıl neredeyse kesintisiz biçimde varlığını sürdürmüştü.

Türkçe ve İngilizce basılan bu kapsamlı kitap da, MÖ 2. binyılda ilk uluslararası organize ticareti başlatan ve bütün günlük ve ticari faaliyetlerini tabletlere yazdıran tüccarlar ile sonraki binyılda sarp yamaçlara kabartmalarını yaptıran Assurlu kralların, başta Anadolu olmak üzere Yakındoğu coğrafyasında bıraktıkları izleri takip ediyor.

Araştırmacıların uzun yıllar süren çalışmalar sonucunda elde ettikleri Assur Dönemi Anadolu kültür tarihine dair veriler, her biri alanında uzman bilim insanları tarafından kaleme alınmış.

Kitapta, Assur tarihini ana hatlarıyla tanımlayan girişin ardından, sırasıyla Eski, Orta ve Yeni Assur dönemlerine ilişkin bölümler geliyor.

Burada, Eski Assur Dönemi’nde ticaret ve ticaret merkezleri, Orta Assur Dönemi’nde göçler ve Güneydoğu Anadolu’daki siyasi egemenlik süreci tartışılıyor.

Kitabın büyük bölümünü oluşturan Yeni Assur Dönemi, Anadolu’yla ilişkili sefer kayıtları, Güneydoğu Anadolu’daki steller, kabartmalar ve çiviyazılı arşivler; Assur-Urartu, Assur-Geç Hitit, Assur-Orta Anadolu ve Assur-Arami ilişkileri gibi konuları irdeliyor.

Son iki bölümde ise, Assurluların doğrudan inşa ettiği veya kültürel etkilerinin taşındığı Anadolu’daki merkezler, garnizonlar/eyalet merkezleri ve köyler/kırsal yerleşmeler ele alınıyor.

  • Künye: Kolektif – Assurlular: Dicle’den Toroslar’a Tanrı Assur’un Krallığı, hazırlayan: Kemalettin Köroğlu ve Selim Ferruh Adalı, çeviren: Azer Keskin, B. Nilgün Öz ve G. Bike Yazıcıoğlu, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 480 sayfa, 2018

Jean-Louis Fournier – Nereye Gidiyoruz Baba? (2009)

Jean-Louis Fournier, Türkçeye ilk çevrilen kitabı ‘Asla Kimseyi Öldürmedi Benim Babam’da, sıra dışı babasını, onun gölgesinde geçmiş çocukluğunu anlatmıştı.

Yazar ‘Nereye Gidiyoruz Baba?’ isimli elimizdeki son kitabında ise, bu kez bir baba olarak, diğer çocuklar gibi olmayan iki çocuğuyla verdiği hayat mücadelesini anlatıyor.

İlk kez çocuk sahibi olmanın verdiği mutluluk, çocuğun kısa süre sonra diğerleri gibi olmadığının anlaşılmasıyla yerini çaresizliğe bırakır.

Öte yandan, büyük umutlarla beklenen ikinci çocuğun da, diğeri gibi engelli olduğu ortaya çıkar. Fournier’nin bu sıkıntıyı kaleme getirdiği anlatısı, 2008 Prix Femina ödülü kazanmıştı.

  • Künye: Jean-Louis Fournier – Nereye Gidiyoruz Baba?, çeviren: Aslı Genç, Yapı Kredi Yayınları, anlatı, 102 sayfa

Isaiah Berlin – Isaiah Berlin’le Konuşmalar (2009)

Yirminci yüzyıl liberalizminin önemli düşünürlerinden Isaiah Berlin, özellikle negatif ve pozitif özgürlük arasında yaptığı ayrımla bilinir.

İranlı felsefeci Ramin Jahanbegloo’nun, Berlin’le yaptığı beş söyleşiden oluşan ‘Isaiah Berlin’le Konuşmalar’, Berlin’in eserlerine iyi bir giriş niteliğinde.

Söyleşiler, Berlin’in düşünceler tarihi alanındaki çalışmalarında yer alan tarihselcilik, çoğulculuk ve özgürlük üzerine görüşlerini okura sunuyor.

Kitapta ayrıca, düşünürün, modern siyasetin doğuşu, on dokuzuncu yüzyıl Rus düşüncesi, kültürel görecilik, Aydınlanma karşıtlığı ve insan hakları gibi konulardaki fikirleri de yer alıyor.

  • Künye: Isaiah Berlin – Isaiah Berlin’le Konuşmalar, söyleşi: Ramin Jahanbegloo, çeviren: Zeynel Kılınç, Yapı Kredi Yayınları, felsefe, 203 sayfa

Dag Solstad – Mahcubiyet ve Haysiyet (2018)

Bir dersin ortasında beklenmedik bir tesadüfün neticesinde aydınlanan, edebiyat öğretmeni Elias Rukla’nın geçirdiği dönüşümün hikâyesi.

Kuzey Avrupa edebiyatının önde gelen yazarlarından, Türkçeye ilk kez çevrilen Dag Solstad ‘Mahcubiyet ve Haysiyet’te, güçlü bir hikâyeyle karşımızda.

Ellili yaşlarını sürmekte olan edebiyat öğretmeni Elias Rukla, lisedeki öğrencilerine hep yaptığı gibi, en sevdiği eser olan Henrik Ibsen’in ‘Yaban Ördeği’ni yorumlamaktadır.

Bu esnada yaşanan küçük bir olay, Rukla’nın ruhunda çöreklenmiş belli belirsiz bir krizi tetikleyecektir.

Rukla şimdi, hayatında büyük iz bırakmış bir dostluğun yeniden hatırlamaya başlayacaktır.

Fakat olaylar bununla da sınırlı kalmayacaktır.

Rukla aynı zamanda evliliğini ve içinde yaşadığı toplumu da sorgulamaya başlayacak ve bu durum, kendisi için hayatının gerçekleriyle yüzleştiği bir sürece dönüşecektir.

  • Künye: Dag Solstad – Mahcubiyet ve Haysiyet, çeviren: Banu Gürsaler Syvertsen, Yapı Kredi Yayınları, roman, 108 sayfa, 2018

Anil Ananthaswamy – Ya Ben Yoksam? (2018)

Benlik nedir?

Zihin bedeni nasıl etkiler ve ona nasıl yön verir?

Benlik algımız nedir ve nasıl oluşur?

Anil Ananthaswamy, bu ilgi çekici kitabında, sinirbilim alanındaki en güncel araştırmaların sonuçlarından yola çıkarak şizofreni, otizm, Alzheimer, epilepsi, Cotard sendromu ve huysuz bacak sendromu gibi çeşitli zihinsel ve nörobiyolojik hastalıkların insan algısı üzerindeki muazzam etkilerini açıklığa kavuşturuyor.

Pek çok vaka örneğiyle zenginleşen çalışma, yukarıdaki sorulara ufuk açıcı yanıtlar verdiği gibi, bizi benliğin dehlizlerinde hem ürpertici hem de aydınlatıcı bir yolculuğa davet ediyor.

  • Künye: Anil Ananthaswamy – Ya Ben Yoksam?: Benliğin Labirentlerinde Bir Gezinti, çeviren: Duygu Akın, Yapı Kredi Yayınları, bilim, 252 sayfa, 2018

Kolektif – Füruzan Diye Bir Öykü (2009)

Yirmi yedinci TÜYAP Kitap Fuarı Onur Yazarı Füruzan için Faruk Şüyün’ün hazırladığı ‘Füruzan Diye Bir öykü’, Türkiye edebiyatının bu önemli yazarına dair çok yönlü bir çalışma.

Füruzan’ın yaşadığı yerlerde geçen, anılarla yoğrulan kitaba, Ece Ayhan’dan Haydar Ergülen’e, Tahsin Yücel’den Selim İleri’ye otuz yazar katıldı.

Yazara dair kaynak niteliğindeki çalışma, çok sayıda fotoğraf ve Füruzan’ın yapıtlarına dair bilgilerle de zenginleştirilmiş.

Kendine has anlatımıyla Türkiye edebiyatına önemli katkılarda bulunan Füruzan, toplumsal ve siyasal olaylara duyarlılığını da ön planda tutan, kişilerini derinlemesine inceleyen ve anlatımını ayrıntılarla besleyen kalemlerden.

Öykü, roman, şiir, tiyatro, yolculuk, senaryo ve röportaj gibi, edebiyatın farklı dallarında eserler veren yazar, ilk kitabı ‘Parasız Yatılı’ ile 1972 Sait Faik Hikâye Armağanı’nı kazanmıştı.

  • Künye: Kolektif – Füruzan Diye Bir Öykü, hazırlayan: Faruk Şüyün, Yapı Kredi Yayınları, biyografi, 414 sayfa

Turgut Uyar – Elele Okuyalım (2018)

Bu kitap, Turgut Uyar’ın 1978-1984 yılları arasında Elele dergisi için kaleme aldığı kitap tanıtım yazılarıyla söyleşilerini bir araya getiriliyor.

Bu yazılar sayesinde görüyoruz ki, Uyar, aynı zamanda yayın dünyasını günü gününe takip eden sıkı okurlardandı.

Kitapta, Uyar’ın Melih Cevdet Anday, Yaşar Kemal, Adalet Ağaoğlu, Cemal Süreya, Edip Cansever, Sevim Burak, Selçuk Baran, Ahmet Oktay ve Orhan Pamuk gibi yazarların yeni çıkan kitaplarına dair değerlendirmeleri yer alıyor.

Uyar ayrıca, ülkenin yayıncılık sektörünün güncel sorunları, edebiyat ödülleri ve edebiyat dergileri hakkındaki fikirlerini de bizimle paylaşıyor.

  • Künye: Turgut Uyar – Elele Okuyalım: Yazılar ve Söyleşiler (1978-1984), hazırlayan: Özge Şahin, Yapı Kredi Yayınları, edebiyat inceleme, 276 sayfa, 2018

Maksim Gorki – Tolstoy’dan Anılar (2018)

Maksim Gorki’nin Lev Tolstoy’la yakın bir ilişkisi olmuştu.

Tolstoy Kırım’dayken, Gorki, Gaspra’da yaşadığı sırada ona sık sık giderdi.

Aynı şekilde Tolstoy da Gorki’yi ziyarete giderdi.

İşte Gorki bu kitabında da, büyük yazarın hastalığı sürecine ilişkin anı ve gözlemlerini paylaşıyor.

Gorki’nin içten üslubuyla öne çıkan kitap, Tolstoy’un bu dönemine ilişkin ilginç anılar sunduğu gibi, o dönem altın çağını yaşamakta olan Rus edebiyatı hakkında aydınlatıcı değerlendirmeler de barındırıyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı da, Tolstoy’un Dostoyevski ve Çehov gibi bazı öne çıkan Rus yazarları hakkındaki düşüncelerini sunması.

  • Künye: Maksim Gorki – Tolstoy’dan Anılar, çeviren: Akşit Göktürk, Yapı Kredi Yayınları, anı, 64 sayfa, 2018

David Baldacci – Koleksiyoncular (2009)

Çok satan romanların yazarı David Baldacci, 11 Eylül sonrasında Amerikan siyasetinin ve güvenliğinin yeni biçimini irdeleyen dört kitaplık roman serisi ‘Deve Kulübü’yle ününü pekiştirdi.

Baldacci’nin, serinin romanlarından ‘Koleksiyoncular’ı, yeni Temsilciler Meclisi Başkanı’nın bir suikasta kurban gitmesiyle başlıyor.

Bu suikast, Amerikan kamuoyu ve hükümetini derinden sarsar.

Bunun ardından, Kongre Kütüphanesi’ndeki bir görevlinin öldürülmesi, olayları daha da karmaşık hale getirir.

Bu aşamada, komplo teorileri üretmesiyle tanınan Deve Kulübü, bu iki şüpheli ölüm karşısında duruma el koymaya ve aralarındaki bağlantıyı bulmaya çalışacaktır.

  • Künye: David Baldacci – Koleksiyoncular, çeviren: Hande Tekin, Yapı Kredi Yayınları, roman, 460 sayfa

Paul Ricoeur – Tarih ve Anlatı (2009)

‘Tarih ve Anlatı’, Fransız felsefecisi ve yorumbilimcisi Paul Ricoeur’ün anlatı yorumbilimi alanındaki başyapıtı olarak nitelendirilen ‘Zaman ve Anlatı’nın ikinci cildi.

Hatırlanacağı gibi, yazarın kuramsal görüşlerini temellendirdiği ilk cilt ‘Zaman-Olaygörüsü-Üçlü Mimesis’ 2007’de yayımlanmıştı.

İkinci ciltte Ricoeur, zaman ve anlatı ilişkisini yorumlarken, öykülemeye karşı çıkan tarih yazarları ile öykülemeye ağırlık veren tarih yazarlarının görüşlerini tartışıyor; tarihi açıklama ile tarihi anlama arasındaki karşıtlığın belirgin özelliklerini gösteriyor ve tarihyazımındaki olay tarihçiliği ile uzun süre tarihçiliğini çözümlüyor.

Ricoeur, tarihsel anlatıya yönelik bu araştırmayı geliştirirken, kendine özgü yorumbilimsel kazı işlemini, tarihyazımının ve tarih felsefesinin önde gelen isimlerinin temel yapıtlarına uyguluyor.

  • Künye: Paul Ricoeur – Tarih ve Anlatı: Zaman ve Anlatı 2, çeviren: Mehmet Rifat, Yapı Kredi Yayınları, felsefe, 235 sayfa