Nikolay Vasilyeviç Gogol – Üç Hikâye (2018)

İlk olarak 1945 yılında yayınlanmış, aradan geçen zaman diliminde güzelliğini katlayarak devam ettirmiş Gogol’ün üç ünlü öyküsü, yeni bir baskıyla raflardaki yerini aldı.

Bu öyküleri bizim için ayrıca güzel kılan bir husus ise, çevirmenlerinin Tercüme Bürosu’nun emektar çevirmeni Erol Güney ile büyük şairimiz Orhan Veli olması.

Öykülerin ilki, “25 Mart’ta Petersburg’da son derece tuhaf bir hadise oldu” cümlesiyle açılan ve absürd öykücülüğün aşılamayan yapıtlarından ‘Burun’.

İkincisi ise, bir süvari alayının gelişiyle alt üst olan bir kasabada geçen ‘Fayton’.

Sonuncu öykü ise, daha önce ‘Palto’ adıyla defalarca Türkçeye çevrilmiş ve bize edebiyat tarihinin en özgün karakteri olan Akakiy Akakiyeviç’in trajikomik dünyasında geçenleri anlatan ‘Kaput’.

  • Künye: Nikolay Vasilyeviç Gogol – Üç Hikâye, çeviren: Orhan Veli ve Erol Güney, Yapı Kredi Yayınları, öykü, 80 sayfa

Jean-Pierre Corteggiani – Büyük Piramitler (2009)

Mısırbilimci Jean-Pierre Corteggiani, Kahire’deki Fransız Doğu Arkeolojisi Enstitüsü’nün bilimsel ve teknik ilişkiler sorumlusu.

Corteggiani, alt başlığı ‘Bir Efsanenin Günlüğü’ olan ‘Büyük Piramitler’de, çeşitli çağların tanıklıkları, efsaneler ve bilimsel gerçekler ışığında, nasıl yapıldıklarına dair gizemin hâlâ devam ettiği büyük piramitleri anlatıyor.

Corteggiani, gravürler, ilk keşiflerin rölöveleri, kazıların fotoğrafları, Gize bölgesinin hazineleri, havadan görünüşler, bilgisayar kayıtları gibi çok sayıda belgeden yararlanarak, bu gizemi aydınlatmaya çalışıyor.

Kitap, piramitlerin kuruluşunu, onlara dair efsanelerle harmanlayarak veriyor.

  • Künye: Jean-Pierre Corteggiani – Büyük Piramitler, çeviren: Elif Gökteke, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 128 sayfa

Justin Marozzi – Tarihi İcat Eden Adam (2015)

Tarihin babası Herodotos’un bundan 2 bin 500 yıl önce çizdiği rotayı bugün takip etmeye kalksak nelerle karşılaşırız?

Tam da bunu yapan Justin Marozzi, Herodotos’un gözlem ve yorumlarını da yedeğine alarak Türkiye, Irak, Mısır ve Yunanistan’ı kapsayan bir yolculuğa çıkıyor.

Keyifli bir tarihi seyahat metni arayanlara şiddetle önerilir.

  • Künye: Justin Marozzi – Tarihi İcat Eden Adam: Herodotos’la Seyahatler, çeviren: Nurettin Elhüseyni, Yapı Kredi Yayınları

Burcu Pelvanoğlu – Hale Asaf (2018)

Burcu Pelvanoğlu’nun bu güzel ve özenli çalışması, ilk kadın ressamlarımızdan Hale Asaf’ın hayatına ve çalışmalarına odaklanıyor.

Hale Asaf, Osmanlı’nın son dönemiyle Cumhuriyet’in ilk yıllarını kapsayan kısacık hayatına az ama her biri de etkileyici eserler sığdırdı.

Bu kitap ise, Asaf’ın İstanbul, Paris, Berlin ve Bursa’da sürdüğü yaşamını, aile çevresini, bir sanatçı olarak yetişme sürecini, bohem kişiliğini ve içinde yaşadığı toplumun özgünlükleri içinde ortaya koyuyor.

Pek çok tanıklık ve çok sayıda belgeye dayanması, ayrıca daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış tablolara yer vermesi, kitabı nitelikli kılan hususların başında gelmekte.

  • Künye: Burcu Pelvanoğlu – Hale Asaf: Türk Resim Sanatında Bir Dönüm Noktası, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 232 sayfa, 2018

Pierre Assouline – Rosebud: Biyografi Parçacıkları (2009)

Pierre Assouline, çoğu yaşamöykülerinden oluşan yirminin üzerinde kitaba imza attı.

Henri Cartier Bresson, Georges Simenon ve Hergé, yazarın biyografilerini kaleme aldığı isimlerden birkaçı.

Assouline’in, ‘Yurttaş Kane’de de geçen bir metafor olan, “Rosebud” ise “gül tomurcuğu” anlamına geliyor.

“Otuz yılı aşkın bir süredir herkeste bu rosebud’ı arıyorum” diyen yazar, bu denemelerinde, Rudyard Kipling, Henri Cartier-Bresson, Paul Celan, Jean Moulin, Lady Diana Spencer, Picasso, Pierre Bonnard gibi isimlerde saklı olan “rosebud”ı, kendisinin deyimiyle “Bizi başkalarına ifşa ederek ele veren o önemsiz şeyi” açığa çıkarmayı amaçlıyor.

  • Künye: Pierre Assouline – Rosebud: Biyografi Parçacıkları, çeviren: Elif Gökteke, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 159 sayfa

Yalvaç Ural – Korkulu Bir Gün (2014)

Yalvaç Ural’dan, çocukluğunun Anadolu’suna adanmış bir dostluk hikâyesi.

Anne babasının görevi nedeniyle geldikleri küçük kasabada can sıkıntısı çeken Yalçın, hayatını güçlü şekilde etkileyecek bir gelişmeye tanık olur.

Bu olay korkutucu olmakla birlikte, yabancılık çekmekte olan Yalçın’ın kasabadaki diğer çocuklarla sarsılmaz, ömürlük dostluklar geliştirmesine vesile olur.

  • Künye: Yalvaç Ural – Korkulu Bir Gün, resimleyen: Rana Mermertaş, Yapı Kredi Yayınları

Ünal Aytür – Henry James ve Roman Sanatı (2009)

Henry James’ten yaptığı çevirilerle de aşina olduğumuz, İngiliz dili ve edebiyatı uzmanı Ünal Aytür ‘Henry James ve Roman Sanatı’nda, bu usta yazarın sanat anlayışına, biçim ve yöntem kaygısına ve anlatım tekniğine odaklanıyor.

“Yaşamı yaratan sanattır,” diyen James, gerek İngiltere’de, gerekse Amerika’daki roman sanatının hem uygulama hem de eleştiri yönünden nitelikli hale gelmesinde büyük katkısı olan bir yazar.

İşte Aytür’ün nitelikli ve kapsamlı çalışması, birçok türde yazdığı yetkin eserin yanı sıra, getirdiği yenilikler ve geliştirdiği kuramsal temellerle, öncü yazarlardan biri olarak kabul edilen Henry James’in sanatını, çok yönlü bir okumaya tabi tutuyor.

  • Künye: Ünal Aytür – Henry James ve Roman Sanatı, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 236 sayfa

Julia Kristeva ve Philippe Sollers – Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Evlilik (2018)

Julia Kristeva ile Philippe Sollers’in yolları 1966 yılında Paris’te kesişti.

İkili bir yıl sonra, 1967’de evlendi ve bu evlilik, bugün de devam ediyor.

İşte bu kitap da, hayatlarını sanat, edebiyat ve felsefeye adamış bu iki ismin bir anlamda sanat gibi icra ettikleri evliliklerinin hikâyesini anlatıyor.

İkili ile yapılan birebir görüşmelere dayanan kitap, evlilik konusunda düşünmek isteyen ve bu konuda kendinden emin olanlar kadar kafası karışık olanların da aydınlanacağı bir çalışma olarak önerilir.

Kristeva ve Sollers’in, “Aşkı nasıl tarif edersiniz?” sorusuna verdikleri yanıtlar şöyle:

Philippe Sollers: Bu kelimenin her türlü modern duygusal meta sosuna bulanmış öyle kafa karıştırıcı bir kullanımı var ki, insan utanarak ya da reddederek tepki verebiliyor, Céline’in şu tepkisi mesela: “Aşk dediğin şey, sonsuzluğun kanişlerin ulaşabileceği bir düzeye çekilmesidir.” Ama öte yandan bu ciddi bir soru ve cevabı hak ediyor. Sevmediğim bir kelime var, “çift” kelimesi: Hiçbir zaman dayanamamışımdır. Nefret ettiğim bir edebiyatı hatırlatıyor. Julia ile ben, biz evliyiz, tamam ama her birimizin kendi kişiliği, adı, etkinlikleri, özgürlüğü var. Aşk, ötekini bir öteki olarak tam anlamıyla kabul etmek demektir. Eğer bu öteki size çok yakınsa, ki durum budur, bana göre esas olan farklılıkta uyuma dayanmaktadır. Kadın ile erkek arasındaki fark yok edilemez, bir karışım mümkün değildir. O halde söz konusu olan, bir çelişkiyi sevmektir ve güzel olan da budur. Hölderlin’in şu sözlerini düşünüyorum: “Dünyadaki uyumsuzluklar sevgililerin kavgalarına benzer. Barışma çatışmanın ortasındadır ve ayrı olan her şey birbirine kavuşur. Kalpte damarlar birbirinden ayrılır ve yeniden buluşur ve her şey hayattır, tek, sonsuz, ateşli bir hayat.”

Julia Kristeva: Aşkta birbirinden ayrılmaz iki bileşen vardır: Kafa denkliği ve istikrar ihtiyacı ile arzunun insanı sadakatsizliğe götürebilen dramatik gerekliliği. Aşk ilişkisi sadakat ve sadakatsizliğin bu incelikli karışımıdır. Edebiyattaki aşk ilişkileri çok çeşitlilik gösterir: Kibar saray aşkları ve romantik bakış açısından modern dönemin fazla açık ve yoğun keşiflerine kadar. Cinsel ve duygusal düşünceleri bakımından uygarlığımızı tanımlayan her şeyin temelinde sadakat-sadakatsizlik ikilisi yatar.

Künye: Julia Kristeva ve Philippe Sollers – Güzel Sanatların Bir Dalı Olarak Evlilik, çeviren: Aysel Bora, Yapı Kredi Yayınları, anlatı, 104 sayfa, 2018

Ertuğrul Sevsay – Orkestrasyon (2015)

Çalgılama ve orkestralamayı esas alan ve bunu yaparken çalgıların en önemli karakteristik özelliklerinden de bahseden, kapsamı ve görsel zenginliğiyle göz dolduran bir çalışma.

Ertuğrul Sevsay’ın bu kitaptaki asıl amacı, yukarıdaki konuları sadece besteci ve aranjörlere değil aynı zamanda orkestra şeflerine, ses ve özellikle kayıt mühendislerine (tonmaysterlere) de öğretmek.

  • Künye: Ertuğrul Sevsay – Orkestrasyon, Yapı Kredi Yayınları

Stéphane Van Damme – Hakikate Yelken Açmak (2018)

‘Hakikate Yelken Açmak’, 17. ve 18. yüzyıllara odaklanarak bir tarihçinin felsefeye yaklaşımının ana hatlarını çiziyor.

Kültür tarihi alanında yaptığı çalışmalarla bildiğimiz Stéphane Van Damme’ın kitabı, o dönem yaşamış filozofların maddi hayatından önemli detaylar vermesi, yani söz konusu düşünürleriS toplumsal ve kişisel ilişkileri, yazışmaları ve seyahatleri gibi detaylar üzerinden ele almasıyla dikkat çekiyor.

Bu yüzyılların canlı bir kültürel panoramasını sunmasıyla da ilgi çeken kitap, Aydınlanma sürecindeki hakikat taleplerini, yenilik arayışını ve bunların sosyal ve politik arka planlarını detaylı bir bakışla irdeliyor.

Van Damme 17. ve 18. yüzyıllardaki felsefe sahasının geniş sınırlarını tespit ederken, o dönem ile günümüzün bilimlerini, sanatını, siyasetini ve ahlakı anlayışını meydana getiren modernist süreci karşılaştırıyor.

  • Künye: Stéphane Van Damme – Hakikate Yelken Açmak: Aydınlanma Dönemi Felsefesinin Öteki Tarihi, çeviren: Adem Beyaz, Yapı Kredi Yayınları, felsefe, 328 sayfa, 2018