Danielle Noreau ve Andrée Massé – Eliza Başarısız Olmaktan Korkuyor (2015)

Yedi yaşındaki Eliza matematikten öyle korkuyor ki, adeta dersin adını duyduğunda karın ağrıları çekmeye başlıyor.

Fakat kahramanımız bir süre sonra ailesi ile öğretmeninin yardımları; kendisinin cesareti ve azmi sayesinde bu zor süreci atlatacaktır.

Hem içeriği hem de resimleriyle güzel kitap, çocukları, toplumun dayattığı başarı dayatmasıyla hesaplaşmaya çağırıyor.

  • Künye: Danielle Noreau ve Andrée Massé – Eliza Başarısız Olmaktan Korkuyor, resimleyen: Isabelle Malenfant, çeviren: Yalçın Varnalı, Yapı Kredi Yayınları

Christopher Bollas – Güneş Patladığında (2018)

İngiliz psikanalist ve yazar, aynı zamanda çağdaş psikanalitik teorilerin öncülerinden olan Christopher Bollas’ın ‘Güneş Patladığında’ adlı bu güzel çalışması, hem şizofreninin ne olduğu hem de tedavi yöntemleri hakkında dört dörtlük bir rehber.

Bollas, şizofrenide ilaç tedavisi dışında daha insancıl tedavi yöntemlerinin uygulanmasından yana.

Yazar, bunun en iyi yollarından birinin, şizofreninin ortaya çıktığı ilk haftalarda yoğun bir psikoterapi uygulamak olduğunu düşünüyor.

Bollas’a göre, şizofrenin, yanında uzun uzun sohbet edebileceği birilerinin olmasının da, başka bir deyişle şizofrenin yalnız kalmamasının da tedavinin olumlu sonuç vermesi açısından çok önemli olduğunu belirtiyor.

Kitapta, şizofreni kapsamlı bir şekilde tanıtılıyor ve bu alandaki güncel tedavilerin ne aşamada olduğu hakkında aydınlatıcı bilgiler veriliyor.

Bollas’ın klinik deneyimleriyle de zenginleşen çalışması, şizofreni hastaları, onların yakınları ve psikoterapistler için bir başucu kitabı olmaya aday.

  • Künye: Christopher Bollas – Güneş Patladığında: Şizofreninin Gizemi, çeviren: Mehmet Gürsel, Yapı Kredi Yayınları, psikoloji, 208 sayfa, 2018

Demet Taner – Canlar Ölesi Değil (2018)

“Öyle anlar var ki, yaşamın bir değeri kalmıyor. Öyle anlar var ki, eksiliyorsunuz. Ama kalan her zerreniz önceki bütünün bütün artılarını, kendi çekirdeğinde taşıyor.”

Böyle başlıyor, Demet Taner’in, eşi Haldun Taner’in ölümünün onuncu yılında, ilk kez 1996’da yayınladığı elimizdeki kitabı.

Türkiye edebiyatının ve tiyatrosunun önde gelen simalarından Haldun Taner’in hayatından önemli ayrıntılar sunan kitap, ilk yayınlanışının üzerinden yirmi yılı aşkın süre geçtikten sonra şimdi yeniden raflardaki yerini aldı.

Demet Taner, can yoldaşı Haldun Taner’le ilk karşılaşmalarından başlayarak, kendisiyle uzun yıllar süren birlikteliğini, Taner’in bir eş ve insan olarak portresini, edebiyat ve tiyatro alanlarındaki üretimlerinin arka planını ve bunun gibi birçok önemli gelişmeyi bizimle paylaşıyor.

Taner’in kişisel ve edebi hayatının kapsamlı bir dökümü olan kitap, her şeyden önce bir sevgi meseli olarak okunmalı.

  • Künye: Demet Taner – Canlar Ölesi Değil: Fotoğraflarla Haldun Taner’in Yaşamöyküsü, Yapı Kredi Yayınları, biyografi, 136 sayfa, 2018

Necmi Sönmez – Cengiz Çekil: Bir Tanık (2008)

Çağdaş Türkiye sanatının önemli isimlerinden Cengiz Çekil’in Yapı Kredi Kâzım Taşkent Sanat Galerisi’ndeki ‘Saat Kaç?’ başlıklı sergisi halen devam ediyor.

Bir röportajında, “19. yüzyıl başına baktığımızda zamanla uğraşmayan, zamanla derdi olmayan filozof da yok, sanatçı da yok. Asal takıntı, ölümlü olmamız. Ölümlü olmak, yani dünyada insanların temel trajedisi zamanla alakalı,” diyen Çekil, bu sergisinde de şimdisi, geçmişi ve geleceğiyle zamanı irdeliyor.

İşte, Necmi Sönmez’in ‘Saat Kaç?’ ile eş zamanlı yayımlanan ‘Cengiz Çekil: Bir Tanık’ isimli bu kitabı, Çekil’in sanat anlayışına ve kendisini besleyen kaynaklara odaklanıyor.

Sönmez bu bağlamda, Çekil’in 1970-2005 döneminde gerçekleştirdiği çalışmalarını da kapsamlı bir bakışla değerlendiriyor.

  • Künye: Necmi Sönmez – Cengiz Çekil: Bir Tanık, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 128 sayfa

Necmi Sönmez – Şimdiki Zamanın Yanında ya da Karşısında (2015)

Sanat tarihçisi ve küratör Necmi Sönmez’in 1987’den günümüze uzanan eleştiri metinleri, bu kitapta bir araya getiriliyor.

Türkiye’de modernizm ve çağdaş sanat, Türkiye-Almanya sanat diyaloğu, uluslararası sanatçılar ve sergiler, sanatın metalaşması gibi konularında önemli değerlendirmeler barındıran çalışma, bugünün sanat ortamının belli başlı sorunlarını da saptıyor.

  • Künye: Necmi Sönmez – Şimdiki Zamanın Yanında ya da Karşısında, Yapı Kredi Yayınları

Isabelle Mons – Ruhun Kadınları (2018)

Anna Freud ve Melanie Klein’ı saymazsak, psikanaliz tarihinde kadınlar sanki hiç yokmuş gibi davranılır.

Oysa kadınlar, her alanda olduğu gibi psikanalize de önemli katkılarda bulunmuştur.

İşte ‘Ruhun Kadınları’ da, bu alanda varlık göstermiş on dört kadının hikâyesini anlatıyor.

Kitapta ilk kadın psikanalist Emma Eckstein başta olmak üzere, sıkı bir Freud savunucusu olan Lou Andreas-Salomé ve Marie Bonaparte gibi isimlerle karşılaşıyoruz.

Bunun yanı sıra Margarethe Hilferding, Anna Freud, Melanie Klein, Sabina Spielrein, Helene Deutsch, Eugénie Sokolnicka ve Hermine von Hug-Hellmuth da, burada kendilerine yer verilen diğer isimler.

‘Ruhun Kadınları’, kadınların, psikanalizin daha ilk zamanlarından itibaren bu disipline nasıl katkıda bulunduklarını, ayrıca ilerleyen zamanlarda ortaya koydukları teorilerin psikanaliz disiplini açısından ne denli vazgeçilmez olduğunu gözler önüne sermesiyle önemli bir çalışma.

  • Künye: Isabelle Mons – Ruhun Kadınları: Psikanalizin Öncü Kadınları, çeviren: Öncel Naldemirci, Yapı Kredi Yayınları, psikanaliz, 280 sayfa, 2018

Guido Sgardoli – Doğabilimci Profesörün Heyecanlı Yolculuğu (2015)

Doğa tutkusu çocukluğuna dayanan bir profesörün merak, öğrenme, gizem ve maceralarla örülü hikâyesi.

Profesör Lucillo ve yol arkadaşı Cesco, böcek dünyasının sırlarını aydınlatırken, kötü kalpli düşmanlarıyla da başa çıkmaya çalışır.

Hikâyeye, Andrea Rivola’nın çok güzel çizimleri eşlik ediyor.

  • Künye: Guido Sgardoli – Doğabilimci Profesörün Heyecanlı Yolculuğu, resimleyen: Andrea Rivola, çeviren: Yelda Gürlek, Yapı Kredi Yayınları

Fredric Jameson – Antikler ve Postmodernler (2018)

Eleştirmen Fredric Jameson’ın, modern sanat eserleriyle postmodern sanat eserlerini karşılaştırdığı, dikkat çekici kitabı ‘Antikler ve Postmodernler’, hem önemli saptamalar barındırması hem de bir yönüyle sanatın gelişiminin dönüm noktalarını kayda almasıyla önemli.

Jameson burada,

  • Rubens’in eserlerinde tarihin yorumlanışı,
  • Oyun yazarı ve alegorist olarak Wagner,
  • Mahler’in film müziğinde aşkınlık,
  • Filmde geç modernizm,
  • Angelopoulos ve kolektif anlatı,
  • Sukurov’da tarih ve ağıt,
  • Postmodern deneyim olarak uyarlama,
  • The Wire dizisinde gerçeklik ve ütopya ve bunun gibi birçok konuyu ele alıyor.

Jameson bu konuları irdelerken, sanatta değişen ve dönüşen anlatı formlarının toplumsal alana nasıl yansıdıklarını da tartışıyor.

  • Künye: Fredric Jameson – Antikler ve Postmodernler: Formların Tarihselliği Üzerine, çeviren: H. İlksen Mavituna, Özgüç Orhan ve Öznur Karakaş, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 320 sayfa, 2018

Alain Touraine – Toplumların Sonu (2018)

Ekonomik krizler toplumsal dokuyu zedelerken nasıl bir siyasi ve etik yaklaşımla bunun üstesinden gelebiliriz?

Toplumbilimci Alain Touraine, krizlerin ertesinde yaşanan toplumsal çöküşü Avrupa’yı, özellikle de Fransa’yı merkeze alarak irdeliyor.

Touraine, bugün politikadan yoksun, toplumsuzlaşmış bir dünya ekonomisinin, ancak yeni aktörler kendilerini kesin bir biçimde ortaya koyarlarsa, birtakım öncelikli eylem ve hedefler belirlenirse ve toplumsal yaşamın pek çok noktasında yeniden olasılığa ve eyleme geçme becerisine duyulan belli bir güven olgunlaşırsa, yaşadığımız kaosun ve şiddetin aşılabileceğini belirtiyor.

Touraine, hem ekonomik, hem siyasal hem de kültürel alana egemen olmuş küresel kapitalizme karşı harekete geçerken, ilk olarak başvurmamız gerekenin toplumda adalet ruhu olmadığını, birer özne olarak, evrensel hakların sahipleri olarak kendi kendimizin bilinci olduğunu söyleyerek şöyle diyor:

“Söz konusu evrensel haklar özgürlüğümüze dayanır, bizi en yüksek düzeyde, aynı zamanda da en bireysel düzeyde tüm bağımlılıklara karşı savunmak için yasaların bile üzerindedir.”

Yazar hem tarihsel hem de sosyolojik bir perspektifle, bunun olanaklarını tartışıyor.

  • Künye: Alain Touraine – Toplumların Sonu, çeviren: Olcay Kunal, Yapı Kredi Yayınları, sosyoloji, 484 sayfa, 2018

Priscilla Mary Işın – Yemeğin Kültürel Tarihi (2018)

Yemek insanlar, toplumlar ve devletler arasındaki ilişkilere ışık tutar.

Yakın zamanda yayına hazırladığı ‘Fenni-i Tabâhat’ (Aşçılık Bilimi) adlı kitabı yayınlanan ve 1980’lerden beri Türkiye’nin mutfak tarihine yönelik araştırmalarıyla bildiğimiz Priscilla Mary Işın da bu güzel çalışmasında, avcı kabilelerden modern toplumlara yemeğin kültürel tarihini ilginç ve aydınlatıcı ayrıntılarla irdeliyor.

Işın, farklı mutfaklar arasındaki bağlantılara dikkat çekerek, konuyu tarihöncesinden başlayarak 20. yüzyılın başına kadar ana hatlarıyla işliyor.

Kitap bu amaçla, mutfak tarihinde öne çıkan dönem, bölge ve medeniyetler olarak Paleolitik Çağ, Neolitik Çağ, Mezopotamya, Eski Mısır, Hitit, Urartu, Lidya, Frigya, Antik Yunan, Roma, Bizans, İran, Arap, Orta Asya, Hindistan, Çin, Selçuklu, Osmanlı ve Batı Avrupa mutfaklarını araştırıyor.

Anadolu ise, tarımın başladığı bölgede yer alması ve üç kıta arasında bir köprü oluşturmasından dolayı, tarih boyunca farklı kültürlerin etkileşimde bulundukları bir kavşak oldu.

Anadolu’yu da bu niteliğiyle ele alan Işın, yaşadığımız coğrafyanın tarihten bugüne yemek kültürü açısından ne denli zengin olduğunu gözler önüne seriyor.

Hem damak tadına hem de yemek kültürü tarihine düşkün olanların kaçırmaması gereken bir kitap.

  • Künye: Priscilla Mary Işın – Yemeğin Kültürel Tarihi, Yapı Kredi Yayınları, yemek, 424 sayfa, 2018