Georges Balandier – Sahnelenen İktidar (2021)

“Bu bir tiyatro” lafı son dönemlerin modasıdır.

Öte yandan tarihteki bütün iktidar ve muhalefet biçimleri, bir tür teatrallik barındırır.

Georges Balandier, bizi, kolektif yaşamın icra edildiği bu ilginç sahneye bakmaya davet ediyor.

Sosyolog Balandier ‘Sahnelenen İktidar’da tarih boyunca her devirde ve her coğrafyada rastlanabilecek tüm iktidar ve muhalefet biçimlerinin bir tür teatrallik barındırdığını, daha da önemlisi, sahneleme sanatına has tekniklere başvurarak rıza ve dayanışma ürettiğini savunuyor.

Her toplumsal düzenin altında düzensizlik, her kurumun altında şiddet; her birliğin altında indirgenemez bir çokluk ve kaos yatar.

Balandier, Amerika yerlilerindeki tören şaklabanı karakteri, Benin’in koyu dindar düzeninde yer bulan Legba figürü; Zunilerdeki kutsal palyaçolar; Avrupa’daki saray soytarıları ve meczuplar gibi pek çok geleneksel “sıra dışı” kişiliği bu düzen-düzensizlik diyalektiği bağlamında ele alıyor.

Yazara göre bu kişilerin; “toplumların yüzeyde gizlediğini ifşa etme, düzenin sakladığı kargaşayı gösterme, yapıların; kurumların ve törelerin evcilleştirme süreçlerinden kaçan hareketi drama yoluyla ortaya çıkarma işlevi” vardır.

Modern toplumlarda ise “kolektif yaşamın temel sahnelerinin kendine yer bulduğu büyük sahne” medyadır.

Siyasal temsil biçimleri değişmiş; laikleşmenin etkileri görülmekte olsa da iktidarın icra ve işleyişinin modern toplumlarda geleneksel toplumlardan farklı olmadığına dikkat çeken yazar; kitabının sonunda oldukça güncel bir medya analizine de yer veriyor.

  • Künye: Georges Balandier – Sahnelenen İktidar, çeviren: Öznur Karakaş, İş Kültür Yayınları, sosyoloji, 232 sayfa, 2021

Kolektif – Küresel Tarih Düşüncesi (2021)

Yeryüzünün bütün kısımlarının tarihlerinin salt bir koleksiyonu olmanın ötesinde küresel tarih nedir?

Gerçek kozmopolit küresel tarih neye benzeyebilir?

Dünyanın belli kesim ve kültürlerini tarihin dışına çıkarmak ne anlama gelir?

Modern öncesi tarih düşüncesinden günümüzde tarih yazımındaki yeni istikametlere kadar uzanan tam 700 sayfalık bu eşsiz derleme, küresel tarih konusunda temel bir başvuru kaynağı.

Kitapta,

  • Klasik Çin düşüncesi,
  • Japonya’nın erken modern dönemi,
  • Modern öncesi Arap/İslam tarih yazımı,
  • Osmanlı tarih düşüncesi,
  • Erken modern dönemde Amerika,
  • Aydınlanmanın tarih düşüncesinde küreselliğin etkileri,
  • Hegel ve Marx’ın dünya tarih düşüncesi üzerindeki izleri,
  • Eleştirel modernite teorileri,
  • Marksist analiz bağlamında Çin ve Avrupa tarihinin uyumluluğu,
  • Güneydoğu Asya’da modern tarih yazımı,
  • Afrika’da tarih ve tarih düşüncesinin gelişimi,
  • Arap dünyasında modern tarih yazımı,
  • Karşılaştırmalı tarih ve eleştirisi,
  • Kadınlar, toplumsal cinsiyet ve küresel tarih,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Toplamda otuz yazarın katkıda bulunduğu kitap, konuyla ilgilenen her okurun kitaplığında bulunmayı hak ediyor.

  • Künye: Kolektif – Küresel Tarih Düşüncesi, editör: Prasenjit Duara, Viren Murthy ve Andrew Sartori, çeviren: Zeynep Dörtok Abacı, Kasım Akbaş, Gökhan Yavuz Demir, Gülcan Ergün, Öznur Karakaş, Selda Şen, Osman Şişman, Kıvılcım Turanlı, Pelin Tuştaş, Emel Türker, Ertuğrul Uzun, Pelin Yalçınoğlu ve Hatice Yeşildal, Islık Yayınları, tarih, 700 sayfa, 2021

Noam Chomsky – Biz Ne Tür Yaratıklarız? (2020)

‘Biz Ne Tür Yaratıklarız?’, düşünür Noam Chomsky’yi bu sefer dilbilimci kişiliğiyle de tamamlayarak karşımıza çıkaran bir eser.

Chomsky’nin insan türü üzerine uzun yıllara yayılan kariyerinin neticelerini sunan çalışma, insan dilinin tam olarak ne olduğunu tartışarak açılıyor.

Buradan insanın anlama kapasitesine ve potansiyellerine uzanan Chomsky, tartışmayı daha üst boyuta taşıyarak insanın yaratacağı bir toplum düzeninin ana hatlarının neler olacağı üzerine düşünüyor.

İnsan ve doğa ilişkisi, doğanın gizemleri gibi konuların da irdelendiği kitap, Chomsky’nin düşüncelerinin dayandığı arka plan hakkında önemli ipuçları sunuyor.

  • Künye: Noam Chomsky – Biz Ne Tür Yaratıklarız?, çeviren: Ahmet Nüvit Bingöl, Taylan Doğan, Öznur Karakaş, Bgst Yayınları, dilbilim, 184 sayfa, 2020

Bell Hooks – Duygu Yoldaşlığı (2020)

Kadınlar sevgiyle nasıl bir ilişki kurar?

Feminist düşüncenin önde gelen teorisyenlerinden Bell Hooks, bu girift ilişkiyi feminist bir perspektifle irdeleyen, dikkat çekici bir çalışmayla karşımızda.

Kadınların, erkeklere oranla duygularını daha iyi bildikleri ve böylece bunları daha rahat ifade ettikleri söylenir.

Oysa ataerkil toplumlarda var olan tahakküm, kendini duygular üzerinde de hissettirir.

Böylece duyguları bilmek ve tanımak da, sanılandan daha zor hale gelir.

İşte Hooks’un çalışması, bizlere şaşırtıcı gelse de içinde yaşadığımız toplumlarda kadınların da neredeyse erkekler kadar sevgi konusunda cahil olduğunu gözler önüne sermesiyle önemli.

Hooks, ileri yaşlarında sevgiyi tanımayı başarmış kadınların deneyimlerine de başvurarak, kadınların gerçek sevgiyi tanıma mücadelesini ve bu mücadelede kazandıkları zaferleri anlatıyor, bunun yanı sıra kadınların var olan tahakkümün ötesine geçerek sevgiye nasıl ulaşabileceklerini tartışıyor.

  • Künye: Bell Hooks – Duygu Yoldaşlığı: Kadınların Sevgi Arayışı, çeviren: Öznur Karakaş, Bgst Yayınları, feminizm, 224 sayfa, 2020

Fredric Jameson – Antikler ve Postmodernler (2018)

Eleştirmen Fredric Jameson’ın, modern sanat eserleriyle postmodern sanat eserlerini karşılaştırdığı, dikkat çekici kitabı ‘Antikler ve Postmodernler’, hem önemli saptamalar barındırması hem de bir yönüyle sanatın gelişiminin dönüm noktalarını kayda almasıyla önemli.

Jameson burada,

  • Rubens’in eserlerinde tarihin yorumlanışı,
  • Oyun yazarı ve alegorist olarak Wagner,
  • Mahler’in film müziğinde aşkınlık,
  • Filmde geç modernizm,
  • Angelopoulos ve kolektif anlatı,
  • Sukurov’da tarih ve ağıt,
  • Postmodern deneyim olarak uyarlama,
  • The Wire dizisinde gerçeklik ve ütopya ve bunun gibi birçok konuyu ele alıyor.

Jameson bu konuları irdelerken, sanatta değişen ve dönüşen anlatı formlarının toplumsal alana nasıl yansıdıklarını da tartışıyor.

  • Künye: Fredric Jameson – Antikler ve Postmodernler: Formların Tarihselliği Üzerine, çeviren: H. İlksen Mavituna, Özgüç Orhan ve Öznur Karakaş, Yapı Kredi Yayınları, sanat, 320 sayfa, 2018

Rosi Braidotti – İnsan Sonrası (2015)

İnsandan sonra gelen nedir?

Çağımızın insanlık dışı durumlarına nasıl direnebiliriz?

Rosi Braidotti, yaratıcı bir yaklaşımla tarihselliğimizin elzem bir vasfı olarak insan sonrası durumda sapkınlıklara, gücün suistimaline ve medeniyetin belli temel ilkelerinin sürdürülebilirliğine dair endişelerini bizimle paylaşıyor ve nihayetinde buna karşı nasıl direnebileceğimizi tartışıyor.

Künye: Rosi Braidotti – İnsan Sonrası, çeviren: Öznur Karakaş, Kolektif Kitap

Kolektif – Deleuze’ün Felsefi Mirası ‏(2014)

‘Deleuze’un Felsefi Mirası’, Platon’dan Leibniz’e, David Hume’dan Immanuel Kant’a, Hegel’den Marx’a, Gabriel Tarde’den Edmund Husserl’e ve Freud’tan Heidegger’e, düşünür Gilles Deleuze’ün asıl referans noktalarını oluşturan yirmi düşünüre odaklanıyor.

Kitap, Deleuze’ü gerçek bir filozof ve çalışmasını da tam manasıyla felsefi bir girişim olarak konumlandırıyor.

Yazarlar, Deleuze’ün düşüncesinin kolayca felsefenin dışına veya ötesine yerleştirilemeyeceğini, söz konusu düşünürlerin Deleuze’ün metafiziği üzerinde oynadıkları rolü aydınlatarak gözler önüne seriyor.

Filozofun düşünce labirentinin duru noktalarını açıklamasıyla önemli bir çalışma.

  • Künye: Kolektif – Deleuze’ün Felsefi Mirası, derleyen: Graham Jones ve Jon Roffe, çeviren: Öznur Karakaş, Otonom Yayıncılık, felsefe, 478 sayfa