Vefa Saygın Öğütle, Güney Çeğin — Radikalleşen Türkiye (2026)

‘Radikalleşen Türkiye (1960–1980)’, Türkiye’nin modern siyasal tarihini yalnızca darbeler, sokak çatışmaları ya da örgütsel şiddet olayları üzerinden değil; devletin kuruluş mantığıyla politik şiddet arasındaki uzun süreli ilişkinin içinden okuyor. Kitap, Cumhuriyet’in kuruluşundan itibaren uygulanan merkezileştirici ve tekçi modernleşme siyasetinin, zamanla yalnızca resmî devlet şiddetini değil, paramiliter yapıları, karşılıklı radikalleşmeleri ve toplumsal kutuplaşmayı da besleyen bir zemin yarattığını savunuyor. Bu nedenle 1960–1980 dönemi, yalnızca ideolojik kamplaşmaların değil, devlet-toplum ilişkisinin krizinin yoğunlaştığı bir tarihsel eşik olarak ele alınıyor.

Çalışma, Türkiye’de politik şiddetin rastlantısal ya da yalnızca bireysel radikalleşmenin sonucu olmadığını vurguluyor. Yazarlara göre modern Türkiye’nin tarihi, devlet cebriyle toplumsal muhalefetin birbirini sürekli dönüştürdüğü ilişkisel bir süreç olarak okunmalı. Tek parti döneminden itibaren geliştirilen “makbul vatandaş” anlayışı, yalnızca siyasal alanı değil, etnik, sınıfsal ve kültürel farklılıkları da belirli sınırlar içine hapsetmeye çalışıyor. Kürt hareketlerinin bastırılması, dinsel kalkışmaların tehdit olarak görülmesi ve merkezkaç güçlerin tasfiye edilmesi, ilerleyen yıllarda ortaya çıkacak radikalleşme biçimlerinin tarihsel arka planını oluşturuyor.

Kitapta 1960’lar, kapitalist militarizmin kurumsallaştığı ve devlet şiddetinin “sivil” uzantılar üretmeye başladığı bir dönem olarak tanımlanıyor. Bu süreçte aşırı milliyetçi sağ hareketlerin paramiliterleşmesi, yalnızca ideolojik değil, aynı zamanda devlet alanıyla iç içe geçmiş bir güvenlik mantığının sonucu olarak değerlendiriliyor. Buna paralel biçimde radikal sol hareketlerin yükselişi de yalnızca dışsal ideolojik etkilerle açıklanmıyor; işçi sınıfı mücadeleleri, toplumsal eşitsizlikler ve siyasal dışlanma biçimleriyle birlikte ele alınıyor. Böylece kitap, sağ ve sol şiddeti birbirine simetrik iki “aşırılık” gibi sunmak yerine, bunların farklı tarihsel ve toplumsal dinamiklerden doğduğunu göstermeye çalışıyor.

1970’lere gelindiğinde ise Türkiye’nin giderek süreğen bir politik kriz atmosferine sürüklendiği anlatılıyor. Sokak çatışmaları, faili meçhul cinayetler, örgütsel şiddet ve devlet destekli paramiliter yapılar, toplumsal yaşamın sıradan parçaları haline geliyor. Kitap, bu dönemi bir “iç savaş durumu” olarak kavramsallaştırırken, şiddetin yalnızca güvenlik meselesi olmadığını; toplumu yeniden kurma projeleriyle bağlantılı olduğunu ileri sürüyor. Sol hareketler devrimci bir toplum tahayyülü etrafında şekillenirken, Kürt hareketi de bağımsız siyasal özne olma arayışıyla yeni bir radikal çizgi geliştiriyor.

Çalışmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, politik şiddeti psikolojik ya da ahlaki açıklamalara indirgemeyi reddetmesi. Yazarlara göre şiddeti yalnızca bireysel öfke, saldırganlık ya da “aşırı fikirler” üzerinden açıklamak yetersiz kalıyor. Politik şiddet, belirli tarihsel koşullarda ortaya çıkan kolektif mücadele biçimleriyle ilişkili olarak anlaşılmalı. Bu nedenle kitap, Marx’tan Weber’e, Tilly’den Michael Mann’e uzanan tarihsel sosyoloji geleneğinden yararlanarak Türkiye’de devletin şiddet tekeliyle toplumsal muhalefet arasındaki gerilimleri analiz ediyor.

Sonuçta ‘Radikalleşen Türkiye’, 1960–1980 dönemini yalnızca geçmişte kalmış bir kriz dönemi olarak değil, bugünkü siyasal yapının ve toplumsal kutuplaşmaların kökenlerini anlamak için kritik bir eşik olarak değerlendiriyor. Devletin yapısal mantığı, dışlama stratejileri, paramiliterleşme süreçleri ve toplumsal radikalleşme arasındaki bağları görünür kılarak, Türkiye’nin yakın tarihine daha geniş ve ilişkisel bir perspektiften bakmaya çağırıyor.

Vefa Saygın Öğütle, Güney Çeğin — Radikalleşen Türkiye (1960–1980)
• İletişim Yayınları
Siyaset • 181 sayfa • 2026

Published by

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

Bir cevap yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.