John Berger, Susan Sontag — Hikâye Anlatmak (2026)

John Berger ile Susan Sontag’ın bu kitabı, iki yazarın yaklaşık çeyrek yüzyıla yayılan dostluğunu, düşünsel alışverişini ve tartışmalarını bir araya getiriyor. ‘Hikâye Anlatmak’ (‘To Tell a Story’), 1983’te yayımlanan ‘Hikâye Anlatmak’ söyleşisinin yanı sıra 1975-1998 arasındaki mektupları ve 1974’te Aspen’de gerçekleşen “Benlik ile Sistem Arasında” tartışmasının kayıtlarını bir araya getirerek iki düşünürün birbirlerinin fikirlerini nasıl beslediğini gösteriyor. Derleme, dostluğun yanı sıra hikâye anlatıcılığı, fotoğraf, benlik ve toplum üzerine ortak bir düşünme pratiği sunuyor.

“Hikâye Anlatmak” bölümünde Berger ve Sontag, anlatının ne olduğu, anlatıcının rolü ve hikâyelerin deneyimi aktarmadaki işlevi üzerine karşı karşıya geliyor. Bu tartışmada, bir hikâyenin yalnızca olayları aktaran bir yapı olmadığı; gerçekliği seçme, düzenleme, yorumlama ve başkalarıyla paylaşma biçimi olduğu ortaya çıkıyor. İki yazar kimi noktalarda ayrışırken, tartışmanın kendisi düşüncenin karşılıklı dinleme ve itiraz yoluyla nasıl üretildiğini gösteriyor. Bu nedenle fikirler kadar itirazlar ve birbirlerinin düşüncesini dönüştüren müdahaleler de önem taşıyor.

Kitabın önemli bir ekseni fotoğraf ve görme meselesi. Berger ile Sontag’ın ilk ortak karşılaşmalarından biri olan 1974 Aspen tartışması, fotoğrafın gerçeklikle ilişkisini, görüntülerin nasıl anlam kazandığını ve benlik ile toplumsal sistem arasındaki bağları sorguluyor. Özellikle Sontag’ın ‘Fotoğraf Üzerine’ kitabı etrafındaki mektuplaşmaları, fotoğrafın dünyayı kaydetmenin ötesinde bakma, seçme ve temsil etme biçimlerini şekillendirdiğini gösteriyor.

Mektuplar ise teorik tartışmaları gündelik ilişkinin içine yerleştiriyor. Ziyaretler, yolculuklar, hediyeler ve telefon konuşmaları da iki yazar arasındaki bağın sürekliliğini gösteriyor. Berger ve Sontag birbirlerini eleştirerek, soru sorarak ve yeni bağlantılar kurarak düşüncelerinin gelişmesine katkıda bulunuyor. Bu karşılıklı etki, aralarındaki ilişkinin rekabetten çok canlı bir entelektüel dayanışma biçimi olduğunu ortaya koyuyor. Kitap, onların birlikte düşünme biçimini görünür kılıyor.

‘Hikâye Anlatmak’ın asıl önemi, düşüncenin diyalog içinde nasıl hareket ettiğini göstermesi. Hikâye anlatıcılığı, fotoğraf, benlik ve sistem arasındaki ilişkiler Berger ve Sontag’ın farklı sesleri üzerinden yeniden ele alınıyor. Benoît Bourreau’nun arşivlerden derlediği bu parçalı malzeme, iki yazarın birbirlerinde uyandırdığı düşünceleri görünür kılıyor. Böylece kitap, sanat, anlatı ve görme üzerine geliştirdikleri eleştirel düşüncenin oluşumuna içeriden bir bakış sunuyor.

John Berger, Susan Sontag — Hikâye Anlatmak
Hazırlayan: Benoît Bourreau, çeviren: Özge Çelik • Metis Yayınları
Söyleşi • 112 sayfa • 2026

Published by

Bilinmeyen adlı kullanıcının avatarı

Bir cevap yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.