Türkan Şoray – Sinemam ve Ben (2017)

Türkan Şoray…

O sıradan bir oyuncu değil. Bir oyuncudan da ve kesinlikle güzel bir kadından da öte bir şey…

1960’larda sinemayla tanışmış, ilk ödülünü 1964’te Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Acı Hayat filmiyle en başarılı kadın oyuncu seçilerek almış ve toplamda 222 filmde rol alarak rekor kırmış, yaşayan bir efsane.

Aynı zamanda senarist, aynı zamanda yönetmen…

Türkan Şoray ‘Sinemam ve Ben’de, hayatına ve Yeşilçam günlerine dair bilinmeyenleri bizimle paylaşıyor.

İstanbul’da orta halli bir ailenin üç çocuğundan biri olarak başlayan hayat…

Eski İstanbul mahallelerinde insan ilişkileri…

Erken yaşlarda başlayan sinema tutkusu…

Yeşilçam’da ilk günler…

Sinemanın büyülü dünyasında tanık olduğu ilginç olaylar…

Bu dünyadan edindiği arkadaşlıklar ve dostluklar…

Bunlar ve ilgi çekici daha pek çok şey, Türkan Şoray’ın sahici anlatımıyla okurunu karşılıyor.

Kitap, yalnızca Türkan Şoray’ın hayatının değil, Türkiye sinemasının ve toplumunun yaşadığı büyük dönüşümün de hikâyesi.

  • Künye: Türkan Şoray – Sinemam ve Ben, İş Kültür Yayınları, anı, 496 sayfa

Ahmet Raşit Bey – İmparatorluğun Son Döneminde Gördüklerim, Yaptıklarım (2014)

Ahmet Reşit Bey, kâtip olarak Mabeyin Başkitabeti’ne girdikten sonra, 32 yıl farklı mevkilerde görev üstlendi.

Ahmet Reşit Bey’in 1890-1922 yıllarını kapsayan bu hatıraları da, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yaşananlara dair pek çok ayrıntı sunmasıyla önemli.

Yazar burada, dönemin önde gelen devlet adamları olan Sultan Abdülhamid, Sultan V. Mehmed, Tevfik Paşa ve Damat Ferid Paşa’yı; İttihat ve Terakki Partisi’ni; bu dönemde yaşanan gelişmelerin Kudüs, Halep, Manastır, Ankara, İzmir ve İstanbul’daki izdüşümlerini; Balkan Harbi ile 1. Dünya Savaşı’nı ve Sevr Antlaşması’nın arka planında yaşananları anlatıyor.

Muazzam bir kaynak!

  • Künye: İmparatorluğun Son Döneminde Gördüklerim, Yaptıklarım, Ahmet Reşit Bey, hazırlayan: Nur Özmel Akın, İş Kültür Yayınları, anı, 480 sayfa

Ahmet Şerif İzgören – Bir Türk Zabitinin Anıları (2008)‏

Ahmet Şerif İzgören’in ‘Bir Türk Zabitinin Anıları’ isimli bu kitabı, 1917 doğumlu Muhittin Ergüneş’in anılarından oluşuyor.

Padişah Vahdettin zamanında yaşamış, Atatürk’le göz göze gelmiş Ergüneş’in anılarında, 6-7 Eylül olayları, 2. Dünya Savaşı, Menemen olayı ve darbeler gibi, yakın tarihte büyük etkiler yaratmış olaylara dair tanıklıklar yer alıyor.

Ergüneş’in subay olmasından da kaynaklı olarak, Türkiye’nin neredeyse her tarafına gittiğini ve bunun da, kendisinin 1920’den günümüze uzanan anılarını gerçekçi ve zengin kıldığını belirtelim.

  • Künye: Bir Türk Zabitinin Anıları, Ahmet Şerif İzgören, İzgören Yayınları, anı, 117 sayfa

 

 

Mithat Diker – Yolun Yarısında (2008)

  • YOLUN YARISINDA: RALLİLERDE 35 YIL, Mithat Diker, Geniş Kitaplık, anı, 136 sayfa

Ralli dalında birçok ödülün sahibi olan Mithat Diker için, hayat ve yol aynı anlamlara geliyor. Diker’in anılarından oluşan bu kitap, kendisinin yollarda otomobil yarışlarıyla geçen otuz beş yılını kapsayan anılarından oluşuyor. Kitabın en ilgi çeken yönü, bu spora uzun yıllarını vermiş bir ismin, Türkiye’deki ralli sporu tarihinin nitelikli bir fotoğrafını çekmesidir denebilir. Diker bu otuz beş yılın kişisel hayatındaki izdüşümünü paylaştığı gibi, Türkiye’de gittikçe yaygınlaşan bu sporun geçirdiği büyük dönüşümü de gözler önüne seriyor. Diker’in anıları, kendisinin 1970’li yıllardaki gençlik dönemlerinde, gizli gizli başladığı yarışlar ile 2000’li yıllardaki profesyonel mücadelelerine kadar uzanıyor.

 

Mehmet Şevki Yazman – Cephaneniz Yoksa Süngünüz Var (2008)

  • CEPHANENİZ YOKSA SÜNGÜNÜZ VAR, Mehmet Şevki Yazman, yayına hazırlayan: Tuncay Yılmazer, Yeditepe Yayınları, tarih, 455 sayfa

Mehmet Şevki Yazman’ın ‘Cephaneniz Yoksa Süngünüz Var’ isimli bu çalışması, Çanakkale Savaşı konusunda yazılmış en önemli eserlerden biri. Kitabı bu derece önemli kılan başlıca nokta da, Yazman’ın 20. Tümen içerisinde Teğmen olarak bizzat savaşa katılmış olması. Dolayısıyla, kitabın tasvirlerinin olabildiğince canlı olması, yazarının birebir tanıklığına dayanmasından kaynaklanıyor. Bu zorlu ve çileli savaşı başlangıcından sonuna kadar anlatan Yazman, savaşa katılmış çok sayıda subayın anılarını ve savaşa dair pek bilinmeyen ayrıntıları, kendine özgü bir üslupla yorumluyor. Yazarın kimi zaman sohbet eder, kimi zaman sorular sorar ve kimi zaman da olayları yorumlar tarzda karşımıza çıkan anlatımının da oldukça orijinal olduğunu söylemeliyiz.

 

Munzur Çem – Qurzeli Usiv’in 70 Yılı (2014)

  • QURZELİ USİV’İN 70 YILI, Munzur Çem, İletişim Yayınları, anı, 310 sayfa

Munzur Çem, sıra dışı bir hayat yaşayan Dersimli Usiv’in tanıklığı ekseninde, Osmanlı ve Türkiye tarihinde yaşanmış kıyımları kayda geçiriyor. Bingöl’ün Kiğı ilçesine bağlı Qurze mezrasından olan Usiv anılarında, çocukluk yıllarını, Şeyh Sait isyanında yaşananları, Ermeni katliamına dair hatırladıklarını, Dersim’de 1938’de yaşanan katliamı ve buradan kaçış öyküsünü, katliamdan kaçan Dersimlilerin yeniden bir araya gelme çabalarını, askerlik yıllarında maruz kaldığı aşağılamaları ve Almanya’ya göç edişini anlatıyor. Kitap, Usiv’in Dersim’in bazı usul ve töreleri ile sosyal yaşamına dair anlatımlarını barındırmasıyla da değerli bir kaynak.

Akan Bozat – Ham Elma (2014)

  • HAM ELMA, Akan Bozat, Som Kitap, anı, 120 sayfa

Akan Bozat ‘Ham Elma’da, taksi şoförlüğü yaptığı dönemde yaşadığı ilginç olayları anlatıyor. Bozat, taksiciyken farklı sosyal ve sınıfsal kesimlerden insanları tanıma fırsatı bulmuş. Bu dönemde onun arabasına pezevenkler ve hayat kadınları kadar, önemli konumlarda bulunan iş adamları ve ünlü isimler de konuk olmuş. Bozat anılarında ayrıca, ergenlikten gençliğe adım atarken cinsellik konusunda yaşadığı trajikomik olayları, ünlü isimlerle arasında yaşanan ilginç diyalogları da anlatıyor.

Halit Ziya Uşaklıgil – Kırk Yıl (2008)

  • KIRK YIL, Halit Ziya Uşaklıgil, Özgür Yayınları, anı, 967 sayfa

Halit Ziya UŞaklıgil’in ‘Kırk Yıl’ı, Türkiye edebiyatında anı türüne en iyi örneklerden biri. Kitap, sadece Uşaklıgil’in yetişme ve olgunluk dönemini değil, tanıklık ettiği 2. Abdülhamid döneminin toplumsal yaşamını, başta Servet-i Fünun olmak üzere, dönemin kültür ve edebiyat çevrelerini ayrıntılı bir şekilde ve özgün bir üslupla gözler önüne seriyor. Kitap, yazarın çocukluğu, okul hayatı, iş hayatı, edebiyat dünyasına girişi, Servet-i Fünun yazı çevresinin kalemlerinden biri oluşu, Dolmabahçe Sarayı’nın Mabeyn Başkitabet Dairesi’ndeki görevi gibi, yaşamının ilk kırk yılındaki anılarını kapsıyor. Kitap, o dönemi anlamak açısından en çok başvurulan ve kullanılan kaynak eserlerden biri.

 

Nevzad (Odyakmaz) Sudi – Devletin Şamarını Yiyenler (2008)

  • DEVLETİN ŞAMARINI YİYENLER, Nevzad (Odyakmaz) Sudi, Siyah Beyaz Yayınları, anı, 199 sayfa

Gerçek adıyla A. Nevzad Odyakmaz, buradaki anılarında 1945 yılında hiçbir yasadışı eyleme katılmadıkları halde, sırf Nâzım’ın kitaplarını el altından okudukları için, kendisinin de aralarında bulunduğu dört solcu gencin Sansaryan Han’a kapatılışını ve burada geçirdikleri zorlu günleri anlatıyor. Odyakmaz, Sansaryan Han’da kaldıkları zaman zarfında yaşadıkları baskıların yanı sıra, İsmet İnönü döneminde yaşanan keyfi gözaltıları, Sansaryan Han’ın ‘Parmaksız Hamdi’ ismiyle ünlü emniyet amirini, Varlık Vergisi’ni ve Tan Matbaası’nın yobazlarca basılma sürecini de anlatıyor.

 

Marine Benjamin – Bağdatlı Bir Yahudi Ailesinin Hikâyesi (2008)

  • BAĞDATLI BİR YAHUDİ AİLESİNİN HİKÂYESİ, Marine Benjamin, çeviren: Okşan Aytolu, Profil Yayıncılık, anı, 320 sayfa

Marine Benjamin’in orijinal adı ‘Last Days in Babylon / Babil’de Son Günler’ olan bu kitabında, Irak’ta yirminci yüzyılın ilk yarısında yaşayan Yahudilerin dünyasına konuk oluyor. Yazarın büyükannesi Regina zamanındaki Bağdat’a dair canlı tasvirleriyle öne çıkan kitap, aynı zamanda kendileri için büyük zorluklarla dolu bu coğrafyada hayatta kalabilmek için verdikleri mücadeleyi sunmasıyla da ilgi çekiyor. Irak’ta bugün, Yahudi cemaatinden neredeyse eser kalmadı. Kitap, Bağdat’a tarihi bir gezi yapıyor, Yahudi cemaatinin bir döneminin nitelikli bir panoramasını sunuyor.