Aydemir Balkan – Tanıdığım Eşsiz İnsanlar (2017)

Atatürk, Nâzım Hikmet ve Yaşar Kemal…

Bu yılın Şubat ayında aramızdan ayrılan yazar, diplomat ve mimar Aydemir Balkan, hayatından geçmiş bu üç isme dair anılarını paylaşıyor.

Kitabın ilk bölümünde, Aydemir’in henüz çocuk yaşlarında Atatürk’e duyduğu hayranlığın nasıl gelişip serpildiği anlatılıyor.

Kitabın ikinci bölümü Nâzım Hikmet’e dair:

Balkan’ın babası Doktor Yusuf’ Balkan’ın Nâzım Hikmet’e düşkünlüğü,

Balkan’ın Paris’teki evinde Nâzım’ı konuk etmesi,

Ve Globe Kitabevi’ndeki imza günlerinde Nâzım’a gösterilen ilgi, bu bölümde yer alan başlıca anılar.

Balkan üçüncü bölümü de, 27 Mayıs darbesine ayırmış. Bu bölümde, darbe dönemde yaşanan 14’ler olayı; 14’lerin çok partili düzene geçmeden önce alınmasını istedikleri önlemler ve İsmet İnönü, Bülent Ecevit ile Metin Toker’in bu dönemdeki tutumları ele alınıyor.

Kitabın son bölümü ise, tümüyle Yaşar Kemal’e ayrılmış ve ünlü yazarımıza dair pek çok bilinmeyen barındırmasıyla dikkat çekiyor.

Yaşar Kemal’in yaşamında az bırakan olaylar,

Askerlikte gördüğü işkenceler,

Doktor Yusuf Balkan’ın onu önce hastaneye, sonra da evine alarak koruması,

Kemal Yaşar’ın, Aydemir’in kız kardeşine olan aşkı,

Yoksulluk yılları,

Cumhuriyet gazetesinde çalışmaya başlaması,

İnce Memed’in yayımlanmasından sonra hızla meşhur oluşu,

Yaşar Kemal’in Nobel Ödülü’ne adaylık sürecinde yaşadıkları…

  • Künye: Aydemir Balkan – Tanıdığım Eşsiz İnsanlar, Tarihçi Kitabevi, anı, 192 sayfa

Ali İhsan Göğüş – Hep İsmet Paşa’nın Yanında (2008)

Bu kitabın yazarı Ali İhsan Göğüş, İstanbul il yönetiminden MKYK’ya kadar her kademesinde görev alacağı CHP’ye 1945 yılında girmişti.

Uzun yıllar partide siyaset yürüttükten sonra, İsmet İnönü’nün istifa ettiği gün, Göğüş de partisiyle tüm bağlarını koparmıştı.

Göğüş’ün bu kitaptaki anıları, Türkiye’nin o dönemindeki Cumhuriyet Halk Partisi’ne dair değerlendirmeler ile kendisinin Devlet Bakanlığı da dâhil bu parti çatısı altında yürüttüğü siyasi faaliyetleri bizimle paylaşıyor.

Kitap, Göğüş’ün 1923-1943 yılları arasındaki çocukluk ve gençlik dönemleri, üniversite yılları, gazetecilik mesleğini icra edişi, politikaya atılma süreci, bakanlık yaptığı zamanlar ve İsmet İnönü ile CHP’ye dair anılarından oluşuyor.

Türkiye yakın tarihine dair önemli ayrıntılar barındıran bir tanıklık.

  • Künye: Ali İhsan Göğüş – Hep İsmet Paşa’nın Yanında, Remzi Kitabevi, anı, 206 sayfa

Ayşe Emel ve Zeki Coşkun – Ben Duygu (2008)

Yakın bir zamanda aramızdan ayrılan Duygu Asena’nın anıları…

Kitap, Ayşe Emel ve Zeki Coşkun’un, Asena’nın sağlık sorunlarının baş gösterdiği Aralık 2003’ten Temmuz 2004’e dek, aralıklarla Asena’ya sordukları soruların cevaplarıyla oluşturuldu.

Kitapta, Asena’nın fotomodellikten Şirin takma adıyla köşe yazarlığına, aşk yüzünden işinden kovuluşundan meşhur Kadınca dergisinin doğuşuna, feminist çalışmalarından yazarlık serüvenine uzanan hayatından ayrıntılar sunuluyor.

“Kadınlar güçlü de olsalar acılarını severler; acılarını anlatırlar. Bende hiç böyle bir şey yoktur. Kedi koltukların altına kaçar; ben de öyleyim. Hiç kimseyle paylaşmam ve anlatmam. Hastalanırım ama grip oldum demekten bile hoşlanmam. Değil etrafa dert yanmak, sıkıntılarımı paylaşmaktan bile kaçınırım,” diyen Asena bu kitapta, kişisel dünyasından pek çok konuyu da okurlarıyla paylaşıyor.

  • Künye: Ayşe Emel ve Zeki Coşkun – Ben Duygu, Doğan Kitap, anı, 251 sayfa

 

Yalım Eralp – Perdeyi Aralarken (2017)

Deneyimli diplomatlardan Yalım Eralp Dışişleri Bakanlığı’nda 1962 yılında çalışmaya başlayıp, Birleşmiş Milletler’den NATO’ya, AGİT’ten Amerika ve Hindistan’ın Türkiye Büyükelçiliklerine, dış politikada farklı görevler aldıktan sonra 2000 yılında emekli oldu.

Erdoğan’ın “Mon cher” diyerek küçümsediği ekolden gelen Eralp, “diplomasinin kurdu” tanımını fazlasıyla hak ediyor.

İşte Eralp’in anılarından oluşan bu kitap, Türk dış politikasının nitelikli bir fotoğrafını çekmesiyle önem arz ediyor.

Kitapta karşımıza çıkan bazı ilginç olaylar şöyle:

Doğan Güreş, görev süresinin uzatılmasını neden istedi?

Leyla Zana’nın Nobel Ödülü alması nasıl engellendi?

Tansu Çiller Kürt sorununun çözümünde neden şiddetten yana tavır aldı?

Kardak krizinin arkasındaki etkenler nelerdi?

Eralp, bu ve bunun gibi birçok gelişmeyi zengin ayrıntılarla harmanlayarak ele alıyor.

Eralp’in Türkiye’nin dış politikasındaki güncel durum hakkındaki fikirleri ile Türkiye dış politikasının geleceğine dair öngörüleri de, kitabı önemli kılan hususlardan.

Tüm diplomasi meraklılarına önerilir.

  • Künye: Yalım Eralp – Perdeyi Aralarken, Doğan Kitap, anı, 288 sayfa

Faik Muzaffer Amaç – Merhaba Kör Kadı (2017)

Sıkıyönetim günlerinde Mahir Çayan’ın avukatlığını üstlenmiş Faik Muzaffer Amaç’ın anıları.

Amaç, bir avukat olarak hep ezilenlerin yanında saf tuttu. Çünkü kendisi de, bizzat bu haksızlıklardan fazlasıyla nasibini aldı.

Amaç, henüz Diyarbakır’da öğretmenlik yaparken fişlenmiş ve bundan sonra da kendisine hiçbir şekilde öğretmenlik yaptırılmamıştı.

Mecburiyetten dolayı, ikinci diploması olan, avukatlık mesleğini yapmaya başlayan Amaç, daha sonra kimisi Türkiye tarihinde iz bırakan pek çok davanın avukatlığını yapacaktı.

Yazarın bu süreçte yolunun kesiştiği isimlerden biri de, Mahir Çayan’dı.

Amaç, İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı 3 Numaralı Askeri Mahkemesi’nde, aralarında Mahir Çayan’ın da bulunduğu 26 genç hakkında açılmış bir davanın avukatlığını üstlenmişti.

Kitap, hem bu tarihi davanın durumu konusunda Amaç’ın değerlendirme ve gözlemlerini barındırıyor hem de Türkiye’nin sıkıntılı yakın tarihinin zengin bir panoramasını çiziyor

  • Künye: Faik Muzaffer Amaç – Merhaba Kör Kadı, Ayrıntı Yayınları, anı, 336 sayfa

İbrahim Şimşek – Köy Enstitüsünden Öğretmenliğe, Öğretmenden Öğrenciye (2017)

Köy Enstitülerinin ne denli büyük bir devrim anlamına geldiğini geçen zamanla birlikte daha iyi anlıyoruz.

İbrahim Şimşek de, yolu Köy Enstitüleriyle kesişmiş ve bu ekolün ortaya koyduğu toplumsal, kültürel ve eğitsel dönüşüme birebir tanık olmuş.

İbrahim Şimşek, Ihlara Vadisi’nde Cumhuriyet’in ilk yıllarında, dört çocuklu bir ailenin oğlu olarak doğdu.

Okula çok geç başladı. Zira köyünde ne okul, ne de öğretmen vardı.

Şimşek geç de olsa, meşhur İvriz Köy Enstitüsü’nde eğitim almayı başarır.

Burası, kendisini yeni şeyler öğrenmek ve onları başkalarıyla paylaşmak için öylesine teşvik eder ki, Şimşek bu tutkusunu sonraki kuşaklara aktarmak amacıyla öğretmen olmaya karar verir.

Daha sonra Anadolu’nun farklı yerlerinde görev almaya başlar Şimşek.

Şimşek’in, ülkenin 1930’lardan 1970’lere uzanan dönemiyle iç içe geçen anıları, hem bir eğitimcinin meslek hayatı boyunca yaşadıklarını aktarıyor hem de Köy Enstitüleri deneyimini birinci elden paylaşıyor.

Bu kitap, yalnızca eğitim alanında denenmiş, başarılı olmuş, fakat iktidarın daha sonra korkup yasaklayacağı bir eğitim sistemini anlatmıyor, aynı zamanda ülkenin 1930’lardan bugüne uzanan bir panoramasını da sunuyor.

Şimşek, Atatürk’ün devrimci çizgisine sonuna kadar inanıyor ve bu inançla yazıyor.

  • Künye: İbrahim Şimşek – Köy Enstitüsünden Öğretmenliğe, Öğretmenden Öğrenciye, İş Kültür Yayınları, anı, 400 sayfa

Deniz Kavukçuoğlu – “Sen Vatan Haini misin, Baba?” (2008)‏

Deniz Kavukçuoğlu’nun anıları…

“Sen Vatan Haini misin, Baba?”, siyasi düşüncesi ve muhalif duruşu nedeniyle ülkesinden ayrı yaşamak zorunda kalan bir aydının yaşadıklarını, samimi ve yetkin bir üslupla anlatıyor.

Kavukçuoğlu’nun sürgün dönemleri 12 Eylül darbesiyle başlayıp, tamı tamına yirmi iki yıl sürdü.

Yazar anılarında, Türkiye yurttaşlığından atılmış, anayurduna bir türlü dönemeyen ve Avrupa’nın çeşitli kentlerinde sürgün hayatı yaşamak zorunda kalan bir aydının duygu dünyasına, yaşadıklarına iniyor.

Kavukçuoğlu’nun anıları, Türkiye yakın tarihinde yaşanmış pek çok olaya da açıklık getiriyor.

  • Künye: Deniz Kavukçuoğlu – “Sen Vatan Haini misin, Baba?”, Can Yayınları, anı, 407 sayfa

Türkan Şoray – Sinemam ve Ben (2017)

Türkan Şoray…

O sıradan bir oyuncu değil. Bir oyuncudan da ve kesinlikle güzel bir kadından da öte bir şey…

1960’larda sinemayla tanışmış, ilk ödülünü 1964’te Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde Acı Hayat filmiyle en başarılı kadın oyuncu seçilerek almış ve toplamda 222 filmde rol alarak rekor kırmış, yaşayan bir efsane.

Aynı zamanda senarist, aynı zamanda yönetmen…

Türkan Şoray ‘Sinemam ve Ben’de, hayatına ve Yeşilçam günlerine dair bilinmeyenleri bizimle paylaşıyor.

İstanbul’da orta halli bir ailenin üç çocuğundan biri olarak başlayan hayat…

Eski İstanbul mahallelerinde insan ilişkileri…

Erken yaşlarda başlayan sinema tutkusu…

Yeşilçam’da ilk günler…

Sinemanın büyülü dünyasında tanık olduğu ilginç olaylar…

Bu dünyadan edindiği arkadaşlıklar ve dostluklar…

Bunlar ve ilgi çekici daha pek çok şey, Türkan Şoray’ın sahici anlatımıyla okurunu karşılıyor.

Kitap, yalnızca Türkan Şoray’ın hayatının değil, Türkiye sinemasının ve toplumunun yaşadığı büyük dönüşümün de hikâyesi.

  • Künye: Türkan Şoray – Sinemam ve Ben, İş Kültür Yayınları, anı, 496 sayfa

Ahmet Raşit Bey – İmparatorluğun Son Döneminde Gördüklerim, Yaptıklarım (2014)

Ahmet Reşit Bey, kâtip olarak Mabeyin Başkitabeti’ne girdikten sonra, 32 yıl farklı mevkilerde görev üstlendi.

Ahmet Reşit Bey’in 1890-1922 yıllarını kapsayan bu hatıraları da, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde yaşananlara dair pek çok ayrıntı sunmasıyla önemli.

Yazar burada, dönemin önde gelen devlet adamları olan Sultan Abdülhamid, Sultan V. Mehmed, Tevfik Paşa ve Damat Ferid Paşa’yı; İttihat ve Terakki Partisi’ni; bu dönemde yaşanan gelişmelerin Kudüs, Halep, Manastır, Ankara, İzmir ve İstanbul’daki izdüşümlerini; Balkan Harbi ile 1. Dünya Savaşı’nı ve Sevr Antlaşması’nın arka planında yaşananları anlatıyor.

Muazzam bir kaynak!

  • Künye: İmparatorluğun Son Döneminde Gördüklerim, Yaptıklarım, Ahmet Reşit Bey, hazırlayan: Nur Özmel Akın, İş Kültür Yayınları, anı, 480 sayfa

Ahmet Şerif İzgören – Bir Türk Zabitinin Anıları (2008)‏

Ahmet Şerif İzgören’in ‘Bir Türk Zabitinin Anıları’ isimli bu kitabı, 1917 doğumlu Muhittin Ergüneş’in anılarından oluşuyor.

Padişah Vahdettin zamanında yaşamış, Atatürk’le göz göze gelmiş Ergüneş’in anılarında, 6-7 Eylül olayları, 2. Dünya Savaşı, Menemen olayı ve darbeler gibi, yakın tarihte büyük etkiler yaratmış olaylara dair tanıklıklar yer alıyor.

Ergüneş’in subay olmasından da kaynaklı olarak, Türkiye’nin neredeyse her tarafına gittiğini ve bunun da, kendisinin 1920’den günümüze uzanan anılarını gerçekçi ve zengin kıldığını belirtelim.

  • Künye: Bir Türk Zabitinin Anıları, Ahmet Şerif İzgören, İzgören Yayınları, anı, 117 sayfa