Kolektif – Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları (2020)

‘Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları’, toplumsal cinsiyet olgusunu hukuk, felsefe, sosyoloji, ekonomi gibi farklı disiplinlerin bakış açılarıyla inceliyor.

Kapsamıyla dikkat çeken kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Türkiye’de kadının eğitimi,
  • İkinci dalga feminizmin feminist harekete katkıları,
  • Osmanlı kadın hareketi,
  • Felsefenin kadına bakışı,
  • Türkiye’de 1980 sonrası feminist hareket,
  • 2000’li yıllarda başlayan siyasi partilerde ve Meclis’te kadın kotası tartışmaları,
  • Uluslararası insan hakları hukuku merceğinden kadının siyasal hayata katılımı,
  • Kadınların mekânsal davranışlarının siyasal niteliği,
  • Anayasa’da kadın sorunsalı,
  • Medeni hukukta kadının cinsel ve ekonomik kimliği,
  • İstihdamda cinsiyetler arası eşitlik ve iş mevzuatında yapılması gereken değişiklikler,
  • Eğitimde toplumsal cinsiyet eşitsizliği,
  • Bölgesel eşitsizlikler, yasal müdahaleler ve kısmi kazanımlar bağlamında Türkiye’de kırsal kadının toplumsal konumu,
  • Novamed grevi bağlamında küresel sermayeye karşı küresel kadın dayanışması,
  • Sosyal politika reformu çerçevesinde kadınlar ve vatandaşlık,
  • Türkiye’de fuhuş sektöründe çalışan göçmen kadınların çalışma koşulları…

Kitabın asıl önemi ise, yalnızca toplumsal cinsiyetin çok boyutluluğunu gözler önüne sermesi değil, aynı zamanda toplumsal cinsiyet ayrımcılığının yol açtığı problemlere yönelik çözümler de geliştirmesi.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları, derleyen: Hülya Durudoğan, Fatoş Gökşen, Bertil Emrah Oder ve Deniz Yükseker, Koç Üniversitesi Yayınları, kadın, 382 sayfa

Donna J. Haraway – Tıpkı Bir Yaprak Gibi (2020)

İnsan-hayvan-makine arasındaki ilişkilenme tarzlarının insanlık durumu nasıl dönüştürdüğünü irdelemiş Donna J. Haraway, Siborg Manifestosu ile teknolojinin kadının kurtuluşuna nasıl katkıda bulunabileceğini irdelemiş ve özcülük karşıtı eleştirinin ilk örneklerini vermişti.

Bu kitap ise, Haraway ile yapılmış uzun soluklu ve ufuk açıcı bir söyleşi barındırıyor.

Kitap, Haraway’in doğup büyüdüğü çevreden başlayarak onun feminist yaklaşıma getirdiği kendine has yorumlara uzanıyor.

Kitapta, tarihten eleştirel teori olarak organikçiliğe, formdan primatolojiye, siborglar ve kadınlardan eleştirel bilinç olarak kırınıma, dünyevi pratikten bilinçdışına, vampir kültüründen telepatik öğrenmeye ve tutkudan ironiye pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Teknobilim, antropoloji, feminizm, felsefe, zooloji gibi apayrı disiplinleri bir arada düşünebilmiş Haraway’in bu söyleşisi, hem alanla ilgilenenler hem de farklı disiplinlerin bir arada nasıl ustaca kullanılabildiğine daha yakından bakmak isteyenlerin ilgisini çekebilecek nitelikte.

  • Künye: Donna J. Haraway – Tıpkı Bir Yaprak Gibi: Donna J. Haraway ile Söyleşi, söyleşi: Thyrza Nichols Goodeve, çeviren: Aksu Bora, İletişim Yayınları, feminizm, 189 sayfa, 2020

Kolektif – İktisat ve Toplumsal Cinsiyet (2010)

Feminist iktisat alanındaki iyi çalışmalardan biri olarak elimizde duran ‘İktisat ve Toplumsal Cinsiyet’, toplumsal cinsiyetin bir kategori olarak iktisada dahil edilmesi serüvenine odaklanıyor; egemen standart iktisadın eril kavramlara dayalı tanımını sorguluyor.

İki bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde, feminist iktisat yazınındaki kuramsal/kavramsal tartışmaları ve analizleri kapsayan yazılar yer alıyor; ikinci bölüm de, ele aldığı konuyu somutlaştıran alan çalışmalarını barındırıyor.

Kitaba yazılarıyla katkıda bulunan isimler ise şöyle: Fahriye Öztürk, Gamze Yücesan-Özdemir, Gülin Yavuz, Melda Öztürk, Nuray Ergüneş, Nurcan Özkaplan ve Ufuk Serdaroğlu.

  • Künye: Kolektif – İktisat ve Toplumsal Cinsiyet, editör: Ufuk Serdaroğlu, Efil Yayınevi, feminizm, 364 sayfa

Kolektif – Türkiye’de Feminist Yöntem (2020)

Kadın odaklı bir araştırma yöntemi olan ve 1980’li yıllardan itibaren ortaya çıkan feminist yöntem, bilimde erkek egemen anlayışı ve bununla ilişkili olarak modern yöntemlerdeki egemen ön kabulleri eleştirmesiyle öne çıkar.

Fakat daha da önemlisi feminist yöntem, araştırma sürecinde çok yönlü bakışı ve analizi temel almasıyla, aslında olması gereken yöntemi işaret eder.

Bu derlemede bir araya getirilen metinler ise, feminist yöntemi hem kuramsal düzeyde hem de Türkiye’deki uygulamaları bağlamında tartışıyor.

Kitap iki kısımdan oluşuyor.

İlkinde, 1980’lerden itibaren geliştirilen feminist yöntem tartışmaları sırasında oluşturulmuş temel kavramları açan İngilizce metinlerin çevirileri yer alıyor.

Kitabın ikinci kısmındaysa, feminist yöntem sorunsalını kuram ve yöntemin iç içe geçtiği bir yaklaşımla ele alan yazılar yer alıyor.

Bu kısmın araştırmacılar ve özellikle de sosyal bilimciler için asıl önemi, farklı deneyimler ve farklı çalışma nesnelerinin farklı sorunlar yarattığını ve araştırmacıların da bu sorunların üstesinden gelebilmek için birbirinden farklı ve yaratıcı çözümler ürettiğini gözler önüne sermesi.

Çalışmanın feminist yöntem sorunsalına en önemli katkısı ise, bizzat araştırmacının konumu ile ilgili tartışmalara yeni bakış açısı getirmesi.

Zira yazarlar, çeşitli biçimlerde yalnızca araştırmacının nötr kalması gerektiği mitini yıkmakla kalmıyor, nötr kalınmadığında ortaya ne gibi sorunlar çıkacağını da ayrıntılı bir şekilde gösteriyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler de şöyle: Atilla Barutçu, Ayla Deniz, Emine Erdoğan, Ezgi Burgan, Gülay Toksöz, Leyla Bektaş-Ata, Mehtap Öztürk, Nehir Gündoğdu, Nükhet Sirman, Sandra Harding, Sara Carpenter, Shahrzad Mojab, Sibel Yardımcı ve Uma Narayan.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Feminist Yöntem, hazırlayan: Emine Erdoğan ve Nehir Gündoğdu, Metis Yayınları, feminizm, 344 sayfa, 2020

August Bebel – Kadın ve Sosyalizm (2019)

Türkiye’de ilk kez 1935’te yayımlanan ‘Kadın ve Sosyalizm’, o dönem ülkede kadın sorununu temel boyutlarıyla ele alan ilk çalışmalardan biri oldu.

Kitabın bu baskısı ise, Sertel’in çevirisini esas alarak Sevinç Altınçekiç’in eksik bölümleri Almancasından baştan çevirmesiyle hazırlanmış.

Bebel’in ilk olarak 1879’da yayımlanmış ve bugün klasik olmuş yapıtı, kadın sorununun çözümlenmesinin ancak toplumsal sorunun çözümlenmesiyle mümkün olacağı gerçeğini esas alarak sosyalist tahayyülün bu sorunun aşılmasında bize ne gibi perspektifler sunacağını ayrıntılı şekilde açıklıyor.

“Kadına tam eşitliği kabul eden ve veren, kadını her çeşit baskı ve sömürüden kurtaran, bunu programına esas olarak koyan tek parti, sosyalistlerin partisidir.” diyen Bebel, ilkel toplumlarda kadının yerinden günümüzde ve gelecekte kadına uzanarak konuyu tarihsel bir bakışla tartışıyor.

Kitapta,

  • Anaerki ve ataerki arasındaki tarihsel çatışma,
  • Hıristiyanlık ve kadın,
  • Ortaçağ’da kadın,
  • Modern evlilik,
  • Geçim aracı olarak evlilik,
  • Burjuva toplumu ve fuhuş,
  • Kadının kazanç durumu ve sanayide kadın,
  • Kadınların eğitim ve öğretim mücadelesi,
  • Kadının yasalar karşısındaki durumu,
  • Sınıflı devlette kadının konumu,
  • Ve sosyalist toplumda kadın gibi pek çok konu ele alınıyor.

Künye: August Bebel – Kadın ve Sosyalizm, çeviren: Sabiha Sertel ve Sevinç Altınçekiç, Yordam Kitap, kadın, 560 sayfa, 2019

Rosi Braidotti – Kadın-Oluş (2019)

Postyapısalcı felsefeyi feminist teoriyle ilişkilendirdiği özgün çalışmalarıyla da bildiğimiz Rosi Braidotti, şimdi de feminizmi fark felsefesi çerçevesinde tartışıyor.

Braidotti kitabına, ’68 hareketinin kuramsal dünyasında kadın olmanın hallerini irdeleyerek başlıyor.

Düşünür, kitaba adını veren ikinci bölümde ise, kadınlığa dair kuramsal çerçeveyi genişletiyor.

Yazar burada, cinsel fark kuramı, bedenleşme ve içkinlik konularını yeniden yorumluyor.

Bu bağlamda Deleuze ve Irigaray’ın fikirlerini karşılaştırıp yorumlayan Braidotti, kayıp, başarısızlık, melankoli ve ontolojik eksiklik gibi kavramların politik ve kuramsal düzlemdeki egemenliğine karşı oluş, fark, tamlık, neşe, yaratıcılık gibi daha olumlu kavramları öne çıkarıyor.

Braidotti kitabının üçüncü bölümünde ise, farkların kapitalizm tarafından nasıl kuşatıldığını ve etkisizleştirildiğini tartışıyor.

Kapitalizmin, çoğulcu farkları tüketimcilik adına piyasalaştırıp “ötekilerin” yani farklılıkların varoluş, kültür ve söylemlerinin metalaştırılmasını teşvik ettiğini belirten Braidotti, buna karşı nasıl bir mücadele hattı ortaya koyabileceğimizi de tartışıyor.

  • Künye: Rosi Braidotti – Kadın-Oluş: Cinsel Farkı Yeniden Düşünmek, çeviren: Ece Durmuş ve Münevver Çelik, Otonom Yayıncılık, feminizm, 192 sayfa, 2019

Senem Timuroğlu – Kanatlanmış Kadınlar (2020)

 

Özellikle son zamanlarda, 19. yüzyıl sonlarında ortaya çıkmaya başlamış kadın yazarlar üzerine yapılan pek çok çalışmaya denk geliyoruz.

Senem Timuroğlu ise, Osmanlı kadın yazarların yazdıkları ile dönemin Fransız kadın yazarlarının yazdıklarını karşılaştırmalı olarak ele alarak konuya çok özgün bir katkıda bulunuyor.

Timuroğlu, Osmanlı kadınların kendi hayatları ve Avrupa izlenimleri hakkında söyledikleriyle İstanbul’a gelen Fransız gezgin kadın yazarların “harem” hayatı ile ilgili tespitlerini birlikte ele alıyor ve kadın özgürlükleri konusunda Osmanlı’da ve Avrupa’da yaşanan benzer mücadeleleri farklı bireylerin kendilerine özgü deneyimleriyle ortaya koyuyor.

Kitap, 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başı Osmanlı kadın hareketinin önemli figürlerini ve onların yazdıklarını bu denli ayrıntılı şekilde ele alan ilk çalışma olmasıyla büyük öneme haiz.

Bu bağlamda, sırasıyla Fatma Aliye, George Sand, Marc Hélys, Marcelle Tinayre ve Hatice Zinnur’un yapıtlarını ele alan Timuroğlu, bize yeni bir çağın başlangıcında özgürlüğe doğru kanat açmış kadınların sözlerini iletiyor.

Çalışma, 19. ve erken 20. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nun entelektüel dünyasını etkileyen Aydınlanma felsefesinin Müslüman Osmanlı kadın aydınlar üzerindeki zihniyet dönüşümüne nasıl etkide bulunduğunu ortaya koyuyor.

  • Künye: Senem Timuroğlu – Kanatlanmış Kadınlar: Osmanlı ve Avrupalı Kadın Yazarların Dostluğu, İletişim Yayınları, inceleme, 248 sayfa, 2020

Valeria Bryson – Feminist Politika Teorisi (2019)

“Feminist” terimi, kadınların erkeklerle eşit yasal ve politik haklara sahip olmasının desteklenmesi anlamıyla İngilizcede ilk kez 1880 yılında kullanıldı.

Valeria Bryson’ın bu kapsamlı çalışması ise, feminist düşüncenin zengin mirasını, Orta Çağ’da kadınların değerini belirtmek için genellikle dini geleneklere dayanan yaklaşımdan eşit haklara ilişkin seküler liberal fikirlerin ortaya çıktığı 17. yüzyıla ve oradan da 21. yüzyıldaki zengin feminist teoriye uzanarak izliyor.

Kitapta, kronolojik bir sırayla ele alınan kimi konular şöyle:

  • Feminist düşüncenin ilk yılları,
  • yüzyılın ortalarında ana akım feminizm,
  • Marx ve Engels’in katkıları,
  • Oy hakkı ve sonrası (1880‐1939) ana akım feminizm,
  • Britanya ve Amerika’da sosyalist feminizm,
  • Rusya’da Marksist feminizm,
  • İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra feminizm.
  • Almanya’da Marksist feminizm,
  • 1960’lardan itibaren gelişen feminizm ve eşit haklar hareketi,
  • Radikal feminizm ve patriarka kavramı,
  • 1960’lardan itibaren Marksist ve sosyalist feminizmin gelişimi,
  • Siyah ve postmodern feminizm,
  • Ve 21. yüzyılda feminist teori…

Bu çalışmayı, feminizmin tarihinde öne çıkan aktörleri ve bir bütün olarak feminist hareketin kaydettiği gelişimi daha yakından bilmek isteyen okurlara şiddetle tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Valeria Bryson – Feminist Politika Teorisi, çeviren: Aylin Gülaşık, Phoenix Yayınevi, feminizm, 463 sayfa, 2019

Ann Scales – Hukuki Feminizm (2019)

Feminist hukukun geleneksel hukuki çatışmaları çözme potansiyeli nedir?

Ann Scales bu ufuk açıcı kitabında, hem bu soruya yanıt veriyor hem de feminist hukukun neden adil ve ilerici bir toplumun kuruluşunu önemseyen herkes için gerekli olduğunu ortaya koyuyor.

Feminist teorinin hukukla buluşması, 1970’lerin sonuna denk gelir.

O günden bugüne büyük gelişme kaydeden feminist hukuk hareketi, cinsiyet ve cinsiyet eşitsizliği konularını ele alan mahkemeler ve hukuk düzenlemeleri ile feminist ve post-feminist teoriye derslerinde yer veren hukuk fakülteleri içinde kök saldı.

Kendisi de bu harekete kurucu nitelikte katkı sunmuş Scales’in elimizdeki çalışması, her şeyden önce feminist hukukun geçmişini, bugününü ve geleceğini incelemesiyle çok önemli.

Hukuki feminizmin Batı hukuku ve felsefesi içinde nasıl geliştiği ve feminist hukukun hukuk kuramına ve karar alma sürecindeki ortak sorunlara yaklaşımı hakkında nitelikli kaynak arayanların muhakkak edinmesi gereken bir çalışma.

  • Künye: Ann Scales – Hukuki Feminizm: Aktivizm, Savunma ve Hukuk Kuramı, çeviren: Ceren Akçabay, Dost Kitabevi, hukuk, 232 sayfa, 2019

Simone de Beauvoir – İkinci Cinsiyet (2019)

 

İkinci dalga feminizmin kurucu metinlerinden olan ‘İkinci Cinsiyet’, yeni ve yetkin bir çeviriyle raflardaki yerini aldı.

Simone de Beauvoir’in ilk kez 1949’da yayımlanan kitabı, yayımlandığı günden başlayarak özellikle feminizm ve toplumsal cinsiyet alanlarında çalışanlar için bir başyapıt oldu.

Beauvoir, “ikinci cins” ve “öteki cins” kavramlarının ne ifade ettiğini ve dünya tarihinin ilk zamanlarından başlayarak kadınların nasıl öteki konumuna düşürüldüklerini gözler önüne seriyor.

Beauvoir’e göre, insan kadın olarak doğmaz, sonradan kadın olur; zira insanın dişisinin ya da erkeğinin toplum içindeki görünüşünü ya da konumunu belirleyen herhangi bir biyolojik, ruhsal ya da kalıtımsal temel yoktur.

Beauvoir’a göre kadın, kendine has bir durum tarafından, tarih boyunca farklı koşullar altında yeniden üretilen Başkalık durumu tarafından belirlenmiştir: Kadın ile erkek arasında eşitsizlik vardır, kadın ikinci cinsiyettir ve hem bireysel hem de toplumsal bakımdan ezilmiştir.

Bu durumun temelinde yatan öncesiz sonrasız kadınlık efsanesi, ataerkilliğin başlıca unsurlarındandır. Ataerkillik sadece kadını değil, erkeği de bu çerçevede üretir ve belirler.

Kitabın Türkçe çevirisi için de birkaç noktaya değinmekte fayda var:

Kitabın çevirmeni Gülnur Acar Savran, hem feminist düşüncenin tarihini hem de varoluşçuluğun dilini çok iyi bilen isimlerden.

Kitabın önsözü de toplumsal cinsiyet alanındaki çalışmalarıyla bildiğimiz Zeynep Direk tarafından kaleme alınmış.

Sonuç olarak feminist düşünce okumalarında kullanılabilecek çok temel bir metnin Türkçeye böylesi yetkin bir çeviriyle yeniden kazandırılması harika bir haber.

  • Künye: Simone de Beauvoir – İkinci Cinsiyet, çeviren: Gülnur Acar Savran, Koç Üniversitesi Yayınları, feminizm, 2019