John Shors – Mermer Gökyüzünün Altında (2007)

  • MERMER GÖKYÜZÜNÜN ALTINDA, John Shors, çeviren: Suat Kaya, Abis Yayıncılık, roman, 431 sayfa

mermer-gokyuzunun-altinda

John Shors, ilk romanı ‘Mermer Gökyüzünün Altında’da, kurucusu Babür Şah’tan dolayı Babür İmparatorluğu olarak adlandırılan devletin Şah Cihan dönemini ele alıyor. Şah Cihan, daha çok, karısı Mümtaz Mahal için yaptırdığı anıt mezar Tac Mahal ile hafızalarda yer etmiştir. Shors’un kurgusu, bu anıt mezarın yapılış öyküsünü, Şah Cihan ile oğulları arasındaki iktidar kavgasıyla çerçeveliyor. Shors, şehzadelerin iktidar kavgası üzerinden günümüzün ‘Medeniyetler Çatışması’ tezine de atıfta bulunuyor. Roman dinlerin ve medeniyetlerin değil, insanların ve çıkarların çatıştığı temasından hareket ederek medeniyetler çatışması tezine cephe alıyor.

 

Joseph Conrad – Batılı Gözler Altında (2007)

  • BATILI GÖZLER ALTINDA, Joseph Conrad, çeviren: Ayşe Yunus ve Mehmet Bakırcı, İletişim Yayınları, roman, 335 sayfa

batili-gozler-altinda

Joseph Conrad ‘Batılı Gözler Altında’yı, kısa hikâye tarzında düşünmüştü. Fakat geçen zamanla beraber bu kısa hikâye, epey uzun bir romana dönüştü. Romanın başkahramanı, Rus klasiklerini, özellikle de Dostoyevski’nin karakterlerini anımsatacak bir tip olan Sidoroviç-Razumov’dur. Kurgunun mekânı, sıkıntılı dönemler yaşayan Rusya’dır. Conrad, Razumov üzerinden dönemin Rusya’sından sağlam insan profilleri sunuyor. Bu profiller de, Razumov’un karakterinde doruğa ulaşan bir karamsarlıkla çizilmiş. Razumov tereddüt, öfke, aşk, özgürlük ve suçluluk duyguları arasında gidip gelir ve bu durum onu, önceden kestiremeyeceği, trajik bir sona götürür.

Mirsad Sinanoviç – Sinan’ın Gizli Eseri (2007)

  • SİNAN’IN GİZLİ ESERİ, Mirsad Sinanoviç, çeviren: Suat Ergüllü, L&M Yayınları, roman, 208 sayfa

sinanin-gizli-eseri

‘Mirsad Sinanoviç, ‘Sinan’ın Gizli Eseri’nde, Osmanlı zamanındaki iç hesaplaşmalar çerçevesinde, bir cami inşasını hikâye ediyor. Kanuni Sultan Süleyman’ın padişah olduğu bu dönemde, Mimar Sinan’ın inşa ettiği camiler imparatorluğun en önemli mimari ürünleri olmuştur. Sinan bu dönemde, Süleymaniye’yle yarışan bir cami yapmaya hazırlanır. Fakat kimsenin haberi olmadan, proje birisi tarafından çalınmış ve cami bir yerde çoktan yaptırılmıştır. Tam bu esnada, padişahın gözdesi Asiye, her şeyini kaybetmiş Hasan Nazir isimli bir defterdara bu işin arkasındaki sırrı açığa çıkarmasını emreder. Nazir, bu kayıp projenin peşine düşerken farklı coğrafyalara birbirinden heyecanlı ve tuhaf maceralara sürüklenecektir.

Aysel Özakın – Alnında Mavi Kuşlar (2007)

  • ALNINDA MAVİ KUŞLAR, Aysel Özakın, Yordam Kitap, roman, 192 sayfa

alninda-mavi-kuslar

1 Mayıs 1977’de, Taksim meydanına toplanmış kalabalığa rastgele ateş açılmasıyla çok sayıda insan katledildi. Failleri hâlâ yakalanmamış bu katliamın izleri, aradan geçen otuz yıla rağmen, hâlâ sıcaklığını koruyor. İşte Aysel Özakın’ın bu romanı, olaya edebiyat çerçevesinden bakan bir eser. Yaşanan katliamdan sonra kaleme alınan roman, olup bitenleri, genel olarak Armağan ve Sinan karakterleri ile dönem tiplerini temsil eden karakterlerin gözünden anlatıyor. Bunaldığı taşra ortamından özgürlüğün beşiği olarak gördüğü İstanbul’a gelen bir genç kız olan Armağan ile eğitimli, toplumsal gidişat karşısında tedirgin, ancak kararsız aydın tipinin örneği Sinan’ın yolları bu olaydan sonra kesişecektir.

Betty Smith – Bir Genç Kız Yetişiyor (2007)

  • BİR GENÇ KIZ YETİŞİYOR, Betty Smith, çeviren: Nihal Yeğinobalı, Altın Kitaplar, roman, 528 sayfa

bir-genc-kiz-yetisiyor

‘Bir Genç Kız Yetişiyor’un ilk baskısı 1943 yılında yapılmıştı. Smith’in romanı, yüzyılın başında, Brooklyn’in yoksul bir mahallesinde yetişen Francie Nolan isimli karakterinin erişkinliğe adım atmasını anlatıyor. Roman yayınlandıktan sonra, yoksulluk altında ezilen göçmenlerin, Amerika’da kent yaşamına ayak uydurmak için verdikleri amansız mücadelenin daha görünür hale gelmişti. Fakat buna ek olarak Smith, Nolan karakteri üzerinden aile dokusunu, sevginin sınırlarını ve masumiyetin yitirilişini iyi tasvir etmesiyle, geniş bir okuyucu kitlesine ulaşabilmişti.

Umut Dağıstan – Üst Kattaki Cinler (2007)

  • ÜST KATTAKİ CİNLER, Umut Dağıstan, Merkez Kitaplar, roman, 265 sayfa

ust-kattaki-cinler

Umut Dağıstan’ın ‘Üst Kattaki Cinler’i, modern zamanların bireye dayattığı yalnızlığı, parçalanan ilişkileri ve tüm bunların gölgesinde kalmış insanları hikâyeleriyle yol alıyor. Kurgunun merkezinde, yaşamını evinin üst katındaki çalışma odasında geçiren, bugün ölüm döşeğinde olan bir baba ile onu son yolculuğuna uğurlamaya gelen, uzun zaman önce birbirlerinden kopmuş üç kardeş yer alıyor. Kardeşler, bir yandan baba evine bu zamansız dönüşte babalarıyla sevgi dolu ama mesafeli ilişkilerini sorgularken, diğer yandan da kendi hayatlarının açmazları, iletişimsizlikleri ve yalnızlıklarıyla hesaplaşmaya girişeceklerdir. Roman, bu öykü çerçevesinde, dağılan ailelere ve modern hayatın sıkıntılarına odaklanıyor.

Yasmina Khadra – Saldırı (2007)

  • SALDIRI, Yasmina Khadra, çeviren: Nevra Gürsoy, Destek Yayınları, roman, 191 sayfa

saldiri

Yasmina Khadra Cezayirli bir yazar. Kendisinin ‘Saldırı’ isimli bu romanı ise, Ortadoğu’daki İsrail ve Filistin sorununu hikâye ediyor. Tel Aviv’in bir restoranında, bir kadın hamilelik elbisesinin altına gizlediği bombayı patlatır. Arap asıllı İsrailli Doktor Emin de, bu patlamanın kurbanlarını tedavi etmeye çalışır. Yine aynı gece, hastaneye çağrılarak, parçalanmış bir kadın cesedini teşhis etmesi istenir. Fakat Doktor Emin’in teşhis edeceği kişi, patlamayı gerçekleştiren on beş yıllık karısı Sihem’den başkası değildir. Khadra’nın 2005 yılında yayınlanan romanı, şu ana kadar Côté Femme Ödülü, 2006 Booksellers Ödülü ve Le Figaro Magazine Ödülü gibi üç önemli ödül kazandı.

Isnam Taljic – Srebrenitsa’nın Öyküsü (2007)

  • SREBRENİTSA’NIN ÖYKÜSÜ, Isnam Taljic, çeviren: Münire Coşkun, Profil Kitap, roman, 288 sayfa

srebrenitsanin-oykusu

Isnam Taljic, 1993 yılından beri, içinde özellikle acılı Bosna Savaşı olmak üzere, uzun zamandır gazetecilik yapan bir isim. Bunun dışında kendisinin çok sayıda roman, öykü ve savaş yazılarından oluşan kitapları da bulunuyor. Hatırlanacağı gibi, 11 Temmuz 1995’te BM ve tüm dünyanın gözleri önünde, Sırp askerler Srebrenitsa’da büyük bir katliam gerçekleştirdi. Taljic’in kitabı ise, bu büyük katliama dair izlenimlerden oluşuyor. Romanı aracılığıyla, hemşerilerinin yaşadığı acıları paylaşan yazar, derdini anlatacak kimseleri bulamayan ve göz göre göre ölüme gönderilen bu insanların dramını, bu dönemde işlenen vahşeti gözler önüne seriyor.

Osman Çağlar – Karadeniz’de Üç Liman (2007)

  • KARADENİZ’DE ÜÇ LİMAN, Osman Çağlar, Doğan Kitap, roman, 220 sayfa

karadenizde-uc-liman

Osman Çağlar’ın ilk romanı, Kurtuluş Savaşı zamanındaki zorlukları hikâye eden ‘Anastasia’ydı (Megali Yeya). Çağlar’ın ikinci romanı ‘Karadeniz’de Üç Liman’ da, yine aynı dönemi, bu dönemde Karadeniz’in üstlendiği rolü hikâye ediyor. Kurgu, Alemdar kurtarma gemisini Milli Mücadele’ye katmak üzere, işgal altındaki İstanbul’dan Karadeniz’e kaçırma hikâyesine dayanıyor. Bu kaçırmanın başrollerinde de, Kadıköylü Osman Efendi, Trabzonlu Osman Efendi, Üsküdarlı Ali Reis, Göreleli Yusuf, Erzincanlı Salih, Rizeli Recep Kâhya, İstanbullu Avram Efendi ve Üsteğmen Tevetoğlu Dursun Ali gibi karakterler yer alıyor. Çağlar’ın kurgusu, bu tarihi olayı gerilim-macera tarzında yeniden tasvir ediyor.

Markar Esayan – Karşılaşma (2007)

  • KARŞILAŞMA, Markar Esayan, Hayy Kitap, roman, 407 sayfa

karsilasma

‘Karşılaşma’, aralarına düşmanlık ve kin girmiş sıradan insanların karşılaşmasını anlatıyor. Markar Esayan, Hrant Dink’e adadığı bu romanında, sadece Ermenileri değil, tüm Anadolu halklarını derinden sarsan bir trajediyi aktarıyor. Roman, tarihin büyük anlatılardan değil, sade, sıradan insanların belleğinden yeniden dirilişini konu edinmesi ve kendi hikâyelerine sahip çıkan bu insanların ‘büyük’ siyasetlere nasıl direnebildiklerini anlatmasıyla ilgi çekiyor. Romandaki tüm anlatımlar, belleğiyle bir eski zaman bilgesi olan Zayrmayr Bey’in ağzından veriliyor. Daha önce yayımlanan ‘Şimdinin Dar Odası’ isimli kitabıyla İnkılap Roman ödülünü de kazanmış Esayan, keşke sadece roman yazarı olarak yoluna devam etseydi diyeceğimiz isimlerden.