James Hilton – Yitik Ufuklar (2010)

James Hilton, yayımlandığı dönemde ilgiyle karşılanan ‘Yitik Ufuklar’da, dört yabancı yolcunun Çin’den kaçırılarak Tibet’e götürülüşünü ve burada yaşadıkları dönüşümü hikâye ediyor.

İç savaşın başladığı Çin’de bulunan dört kişi, ülkeden kaçmaya çalışır.

Fakat bindikleri bir uçak, onları Tibet sınırları içinde hiç bilinmeyen bir bölgeye götürür. Burada bir Çinli tarafından bulunan yolcular, Şangri-La manastırına götürülür.

Gerçekte, hayatları boyunca aradıkları cenneti keşfedecek dört yolcu, bir yandan kaçırılışlarının ve manastırın ardındaki sır perdesini aralamaya çalışırken, öte yandan içinde bulundukları gizemli ve mistik havanın da etkisiyle, geçmişleriyle hesaplaşacaktır.

  • Künye: James Hilton – Yitik Ufuklar, çeviren: Nihal Yeğinobalı, Can Yayınları, roman, 206 sayfa

Kolektif – Kelimelerin Kıyısında (2019)

Halide Edip Adıvar, Sabiha Sertel, Azra Erhat, Mina Urgan, Tomris Uyar ve Pınar Kür, Türkiye’de kadın çevirmenler dendiğinde ilk akla gelecek isimlerdendir.

Kuşkusuz bu isimler, bu alanda en çok tanınan kişilerdir, fakat emeği hiç görünmeyen pek çok kadın çevirmenden de bahsedilebilir.

Bu derleme de, Cumhuriyet tarihinin özellikle birinci ve ikinci kuşak kadın çevirmenleri hakkında muazzam bir tarih çalışması oluşuyla büyük önem arz ediyor.

Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nün doktora programında Şehnaz Tahir Gürçağlar’ın rehberliğinde başlayan çalışma, pek çok kadın çevirmenin portresini sunuyor ve bunları, somut bir tarihsel-kültürel bağlam içinde, sosyolojinin ve çeviribilimin gözünden inceliyor.

Cumhuriyet tarihi boyunca, kültür hayatımıza büyük katkılarda bulunmuş kadın çevirmenlerin olağanüstü emeğini görünür kılan kitapta, yukarıdaki isimlerin yanı sıra ele alınan kadın çevirmenler şöyle:

Seniha Bedri Göknil, Melahât Togar, Adalet Cimcoz, Güzin Dino, Nihal Yeğinobalı, Gönül Suveren, Gülten Suveren, Belgin Dölay, Fatma Artunkal ve Zeynep Bekdik.

  • Künye: Kolektif – Kelimelerin Kıyısında: Türkiye’de Kadın Çevirmenler, İthaki Yayınları, derleyen: Şehnaz Tahir Gürçağlar, İthaki Yayınları, inceleme, 382 sayfa, 2019

Jane Austen – Mansfield Park (2008)

‘Mansfield Park’, Jane Austen’in olgunluk dönemi romanlarından.

Bu eser de, Austen’in ‘Emma’ ve ‘Aşk ve Gurur’ gibi romanlarıyla beraber, dünya edebiyatının en önemli klasikleri arasında sayılıyor.

Austen romanında, zina konusunu tartışmaya açıyor.

Huzur içinde yaşayan bir aile, bir zina olayı yüzünden birbirine girer.

Önceleri silik, içekapanık bir kız olarak karşımıza çıkan Fanny Price karakteri, ilerleyen sayfalarda, zinanın beraberinde getirdiği yıkıcı sonuçlarla cesurca savaşan, oldukça güçlü bir kişiliğe bürünecektir.

Austen, Price’ın bu savaşını, kişisel dünyasını keşfetmesi ve çevresinden gelen baskılara karşı koyarak kişiliğine sahip çıkması çerçevesinden veriyor.

  • Künye: Jane Austen – Mansfield Park, çeviren: Nihal Yeğinobalı, Can Yayınları, roman, 483 sayfa

Jane Austen – Emma (2008)

  • EMMA, Jane Austen, çeviren: Nihal Yeğinobalı, Can Yayınları, roman, 464 sayfa

emma

Jane Austen, ‘Emma’nın en sevdiği romanı olduğunu söyler. Yazarın 1815’te, otuz dokuz yaşındayken tamamladığı roman, kendisinin ‘Aşk ve Gurur’ ve ‘Mansfield Parkı’ gibi romanlarıyla beraber, dünya edebiyatının en önemli klasikleri arasında duruyor. Bir taşra kasabasındaki üç genç kızın gerçek aşkı arayışını hikâye eden roman, bir yandan bu ilişkilerle beraber öğrenilen insan yaradılışının zaaflarını anlatır, öte yandan da 19. yüzyıl İngiliz toplumunun katı geleneklerini alaya alır. Jane Austen’in romanları, İngiliz edebiyatında modern roman türünün öncüsü sayılıyor. Yazarın Türkçeye kazandırılan bu eseri de, kendisini yeniden okumak için iyi bir fırsat.

Betty Smith – Bir Genç Kız Yetişiyor (2007)

  • BİR GENÇ KIZ YETİŞİYOR, Betty Smith, çeviren: Nihal Yeğinobalı, Altın Kitaplar, roman, 528 sayfa

bir-genc-kiz-yetisiyor

‘Bir Genç Kız Yetişiyor’un ilk baskısı 1943 yılında yapılmıştı. Smith’in romanı, yüzyılın başında, Brooklyn’in yoksul bir mahallesinde yetişen Francie Nolan isimli karakterinin erişkinliğe adım atmasını anlatıyor. Roman yayınlandıktan sonra, yoksulluk altında ezilen göçmenlerin, Amerika’da kent yaşamına ayak uydurmak için verdikleri amansız mücadelenin daha görünür hale gelmişti. Fakat buna ek olarak Smith, Nolan karakteri üzerinden aile dokusunu, sevginin sınırlarını ve masumiyetin yitirilişini iyi tasvir etmesiyle, geniş bir okuyucu kitlesine ulaşabilmişti.