Amélie Nothomb – Kameraya Gülümse (2006)

  • KAMERAYA GÜLÜMSE,  Amélie Nothomb, çeviren: Yaşar İlksavaş, Doğan Kitapçılık, roman, 133 sayfa

Televizyonun, daha doğrusu “Reality Show”ların özel hayata tecavüz ettiği, özel hayatı seyirlik bir eğlenceye dönüştürdüğü çokça eleştirildi. Amélie Nothomb’un yeni eseri olan ‘Kameraya Gülümse’ de, bu eleştirinin edebiyat çerçevesinden dillendirildiği bir eser. Romanın, “Gün gelir, başkalarının acıları yetmez olur insanlara; işte o andan sonra sadece gösteridir bekledikleri.” cümlesi, bu eleştirinin girizgâhı olarak karşımıza çıkıyor. Yazar, televizyon kanallarında gerçekleştirilen bu tür programların halkın üzerindeki etkisini olduğu kadar, halkın ya da izleyicinin reality show programlarının üzerindeki etkisini, “kara kutu”ya odaklanarak sorguluyor.

Elia Kazan- Uzlaşma (2006)

  • UZLAŞMA, Elia Kazan, çeviren: Nazar Büyüm, Adam Yayıncılık, roman, 591 sayfa

Elia Kazan, bilindiği gibi, tiyatroyla başladığı sanat hayatına, daha sonra yönetmenlik ve son olarak da edebiyatçı kimliğiyle devam etmiş bir isim. ‘Bir Genç Kız Yetişiyor’, ırkçılığı işleyen ‘Pinky’, Marlon Brando’nun oyunuyla kendini gösteren ‘İhtiras Tramvayı’, ‘Viva Zapata’, Yahudi düşmanlığını ele alan ‘Namus Sözü’ ve ‘Rıhtımlar Üzerinde’ kendisinin yönettiği filmlerin başlıcaları. Bu son ikisinin Oscar kazandığını da belirtelim. Yine bunların dışında, James Dean’in oynadığı ‘Cennet Yolu’nu da unutmamak gerekir. Kazan’ın orijinal adı ‘The Arrangement’ olan ve daha sonra filme de aktarılan ‘Uzlaşma’ romanı ise, Amerika’daki bir Rum göçmeninin yaşamını anlatıyor.

Ketil Bjørnstad – Müzik Uğruna (2006)

  • MÜZİK UĞRUNA, Ketil Bjørnstad, çeviren: Deniz Canefe, Metis Yayınları, roman, 360 sayfa

Ketil Bjørnstad ‘Müzik Uğruna’da, Aksel Vinding’in ergenlik çağını hikâye ediyor. Hayatını konser piyanisti olmaya adamış lise çağında bir müzisyen olan Vinding ve onunla aynı tutkuyu paylaşan, birbirlerinden hayli farklı olsalar da müzikte birleşen ve müzikte rekabet eden arkadaşları. Ergenliğe henüz adım atmış bu arkadaş grubu için müzik, aslında bireyselliklerini üzerine inşa ettikleri olmazsa olmaz bir zorunluluktur da. Dolayısıyla müziğin bu gençler için anlamı, hayata dair başarının da en büyük koşulu olmasıdır. Türkçe’de ilk kez bir romanı yayımlanan Norveçli Ketil Bjørnstad’ın, romanın kahramanı Vinding gibi konser piyanisti olduğunu da söyleyelim.

Franz Kafka – Amerika (Kayıp) (2006)

  • AMERİKA (KAYIP), Franz Kafka, çeviren: Şükrü Çorlu, İthaki Yayınları, roman, 286 sayfa

Franz Kafka’nın ‘Amerika’sı, Amerika’da yaşamak zorunda kalan Karl Rossmann’ı hikâye ediyor. Kafka’nın okuyucuyu nereye götüreceği belli olmayan tarzı, ‘Amerika’ için de geçerli. Roman, hizmetçi bir kızdan çocuk peydahladığı için ailesi tarafından Amerika’ya gönderilen Rossmann’ın içinde bulunduğu geminin New York limanına yanaşmasıyla başlar ve Kafka’nın tarzıyla, Amerika’nın, gemilerin, otellerin ve yazarın sonu gelmez ayrıntılarının garip anlatımıyla devam eder. Baş kahramanın yanında, Rossmann’ın dayısı Jacob, Pollunder, Schubal, Ateşçi, Klara, Delamarche ve Robinson, okuyucuyu karşılayan isimlerden birkaçı ve olay örgüsünün kendisi kadar garip olan kahramanlar.

John Sandford – Av Kuralları (2006)

  • AV KURALLARI, John Sandford, çeviren: Boğaç Erkan, Ankira Yayıncılık, polisiye-gerilim, 362 sayfa

‘Av Kuralları’, John Stanford’un “Av” serisinin ilk kitabı. Sandford’un, “Av” serisinin daha sonra değişmez ismi olacak olan Lucas Davenport, bu romanda da ilk kez okuyucunun karşısına çıkıyor. Davenport, öldürdüğü her kadının üzerine notlar bırakan ve kendince cinayet kuralları belirleyen bir katilin peşine düşer. “Asla tanıdığın birisini öldürme. Asla bir motifin olmasın ve asla âşikar bir düzenle hareket etme…” gibi kurallar, Davenport’un peşine düştüğü deli fakat zeki katilin kendince belirlemiş olduğu av kurallarıdır. Asıl adı John Camp olan yazarın, daha önce gazetecilik de yapmış olduğunu ve 1989 yılında Pulitzer ödülü aldığını da belirtelim.

Nuriye Akman – Örtü (2006)

  • ÖRTÜ, Nuriye Akman, Doğan Kitapçılık, roman, 256 sayfa

Nuriye Akman’ın 2004 yılında yayımlanan ilk romanı olan ‘Nefes’ten sonra yayımlanan ‘Örtü’, başörtüsü sorunu üzerine inşa edilen, bunun yanında polisiye özelliklerle de beslenen bir roman. Şeyhine inancını yitirip başörtüsünü çıkartan genç bir kadın; rüyalarının peşine düşüp dünyayı dolaşan ve sonunda bir “rüya ressamı”na dönüşen genç bir adam; paramparça bir kafa, ezilmmiş bir yürek ve ölüm korkusuyla büyümüş bir çocuk ve tarihi mekânlara bırakılan “örtünün” mesajı yazılmış kesik kadın organları romanın başlıca olay örgüsünü oluşturuyor. Roman çok geniş olay örgüsüyle, Türkiye’de şu an iki uç noktaya hapsedilmiş bulunan türban/başörtüsü sorununa alternatif bir bakış getirmeyi amaçlıyor.

Paul Theroux – Sivrisinek Sahili (2006)

  • SİVRİSİNEK SAHİLİ, Paul Theroux, çeviren: Şeyda Öztürk, MB Yayınevi, roman, 419 sayfa

Paul Theroux’nun ‘Sivrisinek Sahili’, sinema filmi olarak da çekilmişti. Roman, kahramanı idealist mucit Allie Fox’un modern dünyadan uzaklaşarak kendi ütopyasını yaratma amacıyla, insan eli değmemiş bir sahile yerleşmesi ve bunun üzerinden gelişen olayları hikâye ediyor. Fox, insanlığın daha iyi bir dünyada yaşamayı hak ettiğine inanmaktadır. Varolan dünyaya inancını yitiren Fox, karısı ve dört çocuğuyla beraber, “medeniyet” dünyasından uzak, Sivrisinek Sahili’nde ütopik bir düzen kurmaya, tabiri caizse yeryüzünde bir cennet yaratmaya karar verir. Fakat bu cennetin kurulması ütopyasının yanıbaşında, her cennetin cehenneme dönüşme tehlikesi de belirecektir.

Saul Bellow – Kurban (2006)

  • KURBAN, Saul Bellow, çeviren: Perran Figen Özülkü, Okuyan Us Yayınları, roman, 313 sayfa

‘Kurban’, temelde, kahramanı Leventhal’in, ismini bile hatırlayamadığı, yıllar öncesinden gelen evsiz bir adamla zoraki kurduğu ilişkinin hayatını dönüştürmesini konu alıyor. Akıl hastanesinde ölen annesinden sonra, yetişkinlik zamanlarında babasını da kaybetmesiyle Leventhal, tamamıyla yalnız bir hayata gömülür. Fakat bu yalnızlık, başlarda tedirgin edici olmakla beraber, Leventhal’in kendince bir yaşam kurması, güvenli bir yer edinmesi düşünüldüğünde artık korkutucu değildir. Leventhal’in bu derli toplu dünyasını kaosa çevirense evsiz adam olacaktır. Adamın evsiz olması, Leventhal’i düşünmekten vazgeçtiği konularla yeniden karşı karşıya getirecektir.

Alain Jaubert – Cennet Vadi (2006)

  • CENNET VADİ, Alain Jaubert, çeviren: Hakan Tansel, Kanat Kitap, roman, 432 sayfa

Alain Jaubert’nin, altmış dört yaşındayken kaleme aldığı ‘Cennet Vadi’, 2005 Goncourt İlk Roman ödülünü almıştı. Roman, hayatında bir dönem denizcilik yapan Jabuert’nin hayatından izler taşıyor. Roman, 1950’lerde Şili’nin Valparaiso kentinde, nam-ı diğer Cennet Vadi’de geçiyor. Romanın baş kahramanı, on sekiz yaşındaki Antoine’ın, Şili’nin bu limanında geçirdiği tek bir geceye dayanıyor. Fakat bu tek geceye sığdırılan onlarca macera, anı, içki, yemek, kadın ve tüm kuşatıcılığıyla deniz vardır. “Tek bir rıhtım, yüzlerce kerhane”li Cennet Vadi’de, sadece iki kural vardır: Uyumamak ve rasgele maceraya atılmak. Roman, Antoine’in cennetteki bu tek gecesini anlatıyor.

Friedrich Dürrenmatt – Şüphe (2006)

  • ŞÜPHE, Friedrich Dürrenmatt, çeviren: Zeyyat Selimoğlu, İş Kültür Yayınları, roman, 132 sayfa

Friedrich Dürrenmatt, sahne ve radyo oyunlarıyla anımsanır. Fakat bu oyunların yanı sıra, yazdığı polisiyelerle de bu türün önemli bir ismi olmuştu. Polisiyede Edgar Allan Poe’nun izinden giden Dürrenmatt, bu türü hem insanın hem de toplumun hallerine ayna tutacak denli iyi yazmasıyla iz bıraktı. Şüphe romanı, yazarın polisiye türünde yazdığı iyi eserlerine örnek olarak gösterilebilir. Ameliyatından sonra beş yıllık ömrü kaldığından emekli edilen bir dedektif ile, 2. Dünya Savaşı sonrasında cerrah kimliğiyle yaşamını sürdüren bir Nazi savaş suçlusu, romanın polisiye unsurlarını oluşturan iki önemli kahraman. Bu kahramanlardan birincisi olan Komiser Berlach’ın, öykü boyunca seyreden şüpheciliği ve iz sürmekteki ısrarı romanın gerilimini arttıran asıl yönleri oluşturur.