Nermin Vahid – Boğaz’daki Kırmızı Köşk (2008)

Nermin Vahid, ilk kitabı ‘Boğaz’daki Kırmızı Yalı’da, 2. Abdülhamid’in Dâhiliye Nâzırlığı’nı yapmış Memduh Paşa’nın, genç eşi için Arnavutköy’de yaptırdığı, fakat sonradan yok olan Kırmızı Köşk’ün hikâyesini anlatıyor.

1895’te Dâhiliye Nâzırı olan Memduh Paşa, Meşrutiyet’in ilanından sonra görevden alındı ve Sakız Adası’na sürüldü.

Daha sonra genel aftan yararlanarak İstanbul’a dönen Memduh Paşa’nın, Memduh ve Faik mahlâslarını kullanan Divan geleneğinden bir şair olduğu da bilinir.

İşte Vahid’in romanı, Memduh Paşa’yı, babası Mazlum Paşa’yı, eşi Şehbal Hanım’ı, ailenin daha sonraki kuşaklarının yaşadıklarını ve daha sonra yanıp kül Kırmızı Köşkü anlatıyor.

  • Künye: Nermin Vahid – Boğaz’daki Kırmızı Köşk, çeviren: Halil Gökhan, Remzi Kitabevi, roman, 127 sayfa

Celal Saçıklıoğlu – Yüreğini Ferah Tut “Psihi Vathia” (2008)

Celal Saçaklıoğlu ‘Yüreğini Ferah Tut’ta, her biri farklı kökenlerden karakterlerinin, resmi tarih anlayışlarının, milliyetçiliklerin ve ırkçılıkların etki edemediği dostluklarını anlatıyor.

Romanın başkahramanlarından Arif, kökenlerini araştırmak amacıyla Yunanistan’ın kuzey bölgelerine bir yolculuğa çıkar.

Arif’e bu yolculuğunda, Yunanlı Eleni ve Bulgar Teodor da eşlik eder.

Ortak bir coğrafyadan gelen üç arkadaşı daha da kaynaştıracak asıl etken ise, üçünün dedelerinin de, Balkanlar’ın en kötü dönemlerinde dahi dostluklarından ödün vermemeleridir.

Saçaklıoğlu savaş karşıtı romanında, Arif, Eleni ve Teodor’un dedelerinin dostluğuna sahip çıkmalarını anlatıyor.

  • Künye: Celal Saçıklıoğlu – Yüreğini Ferah Tut “Psihi Vathia”, Kırmızı Yayınları, roman, 426 sayfa

Italo Svevo – Boş Zamanlarım (2014)

Erkeğin cinsellikle münasebeti, bazen can yakıcı sonuçlar yaratabilir.

Italo Svevo’nun ‘Zeno’nun Bilinci’nden tanıdığımız kahramanı, yaşlılık durağında cinsel karmaşalarıyla boğuşmaktadır.

Onun için cinsellik, yaklaşan ölümü kandırma ve hâlâ güçlü, muktedir olduğunu gösterme çabasıdır.

Öte yandan hakikat, bir köşede pusuya yatmıştır.

  • Künye: Italo Svevo – Boş Zamanlarım, çeviren: Neyyire Gül Işık, Sel Yayıncılık

Kobo Abe – Kanguru Defteri (2017)

Daha önce burada ‘Kumların Kadını’ isimli romanına yer verdiğimiz, Japonya’nın önde gelen yazarlarından Kobo Abe’nin hem Kafka’ya hem Poe’ya hem de Beckett’a selam çaktığı enfes romanı ‘Kanguru Defteri’, Japon toplumunun harikulade bir fotoğrafını çekiyor.

1993’te ölümünden önce yazdığı romanında Abe, cebinde defteriyle bir kanguru, ayaklarında turp filizi hastalığına yakalanmış ve tedavi olmak için kükürt vadisine hasta yatağıyla seyahat eden bir adam ve eğri gözlü kız gibi ilginç karakterlerin arzı endam ettiği sıra dışı bir hikâye sunuyor.

Beklenmedik olaylar ve akla hayale gelmeyecek tuhaflıklarla ilerleyen çok iyi bir roman.

  • Künye: Kobo Abe – Kanguru Defteri, çeviren: Aydın Özbek, MonoKL Yayınları, roman, 198 sayfa

Catherynne M. Valente – Ölümsüz (2014)

St. Petersburg’da kendi halinde yaşayan Marya Morevna ile Koşey, namı diğer Yaşam Çarı’nın ölümle sonu gelmez savaşı.

Koşey’in peşinden giderek St. Petersburg’tan ayrılan Morevna, Koşey’in kardeşi Ölüm Çarı ile amansız bir savaşa tutuşur.

Bu savaş, Morevna’nın hayatını tümüyle dönüştürecek, onu kudretli bir savaşçı haline getirecektir.

  • Künye: Catherynne M. Valente – Ölümsüz, çeviren: Duygu Şahin, MonoKL Yayınları

Boris Vian – Pekin’de Sonbahar (2017)

Boris Vian’ın henüz yirmi altı yaşındayken yazdığı, fakat oyunbazlığı, dilsel oyunları ve bilinçli anlam bozulmalarıyla dikkat çeken hareketli ve eğlenceli bir hikâye.

‘Pekin’de Sonbahar’, başkahramanı Amadis Dudu’nun Paris’te otobüse binmek için verdiği absürd mücadeleyle açılıyor.

Fakat bu, tüm tuhaflıklarına rağmen daha başlangıçtır.

Zira kahramanımız, tüm çabalarına rağmen işe yetişemeyecek, üstüne üstlük kendini bilindik dünyalara hiç benzemeyen bir garip alem Egzopotamya’da bulacaktır.

Bu gelişme, hikâyenin tam anlamıyla hareket kazandığı, sıra dışı olayların peş peşe dizildiği maceraların yaşanmasını beraberinde getirir.

Boris Vian, kendine has yaratıcılığıyla bize hem hızla akan, hem çok eğlenceli hem tuhaf ve hem de usta işi dil oyunlarıyla göz dolduran bir hikâye sunuyor.

  • Künye: Boris Vian – Pekin’de Sonbahar, çeviren: Alev Er, Sel Yayıncılık, roman, 302 sayfa

Mircea Cărtărescu – Orbitor 1 (2014)

Romanya’nın, adı Nobel Ödülü için geçen yazarından şiirsel, fantastik bir hikâye.

Üç cilt olarak yayınlanan roman, Romanya tarihinde mistik bir yolculuğa çıkarak çok farklı duraklara ve dünyalara uzanıyor.

Mircea Cărtărescu’nun düş âleminde, savaş, cinsiyet ve ölüm üçlüsü, totaliter bir rejimin çeperlerinde kendini sınıyor.

  • Künye: Mircea Cărtărescu – Orbitor 1: Göz Kamaştırıcı, çeviren: Sunia İliaz Acmambet, Ayrıntı Yayınları

Benjamin Constant – Adolphe (2017)

1816’da yayımlanan ve Benjamin Constant’ın hayatından izler taşıyan ‘Adolphe’, uzun süreli ilişkiler kuramayan, bağlanmaktan ölesiye korkan bireyin psikolojik halini hikâye eden ilk kurmaca yapıt olarak kabul ediliyor.

Yaşadığı hayattan sıkılan Adolphe’un yolu, genç kadın Ellénore ile kesişir.

Adolphe ilk başlarda Ellénore’da aradığı aşkı bulduğunu zanneder.

Öte yandan bu aşk, Ellénore’u daha fazla etkilemiş, genç kadın Adolphe’a bağlanmıştır.

Bir süre sonra Adolphe, Ellénore’dan sıkılmaya başlar.

Fakat buna rağmen genç kadından ayrılmaması, ilişkilerini girift ve trajik bir boyuta taşır.

Yayımlandığında Goethe, Stendhal, Puşkin ve Hugo gibi yazarların beğenisini kazanmış bu hikâyenin bizdeki baskısının, çevirmen ve Barış Özkul’un önsözleri, Paul Bourget’nin sonsözü, yazar ve dönem kronolojisi ve romana dair görsellerle zenginleştiğini de belirtelim.

  • Künye: Benjamin Constant – Adolphe, çeviren: Sâmih Tiryakioğlu, İletişim Yayınları, roman, 156 sayfa

Aleksandr Puşkin – Dubrovski (2014)

Çarlık Rusya’sında bir Robin Hood: Zengin bir aileden gelip, yoksulların yanında saf tutan ve bunun bedelini trajik bir biçimde ödeyen Dubrovski.

Roman, doymak bilmez iştahları, köylülerden muazzam korkmalarıyla Rus çiftlik sahiplerine ve yoksulluktan takati kesilmiş Rus köylüsüne dair harikulade tasvirleriyle göz dolduruyor.

  • Künye: Aleksandr Puşkin – Dubrovski, çeviren: Sabri Gürses, Kırmızı Kedi Yayınevi

Alan Spence – Gece Kayığı (2014)

On sekizinci yüzyıl Japonya’sında, bir çocuğun Zen felsefesiyle iç içe geçmiş büyüme serüveni.

İwajiro’nun Zen felsefesiyle tanışması, Fuji Dağı’nın eteklerinde, henüz sekiz yaşındayken gerçekleşir.

İwajiro bu sıra dışı deneyimden sonra adım adım hakikati keşfederken babasıyla hesaplaşacak, ölümle yüzleşecektir.

Kahramanımızın kaderinde, büyük Zen üstadı Haikun olmak da vardır.

  • Künye: Alan Spence – Gece Kayığı, çeviren: Alp Sanlı, Koton Kitap