Jean-Luc Godard ve Marcel Ophüls – Sinema Üzerine Konuşmalar (2021)

İki sinema ustasından sinema üzerine eğlenceli bir sohbet.

Jean-Luc Godard ve Marcel Ophüls, “auteur”ün ne olduğundan Yeni Dalga’ya ve kült filmlere pek çok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

‘Sinema Üzerine Konuşmalar’, birbirine benzemez iki sinema ustasının iki ayrı buluşmadaki sohbetlerini bir araya getiriyor.

Sinema tarihine damgasını vurmuş Godard ile en iyi belgesel film Oscar ödüllü Ophüls yan yana gelince; Yeni Dalga, Godard’ın kült filmleri, Marcel Ophüls’ün Godard’ın da hayranlığını kazanmış babası, yönetmen Max Ophüls’ün kendine has kamera hareketleri, sinemanın tarihle ilişkisi, prodüksiyon maliyetleri, “auteur”ün ne olduğu, birlikte çekmeyi planlayıp çekemedikleri filmler gibi konulara dair içten, hınzır, eğlenceli sohbetler ortaya çıkıyor.

Vincent Lowy ve André Gazut’nün önsözleri ile Daniel Cohn-Bendit’in Godard’a dair sonsözü de bu keyifli sohbete eşlik ediyor.

  • Künye: Jean-Luc Godard ve Marcel Ophüls – Sinema Üzerine Konuşmalar, çeviren: Işıl Kocabay ve Nihan Özyıldırım, Kırmızı Kedi Yayınevi, sinema, 80 sayfa, 2021

M. Levent Artüz – Marmara Denizi’nin Kirletilmesinin Yakın Tarihi (2021)

Hidrobiyolog Levent Artüz, bundan daha 15 yıl önce Marmara Denizi’ndeki oksijen seviyesinin azaldığını ortaya koymuştu.

Artüz bu kitabında, bugüne nasıl geldiğimizi ve Marmara’yı kurtarmak adına neler yapabileceğimizi anlatıyor.

Yıllar önce Marmara Denizi’ndeki oksijenin sıfıra yaklaştığını gözler önüne sermiş Artüz, daha o zamanlar şu saptamada bulunmuştu:

“Bir benzetme yapmak gerekirse Marmara Denizi komada ve ölmek üzere olan bir hastaya benziyor.”

Bugün yaşadığımız korkutucu “müsilaj” gerçeği ise, Artüz’ün ne denli haklı olduğunu gösterdi.

Peki, hastayı kaybediyor muyuz?

Marmara Denizi’ni kurtaramaz mıyız?

Artüz, karanlık bir tablo çizmek yerine, akılla, bilimle, uzun vadeli projelerle, kamucu anlayışla ve denizci yaklaşımla Marmara’nın yaşadığı bu felaketi nasıl aşabileceğimizi anlatıyor.

Artüz, Marmara Denizi’ni bu noktaya getiren anlayış ve projelerle hesaplaştığı gibi, denizlerimizin nasıl kurtarılacağını da anlatıyor.

  • Künye: M. Levent Artüz – Marmara Denizi’nin Kirletilmesinin Yakın Tarihi, Kırmızı Kedi Yayınevi, ekoloji, 384 sayfa, 2021

Feroz Ahmad ve Bedia Turgay Ahmad – Türkiye’de Çok Partili Politikanın Açıklamalı Kronolojisi (2021)

Türkiye yakın tarihi üzerine her kitaplıkta bulunması gereken 624 sayfalık bir başvuru kitabı.

Feroz Ahmad ve Bedia Turgay Ahmad, Türkiye’de 1945-1971 arasında yaşanmış önemli toplumsal, ekonomik ve siyasi gelişmelerin çetelesini tutuyor.

Yüzlerce dergi, gazete ve kitabı taranarak hazırlanan ‘Türkiye’de Çok Partili Demokrasi Politikanın Açıklamalı Kronolojisi’nde, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından 71 Muhtırası’na kadarki 26 yıllık süreçte Türkiye’nin siyasal atmosferinde gerçekleşen olaylar yer alıyor.

Kitapta seçimler, kurulan kabineler, darbeler, idamlar, öğrenci hareketleri, ekonomik sorunlar, grevler, uluslararası politikaların yansımaları, tek tek ve oluş sıralarıyla aktarılıyor.

Bu kronolojide dönemin önde gelen ve sonuçları itibariyle demokrasi tarihimizi kökünden şekillendirmiş, bugüne bile etkisi olan tüm olaylar yer alıyor.

Yakın tarihimizi öğrenmek ve anlamak isteyenlerin kitaplıklarından eksik etmemeleri gereken eşsiz bir başvuru kitabı.

  • Künye: Feroz Ahmad ve Bedia Turgay Ahmad – Türkiye’de Çok Partili Politikanın Açıklamalı Kronolojisi (1945-1971), Kırmızı Kedi Yayınevi, siyaset, 624 sayfa, 2021

Bruno Taut – İstanbul Günlüğü (2021)

Nazilerden kaçarak Türkiye’ye sığınmış Bruno Taut, İstanbul’da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Mimarlık Bölüm Başkanı olarak görev almıştı.

Taut’un 1936-1938 arasını kapsayan bu günlüğü, hem kişisel dünyası hem de İstanbul’un yakın tarihi üzerine eşsiz bir kaynak.

Alman dışavurumculuğunun önemli temsilcilerinden olan Taut, Berlin Siedlung programının 1924-33 yıllarındaki baş mimarıydı.

Taut’un sürgün hayatı Nasyonal Sosyalistlerin iktidara gelmesiyle başladı ve 1933’te Japonya’ya, 1936’daysa Türkiye’ye yerleşti.

24 Aralık 1938’deki ölümüne dek hayatını sürdüreceği İstanbul’da Devlet Güzel Sanatlar Akademisi’nde Mimarlık Bölüm Başkanı olarak görev yaptı ve eş zamanlı olarak Ankara’da Milli Eğitim Bakanlığı’nda İnşaat Dairesi Başkanlığı görevini de yürüttü.

Taut Türkiye’de geçirdiği süre boyunca, ağırlıklı olarak profesyonel yaşamında gerçekleşen gelişmeleri kısa kısa notlar şeklinde günlüğüne kaydeder.

Günlüğünde, bu süreçte dirsek temasında bulunduğu Erken Cumhuriyet döneminin farklı meslek gruplarına mensup önemli aktörleriyle olan ilişkilerini, mimarlık kavrayışlarını teknik gerekliliklerin ötesine taşımayı amaç edindiği öğrencileriyle olan yoğun mesaisini ve gerek akademisyen gerekse tasarımcı kimliğiyle ortaya koyduğu mimarlık üretiminin düşünsel süreçlerini aktarıyor.

‘İstanbul Günlüğü 10.11.1936 – 13.12.1938’ adıyla Almanya’da Akademie der Künste, Berlin arşivinde ve ayrıca Japonya’da bir müzede muhafaza edilen bu elyazması, elimizdeki Türkçe edisyonu vesilesiyle ilk kez kitaplaştırılarak gün ışığına çıkarılmış oluyor.

  • Künye: Bruno Taut – İstanbul Günlüğü: 10.11.1936 – 13.12.1938, çeviren: Tevfik Turan, Kırmızı Kedi Yayınevi, günlük, 384 sayfa, 2021

Bernd Brunner – Nar Kitabı (2020)

Nar gibi, farklı kültürler, dinler ve yaşam pratikleri içinde bu denli zengin anlam bolluğuna sahip meyve azdır.

Bernd Brunner de, insanın yetiştirdiği kültür bitkileri içinde ilk meyve türlerinden biri olan narın kültür tarihindeki izlerini takip ediyor.

İstanbul’da yaşayan Bruner’in hayatında nar ile ilk karşılaşması da Tarlabaşı semtinde kurulan bir halk pazarında olmuş.

O günden itibaren nara tutkuyla bağlanmış yazar burada, narın doğal ve kültürel tarihinden mitolojisine ve mutfaktaki kullanımlarına kadar uzanarak narla ilgili pek çok ilginç ve pratik bilgiler veriyor.

  • Künye: Bernd Brunner – Nar Kitabı, çeviren: Neylan Eryar, Kırmızı Kedi Yayınevi, tarih, 88 sayfa, 2020

Ahmet Kuyaş – Tarihi Düşünmek (2016)

Yakın tarihimizde yaşanmış önemli olayları bütünlüklü bir bakışla ele alan nitelikli bir çalışma.

Türkiye tarihindeki en kanlı darbeyi doğuran toplumsal ve siyasal şartlar, 31 Mart ayaklanmasının sebep ve sonuçları, Balkan Savaşları’nın Atatürk’ün hayatına yansımaları, Kürtlerin Osmanlı ile ittifak kurmasının başlıca nedenleri ve daha fazlası, bu kitapta.

  • Künye: Ahmet Kuyaş – Tarihi Düşünmek, Kırmızı Kedi Yayınevi

Linda Newbery – Duman Kedi (2016)

Simon ve ailesi, yeni bir eve taşınmıştır.

Bir süre sonra kahramanımız, yan evde garip olayların döndüğüne tanık olur.

Gece yarısına doğru çok sayıda kedi, evin sahibi yaşlı kadını ziyarete gelmektedir.

İşin asıl garip tarafı, bu gelen kedilerden gri renkli olanı, durduk yere ortadan kaybolmaktadır.

Stephen Lambert’ın çizimleriyle…

  • Künye: Linda Newbery – Duman Kedi, çeviren: Meral Alatan, Kırmızı Kedi Yayınevi

Sabahattin Önkibar – Mehdi’nin Darbesi (2016)

15 Temmuz darbesinin siyasi ayağının ısrarla ortaya çıkarılmadığı, sıklıkla dile getiriliyor.

İşte bu kitap da, darbede rol almış aktörleri birer birer ortaya çıkarıyor.

FETÖ’nün hükümet üyeleri, FETÖ’nün Tayyip Erdoğan’ı öldürme planı, Muhsin Yazıcıoğlu’nun ölümünün ardındaki gizem ve Hakan Fidan’ın ilginç sırları, Sabahattin Önkibar’ın kitabındaki dikkat çekici konulardan birkaçı.

  • Künye: Sabahattin Önkibar – Mehdi’nin Darbesi, Kırmızı Kedi Yayınevi

Feyza Hepçilingirler – Öyküyü Okumak (2016)

 

Feyza Hepçilingirler’in usta kaleminden on üç öykü çözümlemesi.

Sait Faik’ten Sabahattin Ali’ye, Adalet Ağaoğlu’ndan Tomris Uyar’a, Nursel Duruel’den Necati Tosuner’e, Erendiz Atasü’den Aslı Erdoğan ve Ahmet Bülent Tetik’e pek çok yazarın öykülerinin irdelendiği kitap, öykünün atmosferi, karakterleri, zaman ve mekânına dair merak edilenleri yanıtlıyor.

  • Künye: Feyza Hepçilingirler – Öyküyü Okumak, Kırmızı Kedi Yayınevi

Günter Grass – Yengeç Yürüyüşü (2016)

İkinci Dünya Savaşı’nda mülteci taşıyan bir gemi, bir Sovyet denizaltısı tarafından batırılır.

Tulla adında bir kadın, bu esnada bir erkek çocuk dünyaya getirir.

Bu kıyametten tam 50 yıl sonra, Tulla’nın o zaman doğurduğu Paul, bu felaketle yüzleşmeye başlayacak, ülkesinin trajik tarihi ve parçalanmış geleceğiyle yüzleşecektir.

  • Künye: Günter Grass – Yengeç Yürüyüşü, çeviren: İlknur Özdemir, Kırmızı Kedi Yayınevi