Lisa Unger – Piyonun Son Hamlesi (2014)

Psikolojik sorunlar, cinsel kimliğine dair karmaşalarla boğuşan Lana Granger, tam bir baş ağrısı.

Ama bakımını üstlendiği Luke vardır ki, hem sorunlu hem de çocuklardan beklenemeyecek kadar tehlikeli.

Bir al birini vur ötekine hikâyesi olarak da, iyi kotarılmış bir psikolojik gerilim romanı olarak da okunabilir.

  • Künye: Lisa Unger – Piyonun Son Hamlesi, çeviren: Uğur Portakal, Martı Yayınları, roman, 432 sayfa

Yıldız Ramazanoğlu – İkna Odası (2014)

Yakın tarihte, türbanlı genç kızların hayatında travma yaratan bir uygulama.

Bu süreci üç genç kadının dünyası üzerinden izleyen Ramazanoğlu, ajite edilmeye çok müsait olan bu hırpalayıcı süreci gerçekçi bir yaklaşımla sunuyor.

Arka planına, inanılmaz bir hızla dönüşen Türkiye’nin hikâyesini; ayrıca etik ve estetik bir sorgulayışı yerleştirerek…

  • Künye: Yıldız Ramazanoğlu – İkna Odası, Kapı Yayınları, roman, 260 sayfa

Jeannette Walls – Camdan Kale (2014)

Toplumun kurallarına boyun eğmeyen; haz almayı, özgürlüğü şiar edinmiş bir aile: Wallslar.

Her şey rayında giderken, artan maddi zorluklar ile babanın alkol bağımlılığı, bir anda tüm büyüyü bozar.

Yavaşça parçalanmaya başlayan Walls ailesi, derin kırılmaların ardından yeniden bir araya gelebilecek midir?

  • Künye: Jeannette Walls – Camdan Kale, çeviren: Ezgi Kızmaz Ürgen, Epsilon Yayıncılık, roman, 384 sayfa

Riitta Cankoçak – Birinci Dünya Barışı (2014)

Masal kahramanları Pino ve Violetta’nın Türkiye toplumunun kalbine doğru yaptığı fantastik bir tren yolculuğu.

Gezi Parkı’ndan Hasankeyf’e uzanan ve karakterlerin kendi aralarında felsefeye, siyasete ve topluma dair tartışmalarıyla ilerleyen yolculukta Nasreddin Hoca da, hayalet satıcısı da, korkuluklar da, sünnet çocukları da var.

  • Künye: Riita Cankoçak – Birinci Dünya Barışı, Can Yayınları, roman, 380 sayfa

Adrian MCKinty – Çakalların Yurdu (2014)

Şehrin kalburüstü kesiminin uğrak yerinde bir trafik kazasına kurban giden göçmen kimin umurunda!

Nitekim bu kaza, anında örtbas edilir, sorumlularıyla ilgili hiçbir yasal işlem yapılmaz.

Öte yandan, ölen adamın kızı dedektif Mercado, bu işin peşini bırakmamaya niyetlidir.

Hem de ülkesi Küba’dan Amerika’ya gelip cinayet mahallinde iz sürme pahasına.

  • Künye: Adrian MCKinty – Çakalların Yurdu, çeviren: Ömer Mülazım, Martı Yayınları, roman, 448 sayfa

Kim Thúy – Ru (2014)

Vietnam’dan Québec’e uzanan bir sürgün…

Thúy on yaşındayken ailesiyle bir gemiye binerek Vietnam’dan ayrılır.

Aile uzun bir yolculuktan sonra Québec’e ulaşır.

Kanada’daki hayatına göçmen olarak başlayıp, iyi iş sahibi bir vatandaş olarak sürdüren Thúy, çocukluğundaki sürgünün eşsiz hikâyesini anlatırken köklerine, kimliğine yoğunlaşıyor.

  • Künye: Kim Thúy – Ru, çeviren: Gizem Şakar, Kafka Kitap, roman, 141 sayfa

Meriç Eryürek – Tanrının Saati (2014)

İnsanın tüm becerilerinin boşa çıktığı, bilimsel ilerlemenin acımasızca sınandığı bir süreç.

Bir şirketin internette düzenlediği bir kura sonucu, dünyanın en büyük eğlence parkına gitmeye hak kazanan “talihlileri” orada ölümcül bir sürpriz beklemektedir.

Geriye dönüş mümkün değildir!

Politik göndermeler ve gerilimle örülü bir hikâye.

  • Künye: Meriç Eryürek – Tanrının Saati, Epsilon Yayıncılık, roman, 584 sayfa

Wolfgang Schorlau – Koruyan El (2017)

Siyasi polisiyenin yaşayan efsanelerinden Wolfgang Schorlau’nun daha önce Türkçede sırasıyla ‘Mavi Liste’ ve ‘Münih Komplosu’ adlı romanları yayımlanmıştı.

Schorlau bunların ilkinde devlet, büyük sermaye, gizli servisler ve silahlı örgütlerin içinde olduğu kirli bir hesaplaşmayı, ikincisinde de 1980’de Münih’te, geleneksel Ekim Festivali’nde, kalabalığın ortasında gerçekleşen ve 13 kişinin ölümüyle sonuçlanan patlamanın ardındaki devlet parmağını araştırmıştı.

‘Koruyan El’ ise, Almanya’da faaliyet gösteren ve şimdiye kadar biri Yunanistan, sekizi Türkiye kökenli dokuz gömenin öldürülmesinden sorumlu ırkçı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) örgütünün ve onun devlet içindeki desteğinin peşine düşüyor.

Schorlau’nun ‘Mavi Liste’den beri karşımıza çıkan karakteri dedektif Georg Dengler bu sefer de, Alman basınının bu cinayetleri Türkiyeliler arasındaki bir mafya savaşı olarak sulandırıp ‘Döner Cinayetleri’ olarak sulandırmasına, devletinse örgütü üç kişilik bir hücreye indirgeyip olayları örtbas etme çabasına karşın, bu yapının resmi olarak korunup gözetildiğini kanıtlarıyla gözler önüne seriyor.

Her sayfasında gerilim dozu artan, ritmini hiç yitirmeyen ‘Koruyan El’, Schorlau’nun diğer romanları gibi her şartta hukuk çerçevesinde kaldığını ve kalacağını düşündüğümüz devletin, kimi zaman ne kadar kirli ve hukuk dışı ilişkiler içine girebileceğini bize yeniden hatırlatmasıyla önemli.

  • Künye: Wolfgang Schorlau – Koruyan El, çeviren: Hulki Demirel, İletişim Yayınları, roman, 392 sayfa

Orhan Bahtiyar – Gece Tayyarede Açıkta (2014)

Gökyüzüne âşık tayyareci Vecihi’nin sıra dışı hayatı.

Kurtuluş Savaşı’na uçağıyla destek veren, yokluk yıllarında uçak üreten ve Cumhuriyet’in ilk sivil havacılık kurumunu kuran Vecihi Hürkuş, yerinde duramayan, bu dünyaya ait değilmiş gibi görünen mucitler soyundan geliyordu kuşkusuz.

Orhan Bahtiyar, bu ayrıksı karakterin dünyasına iniyor.

  • Künye: Orhan Bahtiyar – Gece Tayyarede Açıkta, Aya Kitap, roman, 400 sayfa

Lisa St Aubin de Teran – Otto (2008)

Lisa St Aubin de Teran, ‘Otto’ isimli bu romanında, Castro’nun danışmanlığını yapan, Salvador Allende’nin yakın arkadaşı Venezuelalı devrimci ve gerilla komutanı Oswaldo Barreto Miliani’nin hayat hikâyesini anlatıyor.

Her ne kadar pek tanınmasa da, kod adı Otto olan Miliani’nin, Güney Amerika tarihinde önemli bir yeri var.

Teran’ın kurgusunu ilgi çekici kılan başlıca yön, Miliani’nin siyasi rolünün yanı sıra, kişisel dünyasından ayrıntılar da sunmasıdır diyebiliriz.

Miliani’nin nasıl önemli bir devrimci figür haline geldiği, İran’daki Kürt ayaklanmalarından birinin öncüsü bir kadınla tanışması ve ardından evliliği, romanda ilgi çeken ayrıntılardan birkaçı.

  • Künye: Lisa St Aubin de Teran – Otto, çeviren: Silya Zengilli, Dharma Yayınları, roman, 574 sayfa