Lev Nikolayeviç Tolstoy – İvan İlyiç’in Ölümü (2014)

  • İVAN İLYİÇ’İN ÖLÜMÜ, Lev Nikolayeviç Tolstoy, çeviren: Mehmet Özgül, Notos Kitap, roman, 128 sayfa

Büyük yazar Tolstoy’un en önemli romanlarından olan ‘İvan İlyiç’in Ölümü’, insanoğlunun ölümle olan trajik ilişkisini destansı bir üslupla hikâye ediyor. Romanın başkahramanı İvan İlyiç, hayatı boyunca tek bir kere dahi başkaldırmamış; insanın kurulu düzenini bozmaktan, adetlere aykırı davranmaktan ölesiye korkmuş, toplum nazarında “saygınlık” kazanmayı biricik amacı bellemiş, zavallı bir insandır. Fakat bir gün, ölüm meleği İlyiç’in kapısını çalar. Bu vesileyle dönüp geçmişine bakan İlyiç, sersemlik ve dehşet içinde kurallara sıkı sıkıya bağlı, bencilce yaşadığını fark edecek, yaşarken hiç ayırdına varamadığı hakikatlerle acı bir biçimde yüzleşecektir.

Amy Plum – Onun İçin Öl (2014)

  • ONUN İÇİN ÖL, Amy Plum, çeviren: Esra Çakıruylası, Akılçelen Kitaplar, roman, 95 sayfa

Amy Plum, arkadaşının âşık olduğu kadına tutulan, sıra dışı güçlere sahip Jules Marchenoir’nin hikâyesini anlatıyor. Marchenoir, ölümle karşı karşıya gelen insanların hayatını kurtarmaktadır. Bunu yaparken, onların yerine ölmekte, daha sonra yeniden dirilmektedir. Hayatı boyunca kadınlarla yalnızca gelip geçici ilişkiler kurmakla yetinmiş Marchenoir, günün birinde Paris sokaklarında Kate Mercier’yle karşılaşır. Genç kadına âşık olan kahramanımız, Mercier’nin aslında en yakın arkadaşı Vincent’e tutulduğunu öğrenir. Marchenoir, dostuna sadık kalmak ile hayatını değiştiren bu aşka sahip çıkmak arasında kararsızdır.

Fadik Sevin Atasoy – Fadik ve Kırmızı Bavul (2014)

  • FADİK VE KIRMIZI BAVUL, Fadik Sevin Atasoy, Artemis Yayınları, roman, 253 sayfa

Fadik Sevin Atasoy, Türkiye’de oynadığı dizileri yakın zamanda bırakarak kendini dünyayı yeniden keşfetmeye adadı. Bir süredir yurtdışında bazı projeler yürüten Atasoy, yolculuklarından ilhamını alan romanında, gerçekle hayalin iç içe geçtiği bir kurgu sunuyor. Topkapı Sarayı’nda geçen bir hırsızlık hikâyesiyle açılan ve kırmızı bir bavulun da bir karakter olarak hikâyeye dâhil olduğu roman, farklı coğrafyalardan insan hikâyeleri, yolculuklarda yaşanmış kimi ilginç olayları barındırıyor.

Will Self – Şemsiye (2014)

  • ŞEMSİYE, Will Self, çeviren: Sıla Okur, Sel Yayıncılık, roman, 369 sayfa

İngiliz yazar Will Self ‘Şemsiye’de, sonu gelmeyen ruhsal sorunlarla boğuşan bir hasta ile onu iyileştirmek için yıllarını harcayan bir doktorun başından geçenleri anlatıyor. İşçi sınıfından gelen Audrey Death, kötü bir çocukluk yaşamıştır. Günün birinde gerçeklikle ilişkisi tümüyle kopan Death, burada bulunan Friern hastanesine kaldırılır. Bu hastanede görev yapmakta olan psikiyatrist Zack Busner, Death’in yardımına koşar. Busner, hastanede yerleşmiş kimi uygulamaları sorgulayarak farklı bir tedavi yöntemi izlemeye başlar. Fakat işi zorlu kılan asıl husus, geçmişinde büyük yıkımlar yaşamış Busner’in ruh sağlığının pek yerinde olmayışıdır.

Hasan Cüneyt Bozkurt – Sözcükten Resimler (2014)

  • SÖZCÜKTEN RESİMLER, Hasan Cüneyt Bozkurt, Gün Yayınları, roman, 192 sayfa

Hasan Cüneyt Bozkurt ‘Sözcükten Resimler’de, başkahramanı ressam Kadir’in, sözcüklerin ve resmin büyüsüne kapılıp düşle gerçek arasında gidip gelişini anlatıyor. Kadir, bir iddiayı gerçekleştirmek için roman yazmaya karar verir. Bu, yazı ile resim sanatı arasında benzerlikler olduğu iddiasıdır ve Kadir de, görselliği ön planda olan, her bölümünü bir tablo olarak tasarladığı, farklı anlatım biçimlerinden yararlandığı bir roman yazmaya başlar. Fakat bir süre sonra Kadir, yazdığı esere dışarıdan bakamamaya, gerçekle kurmaca olanı karıştırmaya başlar. Adeta kendi kazdığı kuyuya düşen kahramanımız, buradan kurtulmanın bir yolunu bulmalıdır.

Joshua Mohr – Bana Hayatı Yaşanır Kılan Bazı Şeyler (2014)

  • BANA HAYATI YAŞANIR KILAN BAZI ŞEYLER, Joshua Mohr, çeviren: Avi Pardo, Aylak Kitap, roman, 196 sayfa

Amerikalı genç yazar Joshua Mohr, üçüncü romanı ‘Bana Hayatı Yaşanır Kılan Bazı Şeyler’de, yaşamı boyunca hem ihmal edilmiş hem de istismara uğramış Rhonda’nın hikâyesini anlatıyor. Rhonda, henüz çocuk yaşta iken annesi tarafından terk edilmiş, ayrıca annesinin erkek arkadaşının istismarına uğramıştır. Şimdi otuz yaşında olan genç kadın, bu korkunç geçmişin verdiği bunalımdan mustariptir. Rhonda, bu yıkımın üstesinden gelmeye çalışırken içindeki çocuğu keşfeder. Bu çocuk büyüleyici gücüyle, genç kadının içine bakmasını sağlayacak, onun geçmişiyle yüzleşmesine vesile olacaktır.

Joseph Markulin – Machiavelli (2014)

  • MACHIAVELLI, Joseph Markulin, çeviren: Leyla İsmier Özcengiz, Remzi Kitabevi, roman, 655 sayfa

Joseph Markulin, tarih ve politika bilimine önemli katkılar yapmış Niccolò Machiavelli’nin hayatını, Rönesans’ın beraberinde getirdiği dönüşümler ekseninde veriyor. Roman, birbiriyle çatışan İtalyan kent devletlerini, İtalyan rönesansını ve Machiavelli’nin bu yaşananlara karşı verdiği kişisel, siyasi tavrı merkeze alıyor. Machiavelli’yi bir cumhuriyet aşığı ve tiranlık düşmanı olarak karşımıza çıkaran Markulin’in romanı, Floransa’nın Medici ailesini, İspanyol asıllı Papa Borgia ailesini ve Leonardo da Vinci ile Michelangelo gibi, fikirleriyle bilimin, sanatın ve insanlığın gelişimine katkıda bulunmuş aktörleri de karşımıza çıkarıyor.

Zafer Şenocak – Köşk (2008)

  • KÖŞK, Zafer Şenocak, Alef Yayınları, roman, 141 sayfa

‘Alman Terbiyesi’, ‘Atletli Adam’, ‘Hitler Arap mıydı?’, ‘Kara Kutu’, ‘Taşa ve Kemiğe Yazılıdır’, ‘Tehlikeli Akrabalık’ ve ‘Yolculuk Nereye?’, Zafer Şenocak’ın daha önce yayınlanmış kitapları. Şenocak’ın ‘Köşk’ isimli bu romanı ise Almanya’da müzik eğitimi alan ve bir süre için Türkiye’ye gelen Hamit’in bu süreçte kendisiyle giriştiği hesaplaşmayı hikâye ediyor. Yazı geçirmek ve abisinin arılarına bakmak için sevgilisi Hilde ile birlikte 1960 baharında İstanbul’a gelen Hamit, son halife Abdülmecid’in köşkünde kalır. Fakat kahramanımız, bu köşkte bir araya gelecek farklı kişilerin aşk, inanç ve inançsızlık üçgeninde gidip gelen girift ilişkileriyle kuşatılacaktır. Hamit kendini, ailesinin hakiki Osmanlı geçmişi ile Cumhuriyet Türkiye’sinin yeni değerleri, inançsızlık ile sofuluk ve Müslümanlığın nostaljik ve uhrevi boyutu ile dini yobazlık arasında gidip gelen karmaşık duyguların tam ortasında bulacaktır.

 

Aslı Biçen – İnceldiği Yerden (2008)

  • İNCELDİĞİ YERDEN, Aslı Biçen, Metis Yayınları, roman, 314 sayfa

Aslı Biçen’in ikinci romanı olan ‘İnceldiği Yerden’, kahramanları Cemal ile Jülide’nin fantastik maceraları ekseninde, Türkiye’nin yasaklarla şekillendirilmiş toplumsal atmosferini yeren bir siyasi roman. Yirmi yıldır ülkenin dört bir yanında kayıp babasını arayan Cemal ve anne babasını yıllar önce bir kazaya kurban verdiği için ninesiyle yaşayan lise öğrencisi Jülide, romanın iki ana karakteri. Kurgu ilk etapta, bir taşra hikâyesi olarak başlasa da, Cemal’in olağandışı insani duyarlılıkları ve Jülide’nin şeylere hükmedebilmesini sağlayan olağanüstü yetenekleri ile fantastik bir dünyaya açılır. Fakat kahramanlarımızın bu sıra dışı yetenekleri, en az onlar kadar sıra dışı olan ülkenin gerçekleriyle çarpışacaktır.

 

John Updike – Tavşan Kaç (2008)

  • TAVŞAN KAÇ, John Updike, çeviren: Meram Arvas, Alef Yayınları, roman, 360 sayfa

John Updike’ın ‘Tavşan Kaç’ı, hayatı boyunca kendisiyle yüzleşememiş, bunu yapacağı anda da hemen kaçan karakteri Harry Angstrom’un, nam-ı diğer Tavşan’ın trajikomik hikâyesini anlatıyor. Amerika’nın bir taşra kasabasında sıkışıp kalmış eski bir basketbol yıldızı olan Tavşan, başarısız bir iş adamı, başarısız bir koca ve başarısız bir âşıktır. Ev kadınlarına meyve sebze soyacağı pazarlayan Tavşan’ın hayatı da, tahmin edilebileceği gibi başarısızlığın getirdiği tatminsizliklerle doludur. Updike, en iyi becerdiği şey kaçmak olan, fakat her kaçışından sonra da yeniden yuvaya geri dönen Tavşan’ın küçük dünyasını, güçlü trajikomik unsurlarla harmanlayarak anlatıyor.