Hermann Hesse – Klein ve Wagner (2017)

  • KLEIN VE WAGNER, Hermann Hesse, çeviren: Kâmuran Şipal, Yapı Kredi Yayınları, roman, 92 sayfa

klein-ve-wagner

Hermann Hesse’den kısa fakat etkileyici bir roman. Banka memuru Friedrich Klein kırklı yaşlarında, saygın bir aile babasıdır. Günün birinde bu huzurlu hayat, affedilemez suçlarla sarsıntıya uğrar. Klein evrakta sahtecilik yaparak bir miktar parayı zimmetine geçirir ve İtalya’ya kaçar. Fakat kahramanımızın asıl sıkıntısı burada ortaya çıkmaya başlar. Zirâ aslında rüyalarındaki gibi güzel olan bu yeni hayatında Klein, cinnet getirip ailesini yok eden öğretmen Ernst Wagner’in hikâyesiyle fazlasıyla meşgul olmaya başlayacak, hatta bunu, Wagner’in işlediği suçta payı varmış gibi düşünecek denli abartacaktır. Kahramanımız bu olaydan parçalanmış bir kişilikle çıkabilecektir.

Hüseyin Kıran – Resul (2017)

  • RESUL, Hüseyin Kıran, Sel Yayınları, roman, 141 sayfa

resul

Kıran’ın simgeler, örtük ifadeler ve oyunlarla yol alan, özgün diliyle pek çok okurun beğenisini kazanmış ilk romanı, yeni baskısıyla karşımızda! Nevi şahsına münhasır karakteri Resul’un bitmemiş kavgasını, parçalanmış kişiliğini, çevresiyle kurduğu çatışmalı ve gerilimli dünyasını hikâye eden roman, aynı zamanda tuhaf bir sürgünle cezalandırılmış baba, kiracı Işıl ve Hafize Hanım gibi sıra dışı karakterleriyle de dikkat çekiyor. Bütün bunların yanı sıra, otoriteyi simgeleyen, bireyin hiçbir şekilde karşı çıkmasının mümkün olmadığı buyurgan bir kurum olarak Daire, kurguyu, romanın bütününü baştan sona kuşatan ürkütücü bir yapı olarak karşımıza çıkıyor.

Alex Shearer – Teneke Kutular (2007)

  • TENEKE KUTULAR, Alex Shearer, çeviren: Nursel Yıldız, Tudem Yayın Grubu, 270 sayfa

teneke-kutular

Alex Shearer’in bu romanı, gerilimli bir fantastik dünyayı hikâye ediyor. Romanın, teneke kutu biriktiren kahramanı Fergal, ucuzlukta satılan etiketsiz teneke kutulardan hoşlanır. Günün birinde Fergal, teneke kutulardan birinin içinde kesik bir parmak, bir diğerinde ise içinde “İmdat” yazan bir not bulur. Fergal, kurgunun ilerleyen sayfalarında, onu çok farklı ve fantastik dünyalara götürecek başka teneke kutularla da karşılaşacaktır.

Barış Soydan – Cemaatçinin Ölümü (2016)

  • CEMAATÇİNİN ÖLÜMÜ, Barış Soydan, Labirent Yayınları, roman

cemaatcinin-olumu

Cesur gazeteci Ufuk Lodos, iktidar-cemaat savaşında, yandaş medyadaki işinden kovulmuş ve yalnızlaştırılmıştır. Bu esnada yaşanan tasfiye ve gözaltılarda, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Gündüz de işkencede öldürülmüştür. Bu olayı aydınlatmaya koyulan Ufuk Lodos kendini, hayatının riske gireceği, soluk soluğa bir kovalamacanın tam göbeğinde bulur.

Sandra Brown – Kaza Kurşunu (2007)

  • KAZA KURŞUNU, Sandra Brown, çeviren: İpek Demir, Altın Kitaplar, roman, 479 sayfa

kaza-kursunu

Sandra Brown’ın ‘Kaza Kurşunu’, bir ihanet ve cinayet romanı. Romanın başkahramanı Dedektif Duncan Hatcher, gece yarısı Yargıç Cato Laird’in evine çağrılır. Yargıcın genç ve güzel karısı Elise, hırsızlık yaparken yakaladığını söylediği adamı vurmuştur. Fakat kadının anlattıklarından ve olayın meydana geliş şeklinden kuşkulanan Hatcher, öldürülen adamın, Lairdlerle ilişkisi olduğunu düşünür. Hatcher, soruşturmalarını derinleştirdikçe, işin anlatıldığı gibi olmadığını öğrenir. Burada, Elise’in Hatcher’a, kocasıyla ilgili öne sürdüğü iddialar, olayın çözümünü daha da karmaşıklaştıracaktır. Tam bu aşamada, Elise’in ortadan kaybolması, her şeyi daha da içinden çıkılmaz hale getirir.

Gene Kim, Kevin Behr ve George Spafford – Bitmeyen Proje (2016)

  • BİTMEYEN PROJE, Gene Kim, Kevin Behr ve George Spafford, çeviren: M. Sinan Alpsoy, Timaş Yayınları

bitmeyen-proje

Teknoloji şirketi Parts Unlimited’da geçen bir iş dünyası ve beyaz yakalı çalışan romanı. Bu işyerinde sürekli, çalışanları felce uğratan sorunlar baş göstermekte, başlanan projeler asla zamanında teslim edilememektedir. Roman, çalışanların bu sıkıntılı süreci nasıl atlatıp başarıya ulaştığını hikâye ediyor.

Stelyo Kuloğlu – Postaneye Asla Yalnız Gitme (2007)

  • POSTANEYE ASLA YALNIZ GİTME, Stelyo Kuloğlu, çeviren: Sona Özzakar, Kanat Kitap, roman, 303 sayfa

postaneye-asla-gitme

Yunanistanlı yazar Stelyo Kuloğlu’nun ‘Postaneye Asla Yalnız Gitme’ adlı romanı, perestroika dönemi Rusya’sını hikâye ediyor. Kuloğlu’nun Moskova’da uzun yıllar muhabirlik yaptığı zamanlara dair deneyimleriyle oluşturduğu roman, gerçekçi gözlemleriyle öne çıkıyor diyebiliriz. Komünist yönetimin nasıl yıkıldığı ve bundan sonraki değişimler, romanın asıl olay örgüsünü oluşturuyor. Kitabın ilgi çekiciliği, bu yıkılan dünyalara, çoğu da sıradan hayatlar yaşayan insanların gözünden bakması. Romanın Kuloğlu ile otobiyografik özellikler barındıran anlatıcısı, yaşanan olağanüstü dönüşümü, “Birkaç saat içerisinde, McDonalds’ın önünde oluşan kuyruk, Lenin’in mozolesinin önündekinden çok daha uzundu. Ünlü bir talk şovcu, McDonalds’ın açılmasının Sovyetler Birliği’nde demokrasinin ilk işareti olduğunu belirtmişti,” cümlesiyle özetler.

Brian McClellan – Kan Yemini (2017)

  • KAN YEMİNİ, Brian McClellan, çeviren: Cihan Karamancı, İthaki Yayınları, roman

kan-yemini

Epik fantazi türünün iyi örneklerinden biri olarak kabul edilen Barut Büyücüsü üçlemesinin ilk kitabı. Feldmareşal Tamas, kral yanlılarının, Kilise’nin, işçi sendikaları ve paralı askerlerin güç savaşına tutuştuğu bir dönemde, barut büyücülerinden yardım ister. Tamas’ın tehlikeli maceralarına silahlar, kılıçlar ve büyücüler eşlik edecektir.

Merve Küçüksarp – Hazan Vakti (2017)

  • HAZAN VAKTİ, Merve Küçüksarp, Epsilon Yayınları, roman

hazan-vakti

1921-22 yıllarında, işgal altındaki İzmir’de yaşananları zengin bir burjuva ailesinin bireylerinin maceraları ekseninde hikâye eden bir roman. Osmanlı, tarihinin en bunalımlı dönemlerinden birini yaşarken, burjuvalar ışıltılı hayatlarına devam etmektedir. Ailenin oğullarından Selim’in yolu, hayat kadını Maria ile kesişecek ve aralarında yasak bir aşk filizlenecektir.

Dean Koontz – Frankenstein (2007)

  • FRANKENSTEIN: GECE ŞEHRİ, Dean Koontz, çeviren: Mehmet Gürsel, İnkılap Kitabevi, roman, 365 sayfa

frankenstein

‘Gece Şehri’, Dean Koontz’un ‘Frankestein’ serisinin ikinci kitabı. Serinin birinci kitabı, hatırlanacağı gibi, ‘Mirasyedi’ adını taşıyordu. Ünlü gerilim-polisiye yazarlarından Koontz, serinin bu devam romanında, insanlığın ortak kâbusundan fırlayan ve yok edilmesi neredeyse imkânsız yaratıkları hikâye ediyor. İnsanlardan daha güçlü, onlardan daha çabuk iyileşebilen ve daha hızlı düşünebilen yaratıklar, romanın başkahramanı Victor Helios’u, yani Frankestein’ı bile çaresiz bırakacaktır. Victor bu amansız yaratıklardan kurtulmak için, canavar olarak nitelendirilen Deucalion ile dedektif O’Connor ve ortağı Maddison’a başvuracaktır.