Kolektif – Restoran ve Kafeler (2017)

Yeme-içme mekânları, sosyal etkileşimin en yoğun olduğu, şehir hayatını tamamlayan olmazsa olmaz durakların başında geliyor.

Çağdaş kent yaşamının en güzel sürprizlerinden biri ise, yeni ve öncü tasarım projeleriyle bizi şaşırtması.

İşte ‘Restoran ve Kafeler’ de, farklı amaçlar ve işlevler için tasarlanmış yeme-içme mekânlarının izini sürüyor.

14 ülkeden 24 mimari anlayış…

31 restoran, kafe, bar…

Rehberde, Türkiye’den ve dünyadan mimar ve içmimarların restoran, kafe ve bar projeleri yer alıyor.

Burada, kullanılmayan yaya geçitlerinden eski fabrika binalarından dönüştürülen restoranlara ve gece geç saatlerde sahne performansları gerçekleştirilen gece kulüplerine kadar, karşımıza pek çok sıra dışı proje çıkmakta.

Hem gönlündeki mekânı arayanlara hem de kendi yeme-içme mekânı için özgün fikirler hayal edenlere ziyadesiyle hitap edecek bir rehber.

  • Künye: Kolektif – Restoran ve Kafeler, editör: Burçin Yılmaz, YEM Yayın, mimari, 168 sayfa

Michael Forrest – Çanakkale Boğaz Savunması (2017)

Osmanlı, 18 Mart 1915’te, kendilerinden kat kat güçlü donanmaya sahip İtilaf Devletleri’ni büyük bir yenilgiye uğratmıştı.

Bu muharebe, Çanakkale Savaşları’nın kaderini yeniden belirlemişti.

Michael Forest elimizdeki nitelikli çalışmasında, bu zorlu muharebenin kapsamlı bir fotoğrafını çekiyor.

İstanbul’u elinde bulunduran İtilaf Devletleri için Çanakkale Boğazı neden önemliydi?

İtilaf Devletleri ile Osmanlı’nın deniz güçleri nasıldı?

Tarafların muharebe hazırlıkları nasıl yapıldı?

Muharebe sürecindeki taktik hatalar nelerdi?

Osmanlı’nın muharebeyi kazanmasını sağlayan faktörler neydi?

Forest’in çalışması, bu ve bunun gibi sorulara doyurucu yanıtlar sunmasıyla önemli.

18 Mart 1915 zaferini getiren Çanakkale Boğazı’ndaki savunmayı oluşturan tahkimatları, ağır topları, mayınları ve torpilleri ayrıntılarıyla öğrenmek isteyenlere.

  • Künye: Michael Forrest – Çanakkale Boğaz Savunması, çeviren: İsmail Hakkı Yılmaz, İş Kültür Yayınları, tarih, 368 sayfa

Vanessa Walder – Kurtlarla Uluyan Kuzu (2017)

Çok sayıda çocuk ve gençlik romanı bulunan Alman yazar Vanessa Walder’den bir arayış hikâyesi.

Romanın başkahramanı Ham, kendini kurt olarak bilir.

Yalnız bildiğimiz kurtlara hiç benzemiyor.

Bir defa, fazlasıyla pofuduk: Tam bir tüy yumağı…

Ayrıca taviz vermez bir vejetaryen.

Üstüne üstlük, sivri dişleri dahi yok!

Günün birinde, ormanın geveze baykuşunun ağzından, kurtların sürü halinde gezdiği ve beraber avlandığı gibi densiz bir laf çıkar.

Bu söz, Ham’ın gerçekte kim olduğuyla ilgili şüphelere gark olmasına sebep olur.

Kahramanımız, şüphelerini aydınlatmak için ait olduğu söylenen sürüyü bulmak için yola koyulur.

Bu yolculuk hem tehlikeli hem de komik maceralara açılan ilginç bir deneyim olacaktır.

Bir zaman sonra Ham’ın yolu, bir çiftliğe düşer.

Ve burada, bir kuzuyla tanışır.

İkili arasında olağanüstü bir dostluk başlar.

Ve Ham da, aklındaki sorulara yanıt bulur.

Aslında en iyisi Ham’a kulak vermek.

Çünkü onun şarkısı her şeyi özetliyor.

“Benim adım Ham,

Bir kurt ya da kuzu olurum.

Canım hangisini isterse, o olurum.

Çünkü aslında ben… Sadece benim.”

  • Künye: Vanessa Walder – Kurtlarla Uluyan Kuzu, resimleyen: Zapf, çeviren: Genç Osman Yavaş, Can Yayınları, 208 sayfa

Bengi Akbulut – Termik Santrallerin Maliyeti (2017)

Ekolojik durumun, doğanın ve bunun çerçevelediği insanın ekonomideki değeri nedir?

Bengi Akbulut’un elimizdeki çalışması, Türkiye’de yapılması planlanan 5 termik santralin çevresel ve toplumsal maliyetini sorgulayarak, söz konusu değer konusunda bizi aydınlatıyor.

Bilindiği gibi, Türkiye’de termik santral projelerinin onaylanmasında veya hukuki mücadele alanına taşınmasında Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) Raporları büyük önem taşıyor.

Fakat Akbulut’a göre, bu raporlarda ortaya konan çevresel-toplumsal maliyet değerlendirmeleri eksiklikler barındırmakta.

Eksik çünkü, termik santrallerin yarattığı birçok toplumsal, ekolojik ve ekonomik etkiyi tam olarak yansıtmıyor.

Yazar, ilk olarak bu raporları adeta didik didik inceliyor.

En önemlisi de, raporların fayda-maliyet analizlerinde pek görünmeyen, santrallerin doğaya ve topluma getireceği korkutucu maliyetleri gözler önüne seriyor.

Son olarak belirtelim: Ekoloji Kolektifi Derneği’nin yayımladığı bu kitap, hiçbir ücret talep edilmeden isteyen herkese dağıtılıyor.

Kitabı edinmek için, iletisim@ekolojikolektifi.org adresi üzerinden dernekle iletişim kurulabilir.

  • Künye: Bengi Akbulut – Termik Santrallerin Maliyeti, Ekoloji Kolektifi Derneği Yayınları, ekoloji, 60 sayfa

İbrahim Şimşek – Köy Enstitüsünden Öğretmenliğe, Öğretmenden Öğrenciye (2017)

Köy Enstitülerinin ne denli büyük bir devrim anlamına geldiğini geçen zamanla birlikte daha iyi anlıyoruz.

İbrahim Şimşek de, yolu Köy Enstitüleriyle kesişmiş ve bu ekolün ortaya koyduğu toplumsal, kültürel ve eğitsel dönüşüme birebir tanık olmuş.

İbrahim Şimşek, Ihlara Vadisi’nde Cumhuriyet’in ilk yıllarında, dört çocuklu bir ailenin oğlu olarak doğdu.

Okula çok geç başladı. Zira köyünde ne okul, ne de öğretmen vardı.

Şimşek geç de olsa, meşhur İvriz Köy Enstitüsü’nde eğitim almayı başarır.

Burası, kendisini yeni şeyler öğrenmek ve onları başkalarıyla paylaşmak için öylesine teşvik eder ki, Şimşek bu tutkusunu sonraki kuşaklara aktarmak amacıyla öğretmen olmaya karar verir.

Daha sonra Anadolu’nun farklı yerlerinde görev almaya başlar Şimşek.

Şimşek’in, ülkenin 1930’lardan 1970’lere uzanan dönemiyle iç içe geçen anıları, hem bir eğitimcinin meslek hayatı boyunca yaşadıklarını aktarıyor hem de Köy Enstitüleri deneyimini birinci elden paylaşıyor.

Bu kitap, yalnızca eğitim alanında denenmiş, başarılı olmuş, fakat iktidarın daha sonra korkup yasaklayacağı bir eğitim sistemini anlatmıyor, aynı zamanda ülkenin 1930’lardan bugüne uzanan bir panoramasını da sunuyor.

Şimşek, Atatürk’ün devrimci çizgisine sonuna kadar inanıyor ve bu inançla yazıyor.

  • Künye: İbrahim Şimşek – Köy Enstitüsünden Öğretmenliğe, Öğretmenden Öğrenciye, İş Kültür Yayınları, anı, 400 sayfa

Julia Romp ve Megan Lloyd Davies – Dört Ayaklı Mucize (2014)

‘Dört Ayaklı Mucize’, otizmli bir çocuk ile bir sokak kedisi arasındaki mucizevi dostluğu hikâye ediyor.

Dokuz yaşındaki Georg otizmlidir ve şimdiye kadar hiçbir tedaviye yanıt verememiştir.

Günün birinde Georg’un annesi, açlıktan bitap düşmüş bir sokak kedisini eve getirir.

Kısa bir süre sonra Ben adını koydukları yeni misafir ile Georg arasında sarsılmaz bir bağ kurulur.

Kedi, Georg’un kendiliğinden iletişim kurduğu tek varlık olacak ve ailenin hayatını tümüyle değiştirecektir.

  • Künye: Julia Romp ve Megan Lloyd Davies – Dört Ayaklı Mucize, çeviren: Ayşegül Şah Bozdoğan, Habitus Kitap, roman, 345 sayfa

 

Rohat Alakom – Yaşar Kemal’in Yapıtlarında Kürtler (2014)

Rohat Alakom’un ilk baskısı 1992’de yapılan incelemesi, Yaşar Kemal ve yapıtlarına dair kaleme alınan ilk çalışmalardan biri.

Alakom, genişletilmiş bir baskıyla yeniden yayımlanan kitabına, Yaşar Kemal’in ailesini, yetiştiği çevreyi, eğitim yıllarını, gazetecilik ve yazarlık dönemini anlatarak başlıyor.

Yazar devamında da, Kemal’in yapıtlarında Anadolu’da iz bırakmış halklar olarak Türkmenler, Kürtler, Çerkezler, Ermeniler, Rumlar ve Yahudilerin kendilerine yer buluşunu irdeliyor.

Alakom kitabının son bölümünde de, Kürt kültürünün ve Kürt gerçekliğinin Yaşar Kemal’in eserlerindeki yansımalarını ve Yaşar Kemal’in yapıtlarında kurulan Çukurova-Van karşıtlığını irdeliyor.

  • Künye: Rohat Alakom – Yaşar Kemal’in Yapıtlarında Kürtler, Avesta Yayınları, inceleme, 146 sayfa

 

Emrah Yolcu – Padalya (2014)

‘Padalya’, genç şairlerimizden Emrah Yolcu’nun ilk kitabı. Kendisini kutluyoruz.

Yolcu, ‘Kudret İçin Portre’ şiirinde şöyle diyor:

“Adım adım uçuruma biriktiriyorum seni

 

Ertelenmiş bütün sözlerin ağrısına boğuyorum seni

yeni doğmuş kızların avuç içlerinde boğuyorum seni

günahı sorulduğunda çekilen ertoprağında boğuyorum seni

 

Kalk ve çevir gözlerini, göreceğin çatlayışlara boğuyorum seni

her şeyin bir şeye benzediği bu sahte kente boğuyorum seni

kayalıklara, suya, yağmura, İstanbul’a boğuyorum seni

 

Takunyaların, alevin, kaçışın, çalının ışığına boğuyorum seni

tozun, ayağın, parmak uçlarına girdabın boğuyorum seni (…)”

  • Künye: Emrah Yolcu – Padalya, Noktürn Yayınları, şiir, 61 sayfa

Kolektif – En İyi Matematik Yazıları (2014)

Birçok yazarın makaleleriyle katkıda bulunduğu ‘En İyi Matematik Yazıları’, uzmanların yanı sıra, matematiğe ilgi duyan her seviyeden okura hitap ediyor.

Burada yer alan metinler, matematikçilerin aynı zamanda neden iyi birer dansçı oldukları, matematiğin müziğe uygulanmasından çıkan ilginç sonuçlar, müziğin matematiksel izahatı, üniversite matematiği ile lise matematiği arasındaki başlıca farklar, matematik öğretiminde izlenmesi gereken yöntemler, matematik felsefesinin öğretmenlik üzerine etkileri, matematik ve fotoğrafçılık arasındaki ilişki ve rotalama problemlerinin tarihsel gelişimi gibi keyifli konular yer alıyor.

  • Künye: Kolektif – En İyi Matematik Yazıları, derleyen: Mircea Pitici, çeviren: Sibel Özkan, Hil Yayın, matematik, 216 sayfa

Ümit Sanlav – Sosyal Medya Savaşları (2014)

Ümit Sanlav ‘Sosyal Medya Savaşları’nda, sosyal medya araçlarının tarihsel gelişimini irdelediği gibi, Twitter başta olmak üzere tüm sosyal medya araçlarında takip ve etkileşimi arttıracak öneriler sunuyor.

Sanlav’ın burada ele aldığı konular şöyle:

Sosyal medyanın gelişim süreçleri,

Sosyal medyayı etkili kullanma yolları,

Sosyal medyadaki ticari eğilimler,

Sosyal ağlarda siyasi tanıtımın nasıl yapılacağı,

Sosyal ağların mahremiyete olumsuz etkileri,

Sosyal medyada röntgenciliğin tehlikeli boyutları,

Türkiye’de sosyal ağ kullanıcı profili,

Profesyonel sosyal medya kullanımında amaç ve hedef.

  • Künye: Ümit Sanlav – Sosyal Medya Savaşları, Hayat Yayınları, rehber, 163 sayfa