Cahit Tanyol – O Zaten Yoktu (2007)

  • O ZATEN YOKTU, Cahit Tanyol, Altın Kitaplar, roman, 272 sayfa

o-zaten

Bir süre önce yayınlanan ‘Çankaya Dramı’ ile hatırlanacak Cahit Tanyol’un ‘O Zaten Yoktu’ isimli bu kitabı da, bir roman çalışması. Romanın baş kahramanı, Mahmud Aziz isimli bir lise öğretmenidir. Uzun yıllar edebiyat öğretmenliği yapan Mahmud Aziz, yıllar sonra günlüğünün sayfalarına geri döner. Fakat bu sayfalarda, gençliğinde yaşadığı ve hâlâ unutamadığı bir aşkın izine rastlar. Aziz öğretmenlik yaparken, derslerine giren Edibe isimli öğrencisine âşık olmuştur. Fakat daha sonra ailelerden kaynaklı sorunlar nedeniyle evlenemezler. Mahmud Aziz, gençliğinin unutamadığı bu öyküsünü hatırlarken, bir yandan da kendisiyle kıyasıya yüzleşecektir.

Z. Polat Koyuncu – Hızlı Okuma ve Algılama (2007)

  • HIZLI OKUMA VE ALGILAMA, Z. Polat Koyuncu, Omega Yayınları, psikoloji, 166 sayfa

hizli-okuma-ve-algilama

Wody Allen’ın, hızlı okuma konusunda ünlü bir esprisi vardır. Kendisi zamanında, “Hızlı okuma tekniğiyle Anna Karenina’yı okudum, olay Rusya’da geçiyormuş,” demişti. Yani hızlı okumada bir sorun var ki, o da okuduğunu anlamamak gibi, bayağı önemli bir sorundur. Z. Polat Koyuncu da, bu espriyi bilmiş olacak ki, kitabının hızlı okuma bölümüne, “algılama”yı da eklemeyi ihmal etmemiş. Kitabın birinci bölümü, hızlı okumanın nasıl öğrenileceğine; nasıl okuduğumuz ve nasıl okumamız gerektiğine; göz frenlerinden kurtulma yollarına ve göz egzersizlerine yer veriyor. İkinci bölümse, alışkanlıkların yirmi bir günde değişmesi gerçeğinden hareketle, yirmi bir günlük bir uygulama sunuyor.

Petra Hammesfahr – Sessiz Kiracı (2007)

  • SESSİZ KİRACI, Petra Hammesfahr, çeviren: Saadet Tomak, Epsilon Yayıncılık, roman, 295 sayfa

sessiz-kiraci

Petra Hammesfahr’ın ‘Sessiz Kiracı’sı, psikolojik gerilim türüne iyi örneklerden birini oluşturuyor. Bilindiği gibi, daha önce Türkçe’de ‘Son Kurban’ isimli romanı yayınlanan Hammesfahr, kadın polisiye yazarlığının en iyi temsilcilerinden biri olarak kabul ediliyor. Bu son romanı ise, Wolfgang Weber Hayvan Evi adlı pet-shop dükkânında yolu kesişen kahramanları ve bu kahramanlar etrafında dönen bir cinayeti anlatıyor. Pet-shop’un üst katındaki dairede yaşayan yaşlı adam; her gün dükkânın vitrini önünde hayvanları seyreden bir kız çocuğu ve yıllar önce eşini kaybetmiş, geçmişinin korkulu rüyalarının etkilerinden kurtulamayan bir kadın, romanın öne çıkan karakterleri.

Felipe Fernández-Armesto – Yemek İçin Yaşamak (2007)

  • YEMEK İÇİN YAŞAMAK, Felipe Fernández-Armesto, çeviren: Elif Akhan, İletişim Yayınları, yemek, 280 sayfa

yemek-icin

Felipe Fernández-Armesto, ‘Yemek İçin Yaşamak’ta, yemeğin tarihi serüvenine yer veriyor. Kitabın ilgi çekiciliği, yiyecek tarihini, insan türünün birbiriyle ve doğanın geri kalanıyla başka etkileşimlerinden ayrılmayan, dünya tarihinin bir konusu olarak ele almaya çalışmasıdır diyebiliriz. İnsanın yiyeceği pişirmeyi öğrenmesini; yamyamlığı ve bunun günümüzün beslenme anlayışıyla ilişkisini; sömürgeciliğin doğal çevre üzerindeki etkilerini; çiftçiler ve çobanların ortaya çıkışını; Amerikan yerlilerinin yiyecek saklama şekillerini ve ilk okyanus aşırı yolculuklarla beslenme sorunlarının nasıl çözüldüğü, kitapta dikkat çeken konulardan birkaçı.

Isaac Asimov – Dolu Dolu Yaşadım (2007)

  • DOLU DOLU YAŞADIM, Isaac Asimov, derleyen: Janet Jeppson Asimov, çeviren: Asena Devlet, Hit Kitap, otobiyografi, 320 sayfa

dolu-dolu

‘Dolu Dolu Yaşadım’, son yıllarda Türkiye’de de kendine has okuyucu kitlesi oluşturan biyografi ve otobiyografi kitaplarına son örneklerden biri. Özellikle yazarının bilimkurgu türünün önemli isimlerinde biri olması, kitabın içeriğini daha da ilgi çekici kılıyor. Daha önce Asimov’un sağlığında kaleme aldığı çeşitli yazılar, mektuplar ve üç büyük bölümden oluşan ayrıntılı bir otobiyografisi bulunuyordu. Janet Jeppson Asimov’un bu çalışması ise, yazarın biyografisini tarihi gelişim sırasına göre değil, daha çok Asimov’un bir yazar ve hümanist olarak kendi hayatı hakkında anlattıklarını öne çıkararak aktarıyor.

Jonathan Harr – Kayıp Tablo (2007)

  • KAYIP TABLO, Jonathan Harr, çeviren: Taner Gezer, Sonsuz Kitap, roman, 264 sayfa

kayip-tablo

‘Kayıp Tablo’nun baş kahramanı, sanat tarihi öğrencisi Francesca Cappelletti. Francesca, Barok sanat akımının ilk büyük sanatçısı olan Michelangelo Merisi da Caravaggio’nun kayıp bir tablosunun peşine düşer. Harr’ın kurgusu, Francesca’nın tozlu bir arşivde araştırma yaparken, ressamın uzun yıllardır aranan bir kayıp tablosunun izine rastlamasıyla başlar. Francesca, yakaladığı izden hareketle, tablonun yüzlerce yıllık tarihini ve Avrupa boyunca sürdürdüğü yolculuğu ortaya çıkarır. Tabloya ulaşmasını sağlayacak başlıca isim ise, İrlanda’da çalışan restoratör Sergio Benedetti’dir. Tarihi unsurlarla oluşturulan romanın, polisiye kurgusuyla da dikkat çektiğini söyleyelim.

Hakan Yöney – Profesyonel Zekâ (2007)

  • PROFESYONEL ZEKÂ, Hakan Yöney, Remzi Kitabevi, kişisel gelişim, 263 sayfa

profesyonel-zeka

Bilindiği gibi, Entelektüel Zekâ (IQ) ile Duygusal Zekâ (EQ), ısıtıla ısıtıla, dillere pelesenk olmuş bir ikili. Hakan Yöney’se, bu ikilinin karşısına, Profesyonel Zekâ’yı (PQ) koyuyor. Psikiyatrist olan Yazar, IQ-EQ “mucize ikilisi”nin profesyonel yaşamda başarı için yeterli olmadığını, kendi deyimiyle “Daha mutlu, daha verimli, özel yaşamla daha barışık bir iş yaşamı için” PQ’nun devreye sokulması gerektiğini belirtiyor. Yazara göre, PQ’yu oluşturan on zihinsel yeti bulunuyor ve bu yetilerin keşfedilmesi, başarının yolunu mümkün kılıyor. Yöney’in çalışması, zekâsıyla sorun yaşayan ve bunu ne IQ ne de EQ ile aşabilen, son olarak da PQ ile şansını denemek isteyenlere önerilir.

Henri Pena-Ruiz – Laiklik Nedir? (2007)

  • LAİKLİK NEDİR?, Henri Pena-Ruiz, çeviren: Ümran Derkunt, Gendaş Kültür Yayınları, siyaset, 247 sayfa

laiklik-nedir

Henri Pena-Ruiz’in ‘Laiklik Nedir?’i, “Ortak çıkarların paylaşımından vazgeçmeden ‘farklılıkları’ nasıl yaşamak gereklidir?” sorusuyla başlıyor. Yazar, sorunun verili laiklik anlayışının tartışmaya açılmasıyla giderilebileceğini savunuyor. Pena-Ruiz, kitabının birinci bölümünde, laikliğin temel ilkesini, onun hukuksal tanımını ve felsefe açısından dayandığı gerçekleri açıklamaya çalışıyor. Yazar buradan hareketle, tanımın günümüzde karşılaştığı sıkıntıların nasıl üstesinden gelinebileceğine kafa yoruyor. Paris Siyasal Bilgiler Enstitüsü’nde Felsefe Doçenti olan yazarın, ‘Laikliğin Felsefesi’ isimli bir kitabının bulunduğunu da belirtelim.

Çetin Yiğenoğlu – Üç Bin Yıllık Kavga (2007)

  • ÜÇ BİN YILLIK KAVGA, Çetin Yiğenoğlu, Cumhuriyet Kitap, siyaset, 350 sayfa

uc-bin-yillik

Çetin Yiğenoğlu’nun ‘Üç Bin Yıllık Kavga’sının alt başlığı ‘Ermeniler Ne İstiyor?’ ismini taşıyor. Yiğenoğlu, doğru bir tespitle, konu hakkındaki tartışmaların, daha çok hamasi söylemlerin gölgesinde kaldığını belirtiyor. Yiğenoğlu, “İşte bu yapı, büyük gerçeği arama savındaki uzmanları ve bilim insanlarını bile düşüren tuzaklar kurulmasına yol açıyor,” diyor. Fakat, tamamıyla bir iyi niyetten yola çıkmış diyebileceğimiz Yiğenoğlu, çalışmasının merkezine Ermeni tezlerinin “provakatif” yönlerini alıp, diğer tarafın konu karşısındaki tutumunu ihmal etmiş. Kitap bu eksikliğine rağmen, en azından, Osmanlı’nın tehcir politikalarına dair önemli bilgiler barındırmasıyla ilgi çekebilir.

Martin Rees – Dünyanın Sonu (2007)

  • DÜNYANIN SONU: SON SAAT, Martin Rees, çeviren: Yasemin Engin, 1001 Kitap, bilim, 270 sayfa

dunyanin-sonu

Martin Rees, Cambridge Üniversitesi’nde profesör. Özellikle küresel ısınmayla beraber, dünyanın sonuna dair kaygılar gündemi işgal etmeye başladı. Rees, ‘Dünyanın Sonu: Son Saat’te, çok değil, sadece gelecek on yıl içinde verilecek kararların, dünyanın kaderini oldukça etkileyebileceğini belirtiyor. Çalışma, dünyanın geleceğini, daha çok teknolojik gelişmeler çerçevesinden ele alıyor. Örneğin yazara göre, nano teknolojinin gelişmesiyle beraber, yüzyılın ortalarında insanüstü robotlar ortaya çıkacak, hatta bunlar zekâlarıyla, insanı “sollayabilecek” bir duruna gelecek. Kitapta, bilgisayar teknolojisinin gelişimiyle ilgili ilginç tahminler de bulunuyor.